• 62
    winning eleven 7'nin en iyi defans oyuncusu kendisiydi. özelliklerine bakıldığında oyundaki meşhur beşgenin defans köşesi; dağları yırtar, enginlere sığmaz taşardı:

    https://i.hizliresim.com/m22dlY.png

    bizim kuşağın gözündeki efsaneviliğinde bunun payı kuşkusuz büyüktür. yıllarca birçok oyunda 95 üstü defending'le resmedildi bu adam*. tabii haybeye değildi oyunlardaki o öküzümsü defanfis özellikleri zira sakatlıklardan fırsat bulduğu periyotlarda dünyanın en iyi bir iki stoperinden biri olmuştur daima. hatta birçok kişiye göre en iyisidir.

    futbol açısından dünyanın en bereketli yıllarından biri olan 1976'da doğmuştur. aynı ronaldo, ballack, van nistelrooy, kluivert, seedorf, flippo inzaghi ve shevchenko gibi... ama o sene roma şehri ayrı bir şanslı çünkü sadece nesta değil totti de 1976 doğumlu. hatta ikisinin kaderinde benzeşen başka noktalar da var. nesta'nın babası fanatik bir laziali. nesta'yı da bu şekilde yetiştiriyor; vatana, millete, faşizme faydalı bir çocuk olsun istiyor. roma, altyapısına almak için teklifte bulunduğunda baba nesta buna şiddetle karşı çıkıyor. tıpkı totti'nin annesinin yine o yıllarda francesco'ya lazio'dan gelen teklifi reddettiği gibi...

    https://i.hizliresim.com/LbbQWz.jpg

    1985'te, 9 yaşındayken lazio altyapısında futbola adım atar. yetenekli olduğu kesindir ama asıl mevkisi keşfedilene kadar forvette de oynatılır orta sahada da... ne zamanki stopere çekilir, işte o vakit kendini göstermeye başlar ve 17 yaşına geldiğinde lazio'nun a takımına yükselir. adını o yıl tüm dünyaya duyurur ama hoş bir mevzuyla değil. bir antrenman esnasında kulübün kodaman sahibi cragnotti'nin rekor kırarak transfer ettiği gazza'nın sağ bacağını iki yerinden kırar. gerçi nesta'nın suçu yoktur, takımın hocası dino zoff'a göre gazza, her zamanki gazza'lığını yapıp dengesiz bir şekilde pozisyona girmiştir. yine de o sezon oynadığı muhteşem futbolla taraftara bu sakatlığı unutturur. hep üstüne koyarak gider ve 21 yaşına geldiğinde kaptanlık pazubandını takar. tıpkı totti gibi... roma şehrinin artık iki sabi kaptanı vardır.

    nesta'nın kaptanlığında ve cragnotti'nin cömert başkanlığında 109 yıllık lazio'nun en parlak dönemi yaşanır. son maçta juve'nin elinden kaptıkları ve conte'yi öfkesinden 5 gün boyunca uyutmayan efsanevi 2000 şampiyonluğu başta olmak üzere; 2 italya kupası, 2 italya süper kupası, 1 uefa kupası ve 1 avrupa kupa galipleri kupası kulübün müzesinin oluşmasını sağlar. 98'de serie a'nın en iyi genç defans oyuncusu seçilen nesta; 200, 2001 ve 2002 yıllarındaysa savunmacının harman olduğu serie a'da en iyi defans oyuncusu seçilir. fakat kulüp bir yandan başarıdan başarıya koşarken bir yandan da batışa sürüklenmektedir. (bkz: ss lazio/#1995935)

    lazio'nun yaşadığı devasa ekonomik krizle beraber yıldızların çil yavrusu gibi dağılması trendine nesta da katılmak zorunda kalır çünkü kulübün açığı neredeyse 100 milyon avrodur ve bunun bir şekilde kapatılması lazımdır. nesta'nın peşinde real, barça, manu, juve, inter ve milan vardır. en ciddileri de manu'dur. hatta alex ferguson, kendisi için lazio-roma derbisini izlemeye gelir (30. saniyede görünüyor) ama kadere bak, lazio o maçı 5-1 kaybeder:

    https://www.youtube.com/watch?v=QFF93T9c4aw

    nesta, kariyerinin en kötü maçını çıkarır. ilk yarıda atılan 3 roma golünde de hatası vardır. totti ve montella tarafından paspas edilir. zaten zaccheroni de ilk yarı biter bitmez oyundan alır ve yerine gottardi'yi koyar. tabii muhtemel bir manu transferi böylelikle yatar.

