• 1
    galatasaray'ın geleceği ile oynayan ikili. eğer ortaya atılan hamza hamzaoğlu ile anlaşıldığı haberi doğru ise wesley sneijder'i bitirmek için "imparator" destekli çok sinsi bir planın tuşuna basmışlardır. "imparator"a olan bağlılıklarını "yabancı futbolcular yerliler kadar koşmuyor aldığı paraları hak etmiyor sneijder işine baksın" diyen şahsı takımın teknik direktörü yapma girişimi ile bir kere daha göstermişlerdir. allahım yalan haber olsun !
  • 8
    daha 1 ay öncesine kadar kurtarıcı olarak anılıyorlardı aramızda, şimdi ünal aysal haklıymışa döndü olay. bu arada neye sebep oldu bu adamlar keşke biri anlatsa, sneijder takımdan gitmiş mi hayır, yeni getirilen hoca sneijderi kesmiş mi, daha maça çıkmadı. birkaç ay önceki bi açıklama yüzünden gaza geldi herkes, bi sakin olun anasını satıyım, hangi dünyada yaşıyorsunuz acaba? sneijder i kimseye değişmem, çok severim ama şu an sorunumuz sneijderden çok büyük durumda, eğer galatasarayın menfaati ile sonuçlanacaksa yolları da ayırırız yapacak bir şey yok. fatih terimi galatasaraydan çok seviyorlar diye eleştiri yapmayı biliyoruz, halbuki böyle de sneijderi galatasaraydan çok seviyormuşuz gibi davranıyoruz, az bi tutarlı ve sakin olup izleyelim olacakları.
  • 13
    son 10 senede fatih terimle ünal aysal kadar, adnan polat hatta özhan canaydın dahil, kimse bu takıma zarar vermedi. galatasaray bu iki egoist herifin oyun bahçesi oldu. aysal gitti şimdi terim bu ikili üzerinden rövanş alıyor. aysalın da terimin de, bunların da galatasaray sevgisi falan filanı yok. bütün dert ego. bu ikisi de piyon. allahlarından bulsunlar.
  • 19
    albayrak'ın siyasi kimliğini bir kenara bırakarak konuşacak olursak bana anne-baba rolüne bürünmüş gibi gelen ikilidir.

    albayrak, sevecen, kucaklayıcı, içten, gizli gizli çocuklarının cebine para sıkıştıran, çocuklarının teline zarar gelse eli ayağı birbirine dolaşan müşfik anne;

    dürüst, daha ağır, kallavi, az ama öz konuşan, soğuk gibi duran ama her zaman orada yardıma hazır olan, herkes annenin fedarkarlığını konuşurken arka planda asıl işleri çekip çeviren koruyucu baba.

