resim
Emre Belözoğlu
Görev:Teknik Direktör
Takım:Kasımpaşa
Yaş:45
Uyruk:Türkiye
  • 3461
    http://i.hizliresim.com/voP9Em.png

    bugun 17 mayis. iyi ki o yari final macinda oyundan atildi da finalde oynamadi. kendisi 2001 yilinda kulupten kacarken ayni zamanda sampiyonlugu satarken "saglik icin spor yapmiyorum ehehe" diye piskin piskin konusmasina ragmen yine sindirdik. altyapi dedik, evlat dedik. 2008'de aziz'in kucagina oturdu sonra "ben aslinda hep fenerliyim yaa" dedi, galatasaray'li taraftar ile kavga etti. adini hatirlamiyorum ama zeytinburnu'nda cop konteynirinda patlayan bombada altyapi hocasi oldugunde son gunlerinde emre'den sikayet ettigini "hic aramiyor, sormuyor" dedigini yazmisti medya. hocasina bile vefa gostermeyen bir adam. ingiltere'de irkcilik yapmis bir adam. o umit davala'ya kestigi olagan ustu topu bilemem ama 2013 mayis'inda kadikoy'de hasan sas ve umit davala'ya tehditler, kufurler, dayilanmalarini hepimiz biliyoruz. avrupa'da korkak kedi olup turkiye'de cakma polat almedarliklarini, samiyen'de sut donmus kedi olup kadikoy'de kabadayi kesilmesini falan anlatmama gerek yok. yukaridaki resim herseyi ozetliyor.

    http://i.hizliresim.com/nMzAla.jpg

    birde bu var. fenerliler bu adami olumune savunuyorlardi. sirf fenerbahce'li diye hakaret ediliyormus, hep onlara oynanan oyunmus, emre gercek fenerbahce'liymis kaptanmis vb...yersen canim yersen. ne desem gg olur. hatta kendisi icin fazla bile yazdim. degmez. ama lutfen burada "sevsek de sevmesek de onun da payi var" diyip tatli su humanistligi yapmayin. beter olsun. azalarak bitsin. su yukaridaki fotograftaki halinden bile kuculecek hale gelsin.

    haa turkiye'deki herkese bogaz kesme, dayilanma, artistligi kisacasi saltanati yasarken felipe melo isimli yas oduna taslamasi azalarak bitisinin de baslangici oldu aslinda. su fotograf ile yazimizi bitirelim. bu fotografta cok sey yatiyor. emre b.'nin saltanat hayatinin(bogaz kesme, dayilanma, tehdit, kufur vb.) duraklama devrine gecmesi ve ordan dusmeye baslamasi misal.

    http://kralspor.ensonhaber.com/.../BkjZM3yCYAA8BHV.jpg
  • 3467
    her ne kadar kendisinden zerre kadar hazzetmesek de bir konuda hakkını verelim; 7 aralık 2002 lazio inter maçı'ında attığı ilk gol, bir zamanlar talebesi olduğu gheorghe hagi'nin attığı klasik gollerin birebir kopyasıdır.

    https://www.youtube.com/watch?v=P6Y_eMotBJg

    topu isteyip alışı, topu metrelerce sürüşü, en uygun anda sol ayağıyla topun dibine inişi ve topun havada sürülerek gol oluşu... resmen birebir gheorghe hagi golü :(

    eklemeden geçmeyelim; inter'in 3-0 geriye düşüp 3-3 tamamladığı söz konusu maçta emre'nin sağ ayağıyla attığı beraberlik golü de hagivaridir.

    https://www.youtube.com/watch?v=NIH37C_3ojM
  • 3489
    basinda cikan haberlere gore fenerbahçe transferin son gunu kendisini transfer etmek icin bir hamle yapmis. sezon sonunda da advocaat'in yardimciligi onerilmis bu tosun arkadasa. kendisi elbette transferin bitmesine sayili saatler kala, kaptanlik pozisyonunu tevdi ederek kendisine guvenen kulubu basaksehir'i yuzustu birakmaya karar verip, fener'in teklifini kabul etmis. ya arkadasim bir kere de sasirt ulan. bir kere de karakterli bir is yap. bir kerecik olsun sozlesmene, attigin imzaya, durdugun yere uygun davran. ama yok. can cikiyor, huy cikmiyor.

