• 11429
    yine ağız ishaline tutulmuş, saçmaladıkça saçmalamış. aklı başında konuşamadıktan, ağzından çıkanı kulağı duymadıktan, saygısız ve ukala olduktan sonra futbolcunun kralı da olsa gözümde iki para değeri olmayandır.

    buyurmuş ki;

    "galatasaray kiralamak istedi ama teklif kötü ve komikti. ne yapalım, kulübümüzü seviyoruz"

    "emre çolak çok iyi futbolcudur ama etiler’de bir kez yemek yememiştir. sosyal hayatı, özgüveni olmadığı için... gitse bu sahaya da yansır. bunu yapsa futbolu gelişir"

    "türk futbolunu yönetmek istiyorum. altyapıda ingilizce öğrenilmesini zorunlu hale getirirdim ki, gençler ileride rahat etsin."

    kulübünü gerçekten sevip sayan, bir saygınlığı olduğunu düşünen adam bu tip aşağılayıcı cümleler kurmaz. bu kulüp sana 19 yaşında 10 numarayı verdi, kaptan yaptı lale. biraz saygın olsun. galatasaray döneminde ne komik nedenlerle şirazenin kaydığını, iki sirk cambazının hakkında söyledikleri ipe sapa gelmez şeylere kafa yorup boktan sebeplerle konsantre olamadığını, adam gibi top oynayamadığını çok iyi biliyoruz. madem o kadar özgüvenin vardı, sosyal hayatın dibine vuruyordun da iki medya maymununa bile haddini bildirip yoluna devam edemedin mi? salya sümük ağladığın, acun gibi, ertem şener gibi lavuklara ağabey çektiğini duydu lan bu kulaklar, sen galatasaray kaptanısın, ne ağabeyi, kim ağabey çapsız. etilerde, bebekte yemek yemekle adam olunsaydı...bir de federasyon veya galatasaray'a başkan olmak, yaşadıklarının başkalarının da başına gelmesine mani olmak, gençlerin ingilizce öğrenmesine olanak sağlamak istermiş. haklısın, galatasaray'ı unut da, federasyon başkanlığı için gerekli kriterlere nailsin, merak etmeyesin. ki bana sorarsan 'acaba şuraya hangi işe yaramazı koysak' denen bi yere de zamanı gelince oturursun bu yönden de korkun olmasın. ama altyapıdaki çocuklar ingilizce mingilizce öğrensin profesyonel olsun ayaklarına yatacağına, o çocuklar yeterli iş ahlakına sahip olsunlar ki, kaptanı oldukların takımın lisanslı güreşçilerine taş çıkarırcasına 7-8 kilo fazlalarıyla göt göbek bağlamadan profesyonel sporcu hayatı sürsünler. galatasaray'dan kamyon dolusu para alıyodun da adam gibi idman yapmıyordun, geceleri playstation partileri vs. profesyonelliğini yesinler senin.

    bi gıdım aklın var, onu da kendine sakla koçum.
  • 11430
    "maç günü stada 18.30’da arabamla geldim, soyunma odasına girdim, maçtan sonra sivil kıyafetle çıktım. ne maç yemeği ne takım otobüsü. bana türkiye’de ‘gemiyi önce kaptan terk etti’ dediler. gerçekten cahillik bu, biz çok gerideyiz. futbolcu maçtan önce ne yaptığını bilmiyorsa iki hafta sonra kaybolmaya mahkumdur.”

    “kimse çektiğim sıkıntıları çekmesin istiyorum. altyapılarda ingilizce öğrenilmesini zorunlu hale getirirdim ki, gençler bir yere gittiğinde rahat etsin.”

    “ayrıca davranış bilimi öğretirdim, ne yenir, ne giyilir, röportaj nasıl verilir... ben 18 yaşında bayrampaşa’dan çıkmışım. vermişler 500 bin doları, anneme ev almışım, arabam porsche, üstüme dolce gabbana yazan her şeyi giyiyorum ama bilmiyorum. istiyorlar ki ben hiç hata yapmayayım.” “çıkıyorum külhanbeyi gibi konuşuyorum. bana yardım eden yok, danışmanım yok. göre göre öğrendim ama görene kadar ne kupalar şampiyonluklar gitti. bak emre çolak çok iyi futbolcudur ama etiler’de bir kez yemek yememiştir. sosyal hayatı, özgüveni olmadığı için... gitse bu sahaya da yansır. bunu yapsa futbolu gelişir.”

