• 19 ağustos 2018 galatasaray göztepe maçımdam sonra kendisi taraftarlarımıza teşekkür ederken televizyondan takip edenleri söyledikten sonra radyodan dinleyenleri de andı. görme engellilerin çoğu maçları radyodan dinliyor. bu hassasiyeti gösterdiği için kendisine şükranlarımı sunuyorum. abdurrahim albayrak'ın oğlu işitme engelli. o da bu durumu yakından yaşadığından; haliyle bu tip konularda hassasiyet gösteriyor.
    sen çok yaşa abdurrahim abi!
  • çoğu kişinin düşündüğünün aksine kendisi kulübe profesyonellik katmaktadır ancak bunu kameraların önünde yapması ve konuşması taraftarımıza profesyonel görünmemektedir. ara ara galatasaray'ı siyasete alet etmesi de bunda pay sahibidir.

    kendisi, her kulüpte olması gereken yerleşim danışmanıdır*. transfer edilen oyuncuların eşleriyle, çocuklarıyla, evleriyle vb. tüm her şeyle ilgilenir. oyuncunun ülkeye alışma sürecinde yardımcı olur ve karşılaşabileceği tüm sorunları çözerek oyuncunun tamamen takıma odaklanmasını sağlar. yüksek ihtimal burada okumuştum; jardel'in eşyaları evin kapısından sığmayınca çatıdan sokmuş adam eşyaları.

    --- alıntı ---
    didier drogba, otobiyografisinde, 2004 yılında kırk dört millyon dolar karşılığında marsilya'dan chelsea'ye transfer olmasını anlatır: "ülke değiştirmiş olmaktan kaynaklanan sorunlarla boğuşuyordum. chelsea bana hiç yardımcı olmadı." kulüpteki hiç kimse, çocuklarına okul bulmakta yardımcı olmazdı. chelsea'nin ev bulma konusunda tek yaptığı, onu bir evi on sekiz milyon dolara satmaya çalışan bir emlakçıyla tanıştırmak olmuştu. drogba ailesi "kızgınlık haftaları"nda bir otelde kalmıştı. bu arada güçlükle ingilizce konuşabilen drogba sokak sokak ev aradı. "chelsea'nin yüksek ücretlerle getirdiği tüm yabancı transferler de az çok aynı tecrübeyi yaşadılar." diye yazıyor drogba, "gallas, makalele, kezman ve geremi ile çoğu zaman bunun geyiğini yapardık. 'sen de hala otelde mi kalıyorsun?' tüm bu endişeleri yaşarken chelsea'ye adapte oluyormuş ya da performansımı arttırıyormuş gibi hissetmiyordum."

    --- alıntı ---

    çok güncel bir örnek olmasa da hala bu sorunların devam ettiğini düşünüyorum. albayrak, drogba'nın anlattığı sorunlarda olaya dahil oluyor ve oyuncuları rahatlatıyor. bunda da oldukça başarılı. zaten kendisinin yönetimde olduğu her sezon şampiyon olmamız da hoş bir tesadüf olmasa gerek.
  • her şeyden şüphe duyacağım şu dünyada, galatasaray aşkından şüphe duymayacağım emektar yöneticimiz.

    5 sezon görev alıp 5 şampiyonluk kazandı. yerlilerle ilişkisinin iyi olması normal, önemli olan her yabancı futbolcumuzla abi-kardeş ilişkisi kurdu. 14/15 şampiyonluğunda metro sıkıntılıyken kendi şirketinden 500 otobüs tahsis etti taraftar için. yeri geldi cebinden verdi, yeri geldi canından...

    kendisini hiçbir zaman öne koymadı. bazı kendini elit zanneden kesime inat olduğu gibi oldu, "i love you hoçam" diyerek kulübe 5 şampiyonluk, 1 yıldız kazandırdı. cebini değil kulübünü düşündü.

    serum yedi, hastanelik oldu, çoluğu çocuğu sağlığı için görev almamasını isteyecek noktaya geldi. o ise bu renkler altında aldığı her görevi layıkıyla yerine getirdi.

    ben kurumsalcı tayfanın bu adamdan rahatsız olmasından nefret ediyorum. ismi ve varlığı tıpkı fatih terim gibi başarı ve huzur demek. var olsun. allah'ın izniyle 26 mayıs gecesi mustafa cengiz bey ile yeniden seçilecekler ve 4 aya sığdırdıkları büyük başarıları 3 senede taçlandıracaklar.
  • kendisi hakkında nesnel bir bilgi:

    2000 yılında jardel bize transfer olduğunda, jardel'in karısı bir koltuk takımı beğenir ancak koltuklar evin kapısından sığmaz. albayrak, jardel'in karısı jardel'in kafasının etini yemesin ve jardel rahat olsun diye vinç getirtip koltuk takımını eve çatıdan sokar.

