• 1
    türkiye için son derece anlamsız bir sözdür. bunun orjinali avrupa futbol kültüründe yaygınlaşan 'support your local team' dayatmasıdır. ingiltere, almanya, italya gibi gelişmiş ülkelerde kişiler sadece kendi şehirlerinin takımını tutabilirler. çünkü bu ülkelerde bırakın bölgeleri şehirler arasında bile gelişmişlik açısından uçurumlar çok derin değildir. bu sebeple ulusal anlamdaki rekabette bir yerinden söz sahibi olabilmektedirler. fakat ülkemizde futbol rekabeti 3-4 takım arasında sürdürülmektedir. bu sebeple insanlar kendi memleketinin takımını destekledikleri gibi ikinci bir takım olarak 3 büyükler olarak adlandırılan takımları da tutmaktadır.

    türkiye'nin her yerinde çok sayıda galatasaray, fenerbahçe, beşiktaş taraftarlarının bulunmasının bir sebebi de bu üç takım arasındaki rekabetin yüzyılı devirmesidir. insanlar kendi memleketlerinin takımları daha kurulmadan önce bile bu üç takımdan birini destekliyordu. onların çocukları da babalarının izinden giderek bu günlere geldi. dördüncü büyük olarak lanse edilen trabzonspor'un bile bu kulüplerden 60 sene sonra kurulduğunu hesaba katarsak nesiller boyunca büyük kulüpleri tutan anadolu insanının istanbul takımları üzerinde istanbullu insanlar kadar hakları olduğu açıktır.
  • 3
    eğer gerçekleşebilirse rekabetin ülke çapına yayılmasını sağlayabilecek durum. geçmişi 100 yıl ı aşmış takımlara sempati duymak ,onların başarılarıyla büyüyüp kendini onlara yakın hissetmek normal sayılabilir. bununla birlikte kent takımını da desteklemeli ki o takım da gelişsin, o takımda oynayan oyuncular boş tribüne oynayıp hevesi kaçmasın. özellikle yetenekli olanları bir an önce buradan kaçayım diye düşüncelere sahip olmasınlar.

    trabzon bunun için güzel bir örnek olabilir. kurulduktan sonra şampiyonluklar yaşamış bir kent takımı. şehrin insanı trabzonspor la yatıp kalkıyor (lig tv röportajlarından akılda kalan ). kötü geçen eski sezonlarda ilk eleştirdikleri şeylerden biri takımda altyapıdan gelen, kendini trabzonspor lu hisseden fazla oyuncu olmaması idi. trabzonspor gücünü kendi içinden alıyor, taraftar baskısını sonuna kadar hissediyor ve aynı zamanda desteğini de. [trabzon deyince aklıma geldi #12716]

    bunun dışında eskişehirspor, göztepe, karşıyaka, bursaspor gibi takımlarda taraftar desteği olan takımlar. [ sivasspor ve kayserisporda dahil edilmeli ]. bu klüpler doğru yönetilirse ve 3 büyüklere futbolcu kaynağı olmaktan kurtulup kendileri kullanacak güce ulaşırlarsa ülke futbolu için daha iyi olacağını düşünüyorum. ( her ne kadar gökhan ünal ı satsalar da kayseri kalesi ne pankart astı satmayacağız diye ,avrupa da mücadele edeceğimiz için kadromuzu bozmayacağız dediler). bunları yapabilmek için o şehrin insanının desteğini hissetmesi gerek bir takımın, ancak o zaman gerçekçi bir hedef belirleyip ilerleme şansı olur. yoksa bir sene tesadüfen ilk 5 e girer daha sonra küme düşmemeye oynar, ortalarda dolanır bir sonraki sene.

  • 4
    yanlış anlaşılmalara yol açabilecek bir önerme. "anadolu insani kendi memleketinin kulubunu desteklemeli" şeklinde olması kanımca daha doğru bir hal alacaktır.

    ben duruma biraz daha farklı bir pencereden bakmak istiyorum. maddi olanaklar ve sponsor destekleri bakımından avrupa'nın en büyük 6. ligi ünvanına sahip isek o ünvana yakışır bir süper lig sunmalıyız izleyenlere ve takip edenlere. bütün büyük liglerde belli klüplerin hegamonyası vardır nasıl türkiye'de istanbul takımlarının * olduğu gibi. trabzonspor'u da her ne kadar son senelerde başarılı olamasa da şampiyonluk yaşadığı için onların arasına katabiliriz. diğer kulüplerin şampiyonluk şansları yok denecek kadar azdır. ancak geçen sene sivasspor'un başarısı ile ligimiz yeni bir sürece girmiş ve diğer anadolu takımları "ben neden yapamayayım?" diye düşüncelere dalmışlar ve bunun sonucunda her haftasında sürprizlerin yaşandığı çekişmeli bir lig kıvamına gelmiştir süper lig.

    şu anda ligin başında olduğumuz için mutlaka kimi takımlar bu yarıştan zaman içinde uzaklaşacaklar kimileri ise devam edeceklerdir. bu nokta da önemli olan tabii ki finansal gücün yanında takımın desteklenmesidir şöyle ki istanbul bb isterse milyonlarca dolarlık takım kursun taraftar desteği olmadığı sürece şampiyonluğa oynayamayacaktır.

    kendi memleketin takımını tutmalı yerine desteklemeli bana daha doğru gelmektedir. hiç kimse memlekentinin takımını tutmak zorunda değildir ki türkiye gerçeğinde vatandaşların %90'ı 3 büyükleri tutmaktadır ancak şehrin takımını maçlarına giderek, formalarını alarak desteklemeli, futbolcu arkasında koca bir şehrin olduğuna inanmalıdır. bu şekilde takımı sahiplenme şehrin takımına maddi destek olarak da geri dönecektir.kekeme spiker'in de dediği gibi kendine has seyirci kitlesi olan takımlarımız da bu şekilde sürprizlere imza atabilirler. neden olmasın?

    kişisel fikrim de ayrıca süper lig'e taraftarı olmayan takımın da zaten yakışmadığı şeklindedir. boş tribünlerin olduğu bir sataddaki maçı tvden izlemek de zevk vermiyor insana.
  • 6
    "ne alakası var kardeşim" dedirten cümledir. o zaman şampiyonlar ligi'ne de gitmeyelim anasını satayım. her takım kendi şehrindekilerle turnuva yapsın. hatta takımlar sadece as takım-yedek takım maçı yapsın. kendi mahallesinden çıkmasın. nedir bu başarıya vurulmaya çalışılan zincir anlayamıyorum. insanlar önde gidenleri, liderleri sevmeyi ister. kendi memleketinin takımını tutanlara bir sözüm yok ama bu sosyolojik bir gerçektir. insanlar melih gökçek'in peşine takılmaktansa mustafa kemal atatürk'ün yolunda ilerler. kendi içimizde ayrımcılık yapıyoruz resmen.