• şampiyonlar ligi 2000 - 2001 sezonu, 2. tur b grubu maçı.

    ikinci grup aşamasında deportivo, milan ve psg ile aynı gruptayız. ilk dört maçın ardından bizim 7, milan'ın 6 puanı bulunmakta. beşinci hafta karşılaşmasında, 99 - 2000 sezonunun ardından bir kez daha milan'la ölüm kalım maçına çıkıyoruz. sami yen'de oynanacak maçı kazanırsak çeyrek finaldeyiz.

    maldini, boban, shevchenko gibi birçok futbol efsanesini kadrosunda bulunduran milan karşısında alan daraltarak, yoğun prese dayalı bir futbol oynuyoruz. hem oyun hem de pozisyon üstünlüğünün bizde olduğu maçı, hagi ve jardel'in golleriyle 2 - 0 kazanıyoruz. biz zafer turu atarken, italyanlar ikinci kez sami yen'den elleri boş ayrılıyor.

    dönemin modern futbolunu en üst seviyede sahaya yansıttğımız; avrupa kupalarının en başarılı takımlarından birini, güçlü döneminde ve final maçında ezim ezim yendiğimiz maç olmasıyla aklımda yer etmiş karşılaşmadır. uefa ile 2018 yaz döneminde yapılan finansal fair play görüşmelerindeki tutumlarından anladığımız kadarıyla milan da böyle hissetmiş ve kuyruk acıları hala geçmemiş.
  • 2-0 yenerek sampiyonlar ligi'nde ceyrek finale kaldigimizi garantiledigimiz mac.
    grupta oynadıgımız 5. karsılasma..

    ali sami yen stadyumu'nda tarihi bir gun daha.
    karsilasmanin 20.dakikasinda sag kanattan capone'nin attigi uzun pasa kosan hagi ayagini uzatir,ac milan kalecisi dida'nin üstünden asirttigi top aglara gider ve mac 1-0 olur.ac milan 3 pas bile yapamamaktadir.2.golü isteyen galatasaray taraftarinin yardimina biraz gecte olsa mario jardel yetişir ve skor 86.dakika da 2-0 olur..ac milan'in umutlari baska bahara kalmis,galatasaray bir ilk'e imza atarak ceyrek finale cikmistir..
    maci anlatan sabri ugan yine kendine has yorumlariyla maca zevk katmistir.

    mactan sonra galatasaray-milan maçını degerlendiren christoph daum, mircea lucescu'nun, ‘‘milan'ı küçümsememeliyiz’’ cümlesine, ‘‘bu sözün söylenmesini bırakın, düşünülmesi dahi bir kaç yıl öncesine kadar türkiye'de mümkün değildi.galatasaray'ı kutluyorum, zaten gücünü herkes biliyor.’’ yorumunu getirmistir..
  • https://gss.gs/mHz.jpg

    evet bilet sahtedir.

    maç biletleri karaborsaya düşmüştü. maç günü yeni açık önünde erkenden konuşlandık. karaborsada fiyatlar aşağı yukarı belliydi ama az daha ucuz olsun diye işin bu noktalara varmasına sebep oldum.
    öğrenci olduğumuzdan bütçeye uygun bir bilet arıyorduk ki, ufak tefek bir abi "bilet var. açık var." diye mırıldanarak yanımızdan geçti. adama fiyat sorduk ama adam hiç durmuyor ki sürekli geziyor. yakalayana kadar akla karayı seçtik. fiyat tam düşündüğümüz gibi olunca tamam dedik 4 bilet ver bize. gelin dedi. likör fabrikasının önündeki ışıklardan karşıya geçtik. bir otoparka girdik. aldık biletleri ama uyanamadık "lan alt tarafı karaborsa bilet alıyoruz bu ne gizlilik" demez mi insan yahu!

    maça girerken bileti uzattığımızda sahte dediler. bileti kesmek istediklerinde hologramın düştüğünü gördük : ( hologramı yapıştırmışlar. evet uyanamadık : (
    ne yapacağımızı şaşırdık. direk numaralı önüne gidelim dedim birinden yardım istersek içeri gireriz diye düşündüm. polislere rica ettim ağlamaklı ses tonuyla ama aldığımız en iyi cevap "erken gelseydiniz hallederdik ama bu kalabalıkta olmaz" oldu...
    evlere dağıldık.

    tarihimizin unutulmaz maçlarından birisidir ama gollere dahi tepki veremediğim koltukta kös kös izlediğim maç oldu benim için.
  • (bkz: tarihte bugün)

    uefa kupası'nı aldıktan sonraki sene çeyrek finale çıktığımız maç.

