• 1
    rus yazar grigory petrov tarafından 1920'li yıllarda yazılmış finlandiya'nın kuruluşunu ve yapılan devrimleri anlatan şaheser. kitap tüm imkazsızlıklara ve elverişsiz doğa koşullarına rağmen, bir avuç insan -bir bakıma aydın- önderliğinde; her meslekten insanın omuz omuza bir dayanışma sergileyerek, finlandiya'yı, ülkelerini geri kalmışlıktan kurtarmak için gösterdikleri büyük mücadeleyi, örnek olacak şekilde gözler önüne sermektedir. yoksul bir ülke iken, ekonomik, politik ve kültürel olarak nasıl muasır medeniyetler seviyesinde bir ülke yaratılabileceğini gösteren eser.

    türkiye'de ilk çevirisi gazi mustafa kemal atütürk zamanında yapılmıştır. atatürk, bu kitabı okuduğu vakit çevrilmesini istemiş ve askeri okulların müfredatına dahil olmasını istemiştir. bu istek üzerine, kitap o kadar çok ilgi görmüş ki, kuran-ı kerim'den sonra o dönem en çok okunan kitap olmuştur.

    kitapta her konuya değinildiği gibi futbol konusu da ele alınmıştır. öncelilkle kitaptaki johan vilhelm snellman'dan bahsetmek gerekir, ki o da kitapta futbol hakkında bahsediyor. snellman için rus egemenliği altındaki finlandiyanın tekrar yeniden küllerinden doğması için çalışan ve bunu başaran ünlü devlet adamı diyebiliriz. gel görelim ki futbol hakkında pek de iyi şeyler düşünmüyor, etrafındaki insanlar gibi. buna rağmen kendisi en büyük spor kuruluşlarından birinin fahri başkanı imiş. bir konuşmasında sporun öneminde bahsetmiştir: "fin gençliğinin sporla uğraştığını görerek seviniyorum. akılcı bir şekilde yapılan çeşitli beden hareketlerinin önemi çok büyüktür. felsefe alanında hayli ilerlemiş olan eski yunanlılar, öyle rastgele olarak jimnastiği, güreş'i, yarışları yüksek bir konuma getirmemişlerdir. beden egzersizleri vücudu çevikleştirir ve güçlendirir. egzersizler sayesinde vücudun görünümü düzelir, yürüyüş ve hareketler güzelleşir."*

    napolyon’un waterloo savaşı'nda yenilgiye uğramasından sonra kazanan ingiltere, dünya siyasetinde etkin rol oynamaya başlamış. kitapta anlatılana göre, güçlenen ingiltere, kendi kültürünü de bütün avrupa'ya yaymaya başlamış, kültürel etki alanını hızla genişletmiştir. bu olaylara müteakiben finlandiyalılar -özellikle de gençler- ingilizler gibi giyinmeye, yiyip içmeye ve at yarışları oynamaya başlamışlar. kitapta futbol adına geçen yazılara bakalım bir de:

    --- `sayfa 163` ---

    “gençlik kendini ingiliz sporlarına ve bunların en kabası olan futbola kaptırdı. öğrenimlerini henüz tamamlamamış avrupa gençleri arasında futbol adeta bir din oldu. bütün memleketlerin binlerce zengin evlatları bunu bir ibadet şekline soktular. bundan zevk alanlar futbolu bir ilim, bir sanat haline getirdiler.

    "sokaktaki halkı heyecanlandırmakla geçinen, fikirleri boş ve cahil bazı gazeteciler gençliğin bu iptilasını yakalayarak onu istismar etmeye başladılar. futbol için ayrıca sütunlar açarak sığır bacağı gibi kuvvetli bacakların meziyetlerinden uzun uzadıya bahsetmeye başladılar.”

    “biz finlerin kuvvetli bacaklı ve zayıf beyinli olmasını da istemeyiz. bacakları manda gibi sağlam, beyinleri koyun gibi zayıf insanlar bizim idealimiz değildir. böyle bir insan bizim küçük milletimiz için bir örnek bir mefkure olamaz.”
    “mandanın bacaklarını düşünürken sokrat’ın kafasını unutmayın. taş gibi sert ve koyun kafalı olmayın.”

    --- `sayfa 163` ---

    devrimlerinde önceliği eğitime veren finlandiya zamanında futbola -biraz da ingiliz kültüründen geldiği için- karşı çıkmıştır. buna karşın spora karşı herhangi bir kötü intiba bırakılmamış, aksine teşvik edici yazılar yazılmıştır.

    --- `sayfa 149` ---

    spor yapın, uzun metre yüzmeyi, ustaca güreşmeyi, yüksek atlamayı öğreniniz.

    --- `sayfa 149` ---

    daha çok vücudun bütününe etki eden ve bedensel gelişimi daha dengeli geliştiren sporların yapılmasına yönelik büyük teşvikler yapılmıştır. yukarıda yazdığım gibi en büyük teşvikçisi snellman'dır. bir spor kulübünün fahri başkanı olarak spor yapılmasını her zaman desteklemiş ama bir o kadar da futboldan uzak durulmasını savunmuştur.