    derby della capitale'deki bu berbat performansı belki hem kendisi hem italya hem de bir kişi için daha hayırlı olmuştur: berlusconi. sezon sonu geldiğinde silvio, şu an için bile bir defans oyuncusu için iyi para sayılabilecek, o zaman içinse dudak uçuklatıcı bir rakama yani 30 milyon avroya nesta'yı milan'a transfer eder. taa fi tarihindeki trapattoni ve cesare maldini'den seksenlerdeki baresi'ye ve onun elinde yetişen costacurta'yla maldini'ye kadar tarihin en efsanevi stoperlerini elinde tutmayı hep seven milan; turnayı yine gözünden vurur. lazio'da olduğu gibi sırtına 13 numaralı formayı çeken nesta, ayağının tozuyla ilk sezonunda şampiyonlar ligi şampiyonu olan takımın maldini'yle beraber tandemini oluşturmayı başarır. 2 sezon sonra lazio'dan arkadaşı olan stam'ın takıma katılmasıyla futbol tahinin en sağlam defans hatlarından birinin parçası olur: maldini-nesta-stam-cafu. 2006'daysa bir diğer efsane cannavaro'yla birlikte azzurri'nin defans hattını oluşturur* ve dünya kupası'nı kaldırma şerefine nail olur bu defa. ertesi sezon liverpool'dan 2005'in intikamını alarak 2. kez şampiyonlar ligi şampiyonu olan takımın defanstaki en önemli parçasıdır.

    yalnız nesta'nın kariyeri güllük gülistanlık değildir. o da müzmin sakatlardan*. özellikle 2006'de ve 2008'de geçirdiği bazı sakatlıklar var ki kariyerinin şaşaasını gölgeleyen türlerden. 96'da seçildiği milli takımı henüz 30 yaşındayken, 2006'da bırakmasının sebebini "vücudum artık bu kadar tempoyu kaldıramıyor." diye açıklamıştı. pirlo da kitabında bu durumdan bahsediyordu. gruptaki çek cumhuriyeti maçından sonra nesta'nın -sakatlığın verdiği acıyla- acıdan ve öfkeden hüngür hüngür ağladığını, de rossi ve kendisi dışında kimseyle konuşmak istemediğini ve onlara da "kendimi bu takımın bir parçası olarak hissedemiyorum çünkü sürekli sakatlanıyorum." dediğini anlatır*. grupta oynadıkları üçüncü ve son maç olan çek cumhuriyeti maçı maalesef kendisinin bu turnuvadaki son maçı olur zaten.

    2008-2009'daysa belinden geçirdiği sakatlık sonrası neredeyse tüm sezonu kaçırır. sezonun son kısmında takıma katılabilir ve takıma girer girmez büyüklüğünü konuşturur. o yokken gol yeme oranı 50 dakikada 1 olan milan, o geldikten sonra bunu 99 dakikada 1'e düşürür.

    son yıllarındaki ortağı ise thiago silva olur. milan'ın son şampiyonluğunu gördüğü 2010-2011 sezonunda tandemde bu ikili vardır ve milan'ı ligin en az gol yiyen takımı yapmayı başarırlar: 38 maçta 24 gol. bir bakıma thiago silva da kendisinin tedrisatından geçmiş sayılır ki nesta, 37 yaşında ayrıldığı milan'a son ana kadar her şeyini vermeye çalışmıştır. 36 yaşındayken messi'ye yaptığı sliding tackle benim için birçok golden daha güzeldir:

    https://gfycat.com/CreepyGracefulAngwantibo

    https://media0.giphy.com/...ZWAzIdfQQ0/giphy.gif

    zaten sliding tackle onun isyanıydı: https://www.youtube.com/watch?v=oVh-NxAJPAI

    bunda bir defans oyuncusuna göre anormal hızlı olmasının etkisi büyüktü: https://www.youtube.com/watch?v=kVoQdGlGmdQ

    ayrıca tekniktir. mancini ona "stoperlerin ronaldo'su" der. topu dan dun vurarak uzaklaştıran kazma stoperlerden asla değildir. 2003 şl finalinde fırsat buldukça sağ çizgiye inen sheva'ya akıttığı 40-50 metrelik uzun paslar unutulmaz. 95-96 sezonunda öğrencisi olduğu zeman'ın bunda etkisinin büyük olduğu söylenir çünkü geriden oyun kurma görevini nesta'ya vermiştir il boemo. emeklilikten sonra miami fc'nin hocalığını yapan nesta* da kendisine karşı boş değildir çünkü rol modellerinin sacchi ve zeman olduğunu söylüyor. (tabii bu da çok ilginç... baklavanın yanında ayran içmek gibi bir şey.) hatta zeman'ın yanlış anlaşılmış bir dahi olduğunu da düşünüyormuş.

    neyse, entry'nin sonunda biraz da gülerek yad edelim "savunma bakanı"nı: http://www.hurriyet.com.tr/...i-al-emreyi-38394130