• 577
    şampiyonu galatasaray'dır! hepimiz için umutlu yarınlar olsun...

    lakin almamız gereken dersleri kefemize koymamız gerekiyor. örneğin, sezonun başından itibaren ağır ithamlarda bulunmadığımız kimse kalmadı. daha net anlaşılması için tek tek sayarak durumu biraz ajite etmekte fayda var.

    igor tudor: sene başında östersunds'a elenerek facia bir başlangıç yaptı, lige sağlam girse de asla taraftarda o boşluğu dolduramadı. beden eğitimi hocası naraları atıldı. en nihayetinde gittiğinde liderden 1 puan geride bir takım bıraktı.

    fatih terim: gelmesini istemeyenler, ahları olanlar derken yine de herkesin içi kıpır kıpır oldu; belki de en az tepki terim'e gösterildi. fakat sezon başı hatırlanırsa, terim milli takımdayken ve yaşadığı olaylar tazeyken epeyce yüklenildi. bu şampiyonluğa galatasaray taraftarından daha fazla ihtiyacı olan biri varsa o da kendisiydi. çok sağlam adımlar attı. hep bir adım sonrasına göre hareket etti. şimdi de hedefi şampiyonlar ligine doğrulttu.

    fernando muslera: şapkayı önümüze koyup düşünmemizi gerektiren bir numaralı insan. ilk devre eşine "go home" denildi. bir anda her şeyi yok sayarak 3 sezondur top oynamıyor algısı yaratıldı. "kovalera" diyen vardı. sneijder'e yaklaşımımızla birlikte en utandığım anlardı. nitekim şampiyonluk pastasının en büyük dilimi yine kendisi oldu.

    feghouli-belhanda: kuzey afrika'da dağlar denize paralel olduğu için coğrafya temelli eleştirilere maruz kaldılar. türkiye'de ırkçılığın olmadığını (!) bize bir kez daha gösterdiler. hala da eleştirilmeye devam ediyorlar. ancak gole katkı anlamında ikisi de iyi iş çıkardı. şampiyon takımın onbirinin değişmez iki ismiydiler.

    maicon roque: sezon başı 5 gol atarken iyiydi, sonradan "kağnı" oldu. karabük maçını* son dakikada getiren isim olmasının yanında 30 maça çıktı ve bu sezon en az gol yiyen ikinci takımın birinci stoperiydi.

    serdar aziz: bakmayın şimdilerde ramos denilmesine. sezon başına dönelim ve sakatlığı olmasına rağmen neler ile yüzleştirildiğini hafızalarımıza getirelim.

    jason denayer: galatasaray için havaalanında yatması gibi nedenlerle cimbomun çocuğu ettik, aynı hızda gömdük. ancak sezon sonu çok kritik haftalarda takımın gerideki sigortası oldu.

    yuto nagatomo: gelmeden japon sabri olarak itham ettik. malum coğrafi yakıştırmaları seviyoruz. ancak gelmeden bok atabildik sadece. öyle bir top oynadı ki, geldikten sonra bize gömmek için açık kapı vermedi.

    sinan gümüş: sene başı sahaya adımını atar atmaz ıslıklandı. oyunu da kötüye gitti haliyle. oysa yuhalanmalarını pansuman eden terimle beraber 2 maçı ipten aldı, birçok maçta da sonradan girerek oyunun seyrini değiştirdi.

    ryan donk: nereden nereye...

    bafetimbi gomis: bir aylık gol atamadığı süreçte nelerle karşılaştırdık, 29 gol atmasa neler olurdu tahmin bile edemiyorum. forvet olmanın ne kadar zor olduğunu, eleştirilmeyen forvet olmadığını gördüm. adama hakaret edenler vardı yahu.

    garry rodrigues: sene başında garryzekalı, sene sonunda mvp! ötesi yok heralde...

    daha sayılır tabi de başlıcaları bunlar. biz parlatmayı, elimizdeki değerleri katlamayı bilmiyoruz. ancak şampiyonluk gelince tarık'a bile ihtimam gösteriyoruz. göztepe maçı kaçsa, bu saydığım isimlerin hepsi çöp olacaktı.

    ya bir taraflarını boynumuza doluyoruz ya da s.ktir olup gitmesini telkin ediyoruz. bu kadar siyah-beyaz değil hayat. donk hiçbir zaman çöp değil, hiçbir zaman da süper star olamayacak.

    çok anlamlı, bir o kadar da enteresan bir şampiyonluk öyküsü oldu bizim için. bir sezonda 2 başkan, 2 teknik direktör, 1 şampiyonluk gördük. ve bu bize çok yakıştı. hepimize umut olsun, doyasıya kutlayalım...