    çocuklar da şımarıyor haliyle, anne-babadan ayrılınca "banane banane ben annemi istiyorum, babamı istiyorum." moduna geçiyorlar (!).
  • 22
    "ihtirasları akıllarının önünde giden iki başkan, aziz yıldırım ve fikret orman, tarihe geçme hırsları yüzünden şampiyonluğu galatasaray'a altın tepside sundular" deyip duruyorum günlerdir. ama bu gerçek, bir başka gerçeği örtmemeli.. galatasaray'ın şampiyonluğunda ali dürüst ve abdürrahim albayrak'ın rollerini..
    sezar'ın hakkı sezar'a..
    bu ikisi olmasaydı, aziz'e ve orman'a rağmen, galatasaray şampiyon olamazdı.
    ünal aysal bırakıp kaçarken ortada galatasaray diye bir takım kalmamıştı. geride nerdeyse birbirlerine selam bile vermeyecek durumda bir yığın vardı.küsmüş, küstürülmüş, umutları yıkılmış, darmadağın olmuş bir yığın "kağıt üzerinde" futbolcu.
    dürüst ve albayrak, bu yığını, bir "kolej takımı" haline getirmeyi başardılar, işte.
    ikisini de yakından tanırım. ikisi de yakın dostumdur. hele ali, gelmiş geçmiş galatasaray yönetim camiasında en sevdiğim, en inandığım, en güvendiğim isimlerin başında gelir.. ali'nin tek kusuru vardır benim için.. elini taşın altına koymaz. yıllardır galatasaray'da başkanlığa layık tek adam olduğu halde, göreve talip olmaz. ikinci adamlığı kabullenir. "birinci adam" olmaz..
    sezon boyu bu iki yakın dostumu da çok eleştirdim. bizim meslek ahlakımız öyle.. yazının başına oturduğumda, dostumla düşmanımın farkı kalmaz.
    ne düşünüyorsam onu yazarım, hesapsız, kitapsız.
    önce babam, sonra mesleğe başladığım yıllardaki büyüklerim öyle öğrettiler..
    bir kilis deyişi vardır, meslek ilkem olmuştur.
    "dostluk kantarla.. hesap miskalle.."
    kantar, o zamanlar odun ölçüsü birimi. 100 kilo bugünkü ölçüyle.. miskal kuyumcu ağırlığı.. 4.8 gram!.
    bu yüzden çok dost kaybettim. en küçük eleştiride, selamı sabahı kesenler oldu.. üzülmedim desem yalan olur. ama sonunda pek de fazla bir şey kaybetmediğimi düşündüm. demek ki onlar, haklarında hep iyi şeyler yazayım diye bana dost görünmüşler bunca yıl. hesapları amaçları varmış, bana yakın görünmek için.. ama, içten dostlukları yokmuş. yani aslında dostum falan değillermiş. yani aslında zaten olmayan bir dostu kaybetmişim!.
    ali dürüst, duygun yarsuvat döneminde, futbol a.ş.nin başına maaşlı değil, gönüllü yönetici olarak geldi ve futbol şubesinin yönetimini teslim aldı. aysal/ prandelli rezilliğinden şampiyonluğa giden yolda direksiyon onun elindeydi. adını duyan oldu mu?. manşetlerde resmini, ekranlarda cismini gören, ya da?.
    ali dürüst'ün en pırlanta yanı budur. kulüp yöneticiliğini, kulübü için yapar, kendi reklamına alet etmez. hayat boyu ön plana çıkmadı. kendini öne atmadı. "ben yaptım" demedi. galatasaray'ın en fazla sükunete, zamana ve kendine gelmeye ihtiyacı olduğu dönemde en kritik noktaya gelmesi, şampiyonluğa giden yolu hep arkada, hep sessiz kalarak döşedi.
    abdürrahim albayrak, bildiğim, gördüğüm en yürekten, en içten, en samimi, en ölesiye galatasaraylıdır. galatasaray'a hizmet için makam beklemez, istemez. hatta kanlısı "koş" desin koşar!. galatasaray için "öl" desinler ölür.. ölüyordu zaten tribünlerde bir maçta, gördünüz.. abdürrahim o yığın haline gelmiş/ getirilmiş futbolcuların en sevgili ağabeyleri oldu, yarsuvat'ın yönetimine girdiğinde. her dertlerinde ona koştular. her sorunlarını çözdü. "ağabey" etrafında oluşan bir aile yarattı, o selamsız yığından.
    kendileri için hiçbir şey istemeden ve beklemeden, sadece "galatasaray'a neleri varsa, vermek için" görev kabul eden, ali ve abdürrahim'in en güzel ortak yanları da, bu "kolej takımı"nı yaratırken, muhayyel düşmanlar ortaya atıp "ortak hedefte buluşalım" çirkinliğine tenezzül etmeyişleri idi. rakiplerinden hep sportif dostlar olarak söz ettiler.
    onlar, galatasaray'ı "ortak düşmana karşı" diye değil, içe dönük bir "sevgi çemberi"nde birleştirdiler. o zaman bağlılık daha güçlü oldu.
    sarı laciverte karşı değil, sarı kırmızı için el ele, yürek yüreğe verdiler çünkü.
    "yılın futbol adamı" varsa eğer, bu "ikili"dir. birbirlerini çok iyi tamamlayan bu ikili..

    http://www.sabah.com.tr/...e-albayrakin-haklari
  • 23
    bazı insanlar tarafından bir teşekkürün bile fazla görüldüğü fedakar yöneticiler. 2014/2015 sezonunda hamza hamzaoglu hocamızı takımın başına getirerek şampiyonluk fitilini ilk ateşleyen bu ikili olmuştur. tabii ki bu şampiyonlukta taraftarindan sporcusuna, florya'da çalışan personelinden duygun başkanına kadar herkesin emeği var. ama bunu puzzle olarak düşünürsek, bu ikili olmasaydı puzzle'ın bir parçası eksik kalacaktı ve biz dördüncü yıldızı sarı lacivert olarak görecektik. aman allahım düşüncesi bile iğrenç.

    bu ikilinin olmadigi bir zaman florya'da kazan kaynarsa ve biz şampiyonluğu kaybedersek, o zaman bu nankorleri göreceğim ben.