• 1
    fenerbahçe takımında bol bol bulunan futbolcu türüdür. fenerli oyuncuların puan stresleri hepimizin malumu, yarın çirkeflik içeren bir sürü hareket göreceğiz muhtemelen. geçen sene böyle durumlarda drogba çok önemli bir güçtü mesela. böyle anların adamı melo zaten sakat. hakan balta'nın oynayacak olmasına seviniyorum o yüzden. böyle bir durumda arkadaşlarını hemen kollayıp olay yerine gidiyor.

    karşı takımın neredeyse tamamı bu sıfat grubuna giriyor. yarın futbolcularımızın birbirine böyle anlarda vereceği destek çok önemli. umarım bu yönden bir eksiklik yaşamayız. takım olarak hareket etmek çok önemli.

    edit: çirkef olmayan bruno alves. https://www.youtube.com/watch?v=wVavus8N32I

    çirkef olmayan volkan demirel. https://www.youtube.com/watch?v=wACIKCTQah4

    çirkef olmayan caner erkin. https://www.youtube.com/watch?v=t77wY2JcEW0
  • 3
    şu an türkiye üzerinde en büyük örneği emre belözoğlu olan futbolcular.

    derbi bağlamında da emreden başka çirkef oyuncu yok iki takımda da. emre bulaştı mı daha da bırakmıyor yakasını. gökhan kendini atmış, alves faul yapmış, caner itiraz etmiş vs, bunlar çirkeflik değil. volkan da çirkef değil mesela, terbiyesiz sadece. çirkef bambaşka bir şey. sapla samanı karıştırmayalım.

    hatta hakemlerdeki çirkeflik oranı, topçulardan daha fazladır. bir oyuncuya takarsa sıttin sene tepesine biner o adamın. mesela son zamanlarda meloya karşı hakemlerin yaptığı kolektif çirkefliktir. ilk hareketinde kart vermeye yeminli gibi çıkıyorlar ve her hafta bu saçmalığı devam ettiriyorlar. bulaştılar bırakmıyorlar bir türlü.
  • 4
    8 nisan 2017 leipzig - leverkusen maçının 87. dakikası ve leipzig kaptanı ikinci sarıdan kırmızı kartı gördü. karta ufak bir itiraz etti ama hemen kendini toparlayıp hakemin elini sıktı ve efendice maçı terketti. bir tek arkadaşı hakeme saldırmadığı gibi hakemin yanına bile gitmedi. neden çünkü almanya'da da hakem hataları oluyor ama adı üstünde "hata" oluyor. bizdeki gibi kıyım olmuyor. yüzdeye vurduğunuzda da bizdekinin ancak onda biri kadar oluyor. başarı ve başarısızlığı da ölüm kalım meselesine çevirmiyor kimse.

    şimdi bizde olsa neler olurdu onu söyleyelim:

    -bütün futbolcular hakemin etrafını sarar hakeme fiili müdahalede bulunur şiddetli bir şekilde itiraz ederlerdi.

    -teknik direktör sahaya girer, uzaktan hakemi azarlar, bütün kulübe dördüncü hakeme saldırır ve hakemi fiili ve sözlü olarak taciz ederlerdi.

    -sonunda hakemin kişiliğini ezer, paçavraya çevirirlerdi. hakem kart göstermeye korkar, maçı hasarsız bitirebilmek için idare eder eyyamın zirvesine çıkardı.

    bütün bunları yazarken bile ülkem adına utanıyorum. ben utanıyorum ama bizimkiler utanmıyor. şenol güneş gibi 60 yaşını geçmiş bir adam, saha kenarında hakemi azarlıyor, futbolcuyu tokatlıyor ve rakip teknik direktöre hakaret ediyor. aziz yıldırım hakem odası basıyor, hakemlere ana avrat küfrediyor, tehdit ediyor, federasyondan tıs yok. peki niçin bütün bunlar. sözüm ona başarı için. böyle başarılarınız yerin dibine girsin.

    futbol sevgisini bu şekilde yok ediyorsunuz. çirkefliği normalleştiriyorsunuz. üç kuruş para, üç kuruşluk başarı kazanacağım diye bütün gençlerin ahlakını bozuyor toplumu ifsat ediyorsunuz.

    ondan sonra da dönüyorsunuz avrupaya, bunlar ırkçı, bunlar şöyle-böyle diyorsunuz.

    yazık be...