    neyse abdullah avci reddetmis teklifi de transfer olamamis ait oldugu buyuk sikeci kulube.

    http://www.cumhuriyet.com.tr/...ozoglu_harekati.html
  • 3539
    bu golu* attigi mactaydim. okuldan kacip gitmistik arkadasimla. emre ilk golumuzu atmis cilginca sevinerek onumuze gelmisti. cocuklugunda fenerli miydi degil miydi bilemem ama emre galatasarayli olmustu. aynen arif erdem'in cocuklugunda besiktasli olmasina ragmen sonra hepimiz gibi galatasarayli olmasi ya da metin tekin'in galatasarayli bir cocukken yuzde yuz bir besiktasli olmasi gibi. bazilari dogustan bir takimin taraftari olur ve oyle kalir ama bazilari da sonradan bir takimin taraftari olur ve onceki takimdan iz kalmaz. emre belozoglu galatasarayli olmustu yoksa kimse kalbindeki takima gol atti diye boylesine sevinemez: http://i.sabah.com.tr/...44/1459188628640.jpg
  • 3553
    https://encrypted-tbn2.gstatic.com/...aaH8198O9MBBJqlMKRxg

    galatasaray sözlük yazarlarını 17 aralık 2016 günü şu hale sokmuş orta saha. şaka maka ben de çok beğeniyorum kendisinin oynadığı topu. ülke sınırları içindeki en iyi orta saha 36 yaşına rağmen. fenerbahçe kadrosunda olsa +5 puan eklerdi.

    (bkz: abi arkadaşlarla çubuklu tosun övüyoruz, buyur gel)
  • 3555
    waow. fener forması giymeyi bırakalı bir süre geçti diye sözlükte emre güzellemeleri yapılmaya başlanmış. kendisi ekmek yediği yere ihanet eden şöyle bir insandır benim gözümde;
    https://youtu.be/6gsbTcm3IZA
    bırakın abi futbolculuğu falan. iyi top oynuyor belki ama zamanında bize gelmemesi isabet olmuş. hadi para pul deyip gittin fener'e imza attın, eyvallah. peki bayrak adam olmaya çalışmak, kendini sevdirmek için galatasaray nefretini ön plana çıkarmak zorunda mıydın? oynasaydın efendi gibi futbolunu herkes seni iyi hatırlasaydı.
    benim için baros'un futbol hayatını bitiren, volkan kardeşi arenada kazakistan maçından önce küfür yediği zaman seyrantepeye gelip volkan'ı stadtan alıp sağa sola atar-gider yapan, rakiplere-hakemlere devamlı hakaretler eden kötü kalpli bir adamdır kendisi.
    bunları unutmayacağım, kendisini hiçbir zaman da iyi hatırlamayacağım.
    isterse 40 yaşında ballon d'or kazansın.
  • 3621
    --- alıntı ---

    galatasaray’ın tarihe kazınan başarılarında, milli takımın unutulmaz zaferlerinde, fenerbahçe’nin şampiyonluklarında ve en zor günlerinde hep en öndeydi. inter’de göğsümüzü kabartırken, newcastle’da ülkemizi temsil ederken ve şimdi başakşehir’le tarih yazarken de öyle...

    saha içindeki hırsıyla zaman zaman çok eleştirildi ancak türk futbolunun son 20 yılının en önemli aktörüydü başakşehir formasıyla son 16 turunda galatasaray’a karşı türkiye kariyerindeki 500. maçına çıktı emre belözoğlu... bize bu muhteşem hikayeyi daha önce hiç paylaşmadığı detaylarla anlatırken hâlâ ilk günlerdeki gibi heyecanlıydı. kariyerinin kırılma anını ise ilk kez duyacağınız bir öyküyle paylaştı: inter’deki son senemde sakatlandım. eğer bir gün daha iyileşmeseydi ayağım kesilebilirdi!

