• 5
    --- alıntı ---
    1956 sakarya doğumlu olan can çobanoğlu, 18 senelik spor yaşamında 40 kez voleybol milli takımı'nda görev aldı. milliyet gazetesi'nde kısa süre spor yazarlığı yaptı. küçük ve orta ölçekli ithalat ve ihracatçıları türkiye ihracatçılar derneği (tider) adı altında kurduğu dernek çatısı altında topladı ve derneğin kurucu başkanlığını yaptı. genç yönetici ve işadamları derneği kurucularından ve yönetim kurulu üyeliği yapmış olan çobanoğlu, ihracat, turizm ve borsa şirketleri kurucusu ve yöneticisi olarak iş hayatına devam ederken, sporun içinde bulundu. 1996 yılında futbol federasyonu dış ilişkiler kurulu üyeliğinden başlayan süreçte sırasıyla: a milli takım idari yardımcılık, a milli takım menajerliği ve milli takımlar departman sorumluluğu ve menajerliği görevlerinde bulundu.
    --- alıntı ---

    http://www.referansgazetesi.com/...OD=61&ForArsiv=1
  • 6
    --- alıntı ---
    büyük takımların taraftarlarıyla ilişkin nasıl?

    benim türkiye’de bütün statlara gittiğim zaman saygı gören, bir de hangi takımlı olduğumu bilinmeden, sen bizim takımdansın denilen bir duruşum var. fenerbahçeliler beni fenerbahçeli biliyorlar. beşiktaşlılar beşiktaşlı biliyor, galatasaraylılar galatasaraylı biliyor. sivaslılar sivaslı biliyor. sakarya doğumluyum, ailem trabzonlu. diyarbakırlılar diyarbakırlı biliyor. ben bunu da korumak için çok çaba sarf ettim. sadece doğruları söyledim. kafamın arkasında bir hesap yapıp, söyle konuşursam, şu yakınlaşır, şuna yakınlaşırsam da şöyle olur diye düşünmedim. hep spor kamuoyunda doğruları paylaştım. her şeyi çok samimi anlattım. katiyen de hiddete dönüşecek mesaj vermedim.

    büyük kulüpler basketbolda voleybolda sahaya girdikten sonra, salonlarda terör oldu. niye olsun? on sene önce yoktu da şimdi niye var? toplumun anatomisi değişti. onu körükleyenler var. demek ki bu düşmanlığı körükleyip ondan beslenenler var. bizim insanımız artık her konuda uyanacak, iletişime açık olacak. herkesi dinleyip, sağduyusu doğru karar vermeye açık olacak. bizim insanımız inanmaya, güvenmeye ve sevmeye açık olacak.

    son olarak şalom okurlarına bir mesajın var mı?

    ben cemaati çok yakından tanıyorum, çok da musevi arkadaşım var. aslında ben musevi lafını kullanmayı da hiç sevmiyorum. benim için ahmet, yasef, hakan, salamon gibi sınıfsal bir kelime ile ayrılmasını istemiyorum. şalom gazetesi’ni bizim diğer gazetelerimizden biri olarak görüyorum. burada da çok musevi dostum var. benim ailemde nasıl laz dostum var ise benim dostlarım da öyledir. ayrıca da onlarla birlikte olmaktan, yaşamaktan, ortak alan, ortak paylaşımda bulunmaktan son derece mutluyum. ben yirmi senedir aynı yerde oturuyorum. bu sitenin yapısı itibariyle cemaatten insan var. hiçbir sorun yaşamadığım gibi de çok da güzel dostluklarım var. ben o dostluğun daha uzun vadede, türkiye’ye çok büyük yararlar getireceğine ve o dostluğun sürekli olarak dünya için –bakın bu noktanın altını özellikle çiziyorum- dünya için bu dostluğun ve karşılıklı anlayışın, türkiye içerisinden başlamak üzere, sonra uluslar arası boyuta taşınmasından yanayım. olmadığı zaman her iki ülkenin, menfaatlerinin çok dışında işler gelişebilir. onun için türk ve israil halkları da dahil benim buradaki halklarımla nasıl yaşıyorsak, aynı şekilde, aynı sevgi içerisinde yaşamayı bilmeli; bu hepimizin menfaatine diyorum. şalom’un yeni yapılanmasını tebrik ediyorum; inşallah daha iyi olur. diyalogdan daha iyi insanların birbirini anlayabilecekleri, saygı duyabilecekleri ve sevebilecekleri hiçbir metot yok. diyaloga açık olmamız lazım, birbirimizi anlamamız lazım. çok keskiniz, çok sinirliyiz. hayat şartlarını çok zorladık, tahammülsüssüz, neticede bu dünya ve bu dünyada hepimiz yaşamaya mecburuz. hiç olmazsa doğru yaşayalım, iyi yaşayalım. bu vesile ile tüm cemaate sevgilerimi iletiyorum. cemaatte yakinen tanıştığım arkadaşlarıma, bir kez daha sevgilerimi iletiyorum.
    --- alıntı ---

