152
transferi isteyen renktaşlarımız bizim futbol aklı mantalitemizi kaçırıyor.
bizim transfer sezonu planımız şöyle işliyor; elimizde 60 milyon euro var diyelim. aciliyetimiz 6-8 numara bir oyuncuysa 30 milyonu buraya veririm. zaten muhabirlerin dursun özbek bütçeyi buraya ayırdı lafı ordan geliyor. sonra 10 numara transferi için 2.ci aşamaya geçiliyor. burada önüne çıkacak fırsata göre can uzun gibi forvet arkası da olabilir, odegaard gibi klasik 10 numara da olabilir, thuram gibi tempolu dikine giden bir 8 numara da olabilir, atalantalı ederson gibi daha pasör olgun bir oyuncu da olabilir. oyuncu tipine kesinlikle bir filtreleme getirmeden tamamen çıkan fırsatlara göre, kaderin oyununa göre bir ilerleme var. günün sonunda bu farklı farklı oyuncuların hiç biri olmaz bu arada.
burada bir sürü isimle oyalanıp yazın bitimine doğru, bir yedek forvet ve yedek stoper arayışı başlar. bu ikisi arasında acayip bir hiyerarşik fark yok. en son para kalırsa veya kiralık seçenekler çıkarsa sol kanat alalım diye noktayı koyarlar. noa lang duruma göre kiralanmayı bekliyor zaten en son.
yani ilk aşamada bile oldu ki iyi bir stoper denk geldi, almazlar 6-8 numara kovalarlar, çünkü total paraya zeval getirirse 5 10 milyon euro için çok iyi bir orta saha alamamaktan korkarlar.
oğuz aydın transferi buna çok net bir örnek. bir sürü sağ kanat var niye alalımdan, ağustosta keşke alsaydıka döndü.
bu kafayla yönetilen bir süreci; 15 milyon euro civarı aral’ı alması beklemek gülünç malesef. yoksa arda turan’ın gençliğinin regeni gibi oynayan ve avrupa’da iş yapmış yerli bir oyuncuyu kaçırmak büyük fiyasko.
ekitike, haller, wirtz satmış frankfurt’ta 2005 doğumlu bir oyuncuyu türkiye’ye getirmek imkansız zaten; ama aral’ı danimarka’dan almak çok zor değil.
sorun bu takımın yöneticisinin ve teknik heyetinin dürtüsel hareket etmesi, plansız programsız olması.
bizim transfer sezonu planımız şöyle işliyor; elimizde 60 milyon euro var diyelim. aciliyetimiz 6-8 numara bir oyuncuysa 30 milyonu buraya veririm. zaten muhabirlerin dursun özbek bütçeyi buraya ayırdı lafı ordan geliyor. sonra 10 numara transferi için 2.ci aşamaya geçiliyor. burada önüne çıkacak fırsata göre can uzun gibi forvet arkası da olabilir, odegaard gibi klasik 10 numara da olabilir, thuram gibi tempolu dikine giden bir 8 numara da olabilir, atalantalı ederson gibi daha pasör olgun bir oyuncu da olabilir. oyuncu tipine kesinlikle bir filtreleme getirmeden tamamen çıkan fırsatlara göre, kaderin oyununa göre bir ilerleme var. günün sonunda bu farklı farklı oyuncuların hiç biri olmaz bu arada.
burada bir sürü isimle oyalanıp yazın bitimine doğru, bir yedek forvet ve yedek stoper arayışı başlar. bu ikisi arasında acayip bir hiyerarşik fark yok. en son para kalırsa veya kiralık seçenekler çıkarsa sol kanat alalım diye noktayı koyarlar. noa lang duruma göre kiralanmayı bekliyor zaten en son.
yani ilk aşamada bile oldu ki iyi bir stoper denk geldi, almazlar 6-8 numara kovalarlar, çünkü total paraya zeval getirirse 5 10 milyon euro için çok iyi bir orta saha alamamaktan korkarlar.
oğuz aydın transferi buna çok net bir örnek. bir sürü sağ kanat var niye alalımdan, ağustosta keşke alsaydıka döndü.
bu kafayla yönetilen bir süreci; 15 milyon euro civarı aral’ı alması beklemek gülünç malesef. yoksa arda turan’ın gençliğinin regeni gibi oynayan ve avrupa’da iş yapmış yerli bir oyuncuyu kaçırmak büyük fiyasko.
ekitike, haller, wirtz satmış frankfurt’ta 2005 doğumlu bir oyuncuyu türkiye’ye getirmek imkansız zaten; ama aral’ı danimarka’dan almak çok zor değil.
sorun bu takımın yöneticisinin ve teknik heyetinin dürtüsel hareket etmesi, plansız programsız olması.


