• beşiktaş forması giydiği süreçte hiç sevilmezdi. hem bonservisi, hem aykırı tavırlarıyla antipatik görülürdü.
    beşiktaşlısı da sevmezdi ki başkaları sevsin.
    sonra galatasaray'a geldi, inanıyorum ki kendisi bile bir beklenti içinde değildi.
    serdar özkan gibi, niye geldiğini bilmeyip geldi işte.
    maksat "istanbul'a taşındık başkan, ayrılmayalım ne güzel şehir işte" mantık bu.
    sonra baktı ki galatasaray forması başka, şampiyonluk görmek, şampiyonluğa oynamak, taraftarın sevgisi, büyüklük başka. anladı nereye geldiğini. zannetmiyorum ki o güne kadar biliyordu, gelince öğrendi. ben de bilmiyordum fatih terim'i küçükken, hala daha tanımlayamadım mesela. düşünüp duruyorum bazen, "bir insan bir futbol takımını nasıl bu kadar sevebilir" diye, çözemiyorum.
    neyse, ayhan da geldi galatasaray'a ve sevdi bizi, biz de o'nu sevmeye başladık. etiketi vardı aslında, "beşiktaş'tan geldi" adlı. önce bunu ortadan kaldırdı. ne attığı golle, ne yaptığı asistle hatta ve hatta oynadığı futbolla bile değil. profesyonellikle yaptı bunu. temiz bir aile yaşantısı, temiz arkadaşlıklar, temiz duygularla...
    şimdi tek galatasaraylı seviyor o'nu. bu da yetiyor o'na. ne güzel lan...
    yarın bir gün eminim ki yer alacak futbol dünyasında, belki teknik direktör olacak ama içindeki o ayhan hiç bitmeyecek.
    yan hakeme küfreden, son nefesine kadar mücadele eden, yıldırım demirören'i itip kupayı öpen, 55 bin şikecinin önünde omuzlarda bağıra bağıra "cimbombom" diyen ayhan hiç gitmeyecek, hiç bitmeyecek.

    inşallah ömrü boyunca hep mutlu olur.
    sarı sarı çocuklarıyla ve sadık eşiyle.
    inşallah bir gün yine giyer galatasaray hizmeti üniformasını.

    iyi ki vardı galatasaray'da, iyi ki yolu geçti sarı ve kırmızı aşktan...
  • barış özbek ve mustafa sarp gibi adamlarla kendisini bir tutan futbol cahillerinin bam diye kıçlarından uydurdukları bir grupa dahil ettikleri galatasaray futbol takımı eski kaptanıdır.

    11 sene boyunca sarı kırmızı formaya hizmet etmiş 4 lig şampiyonluğu yaşamış ve adam gibi veda etmiştir.

    oyununu ya da kendisini sevmek/sevmemek herkesin hakkı olmakla birlikte 11 yıl formanı giymiş, kaptanlık pazubandını takmış ve aslan gibi mücadelesini etmiş birinin üzerinden 2 senedir hala aynı salak esprileri yapıyorsan ayhan'ı değil kendi galatasaraylılığını sorgula yeğenim.
  • neyi yanlış söylemiş ya da fatih terim'e söylemekten çekineceği ne var, anlayamadım(neden çekinsin ayrıca, fatih terim öcü mü ya da eleştirilmez mi? eleştirir, beğenmeyebilir; kendi görüşü ve fikridir).

    ''fatih terim başarısız.'', ya da ''biz fatih terim'den daha başarılıydık.'' da dememiş üstelik. kendi dönemine dair yorum ve tenkitte bulunmuş. ''biz başarılıydık.'' demiş açıkça.

    şunu da söylemiş üstüne üstelik: ''sonuçta tudor'dan sonra fatih hoca seçiminin ne kadar doğru olduğu da zaten ortada. galatasaray'ı, camiayı, türk futbolunu çok iyi bilen birisi. o yüzden; şu an galatasaray için işler yolunda gidiyor.''

    taraftarda garip bir alışkanlık peyda oldu. eski futbolcularımızın ve teknik direktörlerimizin neredeyse tamamıyla kanlı bıçaklı hâle gelmeye çalışıyoruz bir şekilde. ayhan akman son örneklerden birisi olma yolunda ilerliyor: 11 yıl galatasaray'da top koşturmuş(üstelik iki defa fatih terim'le de çalışmış) ve 2011-2012 sezonunda fatih terim tarafından galatasaray kaptanlığı görevi verilmiş oyuncumuzu türkiye'de fenerbahçe'yle neredeyse özdeşleşmiş marco aurelio ile kıyaslamak biraz ayıp oluyor.