    'evlat edebiyatı bitirdi'

    "kulüp çok ciddi maddi problemler yaşıyordu. futbolumun artık gençlik eşiğine gelmiştim. o dönem için türkiye’deki yönetici profili, profesyonel değildi. değerli oyuncularınız var, mayıs ayında mukavaleniz bitiyor ve bekliyorsunuz. şimdi 2 sene daha mukavelesi olan futbolcunun 5 sene uzatıyorlar. ‘sen bizim evladımızsın’ edebiyatı samimi olmadığınızı gösteriyor zaten oyuncuya. o dönemde ‘onlar bizim evlatlarımızdı. bizi bıraktılar, gittiler...’ dendi. elini vicdanına koyan herkes, o samimiyetle hareket etmediklerini görüyordu.”

    ‘isteğimizi geri çevirdiler’

    “galatasaray, bir iki görüşme isteğimizi geri çevirince, mayıs ayına doğru ilk görüşmemizi benim menacerim yaptı. o dönem italya futbolu, avrupa’nın en değerli ligiydi. lig biter bitmez galatasaray ciddi bir teklif yaptı. ama okan abiye o dönem için onun değeri olmayan bir teklif yaptılar. okan buruk’la abi-kardeş gibiyim. okan abi değersiz, ben değerliymişim gibi. bizi bir bütün gibi gördüklerini düşünüyorduk, öyle değilmiş. ve okan abiyle inter’e transfer olduk. tercih etmemdeki en büyük sebep inter’in okan abiyi de istemesiydi. okan abiyi tercih ettim gibi oldu (gülüyor.)”

    ‘iyi bir kariyer başlangıcıydı’

    “başka bir ülkede uyum sağlamak çok kolay değil. hayata bakış açılarını görüp; bu kadar rahat, sistemli ama aynı zamanda da hayatlarının keyfini çıkartmaya çalışan öyle bir sistem oturmuş ki. futbolcular da aynı şekilde o hayatın bir parçası olarak sahaya çıkıyorlar. maç bitiyor, ‘kazanmışsın, kaybetmişsin’ önemli değil herkes eğlenmeye gidiyor. kaybettiğinde insanlar sokakta o mücadeleyi gösterdiğinde dolayı ‘olsun kaybettiniz, devam edin’ diyor, başkan soyunma odasına gelip ‘canınızı sıkmayın, bir dahaki maçı kazanırsınız’ diyor. burası ile kıyasladığında çok ama çok farklılıklar var. türkiye’de mesela, paramız ödenmezdi. ‘abi ya paramızı ödemediniz’ derdik. bizim dükkanlardaki ilişkiler gibi, patron çalışan gibiydik. türkiye’nin kıyaslanamayacak kadar farklılıkları var.”

    'fatih terim'in benimle işi varmış'

    “1996 senesinde paf takım maçında kırmızı kart gördüm. ahmet hoca, fatih hocaya şikayet etmiş; ‘bundan bıktım, uğraşamıyorum artık’ diye. fatih hoca da ‘sen bana gönder, ben onun hakkından gelirim’ diyor. sonra beni çağırdı, ‘bundan sonra a takımla idmana çıkacaksın ama seninle biraz işimiz var’ dedi. (gülüyor). çocukluğumda da kazanma hırsım vardı. mahallede maç kaybettiğimizde herkes birbirine girer, en önde de ben giderdim. çocukluğumuz da öyleydi ne yazık ki (gülüyor). o yaşlarda neysem, şimdi 36 yaşında oldum, hâlâ o duygular içimde. kaybetmek bir oyuncuda alışkanlık haline geliyorsa, hiçbir zaman kazanan bir oyuncu olamaz. teraziye vurduğumda ‘hangisi daha fazla kazandırdı’ diye; hırslı yapımın çok şey kazandırdığını net söyleyebilirim.”

    ilişkili haber

    türk hoca ismail atalan'dan pereira'ya ağır darbe!

