3895
biliyorum, şu anki federasyonu ele alırsak; bırakın futbol yönetimini, kahvehane işletseler bile okey takımı isteyenlere 52'liyi, çay isteyene kivili oralet getirip bir şekilde beceriksizlik ve kaos ortamı yaratırlar; fakat federasyonun görev önceliği konusunda kurumun büyük bir sapma içinde olduğunu söylemem gerekiyor.
dünyada hiçbir federasyonun birinci amacı, en üst ligini sevk ve idare etmek olamaz. bizimkisinin ise tek amacı bu. oysa federasyonun birinci amacı, bulunduğu ülkede futbol oynayanların seviyesini yükseltmektir. bu; oyuncu yetiştirme sistemini kurmaktan, denetlemekten, geliştirmekten başlar ve oyuncuların aldığı süreyle devam eder. tff'ye bakınca durum tam tersi: ortada oynayacak oyuncu yok, oynayacak oyuncuyu çıkaracak altyapılar yok, biz çıkmamış oyuncuya don biçiyoruz. yine teşbihte hata olmaz ama tabiri caizse, götümüzde don yok, altta pantolon yok üzerimize giyeceğimiz gömleğin keten mi, dar kesim mi, boğazının nasıl olması gerektiği derdindeyiz.
kaldı ki bahsettiğim oyuncuların illa şampiyonlar ligi seviyesinde olmasını da istemiyorum. galatasaray olarak bakmayalım; biz zaten kazara bu sistem içerisinde futbolcu olmuş, bireysel çabasıyla bir yere gelmiş bir avuç insanı bünyesinde barındırarak bu sistemin gerekliliklerini sağlıyoruz. fakat yabancı sınırlarıyla birlikte, anadolu takımlarına önemli katkı sağlayacak oyuncuları parası fazla olan kulüplerin kulübelerinde çürümeye yollayan bu sistemden sonra anadolu takımlarında futbolcu kalmıyor. sonra sürekli benzer hatalarla karşılaşan, asla daha üst seviyeye çıkamayan takımları izliyoruz. bu söylediklerimin hepsini türk teknik direktörler için de söyleyebiliriz. bugün dünyada "alman akademisi mezunu" veya "italya'daki coverciano akademisi mezunu" diye pazarlanan onlarca hoca var. elbette ne orada eğitim gören herkes dünya klasında ne de bizim burada kendi başına bir yere gelmeye çalışan hocalarımız amatör seviyede; ancak futbolun temelleri konusunda sorunlarımız olduğunu kabul etmeliyiz. sen daha hocana temel eğitimi vermekten uzaksın; bu sebepten sana gelen her standart yabancı hoca bir noktada fark yaratıyor. sen daha kendi hakemine eğitim vermekten uzaksın; bu yüzden ortalama bir yabancı hakem sadece gördüğünü çalsa fark yaratıyor. sen kim, yerli futbolcu oynatmayı zorunlu kılmak kim?
ezcümle; ben takımımda 20 tane yerli futbolcu olsun isterim. fakat hak etmeyen kişilerin bir yerlere gelmesi için kurulan sistemlerle değil; gerçekten hak eden, donanımlı futbolcularla bunun gerçekleşmesini isterim. a milli futbol takımı'nda beklerin yarısı avrupa'da yetişmiş; orta sahada oynattığı 5 oyuncudan 4'ünün altyapısı avrupa, hücumcularda durum ise 9'da 4. sen kimsin ki yerli futbolcu oynatmayı zorunlu kılıyorsun? önce ülkende yetiştiricilik ortamı kur.
dünyada hiçbir federasyonun birinci amacı, en üst ligini sevk ve idare etmek olamaz. bizimkisinin ise tek amacı bu. oysa federasyonun birinci amacı, bulunduğu ülkede futbol oynayanların seviyesini yükseltmektir. bu; oyuncu yetiştirme sistemini kurmaktan, denetlemekten, geliştirmekten başlar ve oyuncuların aldığı süreyle devam eder. tff'ye bakınca durum tam tersi: ortada oynayacak oyuncu yok, oynayacak oyuncuyu çıkaracak altyapılar yok, biz çıkmamış oyuncuya don biçiyoruz. yine teşbihte hata olmaz ama tabiri caizse, götümüzde don yok, altta pantolon yok üzerimize giyeceğimiz gömleğin keten mi, dar kesim mi, boğazının nasıl olması gerektiği derdindeyiz.
kaldı ki bahsettiğim oyuncuların illa şampiyonlar ligi seviyesinde olmasını da istemiyorum. galatasaray olarak bakmayalım; biz zaten kazara bu sistem içerisinde futbolcu olmuş, bireysel çabasıyla bir yere gelmiş bir avuç insanı bünyesinde barındırarak bu sistemin gerekliliklerini sağlıyoruz. fakat yabancı sınırlarıyla birlikte, anadolu takımlarına önemli katkı sağlayacak oyuncuları parası fazla olan kulüplerin kulübelerinde çürümeye yollayan bu sistemden sonra anadolu takımlarında futbolcu kalmıyor. sonra sürekli benzer hatalarla karşılaşan, asla daha üst seviyeye çıkamayan takımları izliyoruz. bu söylediklerimin hepsini türk teknik direktörler için de söyleyebiliriz. bugün dünyada "alman akademisi mezunu" veya "italya'daki coverciano akademisi mezunu" diye pazarlanan onlarca hoca var. elbette ne orada eğitim gören herkes dünya klasında ne de bizim burada kendi başına bir yere gelmeye çalışan hocalarımız amatör seviyede; ancak futbolun temelleri konusunda sorunlarımız olduğunu kabul etmeliyiz. sen daha hocana temel eğitimi vermekten uzaksın; bu sebepten sana gelen her standart yabancı hoca bir noktada fark yaratıyor. sen daha kendi hakemine eğitim vermekten uzaksın; bu yüzden ortalama bir yabancı hakem sadece gördüğünü çalsa fark yaratıyor. sen kim, yerli futbolcu oynatmayı zorunlu kılmak kim?
ezcümle; ben takımımda 20 tane yerli futbolcu olsun isterim. fakat hak etmeyen kişilerin bir yerlere gelmesi için kurulan sistemlerle değil; gerçekten hak eden, donanımlı futbolcularla bunun gerçekleşmesini isterim. a milli futbol takımı'nda beklerin yarısı avrupa'da yetişmiş; orta sahada oynattığı 5 oyuncudan 4'ünün altyapısı avrupa, hücumcularda durum ise 9'da 4. sen kimsin ki yerli futbolcu oynatmayı zorunlu kılıyorsun? önce ülkende yetiştiricilik ortamı kur.

