• 267
    havanız kime kardeşim?

    ben artık türk hava yolları'nın ve türkiye'deki büyük şirketlerin bu sponsorluk ve yatırım anlayışını gerçekten anlamıyorum.

    barcelona, manchester united, euroleague, şampiyonlar ligi, şimdi liverpool...

    milyonlarca euro, yüz milyonlarca sterlin.

    tamam, dünyaya reklamımızı yaptık. logomuzu herkes gördü. sonra?

    kimse liverpool'a sponsor oldu diye londra'dan istanbul'a özellikle türk hava yolları business class bileti almıyor. insan uçuş saatine bakıyor, aktarmaya bakıyor, hizmete bakıyor, en önemlisi fiyatına bakıyor. thy iyiyse zaten biniyor. kötüyse liverpool'un göğsüne turkish airlines değil, uçağın kendisini koysan yine binmiyor.

    euroleague'e yıllarca ismimizi verdik. her maçta turkish airlines dediler. güzel.

    türk basketboluna bunun kalıcı karşılığı ne oldu?

    15 yıllık sponsorluktan sonra bugün dönüp baktığımızda türkiye'de yapılan tesis nerede, altyapıya bırakılan büyük yatırım nerede, yetiştirilen çocuklar nerede? bu kadar büyük bir paranın türk basketboluna bıraktığı miras ne?

    benim derdim thy reklam yapmasın değil. yapsın. dünyanın her yerinde reklamını da yapsın.

    ama önce şu ülkenin haline bir bakın.

    büyük şirketlerin vergi borçlarının silinmesini veya yeniden yapılandırılmasını tartışıyoruz. bu ülkenin pazarından, insanından, altyapısından para kazanan dev şirketlerin milyarlarca liralık yurtdışı yatırımlarını konuşuyoruz. yabancı otomobile biniyoruz, yabancı teknoloji kullanıyoruz, ithal enerji tüketiyoruz. kazandığımız paranın önemli bir bölümünü bir şekilde yeniden yurtdışına gönderiyoruz.

    diğer tarafta bu ülkenin maaşlı çalışanı ay sonunu getirmeye çalışıyor.

    bu ülkede hayatında doğru düzgün tatil yapmamış insanlar var. çocuğunu denize götürememiş aile var. bir hafta tatili bırak, iki gün şehir dışına çıkmanın hesabını yapan milyonlar var.

    sonra çıkıp dünyanın en zengin futbol kulüplerinden birinin önüne yüz milyonlarca sterlin koyuyoruz.

    havanız kime kardeşim?

    biz suudi arabistan değiliz.

    toprağı delince petrol çıkmıyor. dünyaya enerji satıp kasamızı doldurmuyoruz. üretimde, teknolojide, enerjide dışarıya bağımlılığımız var. biz zengin bir ülke değiliz.

    biz zengin görünmeye çalışan fakir bir ülkeyiz.

    benim itirazım tam olarak buna.

    istanbul'da büyük bir deprem ihtimalini yıllardır konuşuyoruz. milyonlarca insanın yaşadığı bir şehrin yapı stokunu, altyapısını, ulaşımını, iletişim sistemlerini ve afet sonrasında ekonominin nasıl ayakta kalacağını tartışıyoruz.

    türkiye ekonomisinin kalbinin attığı istanbul'da ağır bir deprem yaşanması yalnızca insani bir felaket olmaz. ülkenin ekonomik bağımsızlığını dahi zorlayabilecek ölçekte bir yıkım yaratabilir.

    böyle bir ülkede benim önceliğim liverpool'un transfer bütçesine katkı sağlamak olmaz.

    ben o parayla bu ülkenin dayanıklılığını artırırım.

    okul güçlendiririm. yurt yaparım. afet lojistik merkezleri kurarım. arama kurtarma ekiplerine yatırım yaparım. genç sporculara tesis yaparım. üniversitelere laboratuvar kurarım. türk mühendisinin, sporcusunun, öğrencisinin önünü açarım.