    ‘heyecandan uyuyamıyordum’

    “1996-1997 sezonunda şampiyonluğumuzu ilan ettikten sonra çıktığımız ankaragücü maçında ilk kez oynadım. tugay abinin yerine 72. dakikada oyuna girmiştim. girer girmez hasan şaş’a faul yaptım. ‘napıyosun oğlum’ dedi, ben de ‘kusura bakma abi yeni girdik oyuna’ demiştim (gülüyor). gece hiç uyumamıştım, 18’e gireceğimi bilmiyordum. önceki iki maç almamıştı. çok büyük heyecandı. sonraki senelerde de o ilk maçtaki heyecanım, o zevk veren duygular daha çok şevk ve futbolcu olma iştahı kazandırdı. sahanın içinde hâlâ bir çocuk gibi mutlu olabiliyorum, keyif alıyorum. zaten böyle olmasaydı; türkiye gündeminde özellikle emre belözoğlu’nun yaşamış olduklarını yaşamış olsaydım çoktan futbolu bırakmıştım.

    5 numaranı hikayesi

    “1997-1998’in 2. devresi başlamıştı. fatih hoca kadroya aldı, kocaeli maçına gittik. oynamayı hiç beklemiyorum ve bir gece önce çok ateşlendim. mont, kaban, şapka soyunma odasında oturuyorum. fatih hoca da gelir, kağıda ilk onbiri yazardı. o zaman sırtımızda numaralarımız yok, ilk onbir numaraları var. klasik, yedek olduğumu düşündüğümden o tarafa oturmuşum. bir baktım ilk onbire yazdı. şimdi hastalığıma mı yanayım, titriyorum ona mı yanayım bilemedim (gülüyor). 5 numaranın yanına oturttu ve ‘ben hep bu formayı giydim. hadi varsa yüreğin giy bu formayı ve bir daha çıkartma’ dedi. o gün 39 derece üstü ateşim vardı ama bir tane gol attırdım, 4-1 kazandık. 5 numaranın hikayesi böyleydi"

    ‘ağlatan fırça terim’den’

    “1998’de gaziantep deplasmanında bir orta geldi, cezaalanı içine kadar adamı kovaladım. adam boş kaleye vuracakken ondan önce kayıp topa vurdum. o da üzerime bastı. pozisyonun devamında ofsaytı bozdum ve 1-0 yenildik. ilk ağır fırçamı soyunma odasında fatih terim’den yedim. çok ağlamıştım soyunma odasında. biraz okan buruk’a benzerim bu konuda. okan abi de maç kaybederdi, ağlardı. ben de hâlâ kimse bilmez ama giderim içeri ağlarım sinirimden.”

    ‘30 maç az geliyordu bana’​

    “okan abiyle aynı evde kaldık, tesislere de yakındık. okan abi çok eğlencelidir, sosyaldir. birbirimizi çok iyi tamamlıyorduk. avrupa’daki kariyerim için çok iyi bir başlangıç oldu. devamlı oynadım, kendi isteğimle ayrıldım. çünkü o dönem biraz daha az şans buluyordum. yine senede 30 maç oynuyordum da, az geliyordu, 50 maç oynamam gerekiyordu (gülüyor.) bir sezonda 70 maç oynayan takımlarda 40 maç yetmiyordu. okan abi ayrılmıştı, tek kalmıştım. ayağımda bir sakatlık oluşmuştu. onu yenmeye çalışırken, biraz da fevri davranarak erken ayrıldım.”

    ‘hastanede tek kaldım’​

    “o dönem ‘kompartman sendromu’ diye çok ciddi bir sakatlık yaşadım. ayağımdaki damar tıkandı. juventus maçında tekme yemiştim. ayağımın kesilmesi bile söz konusuydu. iki gün bileğimi hissetmedim. doktorlar bir gün müsade ettiler. eğer bir gün daha devam ederse, diz kapağımdan aşağıya kadar yaracaklardı ve 1,5-2 sene top oynayamayacaktım. hayatımda yaşadığım en travmatik olay oydu aslında. çok fazla gündeme getirmemiştik. bir gün içinde ayak ciddi bir toparlama gösterdi. allah razı olsun dua istedik ailemizden, herkesten. adamlar bile şaşırdılar, çünkü ayak kötüye doğru gidiyordu. bir gün önce daha iyiydi, ikinci gün daha kötü. karar verilecek günde, bayağa bir iyileşme gösterdi, sonra ameliyattan vazgeçtiler. iki, üç ay oynayamamıştım. hastane odasında tek başıma kalmıştım, son senemdi. ayrılmamın sebeplerinden biridir bu olay."

