• 168
    son zamanlarda gerçekleşen "sahipli" takım protestoları nedeniyle toplumun bilgilendirilmesi gereken ligdir. bundesliga'daki protestoları anlayabilmek için önce bazı şeyleri bilmek lazım. (belki biraz uzunca olacak ama yapacak bir şey yok)

    -50+1 nedir?
    50+1 kuralı almanya'daki bütün takımlar için geçerli olan bir kural. taraftarların kulübün %50+1 hissesine sahip olması böylece takımın bir "şirket" tarafından değil taraftarlar tarafından yönetildiğini göstermek için koyulmuş bir kural.

    -almanya'da bu kurala tam olarak uymayan takımlar var mı?
    var. ancak rb leipzigi dışarıda bırakırsak diğer takımlar (nispeten) daha az tepki çekiyor. bu takımlar bayer leverkusen, hoffenheim ve wolfsburg (fazlası varsa bilmiyorum) bu takımlardan leverkusen ve wolfsburg en az tepki görenler. çünkü bu iki takımın kuruluş tarihleri oldukça eski ve fabrika işçileri tarafından kurulmuş futbol kulüpleri. her ne kadar tarihsel kökenleri işçi sınıfına dayansa da sonuçta endüstriyel futbol, çok uluslu şirketler vs. derken günümüzdeki hale gelmiş durumdalar.
    bu iki takım tepki görmüyor sanmayın. görüyorlar ama sadece üstüruplu tepki görüyorlar.

    -leipzig'i neden kenarda bıraktım?
    leipzig redbull'un 50+1 kuralının etrafından dönerek, açıklarını bularak hayata geçirdiği bir proje. 50+1 kuralı gelirken "küçük" bir detay atlanmış. taraftarlar takımın 50+1'ine sahip olmak zorunda ama 50+1'in oy verme hakkı olacak diye bir şey yok. yani siz takımınıza üye olabilirsiniz, aidatlarınızı düzenli ödeyebilirsiniz, hisselerini alabilirsiniz ancak bu sizin yönetimde söz hakkınız olacağı anlamına gelmiyor.
    (almanlar herhalde bu kuralı koyarken octoberfest'te içiyorlardı. başka türlü bir açıklaması olamaz)

    -pekiii hoffenheim'ın durumu ne?
    50+1'in şöyle bir istisnası var. eğer bir takımı (yanlış hatırlamıyorsam) 20 yıl boyunca maddi olarak desteklerseniz, o takımın çoğunluk hissesine sahip olabiliyorsunuz. hoffe'nin sahibi olan dietmar hopp hoffenheim doğumlu. çocukluğunda hoffenheim'da futbol oynamış, kendine şirket kurmuş, sonra 20 yıl boyunca takımı finanse etmiş bir isim. 50+1 kuralının istisnasını kullanarak da hoffe'yi üzerine almış. yanılmıyorsam %95 hissesi de kendisine ait.

    biz "ne güzel adam çocukluk takımını almış 5. ligden bundesliga'ya taşımış" diye düşünürken almanlar "sahipli" hoffenheim olarak düşünüyor. yukarıdaki takımların hepsi genel olarak alman futbolseverler tarafından dışlanıyor. leipzig'den aşırı derecede nefret ediyorlar (haklılar da). hoffe konusunda kendilerine katılmıyorum. almanlığın da çoğu zarar. leverkusen ve wolfsburg arada sırada tepki görseler de daha önce dile getirdiğim gibi tarihsel kökleri nedeniyle nispeten ucuz atlatıyorlar.

    29 şubat 2020 hoffenheim bayern münih maçı bu konuyla ilgili ilk maç değil, son maç da olmayacak.
  • 206
    borussia mochengladbach’ın teknik direktörü marco rose borussia dortmund’a;
    eintracht frankfurt’un teknik direktörü adi hütter mochengladbach’a;
    leipzig’in teknik direktörü julian nagelsmann bayern münih’e gitmiştir.

    büyük ihtimalle bayern münih’in teknik direktörü hans flick de milli takımın başına geçecek.

    tüm bunların yanında leipzig’li upamecano’nun yazın yapacağı bayern münih transferi şubatta tamamlanmıştı.