    hagi'nin de yine fsane bir gol attığı maçtır. top tribüne gidiyor zannederken kalenin içine girişi ve hagi'nin golü bekleyişi muazzamdı. gözümün önüne geliyor.

    işte o günlerle birlikte bugün dünyanın her yerinde galatasaray markası ve algısı oluştu. yavaş yavaş...
  • twitter'da bir arkadaş paylaşmış, şöyle de bir not düşmüş: "alman rtl kanalının 2001'deki galatasaray - milan maçına hazırladığı tanıtım"

    https://www.youtube.com/watch?v=IJA3hinadO8

    muhteşem görüntüler var... kız kulesi, christoph daum, kumkapı'daki meşhur gölçek restorant (ve içinde göbek atan kadınlar), ali sami yen, devasa bayraklar, konfetiler, davullar, dansözler, hagi, hagi'nin sol ayağı, hagi'nin topuğu, hasan şaş, jardel, galatasaray taraftarı, stadı saatler öncesinden dolduran galatasaray taraftarı...

    eski türkiye'yi, avrupa devi galatasaray'ı çok özleyenlerin damarına biraz tuz basmak gibi olacak ama tek kelimeyle muhteşem.
  • bir bayram günü çifte gitmemize vesile olan karşılaşma. kişisel tarihimden bakıldığı vakit, henüz 8 yaşında olan kardeşimin sabah gittiğimiz piknikte kaydıraktan kayarken bacağını kırması sonrası pek de bir şey anlamadan geçirdiğimiz bir maçtı. o bakımdan da buruk bir yeri vardır bende.

    işte böyle her sene böyle milan'a ters geldiğimiz güzel yıllardı... bir önceki sene son maçın son 5 dakikasında iki golle avrupa macerasına son verdiğimiz milan'ı bu sefer de son maçlar öncesi evine yollamıştık.

    şimdi de başakşehir'e karşı mağlubiyet serimizi sonlandırmaya çalışıyoruz falan...
  • https://www.youtube.com/...amp;feature=youtu.be

    yıllar sonra izleyince 2 golün de bireysel yeteneklerle birlikte dida'nın hatası olduğunu gördüğüm maçtır. aynı özete göre milan'a doğru dürüst top oynatmamışız bile. milan da milan yani, bierhoff- leonardo- maldini- dida- boban- shevchenko bu ne

    ayrıca özet görüntüleriyle grubun diğer maçı- deportivo- psg maçında da 31 dakikada 5-6 gol olduğunu gösteren maçtır. deportivo'ya bak 0-2'den 4-3 öne geçti. makaay'lı tristan'lı deportivo da fırtına gibi esiyordu o yıllarda. vay aq çok özledim :(

    edit: kadrolara baktım da, psg'nin o seneki kadrosu: okocha, ronaldinho, arteta, anelka ve hatta lorik cana var :) bu nasıl grup böyle ya ölüm grubu ölüm

    edit 2: aynı gün oynanan grubun öbür maçı (bkz: 7 mart 2001 deportivo la coruna paris saint germain maçı) golleri:

    okocha 29'
    leroy 43'
    leroy 55'
    pandiani 57'
    d. tristán 60'
    pandiani 76'
    pandiani 84'
  • serie a'nın serie a olduğu yıllarda, galatasaray'ın da galatasaray olduğu yıllarda bir bayram akşamı oynanan maç.

    maçtan bir gün önceki basın toplantısında o günkü teknik direktörümüz "milan'ı küçümsememeliyiz" diyordu.

    maç esnasında da taraftarlarımız durum 2-0 olduktan sonra "işte böyle her sene böyle milan'a da böyle koyarlar aman" diye bağırmışlardı.

    çok değil, yaklaşık üç yıl kadar sonra ise bir gazete eskiden tarih yazardı şimdi adını yazamıyor diye manşet atmıştı.**