    ‘vieri’nin kiracısı olunmaz!’​

    vieri yan komşumdu. onun evinde kiracıydım. hayatımda gördüğüm en disiplinli ev sahibiydi. ay başı geldi mi hemen parayı isterdi. kapıyı ‘tık tık’ vurur: ‘param nerede’ derdi, ‘tamam ya göndereceğim bugün, maaşım yatsın, bekle’ derdim (kahkahalar). vieri’nin partilerine giderdik maçtan sonra. türkiye’de öyle değildi de, ondan sonra biraz böyle gördük. fashion week kutlamalarına gidiyorduk. bizden 40-50 cm uzun kızlarla, hiç kalkmıyorduk ayağa, oturuyorduk. çünkü ayağa kalksak, bütün havamız bitecekti. (gülüyor)

    ‘newcastle’da konu başkaydı’​

    “newcastle bambaşka bir tecrübe oldu. ingiltere’de üç sene çok iyi zaman geçirdim. yaşanan ırkçılık mevzuları ile ilgili olarak; saha içi profilim eleştirilebilir. onu hiçbir zaman inkar etmedim. oradaki konu tamamen bambaşkaydı. bir tartışmaydı. o konunun üzerine türkiye’de yaşamış olduğum olay da gelince biraz böyle gündem oluşturdu. bunun önüne geçemem, geçemeyiz. bu türkiye’nin gerçeği. gündem oluyorsanız, bu iş türkiye’de bazı isimler üzerinden dönüyor. kendimi de türkiye’nin bir gerçeği olarak gördüğümden dolayı böyle. orada da ayağım kırılmıştı üst üste iki kere.”

    ilişkili haber

    advocaat, arena'da kaybetse bırakıyordu!

    'piliç mehmet'in oğlu'

    “babam da eski futbolcu. galatasaray’da brian birch döneminde a takıma kadar yükselmiş. o zaman galatasaray altyapı koordinatörlüğünü yapan rahmetli salih bulguroğlu’nun onun üzerinde çok emekleri var. allah rahmet eylesin aynı zamanda bende de emeği, hakkı olan biri. haylaz bir çocukmuşum, maç başladığında televizyonun karşısına geçip 90 dakikayı gözümü kırpmadan izlermişim. babam da çok küçük yaşlarda bana evde top oynatarak, yeteneğimi fark ediyor. tabii olayın buralara geleceğini hesaplamadı (gülüyor). ama hâlâ zeytinburnu’nda ‘piliç mehmet’in oğlu’ derler bana.”

    ‘ilk golüm özgür abiye!’

    “1989 senesi; zeytinburnu idmanlarını izliyorum. top toplayıcılık yapıyorum. bir gün 14-15 yaş grubu idman yaparken, rahmetli ‘cücük mehmet’, -onun da emeği çoktur bende- kalecileri çalıştırıyor. penaltı yarışmasında mehmet hoca onu yendi ve dedi ki; ‘şu ufaklık bile sana gol atar’. özgür abi de ‘yok hocam ne yaptın’ dedi ve iddiaya girdiler. penaltı noktasına topu diktiler ve özgür abiyi ters köşeye gönderdim (gülüyor), daha 10 yaşındayım. mehmet hoca da babamla kahveden arkadaşmış. sonra babama gidip, “iyi bir futbolcu buldum zeytinburnu’nda” diyor, babam da ‘aa öyle futbolcular kaldı mı burada’ demiş gülerek. benden bahsettiğini öğrenince de ‘o daha okuyacak, bırak yakasını çocuğun’ diyor. böyle bir hikaye ile başladı.”