    bu kadar medeniyet bana fazla geldi.

    edit: ligin çekişmeli olup olmadığıyla ilgili benim de fikir belirtmem gerekirse; ben ligin oldukça çekişmeli olduğunu düşünüyorum. bayern’in yaklaşımı, aşağıdaki takımların da doğru yönetilmesi ile keyifli maçlar ve lig vaadediyor bize. bir takım sürekli şampiyon oluyor diye önyargılı olmamak lazım, ciddi manada seyir zevki yüksek, genç futbolcuya değer veren, oynamayı düşünen takımların olduğu bir lig bundesliga. yukarıdaki eleştirim şampiyonluk yarışındaki takımların sezon içinde birbirinden bu kadar hayati transferler yaptıklarını duyurmaları ile ilgili.
  • 167
    belki dünyanın en iyi, en pahalı, en kaliteli ligi değil fakat en güzel futbol ahlakına sahip ligi. 29 şubat 2020 hoffenheim bayern münih maçında kendi taraftarların küfürlü pankartını protesto eden bir takıma* sahipler.

    sadece bayern özelinde değil, bütün takımları böyle bu ligin. geçen hafta ırkçı saldırı sonucu ölen insanların anısına saygı duruşunda bulunup nazisraus diye haykırdılar. biz de 44 şehide rağmen birleşemeyen bir futbol topluluğu var.

    iki hakem hatası askerlerimizden daha çok konuşulacak, konuşuldu. ülkenin en büyük ikinci takımı, 30 milyon taraftarı olan bir kulübe seni de seni seveni de sevmiyoruz diye pankart açar, hocasının ailesine küfreder.
    sadece fenerbahçe değil, bütün takımlarda olan bir şey bu.

    bizim eğlencemiz için olan bir sporu birbirini öldürecek noktaya getirdi güzel ülkemizin insanları. futbolcular topa şekilli vurmak dışında vasfı olmadan milyonlar kazanır, 3-4 bin lira kazanan taraftarlar da birbirine laf atar, saldırır.

    hani diyoruz ya neden avrupa değiliz, olamıyoruz. futbolumuza bakmamız yeterli. sadece şu futbol yapımızı düzeltecek bir çalışma hazırlasak inanın diğer şeylere de yansır. şu ülke futbolunun metinlerden, lefterlerden, hakkılardan buraya gelmesi başlı başına bir çalışma konusu olmalı, araştırılmalı. sebepleri bulunursa çok rahat ülkemizin halini de anlayabiliriz.
  • 132
    diğer takımlar maddi vs gibi sebeplerle çöküşe geçtikten sonra bayern domine etse de bence "tek takımlık lig gelişemez vs" gibi durumlar biraz fazla gözümüze batıyor günümüzde, çoğunlukla trend gibi.

    hele hele play-off falan gibi bir şey yaparlarsa; çoğu olayda düşündüğüm gibi serbest bir dinamiğe zorla rekabet olsun falan diye elleşince sonuç genelde daha korkunç oluyor. bir koşu gibi düşünün, diğer koşucular iyi antrenman yapamıyor, hatalar yapıyorlar diye en önde gideni yavaşlatacak formül bulup rekabetçi ortam oluşturmaya çalışırsan bu sefer komple yarışın etkinliği düşer. bırak diğerleri en önde gideni geçmek için çabalasınlar; dengesini bulur her şey zamanla, kaldı ki bayern çılgın para harcayan bir kulüp falan değil; almanyada birinci kulüp diğerlerinden aşırı yüksek gelir elde etmiyor. alman yeteneklerin beleşe kaptırılması çok kötü bir durum tabi. schalke'nin bedavaya giden oyuncularına falan bakıyorsun komple takım kuruluyor.

