• 1
    bu sözlükten ayrılana ya da uçurulana kadar söyleceğim ki galatasaray spor kulübü'nün kurtuluşunun uzun vadede tek kurtuluş yoludur.

    kulüp yönetimi bağlamında demokrasi nedir?
    bildiğiniz klasik demagojik tanımları unutun. demokrasinin tek bir evrensel tanımı vardır. o da karar mekanizmasına sıradan insanın dahil edilmesidir. halkın yani. her hangi bir seçkinliği olmayan, tek özelliği verilen karardan etkilenmesi olan insanın. somutlayalım: sadece soylulardan veya zenginlerden veya üniversite mezunlarından veya genç erkeklerden oluşan bir karar alma meclisi demokratik değildir. demokratik yönetim o karardan etkilenen herkesin karar alım sürecinin parçası olmasıdır. kulüp bağlamında tüm taraftarın.

    galatasaray neden demokratik değil?
    aslında hiç bir futbol kulübü ideal anlamda demokratik değil. fenerbahçe gibi kulüpler plütokratik karakterde tüzüklere sahip. belli bir servete sahipsen kulübe üye olabiliyorsun. galatasaray ise en seçkinci en anti-demokratik tüzüğe sahip kulüptür. istisnalar hariç kulübe üye olmak 5 senelik bir liseden mezuniyete bağlanmıştır. bunu hepimiz biliyoruz diye uzatmıyorum.

    demokrasiye nasıl geçiş yapılabilir?
    denetim için kulübü özelleştirilmesi mümkün değilse tek çare fenerbahçe'nin kampanyasını daha da abartıp tüm taraftarı kulübe üye yapmayı hedeflemektir. fakat gerçekçi bakarsak karar alma mekanizmasına dahil insan sayısının 1 milyon bile olması çok üst düzey bir demokrasiyi işaret eder. eğer galatasaraylıların her fırsatta gururla bağlı olduklarını iddia ettikleri batı değerlerinden anladıkları bayat bir aydınlanmacı mutlakiyetçilik değilse vizyonu bu demokratikleşme projesi olmalıdır. günümüz şartlarında 1 milyon üyenin elektronik ortamlardan kanaat belirtebilmesi, seçimde bulunması teknik olarak mümkündür. bu rakamı üst üste 3 seçime katılmayanların kanaat belirtme hakkını geçici süreliğine askıya alma gibi kısıtlamalarla düşürmek mümkün ve mantıklıdır. yeter ki demokratikleşme istensin, 21. yüzyılda hepsi mümkündür.
  • 3
    düzgün bir şekilde işletilmesi her toplumun/topluluğun harcı olmayan bir sistem.

    sen bir birey olarak birisiyle hayatını birleştirir ve dünyaya bir çocuk getirirsin. canını dişine takıp maddi manevi tüm imkanlarını onun için seferber edersin. herşeyi olsun, fiziksel ve ruhsal gelişimini doğru düzgün tamamlasın; kendini geliştirip tanıyabilsin, etrafında olan biten hakkında fikir beyan edebilsin diye.

    aynı şekilde başka bir birey de başka biriyle hayatını birleştirir(!), yerine göre boşanma gibi kanuni ya da gayrı nizami yollarla bu sayı birden çok bile olabilir. y sayıda çocuk dünyaya getirir ki burda matematiksel anlamda y>>>1'dir. bir ayakkabıyı bile nöbetleşe giyebilecek kadar imkanı olur bu y sayıda çocuğun. kendini geliştirmeyi, etrafında olan bitene karşı fikir yürütebilmeyi geçtim yiyecek ekmeği bile paylaşmak durumunda kalır.

    demokratik bir seçim düzenlendiği zaman senin oy hakkın 2+1 olur. o bireyin oy hakkıysa 1+x+y olur. dünyada hiçbir şeyi olmamış, olamamış bir tek bireye bile çok küçük bedellerle çok büyük işler yaptırılabilir. bu durumda bu bireylerin verdiği oy için bir tercihten ziyade yönlendirmeden bahsedilebilir. sen 2+1 birey olarak gidip oy kullanıp dönerken adamın 1+x+y sayıda oyu ve aynı sayıda fedaisi olur. demokrasi denen sistemin en büyük "bug"ı da burdadır.

    insani ve ahlaki bakımdan belli kriterleri yakalayamamış, sorumluluk ve etik duygusu gelişmemiş, her bireyini eşit şartlarda yetiştirememiş toplumlar/topluluklar için demokrasi her zaman tehlikeli bir sudur. her demokrasinin kendi kendini imha etme hakkı kendinde saklıdır aslında. bu da ağır aksak işleyebilen devletler için çok tehlikeli bir durumdur...

    cruyff'un dediği gibi futbol basit bir oyundur. zor olan basit futbol oynamaktır...
  • 4
    demokrasi size mükemmeli vadetmez. demokrasi sadece ve sadece adil olanı vadeder. bu yüzden kendine fedai toplayan çoğunluğun kazanması demokrasinin bugu değildir.

    basit bir örnek ile, federasyon başkanlığına şikeci bir birey aday oldu diyelim ve 18 kulübün 15 tanesi destekledi diyelim. bu adam hiç bir başkanlık vasfı olmasa da, haketmese de kirli bir insan olsa da çıkar ilişkileri ile veyahut daha farklı şeyler ile seçilebilir demokraside.

    şimdi bu olay adil değil gibi duruyor ama öyle değil. son derece adil bir sonuç. demek ki bu ülke sporu bu adam tarafından yönetilmeyi hakediyor. şikedi iş bilmez futbola çok zarar verecek birini hakediyor. futboldan anlayan kültürlü vizyonlu hal gözeten birini haketmiyor demek ki. 18 kulübün 15 i bu adama oy verebiliyorsa gerçekten hakettikleri durum budur.

    aynı şeyler iyi örneklerde de böyle 18 takımın 10 tanesi çok yerinde bir adaya oy verseydi demek ki o toplulluk o iyi adayı hakediyor diyecektik.

    genel seçim , yerel seçim, referandum her koşulda bu böyle. iyi de sonuç çıksa kötü de sonuç çıksa oy veren insanlar neyi haketmişse o çıkacak.

    bence daha adil bi sistem icat edilmedi.
  • 9
    31 mart 2019 yerel seçimleri bir kez daha göstermiştir ki yaşadığımız ülkenin yönetim şekli olabilmesi için önümüzde daha çok zaman olan yönetim şeklidir. zira statükonun, kaybedeceğini anladığı an ani bir frenle b, c, d, e planlarını devreye sokup çeşitli dalaverelerle manipülasyonlar yapmaya çalışması ve bu doğrultuda gayret göstermesi bunu kanıtlar niteliktedir.