    http://www.salom.com.tr/...-ve-hayata-dair.aspx
  • 9
    adam gibi yetki verilecekse buyursun gelsin. hiç değilse transferleri kimin yaptığı belli olur. galatasaray'da haldun üstünel, adnan sezgin'in getirdiği adamları tepeliyor, iktidar çatışmasına giriyor. sonra üstünel gidiyor, olay sezgin'e kalıyor. sezgin, söylenene göre istemeye istemeye misimovic transferini bitiriyor. yani kimin eli kimin bilmem neresinde belli değil takımda. yıllardır. ki bu polat dönemine özgü bir şey değil. daha öncesi de aynı. polat'ın bunu değiştireceğini düşünüyordum. şu âna kadar bu yönde bir adım görmedim.

    adam gibi yetki verilecekse gelsin. hiç değilse transferleri kimin yaptığı, yapılanmanın sorumlusunun kim olduğu belli olur. kimden hesap sorulacağı belli olur. başaramazsa değiştirirsin.

    yoksa sırf deplasman maçlarına otel ayarlamak için geliyorsa, onu herhangi bir turizm otelcilik öğrencisi de yapar.
  • 11
    adnan polat'ın "milli takımda görev alıyorsa iyidir" mottosuyla sarıldığı isim gibi durmakta ama hadi hayırlısı bakalım.

    football manager oynarken takımı genç yeteneklerle donatacağım diye brezilya u21 kadrosunu komple takıma katmak gibi bişey oluyor sanırım bu adnan polat'ın yaptığı.
  • 13
    6 kasım 2011 tarihli fanatik gazetesindeki yazısı.

    --- alıntı ---

    olmayınca olmuyor(mu!)

    tartışırız, eleştiririz... dün gece mersin’i görmezden gelip, galatasaray’ın puan kaybını gündeme getirirsek haksızlık olur nurallah hoca ve futbolcularına... mersin akıllıca oynadı. galatasaray’ın çabuk ve dikine oynadığı zaman rahat gol bulduğunu hesaplamışlar, kendi adlarına doğruyu da yapmışlar. oyunu göbekte sıkıştırdılar, cim bom’u yana doğru oynamaya mecbur ettiler. kenarları da mustafa keçeli ve erhan’la onların önünde erman ve nduka sigortasıyla kilitlemeyi iyi bildiler. taktik anlamda sarı-kırmızılılar’ı sahada kendi kalelerinin yakınına sokmamayı da becerdiler. böyle anlarda rakibin oyun dengesini bozmak için ayağa doğru ve çabuk top yapıp, boş koşuları da defansı rahatsız edecek gibi yapmanız şarttır. cim bom, ayağa pası ilk yarıda hem mersin’in sahayı doğru parsellemesinden hem de kazım ve sabri’nin beceriksizliğinden ötürü yapamadı. selçuk da pas almak için çok geriye gömülünce ortadaki alanı efektif kullanılamadı. ilk 45 dakika oyuncuların iyi niyeti ama yanlış oyun kurgusu yüzünden harcandı gitti. son dakika penaltısı moritz’in galatasaray’a hediyesi oldu. bu bayram şekerini de cim bom, değerlendiremedi... ikinci yarıda riera ve sabri’yi çıkararak sercan ve ayhan akman’ı oyuna sokan fatih terim, yanlışlarını doğruya çevirmek için hamle yaptı. ilk yarıdaki performanssızlığa karşın daha rahat pozisyon bulur hale geldi galatasaray. elmander kaçırsa da pozisyona giren o, çok kızmamak lazım isveçli’ye. onu yalnız bırakan sistemi sorgulamalı... olmayınca olmuyor mazeretinin arkasına saklanılmamalı.

    --- alıntı ---