• 1
    ben bu konuya niçin geldim? nasıl geldim? bunu izaha gerek yok. gördünüz, yazdım, geldim! ama, gelmemiş olabilirim. gelmişsem gelmişimdir, gelmemişsem de gelmemişimdir. görünen köy... uzakta değildir. buraya geldik de sonradan gelmedik mi dedik? bunlar bi takım uydurma laflardır... sahi ya ben buraya neden geldim? kim getirdi lan beni buraya?!

    efem...
    öhöm...

    türkiye; kaynakları ve potansiyeli ile avrupa'nın sayılı futbol ülkelerinden biri olma şansına sahipken kötü yönetimler, kötü yöneticiler, kötü teknik kadrolar ve kötü futbolcular hususunda ısrarcı olması sebebiyle halen avrupa'da "ayda yılda bir gelen düşük profilli başarılar" için övünç belirten ve ötesine geçemeyen bir ülke konumunda.

    nüfusumuz, futbol yaptığımız harcamalar, imkanlarımız göz önüne alınınca avrupa ve dünya futbolunda halen dişe dokunur top class futbol başarımızın uefa kupası, süper kupa, milli takımlar dünya kupası 3'üncülüğü ve çeyrek finallerden öte geçememesi çok acı...

    velhasıl, bunun parametrelerinden birisi olan "başarısız teknik direktörler" konusu resmen bir kısır döngüye girmiş durumda. türkiye; başarısız olduğu kanıtlanmasına rağmen ısrar edilen teknik direktörler cenneti olma konusunda resmen akademik kariyer yapma yolunda.

    teknik direktörlük meziyeti olarak görülmesi gereken özellikler:

    - adam yönetimi
    - idman bilgisi
    - sağlık ve futbolcu anatomisi bilgisi
    - taktik bilgisi
    - temel futbol altyapısı bilgisi
    - disiplin

    gibi özelliklerken, bizim ülkemizde bu özellikler:

    - adama bağırma çağırma
    - gaza getirme
    - oyuncu üzerinde baskı kurma
    - hakeme ve basına atarlanma
    - basın önünde gevezelik yapma

    gibi parametrelere dayanıyor.

    hal böyle olunca, iş ve icraat yapmaktan çok medya maymunu olma, ortalığı karıştırma, gereksiz mimik ve hallere girme, şovmenlik gibi gereksiz özellikleri sivrilen isimler uzun süre türk takımlarının başında kendilerine yer buluyorlar.

    yerli hocaları özellikle hedef alma sebebim ise yabancı hocaların belli bir kültür almaları sebebiyle az ya da çok "teknik direktörlük vasfı" gerektiren parametrelerin bir kısmına haiz olmaları.

    ancak yerliler?
    durum hiç iç açıcı değil.

    belli bir futbol birikimi ve teknik direktörlük özelliğine sahip teknik direktör sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.

    türkiye'de teknik direktör gibi teknik direktör olan tek isim şenol güneş asında. o bile zaman zaman kontrolünü yitirip medyada gereksiz yer bulabiliyor açıklamalarıyla. buna ek olarak ersun yanal futbol bilgisi ve fm müptelalığı sayesinde bazı futbol literatürüne sahip. bunlara ek isim belirtebileceğim isimler çok az, fatih terim hangi özelliğiyle bu kategoriye girer diye kendim bir parametre veremiyorum, tek donem bu kadar başarının tesadüf olamayacağı yönünde. ve tabi bir de derwall, piontek ekollerinden beslenen mustafa denizli ve hikmet karaman geliyor aklıma ancak onlar da kötünün iyisi, kanaat notuyla listeye girenler. abdullah avcı, aykut kocaman ve mustafa reşit akçay süreğen başarıları sebebiyle rüştünü ispat etmiş durumdalar. dokanmıyoruz. rıza çalımbay da inişli çıkışlı kariyerine rağmen az malzemeyle çok iş yapan efendi adamlardan.

    not: yılmaz vural'a da dokanasım var ancak hücum mantalistesi merakı sebebiyle onu es geçiyorum. adam zaten gariban, her fenerbahçe hocası kovuluşunda aziz yıldırım'ı darlayan caps'leri yarıyor.

    aşağıda ismini yazacağım, ancak illa ki eksik kalacağım başarısızlığı tasdikli isimler ise şöyle:

    - hamza hamzaoğlu: ilk sıraya ofsaytlarımın biricik sebebini koymazsam gözüm geride kalır. itiraz edenler ede dursunlar, ilk geldiği dönemde arkasında en çok duranlardan biri olarak beni o kadar yanılttı ki, galatasaray'a ilk geldiği zamandaki ofansif ve keyifli futbolun kendi eseri olduğunu düşünmüştüm, meğer bizim topçular gaza gelmişler geçici süreyle. sonrasında gördük ki futbol adına pozitif hiçbir yaklaşımdan haberi olmayan, gittiği takımı da vitesi boşalmış kamyona çeviren bir isim. şuan bursaspor'u öyle bir hale getirip bıraktı ki toparlayabilene aşk olsun. çenesinin düşüklüğü ve gereksiz basın açıklamaları zaten malumunuz.

    - mesut bakkal: ovvvv ultra mega pokemonum benim. kendisi hiçbir vasfı olmaksızın teknik direktör nasıl olunabilir konusunda bir brifing falan verse toplantı salonunu doldurabiliriz. 11 senede 12 takım çalıştırmış. kombo yapmış. hakeme itiraz, gelene gider - gidene atar yapma uzmanıdır. hocalık? o ne ya?

