• 75
    galatasaray iki yıl üst üste şampiyon oldu ve üçüncü yıl da şampiyonluğa çok yaklaşmışken osimhen transferi gerçekleşti fakat bu süreçte 1 milyon forma bile satılamadı. taraftar sayısı 30 değil 100 milyon olsa dahi “herkes 1 tl verse şu kadar para yapar” mantığıyla hesap yapmak gerçekçi değildir. bizi büyük kılan şey sayılar değil sosyal medyada başarıya odaklanmış rüzgarla birlikte verdiğimiz coşkulu tepkilerdir. bilet fiyatlarına “osimhen’i istediniz şimdi pamuk eller cebe” bakışıyla yaklaşanların unuttuğu da budur.

    son 10-15 yılda tribünlerimiz çok zayıfladı. bir zamanlar eric cantona veya alex ferguson’un suratını düşüren görüntülerle övündüğümüz günlerin onda biri bile kalmadı. bunun sebebi bedava maç girişleri, teknolojik takip eksikliği ve sosyal medyanın olmadığı dönemdeki saf tutkuyla yoğrulmuş taraftarlıktı. bugün ise durum tamamen farklı.

    futbolun keyfi, kaliteyi ve aidiyeti aynı anda taşıyan oyuncularla oynandığında ortaya çıkar. paragöz futbolcular değil, liyakat ve bağlılıkla kulübü yönetenler başarı getirir. o başarı da tribünde kuzey avrupalı ya da ada taraftarı gibi doğru tepkilerle, elinde birayla izlerken daha anlamlı olur.

    ne yazık ki tribün kültürümüzü kaybettik. zaten tam anlamıyla sahip olmadığımız bu kültürden şimdi daha da uzaklaştık. maça gittiğinizde ya belirli grupların hegemonyasındaki tribün değnekçileriyle karşılaşıyorsunuz ya da sadece oyunun güzel olduğu anlarda bağıran dağınık bir kitle görüyorsunuz.
App Store'dan indirin Google Play'den alın