• 6
    galatasaray da ince bir çizgidir bu özellik. sakız çiğnedi, sahada ruhsuz duruyor diye misimovic, ülkesinden geç geldi diye ve başka bir kaç sebepten lincoln, dünya kupasında kaka'yı oyundan attırdı diye keita gibi oyuncular disiplinsiz addedildi ve gönderildi. buna rağmen disiplinsizlik konusunda bayrak taşıyan, derslerde konu olarak işlenebilecek colin kazım ve serdar özkan gibi oyuncular takıma transfer ediliyor. sanırım yönetimde şöyle bir mantık var; galatasaraylı oyuncular ya disiplinli olmalı ya da çok disiplinsiz.** transferleri buna göre yapıyor olabiliriz.
  • 7
    nasıl bir haltsa artık, takımın bütün vafısız,kapasitesiz yerli futbolcuları kadroda bulunurken, disiplinsizlikten ötürü taraftarın sevgilisi, dünya çapında oyuncular bir bir küstürülüp, kovalanıyor. yeter ulan artık. bir kere olsun bam kadro dışı kaldı, haberi duyalım.
  • 9
    lazım şey.
    yoksa eğlenmek bile olmaz.
    herkes önce birini yer sonra herkes herkesi yer.
    kimse kimseye yardımı bırak selam bile vermez.
    yani başarmak, kazanmak ve sevinmek zıddından yani disiplinden gelir.
    oyuncuysan otobüsle stada gitmişsen aynı otobüsle dönmelisin.
    arkadaş geldi dersen o otobüs içinde yaşanacakları kaçırırsan bir sonraki haftayı da kaçırırsın.
    disiplin atın ayağındaki naldır. yoksa savaş kaybedelir ve sevinçler hüzne döner.
    disiplin demek hoca geldiğinde yalandan ayağa kalkmak demek değildir.
    işini sevmek ve işine saygı duymak disiplin demektir.
    disiplin metro'da sigara içmemek, çoluk çocuk kadın varken onları ürkütmemektir. insanı sevmektir disiplin.
    disiplin iyi orta yapamayan oyuncunun iyi ortaları seyretmesi, topun yükselmesi ve inmesini izlemesi bunu öğrenip binlerce kez deneyerek bu sorununu çözmesi demektir. disiplin aşkı için kafa yormak sorun varsa çözmek demektir.
    alma futbolunun türk futbolundan 40 yıl ilerde olmasının sebebidir disiplin.
  • 10
    türk futbolunda olmayan şey. yok, olmadı, olmayacak gibi de, şu an yaşayanlar göremez en azından diye düşünüyorum. 3 aralık 2013 galatasaray gaziantep bşb maçı en taze örneği. durum 2-0 olmuş, rakip maçı kafada bitirmek üzere, sen ne yapıyorsun, fifa oyununda öne geçtikten sonra kendi sahasında boş yere dolaştıran gerizekalılar gibi şımarık hareketler. erman toroğlu doğru söyledi aslında, 2-0 olduktan sonra iş tamamen masturbasyona döndü. normal bir seviyede bile disiplin olsaydı bu maç çok farklı biterdi ama iyiki bitmedi, yedeklerin içler acısı halini görmüş olduk. lay lay lom geçen iki seneden sonra kusurların böyle patır patır ortaya çıkması kötü tabi, taraftar da şaşırdı.

    işte bunlar hep disiplin.
  • 11
    türk kamuoyunun anlamadığı bir kavram. alman disiplini diye goygoyu yapılır ancak. işin doğrusu almanların ya da kuzeylilerin başarısını disiplinle açıklamak tam bir kolaycılık. belki de otoriter eğilimlerimizden dolayı bize hoş geliyor. yine de takdiri size bırakayım. keramet disiplindeyse bence çin dünyanın en ileride futbol ülkesi olmalıydı. gidenler görenler hak verecektir, "düzen" takıntısı en yüksek idari felsefe onlarda.

    bana kalırsa bu alman ekolü diye milletimizin anlamadığı şeyin iki ayağı var: özgürlük ve iş ahlakı. tahayyül ettiğimiz katı disiplinin aksine batı avrupalıların çoğu gibi bir almanın da hayatı özgürlük temellidir. toplumsal zorundalıklar ve inanç kaynaklı sınırlar avrupa'da çoktan silikleştiği için alman gönlünce yaşar. kimse de onu yargılamaz. peki bu kadar özgürlükte nasıl saçı başı dağıtmıyorlar? bence cevabı içselleştirilmiş mesleki ahlak. bir örnek vereyim. londra'dayım bir kaç sene önce. yugoslav, türk, rus ve almandan oluşan arkadaş grubu olarak salı akşamı bir mekana gidelim takılalım planlarındaydık. ta ki alman arkadaş "kanka kafayı mı yediniz yarın mesai var" diyene kadar. ha bu arada mekanda alkol almak zorunlu falan değil. benim o taraklarda zaten bezim olmadığını tüm grup biliyor. maksat sohbet muhabbetti. neyse bu kadar efendi gözüken aynı alman arkadaş cuma mesaj atıyor. "kanka yarın bizim evde parti veriyoruz. kolejden çılgın kızlar gelecek. fransız bir kız var tam sana göre. ne yap et iyi bir şarap bul". işte o cumartesi parti ayağına öyle bir dağıttı ki piç tanıyamadık adamı. ne de olsa yarın mesai yok. işte bizim disiplin sandığımız olay bence bu.
  • 15
    disiplin, gaye ile başarıyı bağlayan köprüdür der jim rohn.

    2019-2020 sezonunda futbol takımımızda dikkat edilmesi gereken bir durum tespitim var. merak etmeyin galatasaray düşmanlarının duymak, görmek isteyeceği türden "takımda disiplinsizlik var", takımda bölünmeler var" falan zırvalamayacağım. galatasaray düşmanlarına tavrımız bellidir.

    benim gözlemim daha günlük ve anlık bireysel patlamalar. takımı sırtlayan ömer bayram, adem büyük gibi oyuncularda son bir kaç maçtır gözlemlediğim bir ruh hali var. ya yorgunlar, stresliler, ya da aşırı bir özgüven ile öfkeyi kontrol edemiyorlar. tehlikeli hareketler var. önce ts deplasmanında ömer bayram, pereira denilen çirkefin oyununa geldi. hakem ömer'i atsa mahvolurduk. geçmişte bazı oyuncularımızın nasıl atıldığını biliyoruz. sonra tuzlaspor ile kupa maçında adem büyük top kalecideyken gidip ayağına bastı. basmadı da ayağının kenarına geldi diye düşünenler olabilir. adem hamleyi yaptı. yapmaması gereken buydu.

    zaten sorumsuz davranan futbolcuların çok olduğu bir takımda bu arkadaşlar neredeyse bütün sorumluluğu alıyorlar. bu hareketlerine devam ederlerse tam toparlanıyoruz derken bizi yakabilirler. burayı okuyorlarsa dikkatli olmalarını rica edeyim. şu an kendi performansları sayesinde düşmedik, ayaktayız. bu iş devamlılık ister. öyle kısa devre yaptım, kafam attı durumu olmamalı. başarı, süreklilik ister. bazen bir yanlış, tüm doğruları götürebiliyor. teknik ekibin de bu durumu görüp futbolcularımızı uyardığını umut ediyorum.