• 227
    benim anlamadığım bu adamlar menajerler aracılığıyla bize haber gönderiyor, bak elimizde yıldız bir oyuncu var ama ücreti çok yüksek, size bedelsiz versek alır mısınız diye. sonra bizimkiler de tabi ilgileniriz dedikten sonra adam bir anda değer biniyor, yok başkan ikna etmeye çalışıyor, yok sözleşme uzatalım deniliyor veya 3-5 milyon bonservis talep ediliyor. bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? hiç ısrarcı olmamak lazım, uzatsınlar sözleşmesinin falcao'nun yıllık 10-15 milyon euro patlasın ellerinde.
  • 389
    https://x.com/...768758908084551?s=46

    galatasaray'ın ajax maçı öncesi oluşan tablo monaco maçı öncesinde de var gibi. rakip biraz kaos halindeyse bu bize yarar. kaostan reaksiyon çıkarmak pek monaco'luk hareketler değil. ben buna avantaj derim.

    sahada bir bütün halinde mücadele edersek bizden daha dirençli olabileceklerini düşünmüyorum. okan hocam ve aslanları. tam sırasıdır, o en kötü 1 puanı alın.

    (bkz: 9 aralık 2025 monaco galatasaray maçı)
  • 152
    17 ekim 2017 as monaco beşiktaş maçındaki oyunlarına bahane bulmanın hiçbir anlamı yok. bir takım yeni kurulu olabilir, bir takım değişim evresinde olabilir, bir takım kendisinden güçlü takıma üstünlük kuramayabilir, bir takım deplasmanda oynar da baskıdan dolayı gerçek oyununu sahaya yansıtamayabilir, bir takım yakın periyotta sakat ve cezalılar verip alıştığı kurgudan kopuk kalabilir... peki ya monaco takımı için değişim evresinde olmaları dışında hangi durum geçerli? hiçbiri.

    peki, değişim evreleri önemlidir. galatasaray gibi, roma gibi, valencia gibi bütçesi belli olan ve asla top class bütçelere sahip olmayan takımlar için epey önemlidir. çünkü bilhassa avrupa'da çoğunlukla kendisinden daha kaliteli kadrolara karşı mücadele edeceklerinden yeni yapılanma ilk başlarda ağır darbeler alabilir. süreç de genellikle sancılı geçer. ama monaco gibi gerek kadro kalitesi olarak gerek bütçe olarak avrupa'da çoğu rakibinden önde olan takımların, kendisinin dörtte bir kalitesinde olan takımlara karşı ''değişim, yeni yapılanma'' vb. bahanelere sığınmasını anlamıyorum.(en azından ciddi maçlarda) sen geçen sezonun ligue 1 şampiyonu olacaksın, beşiktaş gibi şampiyonlar ligini on yılda bir gören si.tiriboktan bir takıma sahanda üstünlük kuramayacaksın. vah ki ne vah!

    genel performanslarını, geçen sezonki olağanüstü başarılarını ve bu sezonki oyun yapılarını dışarıda tutarak konuşuyorum. (çünkü harika bir takımlar aslında) beşiktaş maçında sergiledikleri aciz tutum, işbilmez futbol bir futbolsever olarak beni fazlasıyla utandırdı. skor olarak mağlup olabilirsin ancak sana galibiyetin zaruri olduğu koşulda üstelik kendi sahanda rakibine oyunsal üstünlük kuramıyorsan bir zahmet şampiyonlar liginde üst tura da çıkma. bayern münih'e karşı ezilebilirsin, yeni kurgundan dolayı üst seviye futbolun gerilemiş olabilir. real madrid'ten fark yiyebilirsin, geçen sene tır gibi ezip geçtiğin takımlara da yenilebilirsin de beşiktaş gibi kiev'de altılık olan takıma yeni yapılanma, yeni kadro vesaire triplerine giremezsin.

    bir defa,

    rakibin analiz edilmediği belli
    oyuncuların ''ya çantada keklik maç, kasmadan alırız'' dediği belli
    işin kötüsü jardim'in oyuncularını bu gevşek tutuma rağmen ikaz etmediği de belli.

