2967
2014'te yapmaya başladıklarıyla türk futboluna 2020'li yıllar için ışık olabilecek bir futbol kulübü. nasıl mı?
2014-2017 arası her anlamda çok doğru işler yapmış ve meyvesini de almış futbol takımı beşiktaş.
ben anlayamıyorum mesela bazı şeyleri. beşiktaş mali problemlerden dolayı bir yapılanmaya gitti. bir iki sene, önce transfer ve futbol mentalitesini oturttu. ortaya belli bir oyun görüşü ve futbol anlayışı çıkmaya başlayınca bu mentalite üstüne ek yaparak aynı transfer politikasıyla gençleşip gereksiz masraftan kaçınmaya devam etti. en nihayetinde ortaya sadece 3 sene içinde mükemmel bir futbol oynayan makine gibi bir takım çıktı. işte ne olduysa ondan sonra oldu. artık şımarıklık mı dersiniz kibir mi bilemem. sistemi devam ettirip kulübü ihya etmek varken tam tersi istikamette yol alınıp yaşlı futbolculara pahalı kontratlar yapıldı ve kulüp tekrar başa sardı. avrupada başarılı olmak için tecrübeli yıldız takım için tabi ki mühim ama beşiktaş başarılı oldukça esas hedefinden ve temel anlayışından bir anda uzaklaştı. bu da sürekliliği bitiren unsur oldu.
işte anlayamadığım şey de bu. bugün bütün kulüpler mali krizde. neden hiç bir kulüp beşiktaş'ın yapıp da başarılı olduğu yapılanmayı yapmıyor? fenerbahçe neden senelerdir milyon tane transfer yapmak yerine beşiktaş'ın izlediği politikayı izlemiyor mesela. denendi, başarılı olundu sonuçta. şimdi taraftar sabretmez diyecek kimisi ama sabretmeyince ne oluyor allah aşkına 1 sene şampiyon olan takımın ertesi seneyi 5. bitirmeyeceğinin garantisi yok ligde. çünkü hiçbir kulübün kadro yapılanması ve oyun anlayışı ikinci sene için umut verici değil. biz mesela, bu sene şampiyon olsak seneye avrupada veya ligde leblebi gibi gol atacak diri bir forvetimiz var mı? yok abiler. ama beşiktaş'ın vardı: cenk tosun. bu sadece bir örnekti.
beşiktaş taraftarı cefa dedi feda dedi en sonunda avrupada da ligde de sefa dedi. her şey öyle sütliman gidecek sandılar, gidebilirdi de ama işte yapılan hatalar...
öte yandan avrupada başarılı olma konusuna değineyim biraz. beşiktaş'ın şampiyonlar ligindeki karnesi tek kelimeyle o sene için ef-sa-ne. geri dönüş desen var, bol gol desen var, futbol zevki desen var, taktik var, tribün var. bizim 20 sene önceki hâlimiz gibi değil mi? bu başarının temelini tabi ki 3 sene önce başlayan yapılanma oluşturuyor ama bizim 2013'teki şampiyonlar ligi çeyrek final serüvenini de düşününce ortaya şöyle bir kadro gerçeği çıkıyor ki iyi bir kaleci olmazsa olmaz. lider bir stoper, dominant teknik bir orta saha ve atan forvet.
fabri-muslera
ujfa-pepe
sosa(talisca)-sneijder
cenk-burak(drogba)
avrupada başarıyı getiren takım olma olgusunun yanında iskeleti oluşturan futbolcuların üst düzey olması da büyük etken.
o seneler için şenol hoca eleştiri alıyordu epey orta kafa gol oynatıyor diye. bu taktik seni ligde şampiyon yapıp şl grubundan namağlup çıkarıyorsa bunu sadece bireysel yeteneklere veya şansa indirgemek büyük haksızlık olur. demek ki taktik çalışmış.
her neyse, avrupa'yla açılan makasın daralması mümkün değil artık. ama tıpkı beşiktaş'ın 6 sene önce yaptığı gibi doğru hamleleri yapıp bu hamleler doğrultusunda kulübü idame ettirmenin avrupada kalıcı olmak için yeterli olacağını düşünüyorum. amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok. beşiktaş futbol takımı bütün kulüplere rol model olabilecek bir yapılanmaya gitmiştir ve bu yapılanmaya gitmek hiçbir kulübün büyüklüğünden ve şanından bir şey kaybettirmez.
ibretlik bir hikayeydi beşiktaş'ın 2015-2020 arasındaki hikayesi. ama iyi okumak gerek... bundan sonrası mı? kulüpler komple bu yapılanmaya gitmedikçe benim türk futbolundan hiç bir ümidim yok.
