480
kulüplere doğrudan “alın şu cep harçlığını da transfer yapın” demeyen, ancak farklı kanallar üzerinden ciddi miktarda nakit akışı sağlayan hükümet.
son yıllarda bunun en görünür yöntemi, iktidara geldikleri günden bu yana büyüttükleri inşaat rantı ekonomisine büyük kulüpleri de dâhil etmeleri oldu. kamuya bağlı kurumlarla ya da iktidara yakın şirketlerle ortak gayrimenkul projelerine giren kulüpler, kısa süre içerisinde tarihlerinde görmedikleri bütçelerle transfer yapmaya başlıyor.
bir diğer yöntem ise kulüplerin içler acısı mali tablolarına rağmen altı ayda veya yılda bir sermaye artırımına giderek piyasadan para toplayabilmesi. normal şartlarda, gerçekten denetlenen bir sermaye piyasasında bu derece borca batık herhangi bir şirketin bu sıklıkta sermaye artırımı yaparak kaynak toplamasına müsaade edilir mi? ancak konu büyük futbol kulüpleri olduğunda buna sürekli olarak izin veriliyor.
bu nedenle hiçbir kulübün “biz farklıyız, asıl onlar destekleniyor” diyerek kendisini diğerlerinden ayırma hakkı yok. hepsi aynı kayığa binmiş durumda. kendi operasyonlarıyla yaratmaları mümkün olmayan paraları, bu düzenin bir parçası oldukları için rahatlıkla harcayabiliyorlar.
elbette bu ilişkinin hükümet açısından da bir karşılığı var. insanların ekonomik ve toplumsal sorunlarla ilgilenmek yerine bu kulüplerin neferleri olarak birbirleriyle kavga etmesi, kutuplaşması ve gündemin geri kalanına duyarsız kalması da iktidarın işine geliyor.
özetle ortada tek taraflı bir destekten ziyade, tarafların birbirinden faydalandığı karşılıklı bir kazan-kazan düzeni bulunuyor.
son yıllarda bunun en görünür yöntemi, iktidara geldikleri günden bu yana büyüttükleri inşaat rantı ekonomisine büyük kulüpleri de dâhil etmeleri oldu. kamuya bağlı kurumlarla ya da iktidara yakın şirketlerle ortak gayrimenkul projelerine giren kulüpler, kısa süre içerisinde tarihlerinde görmedikleri bütçelerle transfer yapmaya başlıyor.
bir diğer yöntem ise kulüplerin içler acısı mali tablolarına rağmen altı ayda veya yılda bir sermaye artırımına giderek piyasadan para toplayabilmesi. normal şartlarda, gerçekten denetlenen bir sermaye piyasasında bu derece borca batık herhangi bir şirketin bu sıklıkta sermaye artırımı yaparak kaynak toplamasına müsaade edilir mi? ancak konu büyük futbol kulüpleri olduğunda buna sürekli olarak izin veriliyor.
bu nedenle hiçbir kulübün “biz farklıyız, asıl onlar destekleniyor” diyerek kendisini diğerlerinden ayırma hakkı yok. hepsi aynı kayığa binmiş durumda. kendi operasyonlarıyla yaratmaları mümkün olmayan paraları, bu düzenin bir parçası oldukları için rahatlıkla harcayabiliyorlar.
elbette bu ilişkinin hükümet açısından da bir karşılığı var. insanların ekonomik ve toplumsal sorunlarla ilgilenmek yerine bu kulüplerin neferleri olarak birbirleriyle kavga etmesi, kutuplaşması ve gündemin geri kalanına duyarsız kalması da iktidarın işine geliyor.
özetle ortada tek taraflı bir destekten ziyade, tarafların birbirinden faydalandığı karşılıklı bir kazan-kazan düzeni bulunuyor.