    her güne yeni bir linç arayışıyla başlayan taraftarımızın son gözdesi eski oyuncu, kaptan ve yardımcı antrenörümüz.
  • http://t24.com.tr/...ustune-yurudu,368124

    adanaspor maçında* oyundan çıkıp riekerink'e tepki gösteren yasin öztekin'in üstüne yürüdüğü söylenen antrenörümüz. galatasaray formasını yere atan topçuya karşı bu tepkisinde sonuna kadar haklıdır. kendisi hakkında geçtiğimiz haftalarda gereksiz bi şekilde riekerink'in kuyusunu kazıyor, gol sevinçlerini riekerink'le yaşamıyor, kesin riekerink'i sevmiyor gibi yorumlar yapılıyordu. ben böyle bir izlenime kapılmadım, haber doğruysa da riekerink'e trip atan yasin'e gösterdiği tepkiyle hocasına da sahip çıkmıştır.
  • galatasaray forması giymiş, giymeye devam eden birçok futbolcu sevdim, seviyorum. her sene kral için bir tane 9 numara forma alıyorum, hagi'yi hatırlayınca efkarlandığım için hatırlamamaya çalışıp beceremiyorum, büyük kaptan'a yapılan haksızlıklar aklıma gelince ağlayasım geliyor, suat'ı tekrardan bir şekilde futbol dünyasında görmek istiyorum. remzi, mondi, prekazi, tomas aklıma geliyor, neşe doluyorum. istiyorum ki imparator'un 56 yardımcısı olsun. arif, tomas, suat, taurasi, tufan ersöz..hepsini her maç kulübede görebilelim..

    yukarıdaki isimlerin hepsini çok sevdim. hep de seveceğim. daha aklıma gelmeyen böyle bir sürü de sporcu var. ama bu isimler arasında iki isim var ki onları başka seviyorum;
    1-ayhan akman
    2-emre aşık

    hep bi başka sevdim bu adamları. belki diğer kulüplerden gelip kendilerini zor şartlar altında kabul ettirdikleri için, belki de hakları yeterince verilmediği için, belki de diğer kulüp taraftarları nefret ettiği için, belki de bambaşka bir şey. bilmiyorum. ama bu iki ismi başka seviyorum. diğerlerinden üstün değil bak. başka. başka seviyorum bu adamları.
  • 2000-2010 arası emre belözoğlu'ndan sonra bu gözlerin gördüğü en iyi, en dominant türk orta saha oyuncusu. iddialı konuşmayı sevmem ama ayhan konusunda aksi önermeyi kabul etmem, tıpkı 2005-2010 arasında en iyi yerli stoperin servet çetin olduğu gerçeği gibi...

    tekrar ayhan akman'a döneyim... ne ergün penbe gibi 3 sene ekstradan hak etmeden galatasaray forması giydi ne de galatasaray sonrası rize'de 6 ayı tamamlayamayan hakan ünsal gibi "zorla gönderildim" edebiyatı yaptı. ki şu an 1 ay idman yapsın, ceyhun gülselam'dan kötü oynamaz.

    ön libero oynadığı 2001-02 sezonunun ikinci yarısı ve sol açık oynadığı 2004-05 sezonunun ikinci yarısı kariyer zirveleridir. galatasaray'da gördüğü 4 şampiyonluğun 3'üne direkt etki etmiştir. 2002 şampiyonluğunda samsun'da radu'ya, kocaeli'de hasan şaş'a efsane asistler yapmıştır. 2008'de sivas maçında uzaydan gol atmıştır.

