5285
armanın herkesten büyük olduğu gibi kendisinden de büyük olduğunu kabul etmesi gereken futbolcu.
kimse kendisine saygısızlık etmiyor, son dört yılda kazanılan tüm başarılarda emeği var ve kaptanlık yaptı bu takıma. lakin eski hızında değilsen, takımı aşağıya çıkıyorsan kaptan olarak çıkıp dersin ki hocam ben armaya, takıma zarar vermek istemiyorum, kendimi toparlayıp öyle geleceğim. ona göre de plan yapılır.
geçtiğimiz yıldan itibaren uyarmaya başladık apokerim yavaşladı, omzu vuran geçiyor, seneye dahada düşecek yaş alıyor diye. bunu boksa bağlayanlar oldu, ne kadar bilimsel bilinmez ama gerçek şu ki haaland, geçen sezon city deplasmanında apokerim e kalçayı koyduğu an 10 metre önünde kaleciyle karşı karşıya kaldı, astı. nice sayısız maç. bu sezon süre aldığı zamanlarda hususi apokerim i izliyorum: sanchez jakobs bazen de sallai, sürekli gözleri arkada apokerim in arkasını toplamaya, kademesine girmeye çalışıyorlar; kendi mevkilerini savunmak+apokerim in kademesine gitmek, haliyle aynı anda iki karpuz taşınamayacağından defansın şirazesi kayıyor. en basit örnek: (bkz: 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı) . ilk yarı jakobs-lemina-sanchez-sallai, her oyuncu kendi mevkisini iyi kötü savunuyor ve agresif bir duruşla ileride takım makine gibi oyun oynuyor; ikinci yarı jakobs-apokerim-sanchez-sallai, herkes apokerim in hatalarını örtmeye çalışıyor, kalçayı koyan apokerim i geçiyor, hata üstüne hata, sonunda yenilen gol. sezon başı apokerim öyle sinyaller veriyor ki süperligde kalçayı koyan santrofor kendisine el sallıyor; avrupada ne olacak allah kerim.
bunu biz taraftar olarak görüyoruz, uyarıyoruz; yönetenler ya görmüyor ya da apokerim e saygısızlık olmasın diye görmezden geliyor. ne zamandan beri oyuncu, takımdan armadan üstün geldi; galatasaray ın düsturu ne zamandır buna dönüştü insan hayret ediyor. arkasına ümit özdağ ı alıp hazırlamak zor muydu mesela? değildi ve taraftarın isyanı da ayan beyan açık olan bir şeyin birileri üzülmesin diye gözardı edilmesinedir. bunu kendisine saygısızlık olarak adledenler armanın büyüklüğünün farkında değillerdir maalesef.
kimse kendisine saygısızlık etmiyor, son dört yılda kazanılan tüm başarılarda emeği var ve kaptanlık yaptı bu takıma. lakin eski hızında değilsen, takımı aşağıya çıkıyorsan kaptan olarak çıkıp dersin ki hocam ben armaya, takıma zarar vermek istemiyorum, kendimi toparlayıp öyle geleceğim. ona göre de plan yapılır.
geçtiğimiz yıldan itibaren uyarmaya başladık apokerim yavaşladı, omzu vuran geçiyor, seneye dahada düşecek yaş alıyor diye. bunu boksa bağlayanlar oldu, ne kadar bilimsel bilinmez ama gerçek şu ki haaland, geçen sezon city deplasmanında apokerim e kalçayı koyduğu an 10 metre önünde kaleciyle karşı karşıya kaldı, astı. nice sayısız maç. bu sezon süre aldığı zamanlarda hususi apokerim i izliyorum: sanchez jakobs bazen de sallai, sürekli gözleri arkada apokerim in arkasını toplamaya, kademesine girmeye çalışıyorlar; kendi mevkilerini savunmak+apokerim in kademesine gitmek, haliyle aynı anda iki karpuz taşınamayacağından defansın şirazesi kayıyor. en basit örnek: (bkz: 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı) . ilk yarı jakobs-lemina-sanchez-sallai, her oyuncu kendi mevkisini iyi kötü savunuyor ve agresif bir duruşla ileride takım makine gibi oyun oynuyor; ikinci yarı jakobs-apokerim-sanchez-sallai, herkes apokerim in hatalarını örtmeye çalışıyor, kalçayı koyan apokerim i geçiyor, hata üstüne hata, sonunda yenilen gol. sezon başı apokerim öyle sinyaller veriyor ki süperligde kalçayı koyan santrofor kendisine el sallıyor; avrupada ne olacak allah kerim.
bunu biz taraftar olarak görüyoruz, uyarıyoruz; yönetenler ya görmüyor ya da apokerim e saygısızlık olmasın diye görmezden geliyor. ne zamandan beri oyuncu, takımdan armadan üstün geldi; galatasaray ın düsturu ne zamandır buna dönüştü insan hayret ediyor. arkasına ümit özdağ ı alıp hazırlamak zor muydu mesela? değildi ve taraftarın isyanı da ayan beyan açık olan bir şeyin birileri üzülmesin diye gözardı edilmesinedir. bunu kendisine saygısızlık olarak adledenler armanın büyüklüğünün farkında değillerdir maalesef.


