• 3
    ispanya'da çalıştığı dönemle ilgili olarak "eğer beyaz mendiller sizin için sallanıyorsa o zaman bir ihtimal takımın başında kalabilirsiniz; ancak beyaz mendiller başkan için sallanıyorsa o zaman bavulları acele toplamalı ve hızla gitmelisiniz." diyerek aslında sistemin dünyanın çoğu ülkesinde aynı şekilde işlediğini gösteren teknik adam.
    ayrıca jose mourinho bu kadar popüler olmadan önce barcelona'da robson'un tercümanlığını yapmıştı. sir, mourinho'yla ilgili "her şey jose mourinho'nun istediği gibi gelişti, ama bazen biraz tevazu sahibi olmak gerekir." diyor; ama mourinho bu söze kulak verir mi orası meçhul.
  • 11
    (bkz: bobby robson: more than a manager) isimli netflix belgeselini yeni izleme fırsatı buldum. enfes bir çalışma olmuş. ipswich town, ingiltere milli takımı, psv eindhoven, sporting lizbon, porto, barcelona ve newcastle united gibi kulüplerde geçen dolu dolu bir kariyer...

    avrupa futbolunda sempati duyduğum porto ve barcelona takımlarını yönetmesi işleri benim için daha ilgi çekici kıldı. özellikle barcelona'da geçirdiği sezonki kadro inanılmaz. baia, popescu, couto, blanc, nadal, ferrer, sergi, de la pena, bakero, amor, prosinecki, guardiola, pizzi, figo, ronaldo, luis enrique, stoichkov gibi inanılmaz futbolcuların bir arada olduğu bir ekip. sir burda geçen sezonunda oldukça başarılı da oluyor. ancak ligde kaçan şampiyonluk sonrası taraftar ve yönetim baskısıyla görevinden ayrılmak durumunda kalıyor. louis van gaal ile katıldığı basın toplantısında; van gaal'in "barcelona artık van gaal'in barcelona'sı" diyişi esnasında bakışlarından yaşadığı üzüntü belli. futbola tutkuyla bağlı, altyapıya önem veren, genç oyunculara şans tanıyan ve barcelona'yı bu kadar çok seven bir ismin bu kulüpten koparılması sahiden ahmaklık. burada tek merak ettiğim husus; taraftarın neden bu kadar tepkili olduğudur. acaba terim sonrası lucescu'nun oynattığı oyuna gösterdiğimiz tepkinin bir benzeri, cryuff sonrası robson için gösterilmiş olabilir mi? bunun cevabı da barcelona taraftarında.

    ronaldo'nun futbol hayatındaki en iyi yılını yaşatması ve ronaldo'nun kendisiyle az çalışmasından dolayı yaşadığı üzüntü, paul gascoigne üzerinde yarattığı etki ve robson'a karşı olan büyük sevgi ve saygısı, alan shearer, jose mourinho, alex ferguson ve pep guardiola gibi dünya futboluna hükmetmiş isimlerin karşısında saygıyla eğildikleri bir büyük futbol figürü.

    maradona'nın tanrı'nın eli olarak adlandırdığı golün ardından "it wasn't the hand of god. it was the hand of a rascal" sözüyle maç sonu öfkesini dile getirmiştir. maradona'nın tarihin en büyük sporcusu olabilecekken bunu elinin tersiyle ittiğini belirtmiştir.

    ipswich town ile yaşadığı zafer; onca yıl önce ancak menajerlik oyununda rastlanabilecek bir başarı öyküsüdür. newcastle united ile geçirdiği istikrarlı sezonlar, şampiyonlar ligi'nde yaşattığı deneyim ve kendisinin kovulmasının ardından kulübün bir daha iflah olmaması bir şeyleri açıklıyor sanırım.

    sözün özü; mourinho ve guardiola gibi yakın dönemin en büyük iki hocasını yetiştiren bu büyük ismin hayatından bir kesiti izlemenizi tavsiye ederim.
  • 12
    her devire adapte olabilen bir menajerdi... 1980'lerde bizi 8'lerlerken de ingiliz tarihinin en iyi birinci, en başarılı ikinci milli takımını kurarken de barcelona'ya psv'den efsane ronaldo'yu getirirken de hep çağa uyum sağlamış ama asla kendini bozmamış olan sir...

    kendisinin hocalığını izlemiş olmak büyük şans... şimdinin iki entel kelime öğrenin üç tuş tıklayınca allame-i cihan sanan çocuk oyunu oynayan çakma menajerlerinde değildi... ruhu şad toprağı bol olsun... kova yaşar ise muhtemelen kendisine beddua ediyordur :) shilton kiiiiim biz kiiiiim diyordu yaşar ağabey fatih'e :)