    gel babam çık işin içinden. hedef maç ha bir de, gruptan çıkıp çıkmama konusunda en önemli maçlardan biri. kazansalar fişi çekecekler neredeyse. tek bir maçlık konsantrasyon... az biraz disiplinli olunsa az biraz analize dayalı taktik çalışılsa rakibin elek edileceği bir nokta. beş dakika tosic'in üstüne oynadığında, on dakika press uyguladığında rakibin far görmüş tavşana dönüşeceği bir maç alt tarafı. hadi hiçbirini akıl edemedin diyelim, ilk devre pas yapıp rakibi yorduğunda quaresma, babel, atiba gibi büyük babaların sütçü beygirinden hallice kalacağını da göremiyor musun?

    hedef maç ya hedef maç! jardim... hedef maç beyim. -ziya şengül'e selamlar-

    sonra böyle faka basarsın. triplere girmenin mantığı yok, bahane bulmanın mantığı yok. başarısız bir taktik analiz, başarısız mental yönetim, başarısız oyun kurgusu. bu eksilere rağmen maçı kazanabilmen için rakibin ''topu elle götürse ancak üç defa
    kalene gelebilecek'' çapta rezil olması lazımdır ki o da olmadığından kendi evinde gondiklendin.

    monacoduk diye eğlenecektik onu da pi. ettiniz!

    admin bey, kullanıcı adı değiştirilebiliyor muydu ya? *
  • 118
    glik - 11 milyon €
    jemerson - 11 milyon €
    mendy - 13 milyon €
    sidibe - 15 milyon €
    fabinho - 6 milyon €
    moutinho - 25 milyon €
    silva - 15,75 milyon €
    dirar - 6 milyon €
    lemar - 4 milyon €
    falcao - 43 milyon €
    carillo - 9 milyon €

    harcadıkları bütçe bakımından elde ettikleri başarı takdire şayan olsa da herkesin zannettiği gibi çok ucuza bir takım kurmamışlardır. öyle 2-3 milyon €'lara "genç ve zenci" diye adam alarak bu tip başarılar elde edilmez.
  • 146
    adamların bizim gibi her yıl şampiyon olma zorunluluğu ve öyle bir taraftar baskısı yok. onlar başka bir şey yapıyorlar ve bu doğrultuda ilerliyorlar. saat gibi işleyen takımın dişlilerinden 3-4 tanesi gidince bu sonuçlar normal zaten. şu an yeni bir takım kurma yolundalar. muhtemelen sezon sonu sidibe, lemar ve fabinho da takımdan ayrılacak. bu tarz takımlar şampiyonlar liginde ne kadar yarı final oynarsa oynasın veya liginde şampiyon olursa olsun, futbolcusu daha büyük bir takıma gitmek istiyor. hadi monaco'nun seyircisi yok diyelim ama dortmund gibi takım da yetmiyor futbolculara, çünkü onların da üstü takımlar var. olaya böyle bakarsak, bence daha iyi anlamış oluruz. bu sezon eleştiriliyorlar ama belki 1 yıl sonra ne güzel futbol oynuyor diye öveceğiz.
  • 58
    ozzpwnz ve doksanaltiikibinarasi rumuzlu arkadaşlar güzel bir noktaya parmak basmışlar. (bkz: as monaco/#1251356) (bkz: as monaco/#1251328)

    monaco ile fransa arasında hayatın her alanında büyük bir bağ var. öyle ki, fransada yaşayan fakat, monacoda çalışan insnalar bile mevcuttur. sabah kalkar monacoya işine gider, akşam fransaya evine döner.
    tursitler için de aynı şey sözkonusu. fransa'nin nice kentine gittiğinizde, havaalanından 20 dakikada bir kalkan shuttlelar ile monacoya geçersiniz. bu yolculuk gayet kısa sürer, pasarport kontrolu de yapılmaz.

    neden bunları anlattık...

    iki ülke gerçekten iç içe yaşıyor. her ne kadar doku ve yaşam olarak büyük benzerlikler gösterilse de, monaco, fransaya göre vergi cennetidir.