    tam olarak böyle işlerin adamıdır ki bu da takımdaki furbolcuların onu çok sevmesini ve takımda birlik havası oluşmasını sağlamaktadır.
  • liselilerin tamamını toplasan bu adamdaki galatasaray sevgisinin ve aşkının binde biri yoktur. öyle bir galatasaray aşığıdır.

    o liseli, arkadan iş çevirmeyi seven, kulübün malını kendi malı gibi yiyen, ceplerini dolduran adamların kulübe verdiği katkının 1 milyon mislini vermiştir. kendisinin türk futbolculara karşı bakış açısını oldum olası eleştiririm ama galatasaray sevgisini sorgulamam bile. keza kendisi tüm lisenin verdiği emekten daha fazla emek vermiştir. gerek maddi gerek manevi.
  • bu adam sen, ben, o. içimizden biri, net. 35 yaş genç olsa şuan her şeyine iddiaya varım albayrak53 nickiyle gssözlük yazarlığı yapıyordu. kurada d grubunda galatasaray ismi belirdiğinde uefa bir ritüel olarak yöneticileri gösterdi her defasındaki gibi. roma yönetimi, tottenham yönetimi falan huşu içinde kurayı sindirirken adam tüm avrupanın gözü önünde başkana "çak bi beşlik başkanım" yapıyordu:( o an bu adamda yine bizi gördüm. çünkü o an ben de hanımla salonda tepiniyordum. aradaki yaş farkını da göz önüne alırsak bence eşit hareketler:)

    sözün özü seni seviyoruz başkanım, kalp haplarını maçlardan önce almayı unutma sakın.

    give me a high five bro!
  • kendisi besiktaslı olsa ve besiktas’ta 5 sezonda 5 sampiyonluk yasasa, kuran carpsın tasaklarının fotografını besiktas carsısının girisine asarlar.

    bizde durum farklı. galatasaray’a hizmet eden ne kadar adam varsa taslanıyor, ne kadar gereksiz zibidi varsa destekleniyor.

    annen ölsün liseci, gün gelir seni de alt eder bu taraftar.
  • türk futbolcu fetişi olması ve bazen çenesini tutamaması dışında galatasaray’ın parasını ve hakkını kendi hakkı ve parası gibi savunacağına emin olduğum, tüm gördüğüm galatasaray yönetimlerindeki tek kişi.

    elindeki imkanlarla hocasının istediğini yapmaya çalışıyor. ne adilik ne de ahlaksızlık yapmıyor. emre akbaba için bu kadar uğraması da kendi oğlu olduğundan değil muhtemelen fatih hocanın çok çok istemesindendir. ama karşısındakiler ahlaklı ve etik insanlar değiller. bu da onun suçu olamaz!
  • emre akbaba olayında alanya başkanının götü başı oynuyor, ali koç elenmenin acısını transfer yaparak çıkarmaya çalışıyor ama suçlu albayrak öyle mi?

    gerçekten bırakın bu işi ya. adama olan öfkeniz taraftarlığın önüne geçmiş. adam bir galatasaray kuruşunu daha kasada nasıl tutarım diye uğraşıyor sizin derdiniz transfer. kesin dursunu da desteklemişsinizdir siz bu kafayla.

    göte göt diyerek en doğrusunu yapmıştır. herkes bilsin kimin ne mal olduğunu. bu saatten sonra yapılacak tek şey sene sonu emreyi bedavaya almaktır. bir kuruş bunlara para kazandırmamaktır. sabret emre, 1 sene sonra gelip bu takımda jübileni yapacaksın.
  • abdurrahim albayrak ile 20 nisan 2015 günü 1905 kültür sanat ve spor derneğinin düzenlediği ödül töreninde tanıştım. o gün ben de 2014 alpaslan dikmen makale yarışmasında 1. olduğum için ödül almış ve duygun yarsuvat hocam tarafından kulübümüze üye yapılmıştım. işte o gün kendisiyle çok kısa sohbet etme şansı buldum. oldukça sıcak kanlı bir insan. gönülden galatasaraylı. takımı şampiyon yapmak için gece gündüz çalıştığından, doğru düzgün uyku uyumadığından bahsetti. ve finali de tahmin edeceğiniz gibi bana "i love you canım benim." diyerek yaptı. iyi ki mustafa cengiz başkanımın yönetim kurulunda şu anda. kendisi galatasaray için çok değerli.
  • galatasaray taraftarının yeni nefret objesi. galibiyetlerden sonra konuşuyormuş, mağlubiyetlerden sonra konuşmuyormuş. çünkü muhtemelen mağlubiyetlerden sonra ağlıyor adam.

