• 28742
    "ilginçtir ki tam da kutlama yapıyordum.

    danny’den telefon aldığımda havaalanından çıkıyordum — eşim kayla ve ben birinci evlilik yıl dönümümüzü kutlayıp, geri dönüyorduk. birkaç günlüğüne miami’ye gitmiştik — ve şimdi de seattle’da eve doğru gidiyorduk.

    aramasını görmedim. arabada bir şeyler yapıyor olmalıydım. danny bir mesaj bıraktı.

    'it, arayabildiğin zaman bana geri dön.'

    çok dramatik duyuluyor ama bu aslında danny’den gelen normal bir mesaj. her şey hakkında olabilir. halen araba sürerken onu geri aradım, aklımda hiçbir şey yoktu. tatilde olduğumu biliyordu ve bununla ilgili birkaç soru sordu. ben de eminim ki ona nasıl olduğunu ve ailesini sormuşumdur. dediğim gibi, normal bir konuşma.

    ve bir anda sanki donup, kalmıştık. küçük bir duraksama oluştu. o an bana söyledi.

    'az önce seni takas ettim.'

    bu kadar basit. hiçbir şaşalı kelime, büyük bir konuşma yok. ama aslında bu tarz olaylarda çok da söyleyebilecek bir şey yoktur.

    'nereye?' söyleyebildiğim tek şeydi.

    'kyrie karşılığında cavaliers’a.'

    ve o an… hani telefonda konuşurken biri bir şey söyler ya… sizin de o andan sonra tek düşündüğünüz ben daha fazla bu konuşmada olmak istemiyorum düşüncesidir. kaba bir anlamda değil. sadece konuşma isteğiniz bir anda gider. o an tam olarak öyleydi benim için.

    danny bana boston şehri için, hem saha içi hem de saha dışında celtics organizasyonu için yaptıklarımı, ne kadar büyük bir oyuncu olduğumu ve cleveland’da da öyle olacağımı anlatmaya başladı. o an kesinlikle bunların hiçbirini duymak istemiyordum.

    telefonu kapatmak için bekliyordum ve sonunda kapattım. bana ulaşıp, haber vermene minnettarım ama şu anda ne senin ne de benim başka konuşacak bir şeyimiz var.

    olayın özü buydu.

    telefon konuşması buydu.

    o an aklımdan bir sürü şey geçiyordu ama o an için hepsini durdurmalıydım. ilk içgüdüm bunun ailem için ne anlama geldiğini anlamak oldu. iki oğlum james ve jaiden’ı ve onlara ayrılma vaktinin geldiğini nasıl açıklayacağım oldu. onlar için bir şok olacağını biliyordum. hem okulların açılmasına az bir zaman kalması hem de boston’un onları için nasıl evleri gibi hissetmeye başlamalarından dolayı.

    çocuklar kayla ve ben tatildeyken annemde kalıyorlardı ve havaalanından eve gelir gelmez onlarla görüntülü arama yaptık. haberlerin er ya da geç yayılacağını biliyordum o yüzden onların benden duymalarını istedim. ve olanları anlattım: 'babanız takas oldu.'

    büyük oğlum james — sanırım babasından çekmiş çünkü benimle aynı soruyu sordu. 'nereye?'

    'cleveland. beni kyrie ile takas ettiler.' ve sonrasını eminim siz de tahmin ediyorsunuz.

    'lebron! lebron james! baba — baba. lebron james ile beraber oynayacaksın!'

    fakat jaiden, küçük oğlum biraz daha hassas. ve sanırım boston’u herkesten daha çok seviyor. bu gelişmelerin onun için biraz daha kırıcı olacağını biliyordum. onun verdiği reaksiyona bakılırsa haklı sayılırım. hayal kırıklığına uğramış gibiydi.

    'jaiden, mutlu musun üzgün mü?' dedim.

    'üzgün.'

    'neden?'