    - ümit özat: ovv yeah... futbolculuğu ayrı tesadüf, teknik direktörlüğü ayrı... adamın hayatı tesadüf... gerek futbol bilgisi gerek yönetici profili (olmayan profilin nesini konuşuyorsak?) hadi neyse de bir insanın ikili ilişkileri bu kadar mı kötü olur? sanki her ortaya çıkışında kafa göz dalıp kavga etmek için peydah oluyor gibi hissettiren, antipatiklik kavramına değişik bir upgrade uygulamış şahıs. evden ırak, gözden uzak olsun.

    - erdoğan arıca: rahmetli fatsalıdır, çok da severdim insan olarak, ancak hocalığı konusunda başarısızlık üstüne başarısızlık yaşayıp görev almaya devam etmesi çok mantıksız gelirdi hep bana. toprağı bol olsun.

    - ertuğrul sağlam: yaaa? öyle anadoludan şampiyon takım çıkarınca sana dokanmam mı sandın süt oğlan? kayserispor macerası, bursaspor ve ikinci bursa maceraları falan geçelim efendim. oynattığı futbolun ne gibi bir matematiği ne gibi bir ideolojisi var bilmezsiniz. takım oynuyorsa oynar, oynamıyorsa oynamaz. ertuğrul reaksiyona girer ve çıkar, değişmeden. katalizör dahi değildir, aksiyonu hızlandırmaz. bursaspor, tıpkı uefa galatasaray'ı gibi altın bir nesil yakaladı ve şampiyon oldu. ötesi değil.

    - tolunay kafkas: tolunay'la ilk yarı sıfır keyfi diye bir kavram var. gittiği hiçbir takıma katkı veremeyen, her daim geriye götüren, ilk gittiği zamanlarda bir miktar savunma felsefesi katan ancak sonrasında takımları dikleme çakılan bir isim. halen iş bulabilmesi akıl alır gibi değil. 9 senede 7 farklı yerde çalışmış.

    - fuat çapa: avrupa görmüş hoca dersin bir şey sanarsın, gitmiş çalışmış görmüş gelmiş falan. ne oynatıyor diye sorsan bilen çıkmaz. 15 senede 15 takım görmüşsün hoca, insan bi sormaz mı kendine? cık... olmadın, olamadın.

    - yücel ildiz: tesadüfi tırmanışların istisnai ismi. gereksiz konuşma konusunda da uzmanlığı vardır. başarısı başarı mı başarısızlıkları kendi hatası mı bilemezsiniz, ancak bi şekilde iş bulur.

    - bülent korkmaz: büyük kaptan. büyük kaptanım. canım ciğerim, çok değerlim. ama hocalığında başarısız olması hususunda bu konuda torpil geçemeyeceğim kendisine. olmadı yani, olmuyordu, zorlamanın alemi de yok. kendisi futbol olarak bir türkiye kupası finali gördü, ama bu biraz tesadüfi bir başarıydı, onun haricinde ikili ilişkileri de zayıf olsa gerek ki paso yöneticilerle kavga halindeydi. şu ara piyasada yok zaten.

    - ümit kayıhan: çocukluğumun efendi adamı, futbolun deniz baykal'ı *, ekseriyetle ege ve akdeniz takımlarını çalıştıran bir isim. ancak futbol adına bir başarı ya da bir devinim görmedik, duymadık. ha hoca olarak adı bilinir ancak neden hoca olduğuna dair fikrimiz genelde yoktur. benim de yok.

    - hüseyin kalpar: kendisinin hocadan çok adana kebap ustası imajında olduğunu düşünüyorum, hakaret olarak algılanmasın, adana kebap ustalarına çok saygım ve sevgim var, o kebapları yapan adamlara laf söylenir mi yahu? ama adana kebap nere futbol nere?

    - bahri kaya: onun da bi numarasını görmedim, 20'nin üzerinde takım çalıştırmışlığı vardır. ikinci ligden birinci lige takım yükseltip yok olan isimlerden. arada çıkıyor piyasaya.

    - güvenç kurtar: bi 20 civarında takım çalıştırmışlığı vardır onun da. çok tatlı şeker adamdır ancak ikinci lig şampiyonluğu haricinde dişe dokunur bir cv'si yoktur.

    - reha kapsal: o da ismi çok bilinip habire takım değiştirenler familyasından. altay'la birşeyler yaptı diye hatırlıyorum ama ötesi yok. arada gidip geliyor.

    - abdullah ercan: bu çocuk bonus, niye bonus? sessiz sedasız milli takımların alt kategorilerine tecavüz etmekle meşgul. oralarda başarısızlığın tarihini yazdığına dair bilgi ediniyoruz, ancak çok da takip edip şeetmiyoruz açıkçası.

    daha çok isim sayılır da bunlar geldi şimdilik aklıma; size de malzeme kalsın.
    an itibarıyla 2-3 ismi takip altına aldım, onlar da ha geldi ha gidiyorlar. başarılı olup olmayacakları 1-2 seneye belli olur.

    bunlar:

    - sergen yalçın (futbolculuğu gibi hocalığı da yetenekli ama çalışmıyor kıvamında)
    - ibrahim üzülmez (o adamdan nasıl hoca oldu ya? bu soruyu bir tek ben soruyor olamam, ışık var gibi)
    - okan buruk (hani zayıf not alan ama çabalayan, tüm ödevleri yapan çocuk vardır ya, bu o işte)

    bakalım zaman bu listeye kimleri ekletecek.