*

  • 1
    ntvspor'da hafta içi her sabah 07:00 - 10:00 arası canlı yayınlanan program.

    --- alıntı ---
    ntv spor ekranlarında sabah kuşağı uzuyor, interaktif oluyor. hafta içi her sabah güne sporla başlayan 7-9 programı bundan böyle bir saat daha uzuyor ve “7-10” oluyor. murat caner'in sunduğu programın ilk bölümünde dünden hatırda kalan spor haberleri, günün gelişmeleri ve maç programı, iç ve dış spor basınından başlıklar, hava ve yol durumu ekrana gelecek. programın diğer bölümünde murat caner gündemi tayfun bayındır ile değerlendiriyor. spor haberleri, fotoğraflar, hepsi 3 saatlik canlı yayında yorumlanıyor.
    izleyiciler yedion@ntvspor.com.tr adresinden ya da 0212 335 45 72 numaralı telefondan görüşlerinizi bildirebilir, canlı yayına katılabilirler.
    --- alıntı ---
  • 5
    ntvspor'da takip ettiğim tek program.sabah erken kalkma zorunluluğu varsa kahvaltı öncesi, kahvaltıda vs. izlenmesini şiddetle tavsiye ederim.gerek murat caner'in acemilikleri gerek mert aydın'ın yorumları bi vakitten sonra çayının şekeri oluyor insanın.ayrıca her gün mutlaka bir kişi azerbaycan'dan ya twit atıyor ya da telefonla bağlanıyor.(u: stsl gibi çamura bulanmış s.kindirik bir ligi niye takip ederler orasını anlamış değilim.)
    edit:imla
  • 6
    geçen hafta milli takım maçından sonra programa twitter üzerinden sorduğum şu soruya: ''gus hiddinkin aldığı para çok tartışıldı,türkiyeye az gelmesi yadırgandı. sizce gus hiddinkin gerçekten uyum sağlayamadığı konu nedir?'' başka bir taraflarından anlayıp ''yaeee artık bunları bırakalım, herkes ne kadar para alırsa alsın biz sahadakine bakalım'' tarzında cevaplar aldığım program. e bende onu diyorum zaten bu nasıl cevap? aslında mert aydın ve murat caner sevdiğim ve saygı duyduğum adamlar. fakat neden böyle yaptılar anlamadım. aklıma iki ihtimal geliyor:

    1- çok soru geldiği için üstün körü okuyup geçiyorlar.
    2- rating için birazcık soruları çarptırıyorlar.

    kararı size bırakıyorum...

    edit: zagorun isteği üzerine sorduğum soruyu da ekledim.
  • 10
    iş aradığım dönemde sabahları müdavimi olduğum bir programdı.

    "ali sami yen stadımız yıkılmadan önce stat turları yaptırılsın, o meşhur kalorifer dairesi, soyunma odası, saha içi, tribünler... taraftara gezdirilsin yoksa gözümüz arkada kalacak." gibi dileklerimi dile getirsinler diye bir çok köşe yazarına hatta kulübe bile e-posta göndermiştim. sadece ahmet çakır cevap vermişti. "yönetim öyle bir durumda ki bu dediğini ne yazık ki yapacaklarını sanmıyorum". *

    7/10 'a da atayım belki dile getirirler dedim, gönderdim. murat caner okudu. elbette yapılmalı buradan sesi olalım rowinthesameboat ın dedi. ne sevinmiştim belki bir şansımız olur diye... sonra mert aydın girdi araya "aynı maili bana da göndermiş" dedi eklemeler falan yaptı, ortam sessizleşti, konu değişti,stat yıkıldı, olmadı.
  • 11
    izmir'deki o evde geçip giden kayıp yıllardan, kaybolup giden zamanlardan kalma adeta eski bir dost...

    her tarafı yemek kutuları ve çöp yığınlarıyla dolu; bir çekyat, bir laptop ve bir televizyondan ibaret bir çevrem vardı o yıllarda. ömrümün açık ara farkla en kötü iki senesiydi. o malum "cingıl"ı, sırf yalnızlıktan bütün gece açık kalan televizyondan duyar duymaz uyanırdım. bu sabah kakıp okula gidebilecek miyim ile başlar, devamsızlık hanesine bir artı daha olarak eklenirdi günler. kendim dahil sonsuz bir kimsesizliğin içindeyken uyanır uyanmaz murat caner'i görürdüm çoğu sabah.

    sonra birşeyler oldu. daniel ortaya çıktı önce başka bir sözlükte, daha sonra galatasaray sözlük doğdu zaten. ondan sonraki 6-7 sene ise ömrümün açık ara farkla en güzel 6-7 senesi. çok şeyler kazandım. olmadığım kadar kalabalıkların parçası oldum, olamadığım kadar bilinçli oldum, olamadığım kadar doğru düzgündüm işte... haftaiçi her sabah programı izlemesem bile o cingıl çalarken kanalın açık olması ritüeli bir şekilde devam etti...

    sonra birşeyler oldu yine, rüzgar tersine döndü... o seneleri güzel yapan herşey birer birer gitti, her seferinde ağzımdaki tüm dişlerim teker teker sökülürcesine acılar vererek... konumuza dönersek; önce askerlik, sonra mesai saatleri derken o cingılı duymayalı aylar yıllar geçti...

    yavaş yavaş izmir'de o çekyatta oturan adama doğru gidiyorum. arada bir murat caner kalmıştı işte, bir de galatasaray sözlük...

    allah sözlüğe zeval vermesin...
App Store'dan indirin Google Play'den alın