    "ben barcelonaya yetenek katabilir miyim?hayır katamam. dünyanın en yetenekli futbolcuları bu takımda. ben düşününce takıma agresiflik katabileceğime inandım. takım biraz düştüğü anda agresif bir şekilde baskı yapıyorum. bu bizi yeniden harekete geçiriyor. bu hayattaki en önemli şeylerden biri doğru bir strateji belirlemek bana göre."

    futbol oynayan yada futbolla ilgilinen herkes için çok çok önemli şu dedikleri. en çok da genç oyuncular için, emre çolak için. kendilerinin yolundan geçip en tepedekilerin yanına çıkan bir adamın laflarını kulaklarına küpe yapmalılar. ardayı barcelonaya taşıyan şey yeteneğinden de çok aklı ve öğrenmeye merakı. bu, futbol konuşan herkesin çoğu zaman atladığı birşey.

    futbol paparazzileri tabiki röportajın sadece reytingi en bol cümlesine atlayıp linç etmişler. onlara bakmayıp okumanızı öneririm.
  • 11431
    sana güzel okkalı laflar hazırladım ama yazarsam pilot olurum herhalde.
    onun için yazmadan kulaklarını çınlatmak en iyisi diyorum.
    kendisine " bu kulüp " açıklamasından bu yana acayip gıcığım var zaten.
    ha unutmadan, kendisi ve yeniçeri arkadaşları taş kemirirken helikopter bakan yabancılar vardı takımımızda.
    öyle değil mi arda efendi?
  • 11432
    "fenerbahçe’ye gidersem tüm saygınlığımı kaybetmiş olurum ama beşiktaş’a sempatim hep vardır. belli olmaz. yükselenim beşiktaş."

    bu cümleyi iyi okumak gerektiğini düşünüyorum, galatasaray taraftarı olduğu için değil, galatasaray'ı benimsediği için değil senin benim gibi duruşu ve görüşü olduğu için değil, linç edilir ve saygınlığını kaybeder diye fenerbahçe forması giymek istemiyor. felipe melo hatta wesley sneijder'i dinleyelim ne diyorlar? "ben galatasaray forması giydim, bu takımın bir parçası ve bir taraftarıyım bu ülkede başka forma giymem mümkün değil."

    sevimsiz.
  • 11436
    cruyff vefat etmiş ben öğreneli 5 dakika falan oldu bi bakıyım arda kesin paylaşım yapmıştır dedim instagram'a bir girdim tabi ki yanılmadım. tabi ki bir şeyle suçlamıyorum büyük bir futbolcuydu fakat yani arda'daki bu herkes tarafından sevilmek isteme hastalığını bir türlü anlamıyorum. daha tüm kariyerini barça'da geçirmiş adamlar bile paylaşmamış :) şu hareketleri insanı cidden soğutuyor kendinden profilin yarısı bir kardeşinin, abisinin, canının vs. doğum günü neredeyse * neyse adam hayatından memnunsa bize başka bişey yemek düşer tabi.

    umarım güzel başlayan barça kariyerin çok daha başarılı olarak devam eder. her ne kadar seni eskisi gibi sevemesem de yine de fotoğraflarına arada bakıp maçlarını takip ediyorum. elinde değil insanın ilk çıktığın maçı izleyip hadi koçum demiş adamlarız. sadece bizi böyle ikilemde bıraktığın için bile kızılabilir aslında.
  • 11443
    barcelona'da sağ/sol iç pozisyonuna devşirilmeye çalışılan futbolcu. barcelona oyununu oynamayı çözse de bu evrimi tamamlamak bu sezon sonuna kadar mümkün olmayacak gibi gözüküyor.

    iyi bir çizgi oyuncusunu sağ/sol iç pozisyonuna devşirmek bence doğru değil. ama elbette barcelona'ya transfer oluyorsan "kaleye geç" deseler bile geçersin. bu yüzden barcelona'ya transferi elbette hatalı bir transfer değil. rakitic gibi ofansif oynayan oyuncu devşirilir, sağ bek oynayan bile orta sahaya devşirilir ama açık oyuncularını devşirmek sancılı olur. arda şimdiye kadar bunun altından iyi bile kalktı. kanattan orta sahaya geçen david beckham'ı bilirim. beckham benden torpilli olduğu için ona her şey yakışır efenim.

    galatasaray'da ofansif orta sahada oynadığı birçok maç vardır ama atletico madrid'te ben pek hatırlamıyorum orta saha oynadığını. adam sol ya da sağ kanatta oynadığı zamanlarda kanattan oyun kurabiliyor, adam geçip orta yapabiliyor, içe kat edip şut ya da ver-kaç deneyebiliyor, çizgiye inip orta açabiliyor, hatta arda çizgiye inip çizgiden kaleye bile gidebiliyor. dar alanda arda kadar iş yapabilen, dar alandan onun kadar iyi sıyrılabilen pek fazla futbolcu aklıma gelmiyor. e şimdi bu adamdan orta sahada iniesta ve rakitic gibi oynaması bekleniyor. dar alan ve pas becerilerinden ötürü bir şekilde idare edebiliyor ama arda'nın o saydığım asıl özellikleri, arda'yı arda yapan özellikleri sağ/sol açıkta oynadığı zaman ön plana çıkıyor.

    kariyerindeki kritik nokta bence galatasaray'dan ayrılma sezonu idi. diyeceksiniz ki "adam barcelona'nın 14-15 kişilik kemik kadrosunda yer alıyor kardeşim, ne kritik noktası?". şöyle ki; bence arda, galatasaray'dan ya bir sezon erken ya bir sezon geç ayrılmalıydı.