    10 senelik rezil kadıköy yenilgilerinde sadece 1 derbide kötü oynamış, onda da appiah'ı kaptırdığı topu kezman ergün'ün poposunun yardımıyla gol yapmıştı.

    unutmayalım; takım dibe vurduğunda işkembeci açılışını bile kaçırmayan kaptanı taraftardan küfür yememek için sakatlık bahanesine sığındığında ayhan küfür yiyeceğini bile bile sahaya çıkıyordu...
  • hiç öyle bam üçlüsünün a sı olacak kadar kötü futbolcu değildir. hatta kendisine büyük hakarettir bu. ayhan akman o efsane kadrodan sonra gelen en önemli türk oyuncular içinde ilk 5'e rahat girer. kariyerinde inişler çıkışlar olmuştur illa ki ama takımın da etkisi vardır bunda, futbol takım oyunu sonuçta. yokluklarla, zorluklarla gelen lucescu'lu, gerets'li, feldkamp'lı şampiyonluklarda büyük pay sahibidir. kendi futbolcularımızı değersizleştirmekte üstümüze yok zaten.
  • 2006 ve 2008 şampiyonluklarında önemli payı vardır ve bana kalırsa geçirdiği en iyi sezon skibbe'li 2008-2009 sezonudur. 2012 şampiyonluğunda fazla forma şansı bulamasa da bitiş düdüğüyle kadıköy'de kucaklarda havadayken tribünlere kollarıyla "hööeeey" "wöhhöööyeeeyt" diyerekten "soktuk mu?" mesajını verişi ve demirören'i "çekil şöyle tombik" dercesine iterek kupayı alışı unutulmayacaktır.
  • kendisi ile ilgili gökmen özdemir bir hikaye anlatmıştı.. lucescu'nun 2.yılında ayhan'ı transfer etmiştik. yurt dışında ki yaz kampında hazırlık maçından evvel lucescu gökmen özdemir'e ; ayhan'ın maç içinde topla buluşma, isabetli/isabetsiz pas, ileri ve geri sayılarını benim için not alır mısın demiş. neyse maç bitmiş, gökmen pas sayılarını vermiş. yalan olmasın tam rakamları hatırlamıyorum ama çoğunluğu yana ve geriye olunca, böyle 10 numara olmaz ama iyi bir ön libero olur demiş. o günden sonra ayhan, hep ön libero oynadı. başarılı oldu veya olmadı bunu tartışabiliriz ama değişim için gösterdiği çaba takdir edilir. bazı oyuncular bu değişimi kabul etmediği için silinip gidiyor.
  • az önce suat ile ilgili anımı yazarken, aklıma geldi birden..
    paylaşmazsam olmaz..

    zaman; 2012 ağustos, muhtemelen de ortaları falan.. hatta o aralar kadir gecesi de vardı sanki..

    mekan; çeşme - alaçatı..

    teğmen arkadaşım mesleğe daha yeni yeni başlıyordu, benim de erasmustan önceki son yazımdı..
    urla'dan araba kiralayıp çeşmeye kaçtık..

    geceleri kafaları çekip alemlere akılıyor, muhtemelen de ya arabanın içinde ya sahilde uyanılıyordu..

    bir gece dedik ki, hadi alaçatı yapalım..
    bu ünlüler ne bok yiyor orada, neyi var, görelim..

    gidip gördük, gezdik, yedik içtik..
    garson bir arkadaşımız, serdar ortaç zibidisinin, yanında çalışan mankenleri ile 1 - 2 saat içinde milyarlar harcadığı mekanları, masaları gösterdi..

    demek ki alaçatı'nın turistik yerleri, işletme sahiplerinin ünlülere ne kadar geçirdiği ile, bir birayı 30 liraya nasıl soktuğu ile alakalıydı..
    gezdik, gördük..
    kerizlemek ne imiş, daha iyi anlaşılamazdı.. neyse, uzatmıyorum..

    muhtemelen tatilimizin son gecesiydi, gece saat 3 sularında, acıkmış şekilde alaçatı değirmenin hemen önünden, çarşı içine doğru kıvrılmak üzereydik..
    o dar sokaklara doğru ilerlerken, karanlıkta uzun saçları parlayan, sağında ve solunda 1er kişi yürüyen bir adam geçti yanımızdan..