    'çünkü muhtemelen cleveland’da kaykay parkları yoktur.'

    kaykay onun için çok büyük bir olay. bu yüzden bundan dolayı çok üzgündü. (cleveland, eğer kaykay parkınız varsa bana twitter’dan ulaşın)

    bir kaç saat sonra tüm haberler bundan bahsediyordu. tüm sosyal medya hesaplarım patlıyordu. sanırım binlerce mesaj ve tepki almış olmalıyım.

    ama gerçek şu ki — oğullarımdan aldığım ilk tepkiler tek ihtiyacım olandı. tüm anlatılanlar, tüm söylentiler, tüm uzman analizleri… ve çocuklarım birkaç dakikalık görüntülü aramada her şeyi özetlemişti. bu takas hakkındaki ve o anlarda kalbimden geçen her şeyi. onlar sadece önemi olan iki şeyi anlamıştı.

    birincisi, büyük oğlumun da dediği gibi: 'lebron james.' ya da şöyle diyelim — doğu’nun en iyi takımına katılıp dünyanın en iyi basketbol oyuncusu ile beraber şampiyonluk kazanmaya çalışacağım.

    ve ikincisi de küçük oğlumun dediği gibi: 'üzücü.' ya da şöyle diyelim — bu şehri çok özleyeceğim adamım.

    bir celtic olmayı çok özleyeceğim.

    evet bunu söyleyeceğim: 'bu lanet şey acıtıyor. çok acıtıyor.'

    yalan söylemeyeceğim. halen acıtıyor.

    bunu anlamadığımdan değil. tabii ki anlıyorum: bu bir iş. danny bir iş adamı ve iş hamlesi yaptı. ben buna katılmıyorum. kişisel olarak boston celtics’in bu takasla daha iyi bir takım olduğunu düşünmüyorum ama bu benim işim değil. bu danny’nin işi ve çok zor bir iş ama o bunda çok başarılı oldu. fakat günün sonunda bu anlaşmalar sadece bir şey için, iş. yani bu yüzden işin bu kısmında kötü hisler yok. olgun bir adamım ve bu lige katıldığımda neyin içine girdiğimi biliyordum. ve şimdiye kadar da hep şükranlarla geçti. burada oturup, bana yanlış yapıldı diye yazmıyorum. bana yanlış yapılmadı. beni takas etmek boston’un hakkıydı.

    bir de birçok yönden bunun aslında iyi bir ders olduğunu düşünüyorum. sadece benim için değil, tüm lig için. tüm taraftarlar ve medyanın oyuncuların takım değişmeleri ile ilgili konuşmaları açısından. geçen sezon kd’nin serbest kaldığı dönemi düşünüyorum. insanların onun kendisi ve kendi geleceği için verdiği karar için ona ne kadar zor zamanlar yaşattığını. onu ligde sahip olduğu bir hakkını kullandığı için nasıl bir hain olarak adlandırdıklarını. bir anda nasıl 'bencil' ve 'korkak' diye tanımladıklarını. sadece işi gereği kendi için aldığı bir karardan dolayı nasıl da kötü bir adam olarak portrelendiği.

    ama bence benim takasım insanlara bunu gösterebilir. insanların benim nasıl takas edildiğimi görmelerini istiyorum. bir anda hiçbir uyarı almadan uğruna tırmaladığım, kan döktüğüm ve her şeyimi verdiğim bir organizasyon tarafından? işte bu yüzden insanların bakış açılarını değiştirmeleri lazım. birkaç istisna dışında, serbest bir oyuncu değilsek güç yüzde 99 sahiplerin elinde. yani oyuncular sağdan sola gönderilip, hiçbir söz hakkı olmadan hayatlarını değiştirirken sorun değil ama ne zaman bir elin parmağını geçmeyecek sayıda bu ters dönüp, oyuncular kontrolü ele aldığında bir skandal mı oluyor? sadece dürüst oluyorum ama bu hem bizim toplum hem de lig olarak nerede olduğumuzu gösteriyor ve daha ne kadar yol gitmemiz gerektiğini.

    dediğim gibi kötü duygular yok. ama sadece umuyorum ki ne zaman bir oyuncu serbest kalıp, başka bir takıma giderse umarım onun üzerine atlayıp eleştirmek isteyen, kötü tweet atmak isteyen herkes bir kez daha düşünür. belki lige bakarlar ve benim gibi senaryolara bakıp, sadece bir kelime olan sadakati bir kez daha anlarlar. eğer isterseniz bu aslında güçlü bir kelime olabilir. ama adamım… iş dünyasında bu güvenilecek bir şey değildir.