    ‘fenerbahçe de istemişti’​

    “sonra galatasaray takibe almış. aynı zamanda fenerbahçe de istiyor. o dönem yönetici ali dinçkök’ün ofisine kadar gittik, zeytinburnuspor’un başkanı süleyman karabel, fenerbahçe kongre üyesiydi beni de fenerbahçe’ye göndermek istedi. ama salih bulguroğlu’nun babamda emeği çok olduğu için 1994 senesinde, galatasaray alt yapısını tercih ettik.”

    'en doğru kararımdı'

    “ingiltere’de oynarken dönme kararı aldım. evlenecektim, nişanlandım. ailem de çok istiyordu. iki kere üst üste bileğim kırılınca psikolojim de bozuldu. adnan polat’a söz vermiştim. ‘galatasaray ile görüşmeden türkiye’ye dönmeyeceğim’ diye. o dönem bizi düşünmediklerini söylediklerinden dolayı da bu sefer fenerbahçe’den teklif geldi. hiç pişman olmadığım, çok da doğru yaptığım dediğim hayatımdaki ender kararlarımdan biri oldu. gerçekten çok ait hissettiğim, sporcu olarak en olgun dönemlerimde fayda sağladığıma inandığım bir camianın içinde buldum kendimi. fenerbahçeli birinin bana sarılıp gözyaşı dökmesini burnum sızlayarak, bazen ben de gözyaşı dökerek, karşılıyorum.”

    ‘hayalimi sahiplendim’

    “üzerimdeki forma, çocukluğumda hayalini kurduğum forma olduğu için, daha çok sahiplendim. bunun yanında da vermiş olduğum bu karar, bir terkedişi getiriyor. bu terkediş; geçmişte galatasaray’da oynamışsın, orada emre olmuşsun. sana bakış açısı bir anda sevgiden çok büyük bir nefrete dönüyor. çünkü türkiye’de herkes böyle futbolcu olduğunda popülist yaklaşarak ‘para verdin mi bunlara her şeyi yaparlar’ falan işin ajitasyon kısmına girip, duygularımız yokmuş, değerlerimiz yokmuş gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. hiç bir zaman hesap yapmadım. içimden onu yapmak geldi ve yaptım. o dönemin şartları bana bunu getirdi. 28 yaşında profesyonel bir futbolcuydum, hayatımın son birkaç imzasından biriydi. gelinen noktada da zaten çok doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum. tepki olur, o beni sevmez, kızarlar gibi, hiçbir zaman bunları düşünmedim. kendim karar verdim. bir çok arkadaşım bana ‘yapma, gitme’ de dedi.”

    ilişkili haber

    fenerbahçeli kaleci volkan demirel'den tarihi itiraflar!

    ‘bayılırken şampiyonduk ayıldım herkes ağlıyor'

    “2009-2010 sezonunda yaşadığımız, inter’de de başıma gelmişti. o son maçla ilgili bir hikayem var; ben sahada bayıldım biliyor musunuz, anlatmış mıydım. ‘şampiyon olduk’ diye taraftar üzerime atladı ve bayıldım. soyunma odasına sedyeyle götürdüler. yeni yeni ayılıyorum ama soyunma odasında anlamadığım bir sessizlik var. gözlerimi açtım sağımda solumda ağlayan insanlar var. bir an hâlâ baygınım rüya görüyorum sandım. niye insanlar ağlasın, şampiyon olmuşuz. ayıldım dedim ki; siz niye ağlıyorsunuz? sağımda guiza ağlıyor, solumda aziz başkan çok kötü. dediler ki; bursaspor şampiyon oldu. nasıl bursaspor şampiyon oldu! şimdi böyle anlatıyorum da, o zaman ben de hüngür hüngür ağlıyordum. hayatımda bir tramvayı en fazla bir gün yaşarım. bir gün iki günde atlatırım, ama böyle 5-6 gün yaşadığım tramvaların bir tanesi de o sezondur. o yaşadığımızı kolay atlatamadık.”

