• 1
    ikisinin arasında ilginç bir galatasaray kariyeri göze çarpıyor. fatih terim ikinci dönem galatasaray kariyerinde sezon başı kampına henüz 16 yaşındaki arda'yı götürmüş hazırlık maçlarında oynatmış fakat o sezon fatih terim gitmiş arda turan kalmıştır. nitekim ikisi bu döneminde galatasaray'da buluşamamıştır. 3. döneminde tam bu sefer ikisi galatasaray'da buluşmuşken bu sefer arda turan ayrıldı. ve o ayrılış o dönem biz taraftarlar ve fatih terim'e kötü bir sürpriz olmuştur. ben ikili arasındaki bu çekişme ve soğukluğun bu son dönemde arda turan'ın fatih terim'i yarı yolda bırakıp galatasaray'dan ayrılmasıdır diye düşünüyorum. yoksa galatasaray'lı fatih terim gak-latasara'lı arda turan'ı şu son dönemde yaptığı tüm yanlışlardan alıkoyabilir ve milli takımda daha güzel bir birliktelik yaşayabilirlerdi. ama gel gelelim fatih terim arda'yı oynatmak zorunda olduğu için oynatıyor(arda'nın kariyeri, medya gücü, popülerliği vs gibi sebepler). arda turan'da söz konusu milli takım olduğu için fatih terim'le aynı ortamda bulunuyor. ki ilk fırsatta ya fith terim ard'yı kadro dışı bıraktı yada arda turan milli takım'ı bıraktı.
    not: bu versus da oyumun fatih terimden yana kullanıyorum.

    edit: başlık yanlış anlaşılmış. bu bir karşılaştırma ve rekabet değildir, olamaz da. sadece arda turan ve fatih terim ilişkisinin bu aşamaya nasıl geldiği noktasında bir tahmindir.
  • 5
    arda turan'ı barcelona kariyerinde yaptıkları ve konuştuklarından dolayı sevmem. fakat sezarın hakkı sezara; arda turan galatasaray'da 189 maçta forma giymiş 44 gol atmış asist sayısını bilmiyorum. 1 şampiyonluk, 1 türkiye, 1 türkiye süper kupası kazanmış. sonrasında en çok para kazandığımız oyuncu olarak ayrılmıştır. tüm bunları arda'yı savunduğuma yoğrulmasın. sadece bilgi amaçlıdır.
  • 13
    galatasaray'ın eski iki elemanının karşılaştırılmasıdır.*

    şimdilerde ise bu vs gerçek anlamıyla kullanılmakta hatta kendilerine ait oluşturdukları cepheleri bile var.

    fatih terim cephesi
    (bkz: yıldırım demirören)
    (bkz: yıldırım demirören medyası)

    arda turan cephesi
    (bkz: rıdvan dilmen)
    (bkz: emre belözoğlu)
    (bkz: göksel gümüşdağ)

    not: cepheler güncellenecektir.
  • 18
    insan doğası 2 tarafın kavgasında hiç sevmese bile çok küçük çapta yine bir tarafı destekler içten içe.

    ama ben bu ikisinin kavgasında zerre kadar bir tarafı desteklemediğim gibi, birbirlerini iti götüne sokup çıkarmalarını temenni ediyorum. ikisi de galatasaray'a büyük yanlışlar yapmışlardır. dolayısıyla birbirlerine ana avrat sövmelerini merak ve umutla bekliyorum.

    hadi oğlum yiyin birbirinizi.

    son olarak;

    (bkz: galatasaray'la uğraşanın çocuğu olmaz)
  • 19
    ikisi de galatasaray'da profesyonel olarak çalışmış, paralarını kuruşuna kadar almıştır.
    ikisinin de adı önümüzdeki yıllarda galatasaray'la anılmayı devam edecek, bir şekilde yollarımız kesişecektir.
    ikisine de çok kızgın olunan, çok sevildikleri dönemler olmuştur.
    ikisi için de ilk hoşa giden atraksiyonlarından sonra; "sana çok kızmıştım ama" ile başlayan cümleler yazılır, yazılacaktır.
    kısacası bizim açımızdan yoktur aslında ikisinin de birbirinden farkı. gün gelir çok sevilir yere göğe sığdırılamazlar, gün gelir yerin dibine sokulurlar. sonra yine gün gelirler tepelere çıkarılır, yine oradan tepe üstü çakılırlar. bu onların kaderi olduğu kadar, bizim ruh halimizin değişkenliği ile de alakalıdır.
  • 20
    benim anladığım şu; mesele gerçekten de prim falan değil, hatta bu konuda fatih terim b,iraz işgüzarlık yapıyor ve oyuncuların da hocaya kırgınlığı bundan.