    aynı zamanda insanların da anlaması gerek. yani tüm bunlar söylendikten sonra… halen acıtıyor. halen daha kötü bir şekilde acıtıyor. ve umarım ki ben bunu söylediğimde insanlar bunun birine karşı söylenmiş olmadığını anlarlar. ben birileri tarafından kırıldım ya da yanlış yapıldı ya da ihanete uğradım demiyorum. ben sadece bir insanım. sahada sert bir adam gibi davranabilirim. ve damarlarımda buz dolaşıyormuş gibi de görünebilirim ama bu buz değil. bu kan ve benim de herkes gibi bir kalbim var.

    yani kırıldım diyorsam bunun bir başkasının yüzünden olmadığını bilin. bu sadece benim yaptığım bir şey yüzündendi.

    ben boston’a aşık oldum.

    celtics beni takasla takıma kattığında nedenini biliyordum. burada nasıl bir rol almam için getirildiğimi biliyordum. nba kariyerim boyunca oynadığım aynı rol. 'skorer bir guard.' 'kenardan gelip, hücuma etki edecek oyuncu.' 'altıncı adam.' bu benim dördüncü senemdeki üçüncü durağım olmuştu bile. bu kariyer yolu bir takımın simge oyuncusu ya da geleceğin oyun kurucusu için çizilmiş bir yol değildi. lig beni böyle biri olarak görmemişti. bunu biliyordum.

    takıma geldiğimde bence celtics taraftarları da bunun ne anlama geldiğini biliyordu. benim buraya geniş bir yeniden yapılanma sürecinin bir parçası olarak geldiğimi biliyorlardı ve bu playoff ya da başka bir şeyi düşünme zamanı değildi. bunlar sadece geçiş yılı olmalıydı. bilirsiniz işte: değer topla. ucuza genç yetenekler bul ve muhtemelen bir o kadar da kaybet.

    ya da en azından bu herkesin söylediğiydi.

    sanırım ben tam da bu yüzden boston şehri ile çok iyi geçindim ve birbirimizle böyle bağlandık. hayatım boyunca yaptığım tek şey kazanmak ve iyi basketbol oynamaktı ama şimdi, aniden, profesyonel bir oyuncu olarak insanlar bana yedek olmam gerektiğini söylüyordu. ve en iyi ihtimal de yeniden yapılanan bir takımın skoreri. ve bu da bir anlamda celtics’in bu dönemine çok benziyordu. celtics var olduğundan beri tek yaptıkları kazanmak ve muhteşem basketbol oynamaktı. ancak şimdilerde, aniden, insanlar taraftarlarına takımı yeniden kurup, draft hakları kazanmaya çalışan bir takım olduklarını söylüyordu. ben de şehir de, celtics takımım da celtics taraftarları da aynı kalbi ve ruhu taşıyorduk. biz sadece kazanmak istiyorduk. şimdi. ve hiçbirimizin de eleştirilere vakti yoktu. draft kurası kimin umurunda.

    ve bu daha sonra özel bir şeye dönüştü. özel bir bağ ve an. herkes sayılarını ve istatistiklerini çoğalttı. 've uzmanlar… bu uzmanlar tüm ligi çözdüklerini düşünüyorlar ama beni hiçbir zaman doğru çözemediler.' ve hiçbir zaman kazanma kültürüne sahip olmanın önemini çözemediler. taraftarlardan, oyunculara, koçlara, yöneticilere en tepeye kadar. ve biz buna sahiptik. burası bana fiziğime aldanmadan bana her zamanki rolümü vermeyen ilk yer, ilk organizasyon ve ilk taraftar grubuydu. boston celtics bana mükemmel olma fırsatı verdi ve ben bunu asla unutmayacağım.