    eğer adnan polat, arda'ya enteresan anlamlar yüklemeyip bir sezon önce transferine onay verseydi galatasaray ile berbat geçirdiği bir 10-11 sezonunu yaşamamış olacaktı. hem fiziksel olarak hem psikolojik olarak yıpranmayacak ve atletico madrid gibi bir kulüpte 4 sezon değil 2 sezon geçirerek belki barcelona, belki başka bir dünya devine transfer olacaktı. böylece kariyer zirvesine 28 değil 25-26 yaşında ulaşmış olacaktı.
    eğer galatasaray'ın adeta yeniden doğduğu 11-12 sezonunda takımda olup 4-4-2'nin solunda oynasaydı, müthiş bir sezon geçirip 25 yaşında şampiyon takımın olgun ve en önemli futbolcusu unvanıyla transfer olacaktı. bu seviye artışından sonra doğal olarak da en az 20 milyon euro'ya transfer olacaktı. hem de bir şekilde galatasaray'da bir misyon tamamlamış gibi olacaktı. bu sefer de yine atletico madrid gibi bir kulüpte 4 sezon kalmayacak, 2-3 sezon sonra yine barcelona'ya transfer olabilecekti. galatasaray 11-12 sezonunu arda'sız da eze eze şampiyon tamamladı. ancak daha iyi bir bonservis bedelinden oldu diyebiliriz. yine de ne olacağını bilemeyiz tabi. bu benim tahminim, artık üzerinden kaç yıl geçmiş, "olsaydı yapsaydı" kelimeleri bir şey ifade etmiyor.

    milli takım adına ise arda merkezli bir eleştiri getirmek isterim. topu ayağına alanın gözü her zaman arda'yı arıyor. her top mu arda'ya atılır arkadaş? abartmıyorum bizim yasin the cristiano öztekin ile aynı anda sahada olsalar, yasin "bile" her aldığı topu arda'ya verir. mahallede iyi top oynayan, özellikle kendisine pas atılmadığı zaman da iyi yumruk atan küfürbaz ağabey muamelesi yapılmıyor mu bu adama sizce de? sanki takımdaki 9 kişinin yegane amacı arda'ya pas vermek. soldan atak yapıyoruz, arda topa 30-40 metre uzaklıkta ama arda gelsin de ona pas atalım diye bekliyor bütün takım. af edersiniz sıçmaya giderken bile arda'ya soracaklar yahu. "arda, şu klozeti bir konuşturayım diyorum, ne diyorsun?". evet, arda en iyi oyuncumuz. evet, arda merkezli bir oyun kurmak mantıklı ama oyunun herhangi bir diliminde arda'dan bağımsız olarak da oynayabilmemiz lazım.

    zaten barcelona'ya transfer olduğundan beri adama türkiye ile avrupa arasındaki boğaziçi köprüsü muamelesi yapılıyor. adam kendini nato'nun türkiye temsilcisi sanmakta haklı. tamam bugüne kadar ki en kariyerli yerli futbolcumuz olmuş olabilir de yani sanki biraz abartmıyor muyuz? şu opet reklamında da misal aynı hava var. sanki adam barcelona mafyasını çökertmek için gizli görevde. bir memleket özlemi temasıdır, verdikçe veriştiriyorlar. adam barcelona'da futbol oynuyor, bir nevi top tepici yani. nedir bu gururumuz, temsilcimiz, efendimiz, kıymetlimiz lafları? ermenistan mkhitarian'a, avusturya alaba'ya, galler bale'ye aynısını yapıyor mu acaba? insanlara değer verirken bile ayarımız yok. hiçbir işi seviyesinde ve adam akıllı yapamıyoruz. gerçekten çok ilginç. adam programa çıkıyor mütevazilik yapmaya çalışıyor, "arda, kendine haksızlık etme, sen en iyisin, gururumuzsun, adamsın, arda'mızsın". ondan sonra da şunları duyuyoruz; "ya arda'nın da götü çok kalktı be abicim, bak bak hareketlere bak. şu giydiği pantolana bak. iki topa vuruyorsunuz diye adam oldunuz başımıza". eleştirinin de övgünün de ne zaman tam ayarında yapıldığını göreceğiz, merakla bekliyorum. daha da çok beklerim gibime geliyor.

    saygılar.
  • 11445
    gerek opet gerek milli takimli nike reklamında baş aktor olmuş aslında olamamış oyuncu. bu iki reklam hatta sadece opet reklami bile arda'nin reklam yüzü olamayacağını bize gösterdi. israr etmemek gerek aslında ama hani bize ne verirsen ver kabuk edecek insanlar olduğumuz için arda gene devam edecektir bu reklamlara. son milli takım reklamında da dusuncesi guzel ama arda'nin takımını motive etme şekli gram heyacanlandirmayan bir oyunculuğa sahiptir.