    yine paran kalıyorsa git liverpool'a sponsor ol.

    futbolda da durum farklı değil.

    bu ülkenin taraftarı zaten kulübünü sırtında taşıyor. kombine alıyor, forma alıyor, üyelik alıyor, yayın paketi alıyor. avrupa deplasmanına gitmek istediğinde bir de karşısına astronomik uçak biletleri çıkıyor.

    maç belli oluyor, talep artıyor, bilet fiyatı uçuyor.

    madem türk sporuna bu kadar meraklısınız, işte size sponsorluk.

    avrupa deplasmanına giden türk takımı için ilave sefer koy. taraftara ulaşılabilir fiyat belirle. 500-1000 kişiyi takımının peşinden avrupa'ya götür.

    türk taraftarı takımını desteklesin.

    bunun adı da reklam olsun.

    liverpool taraftarının karşısına turkish airlines yazmak için yüz milyonlarca sterlin bulabiliyorsanız, türk taraftarının kendi takımını avrupa'da destekleyebilmesi için birkaç ek sefer organize etmek herhalde imkansız değildir.

    üstelik bunun reklamını yapmanıza bile gerek yok. o taraftar zaten sizi anlatır.

    benim anlayamadığım nokta tam olarak bu.

    türkiye'de yaşayan insanın hayatına dokunmak yerine neden sürekli dışarıya ne kadar zengin olduğumuzu göstermeye çalışıyoruz?

    beş yıldızlı havalimanımız var.

    dev şirketlerimiz var.

    dünyanın her yerine uçuyoruz.

    dünyanın en büyük kulüplerine sponsor oluyoruz.

    iyi de vatandaş bunun neresinde?

    bir ülkenin zenginliği havalimanının büyüklüğüyle, futbol formasındaki logosuyla veya şirketlerinin yurtdışında harcadığı parayla ölçülmez.

    o ülkede yaşayan sıradan insanın hayatıyla ölçülür.

    çalışan insan ev alabiliyor mu?

    çocuğuna iyi eğitim verebiliyor mu?

    yılda bir hafta tatile çıkabiliyor mu?

    maça gidebiliyor mu?

    arabaya binebiliyor mu?

    bir felaket olduğunda devletinin ve kurumlarının kendisini koruyacağına güvenebiliyor mu?

    bunlara cevap veremiyorsak liverpool formasında ismimizin yazmasının benim için hiçbir anlamı yok.

    üstelik avrupa'nın dev kulüpleri bizim yardımımıza muhtaç değil.

    liverpool fakir değil.

    barcelona fakir değil.

    manchester united fakir değil.

    euroleague fakir değil.

    bunlar zaten dünyanın en büyük spor ekonomisinin içerisinde yaşayan yapılar.

    biz ise kendi insanımızın ekonomik sıkıntılarını, kendi şehirlerimizin deprem riskini, kendi spor kulüplerimizin finansal problemlerini, kendi çocuklarımızın tesis ve altyapı eksikliklerini çözmeden avrupa'nın şımarık evlatlarının cebine balya balya para koyuyoruz.

    sonra bunun adına “türkiye'nin global marka gücü” diyoruz.

    ben buna global marka gücü demiyorum.

    ben buna öncelik problemi diyorum.

    türk hava yolları dünyanın en büyük havayollarından biri olsun. bununla hepimiz gurur duyalım. dünyanın 150 ülkesine uçsun, 200 ülkesine uçsun. en iyi business class'ı yapsın. en iyi uçakları alsın. dünyanın en iyi havayolu olsun.

    ama önce ait olduğu ülkeyi unutmasın.

    çünkü günün sonunda o logonun üzerinde “turkish” yazıyor.

    o kelime liverpool'da bir formanın üzerinde güzel görünsün diye değil, arkasında güçlü bir ülke olduğu zaman değerlidir.

    önce o ülkeyi güçlendirin.

    sonra dünyaya ne kadar güçlü olduğumuzu anlatırsınız.

    havanız kime kardeşim?
App Store'dan indirin Google Play'den alın