22917
son iki sezondur oynattığı oyun bana "11 tane servet çetin olsa 11'ini de oynatırım" diyen kalli'yi anımsatıyor. fizik temelli oyunu oyuncuların teknik yönlerine odaklanmamızı zorlaştırıyor, osimhen asla bitiriciliği bu kadar düşük bir oyuncu değildi ancak okan hoca'nın "kaos presi" içinde oyuncular ceza sahasına girdiklerinde laktik asit patlaması yaşıyorlar.
mesele sadece çok koşmak veya çok basmak değil; mesele bu baskıyı bir pres şeması dahilinde, doğru parselasyonla ve pas hızıyla destekleyerek yapmak. bizde ise tam tersi bir durum var: fiziksel efor, teknik aklın önüne geçmiş durumda. sürekli 180 nabızla oynamaya çalışan bir oyuncunun, top ayağına geldiğinde o soğukkanlı son vuruşu yapmasını veya kilit pası atmasını beklemek fizik kurallarına aykırı.
tempoyu sadece ciğerle değil, topu koşturarak yakalamak zorundayız. teknik kapasitesi yüksek oyuncuların bu "koş-koş" futbolu içinde birer savunma neferine evrilmesi, hücumdaki yaratıcılığımızı törpülüyor. eğer baskı oyununu bir sistemden ziyade sadece bireysel efora dayandırmaya devam edersek, yorulan oyuncunun yaptığı her "tercih hatası" kalemizde kontra atak olarak dönecek.
netice itibarıyla; okan hoca’nın bu fizik temelli inadı, takımı bir atletizm kafilesine dönüştürmemeli. futbol, sadece en çok koşanların değil, topu en doğru hızda çevirenlerin kazandığı bir oyun olmaya devam ediyor. 11 tane servet çetin’le ligde kalabilirsiniz ama avrupa’da o teknik eşiği atlamak için "akıllı pres" ve "dinamik teknik" şart.
mesele sadece çok koşmak veya çok basmak değil; mesele bu baskıyı bir pres şeması dahilinde, doğru parselasyonla ve pas hızıyla destekleyerek yapmak. bizde ise tam tersi bir durum var: fiziksel efor, teknik aklın önüne geçmiş durumda. sürekli 180 nabızla oynamaya çalışan bir oyuncunun, top ayağına geldiğinde o soğukkanlı son vuruşu yapmasını veya kilit pası atmasını beklemek fizik kurallarına aykırı.
tempoyu sadece ciğerle değil, topu koşturarak yakalamak zorundayız. teknik kapasitesi yüksek oyuncuların bu "koş-koş" futbolu içinde birer savunma neferine evrilmesi, hücumdaki yaratıcılığımızı törpülüyor. eğer baskı oyununu bir sistemden ziyade sadece bireysel efora dayandırmaya devam edersek, yorulan oyuncunun yaptığı her "tercih hatası" kalemizde kontra atak olarak dönecek.
netice itibarıyla; okan hoca’nın bu fizik temelli inadı, takımı bir atletizm kafilesine dönüştürmemeli. futbol, sadece en çok koşanların değil, topu en doğru hızda çevirenlerin kazandığı bir oyun olmaya devam ediyor. 11 tane servet çetin’le ligde kalabilirsiniz ama avrupa’da o teknik eşiği atlamak için "akıllı pres" ve "dinamik teknik" şart.


