• 2586
    "loser" bir camia olduğunu söyleyip geçmek konunun çok küçük bir kısmını ele almak olur.

    fenerbahçe sürekli son haftalarda kupaları kaybediyor çünkü aslında son haftalara kadar o yarışta olmayı hak etmiyor. sezon boyunca haksız bir biçimde desteklenerek yarışa ortak ediliyor ama bu destek bile bir yerde yetersiz kalıyor, takriben 32.-33. haftada fener yarıştan kopuyor.

    bu haksız destek nedir? kadıköy stadı'nda hakemlerin vurana elsiz sövene dilsiz kesilmesidir. geçen seneki hedef 1 milyon penaltı projesidir, beşiktaş maçında 3 sarı kart görmesi gereken emenike'nin bir sarı kartla geçiştirilmesidir, herkese ana avrat söven emre b'nin asla kırmızı kart görmemesidir, hobi olarak hakem odası basan zavallı şahsın hiçbir gerçek cezaya uğramamasıdır. bu kadar haksız destekle yarışa ortak olursun ama günü gelince küme düşme hattındaki erciyesspor seni sahadan siler, 1963 yılında büyük takımlara tepki olarak doğan abdullah avcı tıklayıp gönderir.

    fenerbahçe bu maçlarla şampiyonluğu bırakırken hiçbir futbolcusu doğru dürüst tepki veremedi, çünkü şaşkındılar. hakemler devreye girmeyince, karşılarındaki rakip de ölümüne oynayınca maçı kazanma refleksi gösteremeyecek kadar çaresiz hale düştüler. "lan bu herifler bizden iyi oynuyor, biz nasıl buraya kadar gelmişiz" dediler ve kaderlerine teslim oldular. başakşehir deplasmanına geçen seneki galatasaray'ı koy, bu seneki beşiktaş'ı koy, hatta 2010'daki bursaspor'u koy, hiçbirisi fener kadar tutuk oynamazdı. çünkü hepsi o haftaya kadar bileğinin hakkıyla şampiyonluk yarışı vermiş takımlar olarak, o maçta şampiyonluğu bırakmamak için ölümüne oynardı. fener ise torpille üniversiteye sokulan öğrencinin final sınavında kopya çekemeyince düştüğü çaresizliği yaşadı.

    adil bir dünyada fenerbahçe geçen sene ligi kesinlikle ilk ikide bitiremezdi, bu sene de nisan ayında şampiyonluk yarışından kopar konya'yla ikincilik-üçüncülük mücadelesi verirdi. bu durumda teknik direktörlerin ve başkanları olacak zavallının yetersizliği çok açık biçimde su yüzüne çıkardı. belki bu başarısızlıkların peşpeşe gelmesi kulüpte köklü değişiklikler yapılmasını sağlardı. ama hormon verilerek büyütülen bitkiler gibi zorla şampiyonluk yarışına ortak olduktan sonra "her sene yarıştayız demek ki en büyük biziz" diye kendilerini avutarak sorunların üstünü örtüyorlar.

    bu kandırmacanın en büyük zararı ise her yıl mayıs ayında düzenli olarak kahrolan taraftara dokunuyor.