52
(bkz: #4403259)
avrupa deplasmanı bariyerini aşmış süper takım. ön eleme turları hariç eylül 1999'dan ağustos 2000'e kadar deplasmanda ve tarafsız sahada oynadığı toplam 9 maçta 4 galibiyet 3 beraberlik 2 mağlubiyet almış, bu maçlarda 16 gol atıp 9 gol yemişiz.
bahsi geçen maçlarda rakiplerimiz de şu şekildeydi;
- 21 eylül 1999 milan galatasaray maçı: 2-1 mağlubiyet
- 28 eylül 1999 chelsea galatasaray maçı: 1-0 mağlubiyet
- 26 ekim 1999 hertha berlin galatasaray maçı: 1-4 galibiyet
- 23 kasım 1999 bologna galatasaray maçı: 1-1 beraberlik
- 2 mart 2000 borussia dortmund galatasaray maçı: 0-2 galibiyet
- 16 mart 2000 real mallorca galatasaray maçı: 1-4 galibiyet
- 20 nisan 2000 leeds united galatasaray maçı: 2-2 beraberlik
- 17 mayıs 2000 galatasaray arsenal maçı: 0-0 beraberlik (penaltılarla 4-1 galibiyet)
- 25 ağustos 2000 galatasaray real madrid maçı: 2-1 galibiyet
rakiplerimizin gücünü ve o dönemin hikayesini anlatmaya gerek duymuyorum, sadece birkaç anektod vereyim;
1- galatasaray'ın kaybettiği maçlar dahil bu 9 maç arasında rakibine oyun olarak kaybettiği tek maç bologna deplasmanıydı. diğer maçların tamamına yakınında iç sahada olmamasına rağmen oyun olarak da rakibine üstün gelmeyi başardı.
2- milan'a kaybettiğimiz maçta dünyaları kaçırmış ve beraberliği geçtim galibiyeti kaçırmıştık.
3- chelsea'ye 1-0 kaybettiğimiz maçın 31. dakikasında claudio taffarel atılmıştı ve 60 dakikayı eksik ve yedek kalecimizle oynamıştık.
4- chelsea ile oynadığımız maçın başında kornerde, çizgiyi net bir şekilde geçmiş olan topumuzda golümüz yenilmişti, arsenal ile oynadığımız uefa kupası finalinin uzatma dakikalarının başındaki hagi-adams kavgasında iki oyuncunun birden atılması gerekirken sadece hagi atılmış ve 25 dakikayı haksız yere 1 kişi eksik oynamıştık, real madrid ile oynadığımız süper kupa finalinde 1-0 öndeyken real madrid lehine dünyanın en komik penaltısı çalınmış ve tek golleri de bu penaltıdan gelmişti.
kısacası bu serüvendeki belli maçlarda hakemler de aleyhimize korkunç hatalar yapmışlardı.
sonuç olarak o takım öyle bir takımdı ki dünyanın her yerinde her rakibe karşı oyununu kabul ettirecek ve rakibine üstün gelecek güce sahipti. türk futboluna bir daha öyle bir takım ne zaman gelir bilmiyorum ama 2000 sonrasında o takımla kıyaslanan türk takımlarının hiçbiri o takımın seviyesine yakın bile değildi.
bugün haklı olarak gurur duyduğumuz 2025-2026 galatasaray dahi oyun gücü olarak o takımın çok uzağında. dilerim okan buruk yönetiminde üstüne koyarak devam eder ve 2000 galatasaray'ını dahi gölgede bırakacak güce ulaşarak şampiyonlar ligi kupasını müzemize götürürüz.
avrupa deplasmanı bariyerini aşmış süper takım. ön eleme turları hariç eylül 1999'dan ağustos 2000'e kadar deplasmanda ve tarafsız sahada oynadığı toplam 9 maçta 4 galibiyet 3 beraberlik 2 mağlubiyet almış, bu maçlarda 16 gol atıp 9 gol yemişiz.
bahsi geçen maçlarda rakiplerimiz de şu şekildeydi;
- 21 eylül 1999 milan galatasaray maçı: 2-1 mağlubiyet
- 28 eylül 1999 chelsea galatasaray maçı: 1-0 mağlubiyet
- 26 ekim 1999 hertha berlin galatasaray maçı: 1-4 galibiyet
- 23 kasım 1999 bologna galatasaray maçı: 1-1 beraberlik
- 2 mart 2000 borussia dortmund galatasaray maçı: 0-2 galibiyet
- 16 mart 2000 real mallorca galatasaray maçı: 1-4 galibiyet
- 20 nisan 2000 leeds united galatasaray maçı: 2-2 beraberlik
- 17 mayıs 2000 galatasaray arsenal maçı: 0-0 beraberlik (penaltılarla 4-1 galibiyet)
- 25 ağustos 2000 galatasaray real madrid maçı: 2-1 galibiyet
rakiplerimizin gücünü ve o dönemin hikayesini anlatmaya gerek duymuyorum, sadece birkaç anektod vereyim;
1- galatasaray'ın kaybettiği maçlar dahil bu 9 maç arasında rakibine oyun olarak kaybettiği tek maç bologna deplasmanıydı. diğer maçların tamamına yakınında iç sahada olmamasına rağmen oyun olarak da rakibine üstün gelmeyi başardı.
2- milan'a kaybettiğimiz maçta dünyaları kaçırmış ve beraberliği geçtim galibiyeti kaçırmıştık.
3- chelsea'ye 1-0 kaybettiğimiz maçın 31. dakikasında claudio taffarel atılmıştı ve 60 dakikayı eksik ve yedek kalecimizle oynamıştık.
4- chelsea ile oynadığımız maçın başında kornerde, çizgiyi net bir şekilde geçmiş olan topumuzda golümüz yenilmişti, arsenal ile oynadığımız uefa kupası finalinin uzatma dakikalarının başındaki hagi-adams kavgasında iki oyuncunun birden atılması gerekirken sadece hagi atılmış ve 25 dakikayı haksız yere 1 kişi eksik oynamıştık, real madrid ile oynadığımız süper kupa finalinde 1-0 öndeyken real madrid lehine dünyanın en komik penaltısı çalınmış ve tek golleri de bu penaltıdan gelmişti.
kısacası bu serüvendeki belli maçlarda hakemler de aleyhimize korkunç hatalar yapmışlardı.
sonuç olarak o takım öyle bir takımdı ki dünyanın her yerinde her rakibe karşı oyununu kabul ettirecek ve rakibine üstün gelecek güce sahipti. türk futboluna bir daha öyle bir takım ne zaman gelir bilmiyorum ama 2000 sonrasında o takımla kıyaslanan türk takımlarının hiçbiri o takımın seviyesine yakın bile değildi.
bugün haklı olarak gurur duyduğumuz 2025-2026 galatasaray dahi oyun gücü olarak o takımın çok uzağında. dilerim okan buruk yönetiminde üstüne koyarak devam eder ve 2000 galatasaray'ını dahi gölgede bırakacak güce ulaşarak şampiyonlar ligi kupasını müzemize götürürüz.