    öye ki as monaco, 50 seneyi aşkın bir süredir, ligue 1 de mücadele vermektedir. aynı şekilde, fransa kupasında da oynamaktadır. kulup, her ne kadar monacoda kurulmuş ve merkezi monaco da dahi olsa, fransada yarışmalara katılmaktadır.

    hal böyle iken, doğal olarak teritorrialité (bölgesellik) prensibi uyarınca vergilendirildiği ülke de monacodur. monaco'da vergilendirilmek demek ne derece doğrudur tabi tartışılır. monacoda şirketlerin vergilendirilmesi oranını bilmemekle beraber çok çok az olduğunu düşünüyorum. buna kıyasla fransada bu oran %33,3 dür.

    bu durumun haksız rekabet yarattığı aşikardır.

    bu sebeple fransa futbol federasyonu, 1 haziran 2014 ten geçerli olmak üzere, ligue 1 ve ligue 2 de oynayacak olan tüm takımlara, "merkezlerinin fransa'da bulunma zorunluluğunu getirmiştir".

    olayı en güzel ozetleyen habere le figaro'nun sitesinden ulaşılabilir:
    http://www.lefigaro.fr/...pour-l-as-monaco.php

    yani bölgeselik prensibi uyarınca, monaco kulubu headquarterını fransaya taşırsa, fransada vergilendilecek. diğer tüm kuluplere uygulanan vergilendirme politikasına tabii olacak. 50 seneyi aşkın süredir faydalandığı muafiyetten artık faydalanamayacaktır...

    fransada yeni yasalaşan, üstdüzel gelirlilerden (1 milyon euro nun üzerindeki gelirleri kastediyorum) %70-75 civarı yapılacak olan kesintilerin (vergiler) minvalinde, bu şekilde bir karar alınması, çok da abes değildir. kemer sıkma politikaları her ülkede olmakla beraber, vergilendirme anlamında çok katı olan fransadan böyle bir hamle en nihayetinde gelmesi gerekiyordu. öyle ki, hem takımı fransız liginde oynat, hem senin takımlarının verdiği vergiyi ödemesin ve haksız rekabet yaratıp, gerek transfer, gerek yatırım konularında kuluplerini sürklase etsin...

    bir çok kişi, bir çok ünlü, başbakan jean-marc ayrault'nun getirdiği bu üst düzey gelirden alınacak vergiler yüzünden fransız vatandaşlığından çıktılar. çıkmaya da devam ediyorlar (i.e gerard depardieu - rus vatandaşlığına geçti)

    bir başka çarpıcı örnek: ibrahimovic vergiler hariç psg den 12 milyon euro alırken, ( adamın 2 de çocuğu olduğu için quotient familial durumu da gözetilirse - bu ülkemizde olmayan bir sistem) cebine 6 milyon euro civari giriyor, yeni gelen zenginlik vergisi ile birlikte bu oran 4.1 milyon euroya düşüyor. yani 8 milyon euro fransız devletine kalıyor.

    monaco'nun fransız vergi sistemine dahil oalcak olması, yapacağı kontratları da etkileyecektir o halde...

    demem odur ki, iş uefaya gelene kadar, fransız futbol federasyonu, territorialité prensibiyle as monacoyu fransada vergilendirecek. tarih 1 haziran 2014.
  • 79
    2014-2015 sezonunda şuana kadar kendi liglerinde 4. sırada olup şampiyonluktan uzak gözükseler de şampiyonlar liginde 7 maçta yalnızca 2 gol yiyerek inanılmaz bir basari yakalamış takim. bugün bunu yazıyor olmamin nedeni iste bu takimin defansı cöp, orta sahası eskisehirspordan hallice besiktasla olan benzerliği. beşiktaş monaconun gömlek hesabı ile 2 seviye altında. ama hemen hemen ayni sistem ile avrupada isim fark etmeksizin her takima karşı direnc gösterebiliyor. ama bir benzerlik daha var, ne monaco ne besiktas avrupa da final göremeyecek liglerinde ise abilerine boyun eğecek...
App Store'dan indirin Google Play'den alın