    yazacaklarım tamamen farazi yorumlarımdır.

    benim anladığım kadarıyla barcelona' ya gidince iyice bir tarafı kalkan the bayrampaşalı, adam, gurur, yasin, kün fe yekün arda ile egolu eleman fatih terim arasındaki ego mücadelesinin bir sonucudur tüm bunlar, başka bir şey değil. milli forma için prim istenir mi istenmez mi mevzuu çok başka bir tartışma ama bence istenebilir. benim baklış açıma göre bu böyledir. her ülke de oyuncusuna prim verir. miktarını tartışabiliriz ama aynı şekilde milletvekili maaşları, harcamaları da dahil olmalı bu tartışmaya o zaman. bakanım, başkanım vs. diye birilerinin yaptıklarına ses çıkartılmazken tüm hesap futbolculardan sorulmaya kalkılırsa ayıp olur. neyse konuyu dağıtmayayım. daha önceki turnuvalarda da defalarca olduğundan emin olduğum şekilde oyuncular ile yöneticiler arasında şaka amaçlı başlayan bir olay olduğunu düşünüyorum ben bu prim mevzuunun. galatasaray uçağında da bu olmuştu, basketbol takımın galibiyetinin ardından hido' nun ''maddi manevi'' olayında da bu olmuştu, şimdi de benzer şey oldu bence. ki tekrar söylüyorum ben bunda hiçbir yanlışlık görmüyorum. mesele olayın ne kadar ciddileştiği v ne seviyelere geldiğidir. işte gelmesinin sebebinin de ego olduğunu düşünüyorum. arda' yı seversin sevmezsin ama bir gerçek var; ne arda, ne emre belöoğlu, ne volkan demirel ne de nefret ettiğiniz başka bir oyuncu çıkıp da bana şu akdar para vermezseniz milli formayı giymem falan demez. dememesinin sebebi vatan milelt sevgisi falan değildir, götü yemez. buranın nasıl bir ülke olduğu, insanların hassas noktaları belli.bunu düşünebilirler, ama bu şekilde asla dile getiremezler. zaten bu direkt denmiş olsa eleman terim çoktan bunu açıklardı. ama o da üzeri çok kapalı konuşuyor. çünkü iki tarafın da hataları var olayda bence.

    eleman terim dün 1 saat konuşup 5 dakikada söylenebilecek akdar bile bir şey söylemedi yine. ancak satır aralarından bir şeyler çekip çıkarıyorum işte. olay prim olsa, bu oyuncular bize bu kadar para verin dese eleman fatih çıkar tek tek söyler hepsine de yol verirdi ve kahraman olurdu. bir kişi de çıkıp elemana laf edemezdi. oysaki bence fatih terim, arda' nın başka şımarıklıklarının sonucu olarak prim olayında kendi lehine kullanabileceği bir şeyi yakalayıp buna patladı. zaten kanımca bayrampaşalının tepkisi de buna. mevzuu prim değil ama sen oradan vurmaya kalkıyorsun demeye getiriyor. ama iki taraf da ne özelde ne genelde her şeyi açık açık konuşamadıklarından mecburen etrafından dolanıyorlar her şeyin.

    fatih terim, 2. galatasaray döneminde kendisine bana bağırıp durma diyen felipe gibi türkiye futbol tarihinin en başka oyuncularından birine sırf bu çıkışı yüzünden yol vermiş bir adam bilirsiniz. arda ile karşılıkla başlayan ufak sürtüşmeler arda' nın siyasilerle de yakınlaşmasının ardından bir futbolcudan çok bir yönetici moduna girmesiyle zirve yaptı bana kalırsa. bu prim mevzuunda da arda, bir futbolcu gibi değil bir yönetici gibi fatih terim' i yok sayarak falan direkt üst tarafla konuştu benim tahminime göre. mesele şu kadar para verin de olabilir ama arda bunu kendi şahsi çıkarları için yapmadı. yani yaptı da maddi çıkarı için yapmadı. arda' nın o 500 bin euroya ihtiyacı yok, ama şakayla karışık başlayan mevzuuda kendisi takımın sesi olmak istedi, üstüne belirlenen primin dağıtımı konusunda var olduğunu düşündüğü adaletsizliği de bir futbolcunun dile getireceği şekilden daha kararlı ve inatçı bir şekilde üst tarafa dile getirdi. neden yaptı bunu? çünkü yapabileceğine inandığı ve bunu göstermek istediği için yaptı. ego! film de burada koptu. kendi egosunun zedelenmesine asla tahammülü olmayan eleman terim, bayrampaşalı, dua, adam, namaz arda' nın bu olayının ardından arda ile ciddi şekilde kapıştı bence.