    örneğin serie a bu sene fena değil son sezonlarda juve damga vursa da; burada çoğunlukla diğer kulüplerin finansal vs gibi durumlardan çökmesi ve hatalı kararları eklenebilir özellikle başlarda. sonradan juve hegomonyası olsa da son yıllarda iyiler takımları çünkü herkes juve'nin aşırı yükseğe koyduğu çıtayı geçmeye çalışıyor. napoli son 2 senedir falan herkesin dilinde. sarri tabiri caizse atlık yapıp diğer kupaları sallamayınca çok eleştiri çektiler ama onun dışında milan toparlanmaya çalışıyor; roma destan yazdı. juve neredeyse real'i geçiyor, son 4 de 2 italyan takımı oluyordu. avrupa liginde keza lazio beklenmedik çıkış yapan salzburg'a elendi.

    onun dışında almanyada 2000li yıllarda farklı şampiyon çıkıyordu. 98de kaiserslautern'den sonra 01'de leverkusan kıl payı kaçırmıştı, dortmund, bremen, stuttgart, wolfsburg şampiyon olabildi fakat devam ettiremediler. 2010'lara doğru van gaal'in efsane sistemiyle ve üzerine ayarlamalar yapıp mükemmelize eden heyncesle domine ettiler, ama domine ettiği zamanda bile klopp ligi alabildi. sonra dortmund'da tuchelle kavga edip elinden kaçırdı tabi o da kendi suçları. olabildiğince bundesligaya bakmaya çalışıyordum tuchel'in oynattığı domine futbol hala tadı damağımda. kendisinden sonra gelenler pek aynı sonuçları alamadı.

    ingilterede premier lig'de o sıralar belki biraz bundesliga'ya benzetebiliriz; alex ferguson hegomonyası vardı. 14 sezonda 9 kez falan şampiyon olmuşlardı. arada 2 sezon chelsea'ye dışardan gelen absürt sermayeden dolayı kaybettiler, şöyle bir chelsea'ye: http://gss.gs/bhB.jpg , 1 kez city'ye aynı şekilde ve son dakikalarda kaybettiler.

    fransa'da lyon 6 veya 8 kez üst üste şampiyon falan olmuştu.

    yani bu işler biraz trend, biraz diğer takımların hataları vs, biraz da şampiyon takımın iyi bir yenileme/kadro yapılandırması yapması diye düşünüyorum. tsl'de biz de 2010'ların başındaki iyi yapılanmayla çok güzel şeyler yaptık fakat sonradan dursun denen şahsiyet geldi, kadro döngüsünü iyi beceremedik vs. bak lahm schweinsteiger 32-33 olunca güle güle, yerine gelecek oyuncu da 2 sene önceden hazır. biz hala 35liklerle oynamaya çalışıyoruz.
  • 84
    nisan 2015'te köln'de oturan teyzemi ziyaret edeceğim allah'ın izniyle. teyzeoğluna 'kaç defa geldik, daha bi bundesliga maçına götürmedin' diye naz yaptım, hemen aşağı yukarı en fazla 1 saat uzağımızdaki statların fikstürünü çıkardı, maç seçelim dedi.

    yukarıdaki kritere uyan maçlar:
    (bkz: 11 nisan 2015 borussia mönchengladbach borussia dortmund maçı)
    (bkz: 11 nisan 2015 schalke freiburg maçı)
    (bkz: 12 nisan 2015 köln hoffenheim maçı)
    (bkz: 18 nisan 2015 borussia dortmund paderborn maçı)
    (bkz: 18 nisan 2015 bayer leverkusen hannover maçı)

    dedim 'hakan, ömer ve bizim ceyhun'u izleriz, leverkusen-hannover maçı olsun.' - baktı, biletler tükenmiş. daha 22 gün var maça. 'neyse' dedim 'ozaman gladbach-bvb'yi izleyelim, güzel maçtır.' - o maçın da biletleri tükenmiş. 'hadi' dedim 'auf schalke görmüş oluruz, schalke maçına gidelim' - o maçın da biletleri tükenmiş.
    bvb-paderborn aynen öyle.

    artık tek şansımız tanıdığı arkadaşlarından kombine alıp köln-hoffenheim maçına gitmek. ya bu takımlar bizim türk ekiplerine avrupa ligi kurasında çıksa 'köy takımı' damgasını vururuz. herifler bir ay öncesinden gişe kapatıyor.

    biz zaten dolmayan stadı passolig ile daha da boşaltmak ile uğraşırken, adamlar gerçekten bir kültür oturtmuşlar gidiyor.
    kesinlikle saygıyı hak eden bir lig.

    edit: köln-hoffenheim maçına bulduk çok şükür. 43 euro anasını satayım. şampiyonlar ligi izliyoruz sanki mübarek. eskiden podolski vardı, onu izlerdim en azından da, şimdi takımları araştırmam lazım azcık. *
  • 189
    resmi youtube kanalında mükemmel analizler, incelemeler yayınlayan lig.