2014-2017 arası her anlamda çok doğru işler yapmış ve meyvesini de almış futbol takımı beşiktaş.
ben anlayamıyorum mesela bazı şeyleri. beşiktaş mali problemlerden dolayı bir yapılanmaya gitti. bir iki sene, önce transfer ve futbol mentalitesini oturttu. ortaya belli bir oyun görüşü ve futbol anlayışı çıkmaya başlayınca bu mentalite üstüne ek yaparak aynı transfer politikasıyla gençleşip gereksiz masraftan kaçınmaya devam etti. en nihayetinde ortaya sadece 3 sene içinde mükemmel bir futbol oynayan makine gibi bir takım çıktı. işte ne olduysa ondan sonra oldu. artık şımarıklık mı dersiniz kibir mi bilemem. sistemi devam ettirip kulübü ihya etmek varken tam tersi istikamette yol alınıp yaşlı futbolculara pahalı kontratlar yapıldı ve kulüp tekrar başa sardı. avrupada başarılı olmak için tecrübeli yıldız takım için tabi ki mühim ama beşiktaş başarılı oldukça esas hedefinden ve temel anlayışından bir anda uzaklaştı. bu da sürekliliği bitiren unsur oldu.
işte anlayamadığım şey de bu. bugün bütün kulüpler mali krizde. neden hiç bir kulüp beşiktaş'ın yapıp da başarılı olduğu yapılanmayı yapmıyor? fenerbahçe neden senelerdir milyon tane transfer yapmak yerine beşiktaş'ın izlediği politikayı izlemiyor mesela. denendi, başarılı olundu sonuçta. şimdi taraftar sabretmez diyecek kimisi ama sabretmeyince ne oluyor allah aşkına 1 sene şampiyon olan takımın ertesi seneyi 5. bitirmeyeceğinin garantisi yok ligde. çünkü hiçbir kulübün kadro yapılanması ve oyun anlayışı ikinci sene için umut verici değil. biz mesela, bu sene şampiyon olsak seneye avrupada veya ligde leblebi gibi gol atacak diri bir forvetimiz var mı? yok abiler. ama beşiktaş'ın vardı: cenk tosun. bu sadece bir örnekti.
beşiktaş taraftarı cefa dedi feda dedi en sonunda avrupada da ligde de sefa dedi. her şey öyle sütliman gidecek sandılar, gidebilirdi de ama işte yapılan hatalar...
öte yandan avrupada başarılı olma konusuna değineyim biraz. beşiktaş'ın şampiyonlar ligindeki karnesi tek kelimeyle o sene için ef-sa-ne. geri dönüş desen var, bol gol desen var, futbol zevki desen var, taktik var, tribün var. bizim 20 sene önceki hâlimiz gibi değil mi? bu başarının temelini tabi ki 3 sene önce başlayan yapılanma oluşturuyor ama bizim 2013'teki şampiyonlar ligi çeyrek final serüvenini de düşününce ortaya şöyle bir kadro gerçeği çıkıyor ki iyi bir kaleci olmazsa olmaz. lider bir stoper, dominant teknik bir orta saha ve atan forvet.
fabri-muslera
ujfa-pepe
sosa(talisca)-sneijder
cenk-burak(drogba)
avrupada başarıyı getiren takım olma olgusunun yanında iskeleti oluşturan futbolcuların üst düzey olması da büyük etken.
o seneler için şenol hoca eleştiri alıyordu epey orta kafa gol oynatıyor diye. bu taktik seni ligde şampiyon yapıp şl grubundan namağlup çıkarıyorsa bunu sadece bireysel yeteneklere veya şansa indirgemek büyük haksızlık olur. demek ki taktik çalışmış.
her neyse, avrupa'yla açılan makasın daralması mümkün değil artık. ama tıpkı beşiktaş'ın 6 sene önce yaptığı gibi doğru hamleleri yapıp bu hamleler doğrultusunda kulübü idame ettirmenin avrupada kalıcı olmak için yeterli olacağını düşünüyorum. amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok. beşiktaş futbol takımı bütün kulüplere rol model olabilecek bir yapılanmaya gitmiştir ve bu yapılanmaya gitmek hiçbir kulübün büyüklüğünden ve şanından bir şey kaybettirmez.
ibretlik bir hikayeydi beşiktaş'ın 2015-2020 arasındaki hikayesi. ama iyi okumak gerek... bundan sonrası mı? kulüpler komple bu yapılanmaya gitmedikçe benim türk futbolundan hiç bir ümidim yok.