    3 temmuz sürecine ilişkin: 'düşürün bizi'

    “2010-2011’de ‘beterin beteri vardır’ derler ya onu yaşadık. türk futbol tarihinin belki de bir daha hiç yaşayamayacağı bir süreci biz yaşadık, bize nasipmiş. her zaman söylüyorum cefası bizim oldu. en büyük cefasını aykut kocaman ve birkaç oyuncu yaşadık. hapse girmiş yönetici büyüklerimiz vardı, onların yaşamış oldukları çok daha büyük sıkıntılardı. her gün bir haberle uyanmak, antrenmana gitmek; yani dedim ya futbol oynamak için sahaya çıktığımda çocuk gibi eğlenebiliyorum, o dönemde onu kaybetmiştim. fenerbahçe’nin hiç hak etmediği bir şeydi. 3 temmuz’da bazı isimler var saha içinde olan, şimdi baktığımda tepki görüyoruz.”

    ‘ebedi dostluk kaybolmuştu’

    “3 temmuz’da bizler çok ama çok fenerbahçeli durduğumuz için hâlâ bu tepkiler. aykut kocaman’a da, volkan demirel’e de, bana da yapılanlar oluyor. bir duruş gösteriyorsun, bir tercih yapıyorsun ve bir şeyi terk ediyorsun. bizde de o oldu. bütün türkiye, fenerbahçe’nin suçluluğuna inanmıştı. ‘fenerbahçe’nin fenerbahçe’den başka dostu yok’ dedik ya, onu bize yaşattı herkes, ne yazık ki. futbolun gerçeğinden koparak, insanları ayrıştırmak adına bunu kullandılar. keşke hiç olmasaydı, keşke fenerbahçe’yi bu kadar yalnız bırakmasaydı diğer camialar. bunu yaptılar, bunu yaparken de bazı insanları hedef almaya geldiler. onlardan bir tanesi de bendim. hiç pişman değilim. fenerbahçe, beşiktaş, galatasaray camiaları tabii ki rakipler birbirlerine, olması da gerekir. ama diyoruz ya ‘ebedi dost’ o dostluğun ortadan kaybolduğu bir süreçti. bunu gördü fenerbahçe camiası. o yüzden de kemikleşti herkes.”

    ‘hak etmediğimiz ortada’​

    “camianın ayakta durmasının en büyük sebebi taraftardır. ülkenin büyük sivil toplum örgütlerinden bir tanesidir fenerbahçe. herkes bu duruşu gösteremeyebilirdi ama fenerbahçe gösterdi. biz bir gün oturduk, ilk haftalardı hatırlıyorum, ali koç geldi tesislere. onun da çok büyük emeği vardır, camianın ayakta durmasında, ali yıldırım keza öyle. ali koç’a 7-8 tane futbolcu ağlayarak bizi düşürsünler dedik. hatta kendisi de tarihi bir açıklama yaptı: ‘futbolcular düşmesini istiyor takımın, bunu yaşamayı haketmedik ama böyle rahatlayacaksa herkes, biz bunu yapmaya hazırız’ diye. çünkü biz bunu haketmedik, gelinen nokta bunu haketmediğimizi de gösteriyor zaten.”

    ‘en sıkıntılı süreç’​

    “bunları dile getirmek çok kolay değil. insanı üzüyor, inanın. 3 temmuz kariyerimin en sıkıntılı süreciydi. her hafta basın toplantısı yapıyorduk aykut hoca, volkan, ben. bir şeyler yapmak zorundasın, hergün gündemsin. bir de haketmediğin bir gündemle. bize bayağı düşman kazandırdı, hissediliyor, hâlâ devam ediyor.”

    --- alıntı ---

    http://www.fanatik.com.tr/...-kesiliyordu-1276883

    nasıl da işine geldiği gibi anlatıyor yaşananları. lan ingiltere'de de, türkiye'de de ırkçılık yaptığın mahkeme kararı ile sabit daha ne konuşuyorsun? tapelerdeki rakip oyuncularla olan konuşmalarını da okuduk. hala daha kanaat önderi gibi ahkam kesiyorsun.

    neyse yormayacağım kendimi ama merak etme devran dönecek...
App Store'dan indirin Google Play'den alın