    örneğin jadon sancho'nun nasıl bir anda bu kadar yükseldiği, sahada neler yaptığına dair bir video:

    https://www.youtube.com/watch?v=mOLpTuGa8hA

    bizimkiler ceketi bile bein'e verip don atlet gezdiğinden böyle şeyler beklemiyoruz tabi.

    ligin resmi bir kanalı bile yok sanıırm.

    ama hepsinin dilinde "marka değeri".
  • 217
    son hafta maçlarını dönüşümlü olarak izlediğim lig. (20-21)

    fikrim net,

    tüm dünya almanın tassagini yesin.

    küme düşen takımın (schalke) kalecisi neredeyse köln'ü tek başına küme düşürecekti. 86.da attılar.

    werder bremen tarihinde 2. kez küme düştü ve bundesliga'da en uzun süre kalan takım unvanını önümüzdeki sene bayern'e kaptiracaklar.

    schalke ve werder bremen gibi köklü iki kulüp küme düştü.

    kan, ter, gözyaşı her şey var ama en çok futbol var. tutku var.
  • 199
    şampiyon olan ve büyük takımların sürekli küme düştüğü avrupa'nın en ilginç ligi. 2020-2021 sezonu için en büyük aday shalke 04 gibi duruyor.

    son 20 yılda küme düşen diğer büyük takımlar:

    2000-2001 e.frankfurt
    2001-2002 köln
    2003-2004 e.frankfurt, köln, 1860 münih
    2005-2006 köln, kaiserslautern
    2006-2007 m'gladbach
    2007-2008 nürnberg
    2009-2010 h.berlin, nürnberg
    2010-2011 e.frankfut, m'gladbach
    2011-2012 köln, kaiserslautern, h.berlin
    2013-2014 nürnberg
    2017-2018 hamburg, köln
    2018-2019 nürnberg, stuttgart
    2020-2021 shalke?
  • 162
    bu ligin bayıldığım bazı yanları var ki aynı şeyler premier league için de geçerli; sahada oynanan oyunun dışında stat ambiyansları (daima dolu olmaları ve güzel atmosferler), statların iyi fiziki durumlarıyla birlikte göze hitap edebilmeleri ve sosyal medya olsun veya televizyon yayınları olsun, her türlü paylaşımın son derece profesyonelce kurgulanması (vtr'lerinden bile kalite akıyor adamların). bundesliga'ya o biçim kalite katıyor bu detaylar.

    futbol sadece futbol değildir, çimden ibaret hiç değildir.
  • 166
    2019-2020 futbol sezonunda maçlarda atılan gol sayısında stsl'ye göre an itibariyle 3 maç fazlaları olsa da 83 gol öndeler. sezon itibariyle hem zevkli ,ki zaten zevkli olduğunu biliyoruz, hem de müthiş bir çekişme yaşanıyor. mutlaka ama mutlaka takip edilmesinde yarar var. ayrıca teknik direktörlerin taktik şablonları ufuk açıyor. boşta olan yerli bir teknik direktör bütün maçlara gidip çok güzel analizler yapabilir. hatta onu geçtim fatih terim 3-4 ekip kurup bütün maçları analiz ettirip çok güzel sonuç yakalayabilir diye düşünüyorum. ümit davala'nın, hasan şaş'ın ve hatta levent şahin'in kulübedeki etkisi bir hiçken içlerinden en azından levent şahin'in uzun bir yolculuğa gönderilmesi taraftarıyım. aynı şekilde u-19 hocalarından gönderilmesi gerekenler olduğunu düşünüyorum. evet artık iyi futbolcu almak kolay değil ama eldeki adama da taktik öğretebilmek adına ,kaliteden yoksun olsalar dahi, belirli bir ezberin türkiye'de iş yapacağı düşüncesindeyim.
App Store'dan indirin Google Play'den alın