• 127
    son günlerde dani alves'e muz atılması ile gündeme gelen iğrençlik.

    bana kalırsa, dani alves'in kendisine atılan muzu yiyerek verdiği tepki, ayarın kralıdır.
    son yıllarda gördüğüm en güzel ve üslubu yerinde cevaplardan biridir.

    öğreticidir.
    bütün dünya'ya, tepkiye ortak olmak adına, muz yedirtmiştir.
    ırkçı denyoların da mecazi anlamda muzu yemelerine sebep olmuştur.
    bir kaç yıl spor alanlarına girişlerinin yasaklanması gibi...

    aynı zaman dilimine denk düşen bir ses kaydında, la clippers'ın başkanı olan, ancak adam olamamış donald sterling, siyahi sevgilisine "siyahları bana bulaştırma, civarıma da sokma" deme adiliğini göstermiştir.
    ve kendi takımında oynayan siyahi oyuncuları da umursamayarak belki...

    bu denyoluğa da en güzel cevap, kulüp sponsorlarının sırayla sözleşmelerini feshetmeleridir.
    ardından da devlet başkanları ve aynı zamanda siyahi olan barrack obama'nın açıklamaları gelmiştir.

    daha önceleri, samuel eto topa sahip olduğunda, stadyumdan yükselen "uk, uk" şeklindeki maymun taklitlerini de duymuştuk.
    zaten o zaman için, ilgili kulübe ingilizce bir mail atmıştım, lütfen "stadium" yerine "zoo" yani hayvanat bahçesi yazın diye...

    yine bir dönem, insanlıktan nasibini almamış taraftarların balotelli'ye yaptığı ırkçılık sonrası, kenarda hüngür hüngür ağladığına şahit olmuştuk kendisinin.
    mesela o gece, gencecik yaşında, evinde assaydı kendini balotelli, ne olurdu?
    adına fair play ödülleri, "say no to racism" organizasyonları, balotelli kupaları verilirdi değil mi?

    organizasyonunuza, kupanıza sokayım, adam öldükten sonra...

    bunlar, dünya'daki tepkiler.
    peki türkiye'de olan biten nedir?

    mesela, "fucking negro", yani siktiğimin zencisi dese bir şerefsiz, ve söyledikleri kameralarca kayıt altına alınsa, devlet bakanları ya da başbakan çıkıp konuşur mu?
    bakanların herhangi birinin siyahi mi olması gerekiyor tepki verebilmek için?

    gazetelerde "ırkçı" yazmak çok mu zordu ya da?

    bizim memlekette, kendi takımından esmer bir arkadaşını alıp basın toplantısı yapman yetiyor aklanmak için.
    "benim siyahi arkadaşlarım da var" demek yetiyor.
    yanına çıkarttığın herifte de hiç utanma yok, "ulan adam açık açık "fucking negro" dedi, ben çıktım o'nu savunuyorum" demiyor ciğersiz.

    gerçi bizim memlekette adaletin aklamadığını sandık aklıyor, alışığız böyle durumlara...

    ondan sonra uluslararası bir futbol organizasyonunda, stadyumun dev ekranlarında, tüm ülkelerin kaptanları çıkıp "no racism" derken, senin kaptanlığı verdiğin arkadaşa cümle alem kıçıyla gülüyor.
    çünkü herif sadece türkiye'de değil, ingiltere'de de sabıkalı ırkçılıktan.

    ama sen, kaptanlığını teslim etmişsin kendisine.
    gerçi, bir başka ırkçı sporcuna, olimpiyatlarda bayrak taşıtmışlığın da var senin... (bkz: #1458522)

    milli takımlar teknik direktörün, muzlara yazdığı "ırkçılığa hayır" sloganlarıyla fotoğraf çekip bu işe tepki gösteriyor.
    ancak aynı milli takımın kaptanlığını, yukarıda bahsettiğim tosun yapıyor.

    sonra diyorlar ki, neden bu kadar kızgınsın, niye bu kadar agresifsin...
    sene olmuş 2014, dünya onlarca katliam görmüş ırkçılıktan, mezhepçilikten, bilmemneyden.

    sen hala ırkçı orospu çocuklarını el üstünde taşıyorsun.
    dünya'da verilen tepkiye bak, bir de kendi ülkene.

    utanıyorum memleketimden...

    edit: scalpellino uyardı, ben de yanlışımı gördüm. çubuklu tosun'a cüce dediğim için okuyuculardan, özellikle kısa boylu arkadaşlardan özür dilerim. cüce lafı aşağılama maksadıyla değil, kızgınlıkla yazılmıştır. ve düzeltilmiştir.