• 151
    bu maçta kale arkası tribünündeydim. öncelikle şunu söyleyeyim stadın kale arkası tribünü kaleyle eşit mesafede. en üst basamağa 3 adımda çıkıyorsun hesap et.

    takımlar oyun kurarken neler yaptıklarını çok net kale arkasından görüyorsunuz. ve bizim takım mahalle maçı taktiğiyle atağa kalkıyordu her seferinde. prandelli'nin kafasındaki oyunu oynamaya çabalıyorlar ama henüz erken.

    erkeni geçtim, bu oyuncu kadrosuyla olacak bir sistem gibi durmuyor. biz halısahada nasıl rakip kalenin önüne geldiğimizde topu yanımızdakine verip hemen boşa kaçıyoruz o da topu bize geri atıyor veya atarmış gibi yapıp kendi gitmeye çalışıyor, selçuk-yekta-burak (bazen çaresizlikten sneijder de katılıyor bunlara) üçlüsü de devamlı bunu yapmaya çalıştı. bi an dellenip verin lan şu topu diyesim geldi o kadar yakındım.

    burak yılmaz çabalıyor. tvden görüldüğü gibi değil. selçuk gibi değil. koşuyor, basıyor, faul yapıyor, üzülüyor. bitik değil sadece son vuruşlarda beceriksiz. beyniyle oynamıyor. yarım saat boyunca aralıklarla kulağının içine kadar giren "sahtekar burak" tezahuratına alkışla karşılık verdi. ki bu tezahuratın başlangıç kaynağında kaleciyle ciddi bir çarpışma yaşadı. kadın ve çocuk seslerini bile ayırt edebilirdi burak kendine bağıranlardan.

    selçuk inan, bitik. ölü. alanzinho'dan kötü. herhangi bir anadolu takımı orta saha oyuncusundan farksız. al, ver, al, ver. veriyormuş gibi yap, öldür.

    tarık çamdal, yıllar sonra sol bek görmüş gibi izledim. hızlı, pas yapabilen, bindiren. yardıma gelen. orda devamlı koşulsuz şartsız oynamalı. kesinlikle telles'ten iyi.