    http://gss.gs/z21.jpg
  • statta olduğum maçlardan birisi. hagi´nin golü ile jardel´in golü arasında geçen süreçte, ki yanlış hatırlamıyorsam jardel golü 80´li dakikalarda atmıştı, ne kadar gerildiğimizi hatırlıyorum. öyle ki jardel golü attığında yanımda hiç tanımadığım bir renktaş gole sevineceğim diye beni bayağı dövmüştü :) hagi´nin topa dokunduktan sonra gol olmasını beklediği an da hala dün gibi aklımda. hepimiz acaba girdi mi diye beklerken, adam golden emindi. ne büyüksün hagi!
  • 8 mart 2001 günü bir gazete manşetinin şu şekilde olduğunu anımsıyorum
    (bkz: hagi yaşlı, jardel yavaş, 2-0)
    maçın oynandığı gün, kurban bayramının 3. gününe denk geliyordu. maçtan birkaç gün önce tavuk yerken, kemiği fark edemememden mütevellit azı dişlerimden biri kırılmıştı, neyse ki süt dişlerimden biriydi. büyük bir diş ağrısıyla maçı takip etmeye çalışıyordum. bunun üstüne bir de hastalanmıştım. ama bu haldeyken bile attığımız gollere bağırmayı ihmal etmedim.
    beni yatak döşek bir halde hastalığımı ve dayanılmaz diş ağrımı unutturacak denli mutlu eden galatasaray'ımı çok ama çok seviyorum.
    sen ne büyüksün be galatasaray!
    maçta bir enstantaneye de çok gülmüştüm.
    hagi'nin kullandığı bir free kick'te top az farkla dışarıya gitmişti.
    maçı anlatan efsane spiker sabri ugan ise "ah farkla dışarda." demişti.
    velhasıl güzel gündü.
    o yıllarda ne kadar da şendik.
    (bkz: jardel vur şuna, jardel vurdu ona)
    (bkz: kalbimizden çıkanı saklayamayız)
    (bkz: yendik mi lan?)
  • jardelin 2. golumuzden once belkide hayatinda ilk defa o kadar uzun top surdugu mactir. top ilk ayagina degdiginde rakip kaleye 35 metre falandi, jardeli bilenler bilir pek top surme, duzeltme adeti yoktur gelisine bam gum girer. ama o gun klas bir vurus yapana kadar kaleye sokulmustur.

    pesin edit: hafizam beni yaniltiyor olabilir diye tekrar izledim golu, helal olsundur.
  • ulan küçük çocuğuz ama maçın önemini az da olsa idrak etmişiz; bu maçta uyku gelmeyecek ve izlenecek. dedemlerdeyiz. hatırladığım kadarıyla ben, ablam, dedem ve dedemin kardeşi var. yerimde duramıyorum kaç saattir maçı bekliyorum. oynasın bizimkiler kazanalım da yola devam edelim. çocuk olduğumdan maçı beklerkene çok dolanıp, atlayıp, zıpladığımdan yorgun düşüyorum ve anca 9 buçuğa kadar sabredebiliyorum. gözler kapanıyor, uykuya dalınıyor. bizimkiler de uykusundan uyanmasın çocuk diyerek uyandırmıyorlar beni. oysa ki uyandırsalar, ben bir maçın oynandığını görsem kaçacak gidecek uykum. neyse bunlar beni işte uyandırmıyorlar sonra allahtan devre arasında uyanıyorum. belki ikinci yarının başları da olabilir tam hatırlamıyorum. "laaaan yine mi lan yine mi uyuya kaldık diyorum?!" sonra skora bakıyorum çok şükür 1-0 öndeyiz. soruyorum kim attı diye? dedemin kardeşi "sizin hagi yine attı" diyor. golün tekrarını görüyorum "ohaaaa" diyorum (küçüğüz vereceğimiz tepki de en kaba haliyle bu oluyor, şimdi sevinirken bile "amk" kullanıyoruz. çok yozlaştık çook) hagi'yi daha çok seviyorum, gözümde daha çok büyüyor. sonra maçın kalan bölümünü izliyorum süper mario jardel de bir tane tıklıyor ve dünyanın en mutlu çocuklarından biri oluyorum o anda.
  • milan teknik direktörü alberto zaccheroniye işkence çektirdiğimiz yıllardı bu yıllar, adamın adeta kabusu olmuştuk.
    bundan bir sene evvel yine milanı sami yende 3-2 yenip onları grup sonunculuğuna iterek uefa kupasına giden yolu açmıştık.
    bir sene sonra bu kez bu maçta karşımıza çıkmıştı zaccheroni ve milan, ilk maçta san siro da elimizden zor kurtulmuş ve 2-2 berabere bitmişti o maç.
    ancak bu kez hagi nin aşırtma golü ve jardelin bilmem kaç metre topu sürükleyerek attığı muhteşem gole engel olamamış ve 2-0 yenilerek kaderine razı olmuştu milan ve zaccheroni.
    bu maçtan bir kaç hafta sonrada kovulmuştu milan dan zaten.

    ancak zaccheroni doymamıştı tabi ki, ertesi sezon yenilen pehlivan gibi bir kez daha karşımıza çıkacaktı ama bu kez lazio teknik direktörü olarak.
    sami yen de bir tokat da o maçta yiyecekti italyan teknik adam.

    (bkz: 11 eylül 2001 galatasaray lazio maçı)