    "aha" dedim, bizim teğmen arkadaşa..
    "olm bu ayhan değil mi lan?"

    bizim arkadaş baktı, baktı.. onayladı..
    "o ama, napıcaz ki, gitsek mi yanına?" dedi..

    o vakit, babamdan miras kalma "futbolcu görünce yerinden kurşun gibi fırlama özelliğim" devreye girdi..
    suat örneğindeki babamın yerine, bu sefer yanımdakini cesaretlendiren ben olmuştum..
    fakat yine suat örneğinde olduğu gibi, çocukça sarılmak yerine sohbet edebilmek vardı aklımda..
    (bkz: #1305817)

    koştuk gittik arkalarından, yaklaştıkça muhabbet duyuluyordu..
    "şurası da fena değilmiş" diyordu kaptan..
    yanındaki ekliyordu, "abi şu kadar fiyat demişler benzer bir yere.."

    babalar yatırım yapacaklar, gecenin 3ünde alaçatı sokaklarında mekan bakıyorlardı..
    en azından biz o şekilde fikir yürüttük..

    biz yanaştık iyice, "ayhan abi" dedim ben..
    "abi biz hasta galatasaraylıyız, seni görünce de bir selam verelim dedik" diye ekledim..

    ayhan gecenin o vakti, nasıl bir sıcaklık, anlatamam..
    "merhaba arkadaşlar, teşekkür ederim, nasılsınız?" dedi..

    karşılıklı "iyidir, siz?" gibi kalıplardan kullanıldı..
    yanlarındakilerle de tokalaştık, ki o an hiç sallamamıştık..
    gözlerimiz ayhan'daydı..

    ayaküstü galatasaray'ın o yılki durumunu, bundan sonra neler olabileceğini kısaca değerlendirip, yanlarından ayrıldık..
    sonra ne mi oldu?

    biz 2 dingil, şampiyonlukla emekli olmuş kaptanı, alaçatı gibi bir yerde, gecenin 3ünde bulup da fotoğraf çekilmemiştik..
    bunu farkettik..

    aklımız başımıza gelince sokak sokak ayhan'ı aradık..
    o alaçatı denen yerin tüm ara sokaklarını bilirim şu an ben..
    hepsini gözüm kapalı gezerim, gezidiririm..

    dingilliğim yüzünden sokak sokak ayhan akman aradık orada, boru mu?

    (bkz: bu da böyle bir anımdır işte)
  • akıllarda bam üçlüsünün ayhan'ı olarak kalmış hep. ama ayhan'ın kariyerinin son demleri galatasaray'ın şanssız bir dönemine denk geldi. halbuki galatasaray'da 4 şampiyonluk yaşamış, 3'üne direk etmiş bir adam ayhan. galatasaray'a geldiği sene şampiyonlar ligi'nde liverpool'a, roma'ya, barca'ya karşı gümbür gümbür oynamış bir adam. günümüz tabiriyle joker oyuncuydu ayhan. bir dolu mevkide oynattık, her seferinde de performans aldık. sol açık oynadı lan bu adam, hani şu ronaldo, reus gibi adamların oynadığı mevki olan sol açık. her sene yerine transfer yaptık ama o söke söke aldı formayı. velhasıl saygı duyulacak bir futbolcuydu ayhan akman. hiçbir zaman hayranlık duymadım kendisine ama yaptığı işlere her zaman minnettar oldum.
  • takım ofsayttan gol yerken, emre p*çi dirsek atıp kırmızı görmezken, bu duruma kenarda isyan eden, hakeme gol ofsayt diyen, galatasaray'ın hakkını savunmaya çalışan tek isim kendisidir. maçı izleyen birilerinden bahsedilecekse başta takımın hocası riekerink ve yedek kulübesindeki kalan isimler ve takım kaptanı selçuk'a bakılabilir.

    bu adam ne yapsa suç oluyor. müdahale etse, riekerink'i sevmiyor, terimci, arkasından iş çeviriyor oluyor. etmese sen niye orda duruyosun bişey yapmadan ne işe yarıyosun oluyor.

    ayrıca kendisi daha önce galatasaray teknik direktörüne saygısızlık yapmış selçuk inan ve yasin öztekin'e gereken tepkiyi veren tek isimdir.

    (bkz: 4 şubat 2017 istanbul başakşehir galatasaray maçı)
  • bahsi geçen açıklamaları yanlış hatırlamıyorsam aylar öncesine ait olan eski futbolcumuz. ayrıca söyledikleri çok yanlış olsa dahi 2012’de yıldırım demirören’in elindeki kupayı çekip alan, karşısında oley oley çeken, karanlık şampiyonluğumuzun en unutulmaz anlarını yaşatan futbolcumuza iki söz yüzünden böyle kinlenilmesi de çok yanlış. insanlar bu kadar kolay harcanmamalı...