• 659
    25 şubat 2026 juventus galatasaray maçı'nda uzun bir süre sonra belki de ilk defa takımımızın maruz kaldığı olgudur.

    hep kendimizle övündüğümüz agresif tribün kavramı ve rakip futbolcuların cehennem olarak nitelendirdiği iç saha maçlarımızdaki atmosferin ne denli tehlikeli bir şey olduğunu gördük maalesef.

    bu hepimize bir ders olmalı aynı zamanda.

    oyuncularımız atmosferden inanılmaz etkilendi, birçoğunun ayakları titredi biz bunu görmek istemesek bile.

    victor osimhen'in de maç sonu değindiği şeylerden biriydi bu aslında.

    osimhen ve ilkay dışında hiç sakin kalamadık maalesef.

    italya deplasmanında dalga dalga gelen bir juventus'a karşı; değil 1, 2 kişi fazla bile olsak baskı yiyeceğimiz aşikardı. maçı buradan da okumak gerekiyor.

    gelelim maça.

    25 şubat 2026 juventus galatasaray maçı'na genel anlamda kötü başlamamıştık ve akan oyunda kenar ortaları dışında pozisyon vermeyeceğimiz çok belliydi. (belki kenan'ın slalomlarından çıkabilecek bir ekstra dışında)

    fakat maç içinde ara ara konsantrasyon kaybı yaşayan davinson yine bir hata yaparak topu kaybedince galatasaray kariyerindeki açık ara en kötü maçını oynayan lucas torreira rakibe hayat öpücüğü verdi resmen.
    penaltı golünü yememize rağmen oyunu tutabiliyor olmamız hepimizi umutlandırmıştır mutlaka.

    ikinci yarının başında rakibin eksik kalması ile herkesin inancı bitmişken yine agresif tribün faktörü ortaya çıkarak juve'yi maçta tutmayı başardı.
    devamında gabriel sara çok net bir pozisyonu harcayınca onların umutları iyice artarken bizim direncimiz kırılmaya başladı.

    2-0 sonra inanılmaz kolay pozisyon vermeye başladık ama ilk defa derin kadronun ekmeğini yediğimiz bir maç oluyor gibiydi. kenardan gelen oyuncuların eksik ve yorgun juventus'a karşı dakikalar geçtikçe fiziksel üstünlük kurması turun bizde kalacağını gösteriyordu.

    maalesef bir kişi hariç; lucas torreira...

    merkezden gelemeyen, uzun vurdukları topların büyük çoğunluğunu aldığımız rakibe karşı çok alakasız bir yerde sırtı dönük locatelli'ye yine basit bir faul yaptı torreira. o serbest vuruşta da bir şekilde üçüncü golü buldular maalesef.

    o dakikadan sonra ise yaptığımız bir pas hatasında bile gol atmışçasına çığlıklar yükseliyordu juventus tribünlerinden. kolay değildi ama 5-2'den dönmüşlerdi eksik kalmalarına rağmen.

    maç uzatmalara gittikten sonra ilkay gündoğan zaten harap düşmüş juventus orta sahasına fiziksel denklik kazandığı için midir bilinmez, bir üstünlük kurdu.

    sakince topu kullanabilirsek golü bulacağımız barizdi ancak ataklarımızı yönlendiren ilkay da bir türlü savunma arkasına veya ters kanada uzun toplar denemedi hiç.

    maç içerisinde bizi terk etmeyen yegane şey olan enerjimizin yardımıyla iki gol bularak turu geçmeyi başardık neticede.

    lakin şu gerçeği görmek gerekiyor;

    fenerbahçe tandanslı medyanın ve yaşı geçmiş dönemlere yetmeyen galatasaray taraftarının el birliği ile juventus'u ne kadar büyük bir kültüre ve kimliğe sahip olduğunu unuttuk resmen.
    biz çok çok zor bir takımı eledik ve bunun henüz farkında değiliz.
    bu takım iki ayaklı bir maçta juventus'a 7 gol atarak saf dışı bıraktı ve bu seviyenin adı da şampiyonlar ligi idi.

    bunu bilerek dünkü maça bakmak ve takımımıza hak ettiği övgüyü vermek gerektiğini düşünüyorum.
App Store'dan indirin Google Play'den alın