    işte bu yüzden insanlar bana sürekli geçen sezonki playoffları soruyor. kız kardeşim chyna’nın vefatından sonra nasıl chicago karşısında sahaya çıkıp, oynadığımı… fakat ilginç olan esas oynama isteği sebebimin gerçek oynama sebebimden farklı olduğuydu. ilk başta oynamak istemiştim çünkü işler basketbola gelince benim düşünce yapım bu. hayatta ne olursa olsun basketbol sahasına gidebilirdim. tek yapmam gereken bir basketbol sahası bulmak ve ne kadar kalırsam kalayım iyi olacağımı biliyordum. çünkü basketbol benim için hayatın iniş ve çıkışlarında bu demekti. beni hayattaki her şeyden korurdu.

    ve o gece chyna vefat ettikten sonra arenaya vardığımda tamam bunun olması gerekliydi. bu gece bu sahanın beni korumasına, unutmama yardımcı olmasına ihtiyacım var ama sahaya çıktığımda? hani anlatamayacağınız şeyler olur ya işte öyle. o gün aldığım alkışı halen daha kulaklarımda duyabiliyorum. insanların hazırladıkları pankartları halen görebiliyorum. 'bu chyna için. isaiah’ı seviyoruz!' bu tarz şeyler. daha sonra onun için bir dakikalık saygı duruşu yaptılar ve o an fark ettim ki sahanın beni korumasına ihtiyacım yoktu. bir şeylerden kaçmam gerekmiyordu. burada yalnız kalmam gerekmiyordu. tüm saha benimle birlikteydi. gerçekten tüm boston şehri benimle gibiydi.

    o an bana — tabii ki oynamalısın — hissi geldi. öncelikle bunu chyna ve ailem için yapacaktım ama tabii ki şehrim için de. çünkü şu an onların bana gösterdiği benim bu gece ihtiyacım olan tek şeydi. bana onlardan biri olduğumu ve bu yolda beraber olduğumuzu gösteriyorlardı. o zaman bu yolda beraber olalım.

    ve iki buçuk yıl boyunca beraberdik.

    ve bunu da burada söyleyip, kurtulayım. siz de istediğiniz gibi paylaşırsınız. bu sezon cavs ile uğraşmak istemezsiniz. bu sezon cavs taraftarı olmak için harika bir yıl. ben çok heyecanlıyım.

    basketbol açısından benim cavs takımında olmam cennette yapılmış bir eşleşme gibi. geçen sezon benim celtics maçlarımı izlemişseniz sadece şut atmak için bile ne kadar ikili hatta üçlü sıkıştırmaya maruz kaldığımı görürsünüz. bizim için işe yaradı. çocuklar çok iyi oynadı ve benim de şutlarım giriyordu fakat bu sezon… bu söz konusu bile olamaz. gerçekten ben sahayı gezegenin en iyi basketbol oyuncusu ile paylaşırken benim üzerime üç oyuncu mu atacaksınız? ben pek sanmıyorum.

    ve daha bu sadece lebron. bu kadroya bakıyorum ve tek gördüğüm beraber oynamak için sabırsızlandığım çocuklar. kevin love, (eski aau takım arkadaşımla yeniden buluştuk!) tristan thompson, jr smith, iman shumpert. benim için bu adamların doğu’yu üç sene üst üste kazanması kaza değil. şimdi de bu karışıma ben, d. rose ve adamım jae’yi ekleyin. çok dolu bir kadro. iyi bir sezona hazır olun cavs taraftarları.

    tabii ki doğu’nun kalbi olan takımda oynamak… yalan söylemeyeceğim biraz karışık duygular içindeyim. çünkü uzun zamandır doğu’daki hedefimiz buydu — cavs’i geçip, doğu’yu kazanmak. biliyorum ki boston’un hedefi hala bu ama şimdi, onları bu hedeflerine ulaşmamaları için durdurması gereken adam benim. ve bu çok zor. çünkü playoff zamanı geldiğinde ne zaman celtics ile oynayacak olsam… bilmiyorum işte anlatması çok zor. ama bu takım sadece 'oynadığım takım' olmayacak. bu takım benim eski takımım. elit hücumu olan, neredeyse 30 kez ulusal kanaldan gösterilen, serbest oyuncuların gelip, oynamak istediği takım. bu takımın kurulmasına yardımcı olmuş gibi hissediyorum. bunu yaratmalarına yardımcı oldum.

    ve playoff zamanı geldiğinde birden, tamam, hadi şimdi bunu yıkalım, gibi olacak…

    bu çok üzücü. çok üzücü.

    ama cleveland’a kaybetmeye gelmedim.

    dediğim gibi, takas haberi yayıldığında bir çok mesaj aldım. telefon mesajları, instagram, twitter, sesli mesaj aklınıza ne geliyorsa ama içlerinden biri vardı ki beni çok etkiledi. tom brady’den idi.

