• 55
    (bkz: tarihte bugün)

    bursa'da bir fabrikayı denetime gitmiştim sabahtan. akşama doğru işim bitince şirkete uğramadan direkt evime dönüp, rahatça yayılıp didier'in galatasaray'ımızdaki ilk maçını seyredecektim. bursa'dan tam yola çıktım eşim aradı. (kendisi bursa'lıdır)

    dönmeyip topçular feribot iskelesinde beklememi, kendisinin eskihisar-topçular feribotuna hemen atlayıp geleceğini ve akşam bursa'da kayınbiraderime kız istemeye gideceğimizi söyledi. başımdan aşağı kaynar sular döküldü. ne kız istemesi? ulan ben hayatımda kız isteme, söz, nişan, düğün hiç bir özel günümü maçla çakıştırmadım. kayınbiraderin mevzusu için maç mı yakalım? ablam evlendiği gün adrian knup'un gol attığı constructorul maçımız vardı. maçı izleyip sonradan düğüne gitmiştim. ben böyle bir tür canlıyım.

    neyse gel dedim. sabah denetlediğim fabrikadaki fanatik galatasaray'lı müdür bir arkadaşı arayıp durumu anlattım. oooo dedi, maçı lokalde izleyeceğim, misafirim olursun yemek de yeriz dedi. tamam dedim. gittim topçulara, feribot iskelesinden eşimi aldım. koyulduk tekrar bursa yoluna. bir süre sonra inceden girdim konuya. ciddiye almadı. şaka yapıyorum sandı fakat ben ciddi bir şekilde kendisini kayınvalidemlere bırakıp maç izlemeye gideceğimi söyleyince çıldırdı. :) yahu ben eniştesi olarak kız istemeye niye gideyim arkadaş? zaten haklıyım. maç olmasa da ben ne alaka abi? enişteyim lan ben. babası değilim, anası değilim.

    gittik tabi kayınvalide, kayınbaba, tüm kardeşler, akrabalar yemek yedik. herkes güzel güzel giyinmiş hazırlanıyorlar. ben dedim maç izlemeye gideceğim. eşim durumu arabadayken çabuk kabullenmişti de akrabalar ne kadar rahatsız olduğumu tam bilmediklerinden önce şaka sandılar. ciddiyetimi ve kararlılığımı ortaya koyunca şaşkın gözlerle donup kaldılar. ortam buz kesti. usulca çıktım evden. hızla kayıplara karıştım...

    gittim lokale yemekler içecekler vs. ortam hoş. ne var ki bir kaç kuş taraftarı didier yaşlandı vb müptezel müptezel konuşuyorlar. uzun süre tribünde ve evde maç izlemeye alışmanın böyle bir durumu vardır. ortak alanlardaki denyoları unutmuşsunuzdur. sözleri küfür gibi gelir. tahammül gücünüz azdır. derken didier drogba ansızın bu golü saplayıp köşe gönderine doğru koşarken lokalde değil de tribünde gibi böğürdük. haykırdık. tüyler diken diken. ortamdaki müptezellere söver gibi bağırıyoruz ama yıkıyoruz lokali. öyle böyle değil. bu bir terapidir, ciddiyim. bütün elektriğinizi boşaltırsınız. maç sonu rahatlamış şekilde arkadaşla vedalaşıp çıktım lokalden.

    sonra döndüm tabi kayınvalidemlere, kızı istemişler, gelmişler. allah mesut etsin. sağ olsun eşim de bilir bendeki galatasaray sevgisini. fazla trip yapmadı. güzelce atlattık akşamı. ne şiş yandı ne kebap. hala derim ki iyi ki maçı tercih etmişim ve kararımın arkasında dirayetli durup vazgeçmemişim. bu gole anında tanıklık etmesem hep içimde kalacaktı. kahrolurdum lan. kız istemek nedir maç günü? :)

    bende böyle anısı vardır bu maçın ve golün... paylaşmak istedim. evet, inkar etmiyorum. rahatsızım.

    ömrü uzun olsun, sözlük kalır günün birinde biz göçersek hakiki mekanımıza, belki arkamızdan gelen nesiller okuyup hem gurur duyar hem de örnek alırlar. ne demişti rahmetli nejat uygur? galatasaray'lılar ölür, galatasaray'lılık ölmez.