    ben abdürrahim albayrak'ı sevmem.
    bu tarz insanlara da itibar etmem.
    çevremde barındırmam, değerli vaktimi israf etmem.
    ancak türkiye gerçeğinde faydalı oldukları da inkar edilemez.
    bu gün, bu devirde, bu adam galatasaray'a lazım.
    o yüzden bu şekilde yıpratmak gerçekten dünyanın en saçma işi.

    eleştirdiğimiz insanı iyi tanımakta fayda var. abdürrahim albayrak mantığıyla değil de duygularıyla hareket eden bir insan. hezimet yaşadığın maçtan sonra çıkıp da ekran karşısında açıklama yapmıyorsa yapacak gücü kendinde bulamamıştır, hepsi bu. veya belki de o açıklamayı yapması uygun görülmemiştir. içindeki duyguyu karşısındaki insana doğrudan geçiren bir bireyin zaten duygusal zekası yerlerde bir topluma, hele hele öyle bir durumda mutsuzluk ve umutsuzluk aşılaması hiç doğru olmayacaktır.

    her biriniz mükemmelmiş gibi sadece eleştirecek şey arıyorsunuz. ararsan altında bile kusur bulursun. biraz da elindekinin sana ne kattığına bakmak lazım. illa birilerini düşman ilan etmek yersiz. abdürrahim albayrak'tan hatasız bir insan bekliyorsan hayat algında bir bozukluk var senin. bu adam özsaygısı az, türlü saygı yok edici davranışlarının medyaya yansımasını hiç umursamayan bir insan ve sen bu insana mükemmelliyetçilik bekleyerek bakıyorsun. silkin, kendine gel amk????

    bakıyorum da abdürrahim albayrak bir düşman, zaten satılmaya çalışıldığı belli olan belhanda, feghouli, maicon bir diğer düşman... bunlar olmasa emre, eren, muğdat düşman olacak. zaman zaman fernando reges ve muslera da bu role oturtulmaya çalışıldı. esasında camiadaki her isim için fırsat kollanıyor. ekranda görünseydi mustafa cengiz de düşman olacaktı bu gün. aklınıza gelmedi ekrana çıkmayınca. bi rahat bırakın yahu. bu oyuncuları satmamız ve bu oyunculardan satana kadar faydalanmamız gerek. biz ise oyundan çıkarken ıslıklayıp piyasalarını düşürüyoruz. sağda solda kin kusuyoruz. başarılı olması için şartları zorlaştırıyoruz.

    galatasaray'ı mı seviyorsunuz, yoksa içinizdeki nefreti kusacak bir yere mi ihtiyacınız var bunu biraz düşünün. taraftar olarak tepkilerimizi verirken filtreye ihtiyacımız var. tamamen iç güdülerimizle hareket etmek zarar veriyor. eleştiri adı altında ruhunuzun tatmin edemediğiniz kısımlarında oluşan zehiri her yere saçmaktan vazgeçin.

    bir insanı bir defa eleştirirsin. ama temcit pilavı gibi her fırsatta, haftada 5 ayda 50, senede 1000 kere aynı sert üslupla aynı eleştiriyi tekrarlayınca zarar veriyor. bakıyorum da kimi eleştirilerde yapıcı olma kaygısı hiç yok. belhanda ölsün. peki ölsün. sonra? kime faydası var? çok değil 1-1,5 sene önceye gidin. rodrigues ölsündü. galatasaray'ın kanat oyuncusu olacak seviyede değildi bu adam. iyi ki dursun aydın özbek bunu diyen adamdan akıllı çıktı. neyse allahtan o artık yok. ama kendi anlık duygusal kararlarına her şeyden fazla güvenen, bir şeyleri yok etmek için eleştirmezsem ölürüm taraftarı hala var.

    şampiyonlar liginde 3-0'lık* galibiyet almışsın. gelip dün söylenmişten hiç farkı olmayan bir muhabbetle ve sıfır özgün içerikle milletin sinerjisini sikiyorsun. ben bunun adına eleştiri diyemiyorum.
  • (bkz: 12 mayıs 2018 galatasaray malatyaspor maçı)

    skoru çabuk almamız ve ultraslan’ın romantizm merakı ile tribünlerde bir gevşeme oldu.

    televizyon verdi mi bilmiyorum. kendisi devre arasında tribünleri tek tek dolaşarak ayaklandırdı. lehine tezahürat yapılırken bana değil takıma destek olun, ayaklanın, maç daha bitmedi dedi.

    bunu herkes yapmaz. bunu, yüreği galatasaray aşkıyla yanan bir adam yapabilir. tıpkı senin, benim gibi...