    'n’aber it, haberleri duydum. iyi misin?'

    'iyiyim. çılgınca bir olay. bu soğuk bir oyun.'

    'evet öyle. iyi şanslar dilerim. çok iyi işler yapacaksın. haberleşelim.'

    beni etkileyen ne söylediği değildi. her ne kadar bunları söylemesi şüphesiz güzel olsa da beni etkileyen bunların ne anlama geldiğiydi. tom brady gibi bir boston efsanesinden böyle bir kişisel mesaj almak acı tatlı bir şeydi.

    ilk başta bana çok batmıştı. tom’un patriots kariyerine bakıyorum ve bu benim celtics ile kurmaya hayal ettiğim bir kariyerdi: çok düşük sıradan seçilmek… hiç alkışlanmadan gelip, zamanla çok çalışarak kararlılıkla kazanmaya başlamak ve kazanmak ve kazanmak. daha sonra da bir kazanma mirası bırakarak boston’da kalıp, boston’un gelmiş geçmiş en büyüklerinden olarak anılana kadar şampiyonluklar kazanmak ve kariyerimin sonuna kadar mücadele etmek. kendim için çizmeye başladığım kariyer buydu. kafamda brady ve ortiz’in celtics versiyonu olmak vardı. celtics’in önümüzdeki döneminin tarihe yazılmasını istemiştim. ve ben de bununla boston spor tarihine yazılmayı. tom’dan bu mesajı aldığımda bir yanım böyle kötü hissetmişti.

    bu mesajı biraz daha düşündüğümde bakış açımı biraz değiştirdim. farkına vardım ki, o tom brady. ve ben sadece iki buçuk yıldır oradaydım. tom brady burada iki buçuk yıl oynayan oyunculara böyle mesajlar göndermez, çok olağanüstü bir şey yapmadıkça. yani bilmiyorum. belki de bu benim gurur duymam gereken bir şeydi. belki de benim buradaki zamanım hayal ettiğim gibi bitmese de bazı insanlar için bir şeyler ifade ediyordu.

    sanırım kafamda şu an bunlar var. halen kırgınlığım devam ediyor. halen gideceğim için üzgünüm ve eminim ki celtics ailemi çok özleyeceğim. ama şu anda yaptığım işi yapmak için cleveland’a gidiyorum ve terimin son damlasına kadar savaşacağım. geçen sezon belki de hayal ettiğim bir kariyer ya da son ay olmadı ama düşündüğünüzde kariyerimin başından beri bu böyle. hiçbir zaman hayallerim gerçeğe dönüşmüş gibi olmadı ya da umduğum gibi. sadece ben oldum.

    belki de tüm bunların cevabı bu. evet artık asla bir tom brady olamayacağım. ya da david ortiz olamayacağım, hiçbir zaman bill russell ya da paul pierce ya da kevin garnett ya da larry bird olamayacağım. ama eğer takas olmasaydım onlar gibi olup, olamasam da hep bir şeyi hayal edeceğim.

    bundan biraz zaman geçtikten sonra boston’da birileri ebeveyn olacak ve çocuklarına basketbol öğretecekler. çocukları da onlara 'neden celtics taraftarı oldun?' diye soracak.

    işte o ebeveynler geriye dönüp, düşünecekler ve gülerek gerçeği söyleyecekler.

    'isaiah thomas’ı oynarken izledim.'

    bu beni çok mutlu edecek. sanırım bu benim için yeterli."

    - isaiah thomas

    http://trendbasket.net/...oynayacaksin-ceviri/