    özetle; belki arda gerçekten tek derdi para olan biridir ki sanmıyorum ama öyle bile olsa bunu ''ben paramı istiyorum'' şeklinde dile getiremez. getirmiş olsa terim direkt söyler bunu. arda' nın kızgınlığı da buna. terim' in kendisini böyleymiş gibi göstermeye çalıştığını, bunu basın eliyle yaptığını sebep olarak da kendisini kıskandığını falan düşünüyor bence. terim ise arda' nın şımarıklıklarından, egosunu zedelemesinden rahatsız ama sen benim egomu zedeliyorsun diye arda gibi bir oyuncuyu kadrodan gönderemeyeceği için başka yollar arıyor. işte arda da bu prim olayının çarpıtılarak basına sızdırıldığını düşünüyor. düşünüyor düşünmesine de gerçekten prim pazarlığı yapıldığı için de çıkıp yok asla yapılmadı diyemiyor. size yansıtılan şeklinde dğeildi diyor.

    hido kameraların önünde bir espri olarak ''maddi manevi'' diyorsa kameraların olmadığı yerde neler nasıl konuşuluyordur düşünün işte.

    peki bence kim haklı; ikisine karşı da objektif değilim, fatih terim' e kırgınım, arda' yı ise sevmiyorum. vizyonsuz, eğitimsiz bir kasabalı kendisi benim için ama iyi futbolcu o ayrı. gösterişi ne kadar seven biri olduğunu da düşününce fatih terim' i haklı bulmakla birlikte seçtiği yolu haklı bulmuyorum. keşke arda ben seni takımda istemiyorum diyebilseydi. ama sanki bunu diyemeyip ya da dese dahi üstten kabul edilemeyeceğini bilip (çünkü arda birilerinin reklam yüzü) egosu iyice zedeleneceğinden fırsat kolladı. şöyle bitireyim; enes' in, cengiz' in, çağlar' ın olduğu bir milli takıma, siyaset de takımdan elini çekerse eğer sempati besleyebilirim tekrar, şimdiki takım ise umrumda değil.
  • 22
    başlıkta daha önce de değilinildiği üzere, türk futbolunun deyim yerinde ise “bir numaralı adamı” olma yarışı içine giren iki büyük egonun birbirlerini test ettikleri rekabettir. hayvanlar aleminde memelilerin erkekleri arasında gayet normal olan bu tarz rekabetler medeni dünyada ahlak sistemlerinden bağımsız olarak köreltilmesi gereken hasletler kapsamında değerlendirilir. bu bağlamda meydan okuyan arda turan, meydan okunan ise fatih terim`dir.

    milli takım ortamında can bulan bu rekabette gerek siyasi konjonktür gerek gelişmeler ışığında ilk etapta kazanan; meydan okuyan taraf olarak arda turan olmuştur. sonraki safhada ise zafer sarhoşluğunun da etkisiyle özel hayatındaki gelişmelerle beraber arda turan kaybeden olmaya başlamış; fatih terim`in de dördüncü galatasaray döneminde kupalar kazanmaya devam etmesinin üstüne arda turan racona uygun olarak fatih hocasının elini öpüp onun büyüklüğünü kabul edince savaşın nihai kazananı zaten (en azından arifane düşünenlerden) beklendiği üzere fatih terim olmuştur.

    hocamız da “the godfather” raconuna uygun olarak biat edeni mükafatlandıracaktır. galatasaray ise bu güç savaşının mezesi olmuştur. bu realiteyi ilk kez kavrayıp sindiremeyen herkese antiasit türevi tabletler öneriyorum. tıpkı ben gibi midesi altüst olan renktaşlarımsa çoktan bu ilaçlara vakıf hale geldiler bile.

    gene de inanmak istiyoruz ki kimse galatasaray'dan büyük değildir.