83
günlerdir vermeeren diye sayıklayan taraftarın önüne "satın alma opsiyonlu kiralık" ambalajıyla atılan yeni bir pansuman transferi denemesidir.
27 yaşında, bundesliga’nın orta sıra takımlarında "görev adamı" olmaktan öteye geçememiş birine 10-12 milyon euro bonservis bağlamak ne kadar finansal intiharsa kiralık formülüyle kadroyu "idare edecek" oyuncuyla doldurmak da o kadar planlama fukaralığıdır.
bu hamle, galatasaray’ın transfer politikasının "strateji" değil, tamamen "panik" üzerine kurulu olduğunun kanıtıdır. 27 yaşındaki bir adamı kiralıyorsan, bu adamın gelip sahada lemina etkisi yaratması, takımı tek başına sırtlaması gerekir. oysa svanberg, ancak tıkır tıkır işleyen bir makinenin yan dişlisi olabilir; bizim bozuk motoru tamir edecek gücü yoktur.
kiralık olması, "beğenmezsek yollarız" konforu sağlasa da asıl mesele galatasaray’ın orta sahasını bir deneme tahtasına çevirmeleridir. yabancı kontenjanının bu kadar kıymetli olduğu bir dönemde, "ya tutarsa" diyerek iskandinav disiplini beklemek, kulübü bir spor okulu gibi yönetmektir.
sahada karakter koyacak bir lider veya geleceği olan bir "asset" ararken; eldeki bütçeyi ve zamanı, wolfsburg'un rotasyonda bile düşünmediği bir memur için harcamak düpedüz vizyon tutulmasıdır. üstelik o wolsfsburg'un bizim istediğimiz onyedika'nın peşinden koşup svanberg'i bize göndermeye çalışması da tam bir komedi.
mayıs ayında şampiyonluk kaçarsa, kimse "ama kiralık gelmişti, opsiyonu kullanmadık" demez "neden gidip bir tane adam akıllı orta saha almadınız?" diye sorar.
özetle çilek beklerken manavdan iskandinav şalgamı alıp en azından tadına bakıp iade edebiliyoruz diye sevinmektir. hayırlı işler.
27 yaşında, bundesliga’nın orta sıra takımlarında "görev adamı" olmaktan öteye geçememiş birine 10-12 milyon euro bonservis bağlamak ne kadar finansal intiharsa kiralık formülüyle kadroyu "idare edecek" oyuncuyla doldurmak da o kadar planlama fukaralığıdır.
bu hamle, galatasaray’ın transfer politikasının "strateji" değil, tamamen "panik" üzerine kurulu olduğunun kanıtıdır. 27 yaşındaki bir adamı kiralıyorsan, bu adamın gelip sahada lemina etkisi yaratması, takımı tek başına sırtlaması gerekir. oysa svanberg, ancak tıkır tıkır işleyen bir makinenin yan dişlisi olabilir; bizim bozuk motoru tamir edecek gücü yoktur.
kiralık olması, "beğenmezsek yollarız" konforu sağlasa da asıl mesele galatasaray’ın orta sahasını bir deneme tahtasına çevirmeleridir. yabancı kontenjanının bu kadar kıymetli olduğu bir dönemde, "ya tutarsa" diyerek iskandinav disiplini beklemek, kulübü bir spor okulu gibi yönetmektir.
sahada karakter koyacak bir lider veya geleceği olan bir "asset" ararken; eldeki bütçeyi ve zamanı, wolfsburg'un rotasyonda bile düşünmediği bir memur için harcamak düpedüz vizyon tutulmasıdır. üstelik o wolsfsburg'un bizim istediğimiz onyedika'nın peşinden koşup svanberg'i bize göndermeye çalışması da tam bir komedi.
mayıs ayında şampiyonluk kaçarsa, kimse "ama kiralık gelmişti, opsiyonu kullanmadık" demez "neden gidip bir tane adam akıllı orta saha almadınız?" diye sorar.
özetle çilek beklerken manavdan iskandinav şalgamı alıp en azından tadına bakıp iade edebiliyoruz diye sevinmektir. hayırlı işler.


