• 1
    6 kasım 2018 schalke 04 galatasaray maçı sonrası fatih terim'in basın toplantısıdır. ancak böyle kritik bir şampiyonlar ligi maçı sonrası herkes gruptan çıkma ihtimalimizin neredeyse kalmadığına üzülürken, fırat aydunus, hasan şaş, mhk, bir gecede çıkan playoff konuşuyoruz. uluslarararası bir platformada bizim kimsenin umurunda olmayan ulusal konularımızın konuşulması ne kadar doğru bilemedim. biz lig şampiyonluk kutlamasında şampiyonlar ligi müziği çalıyorduk, ne ara bu duruma geldik? odağımız ne ara karıştı bu kadar? keşke bunlar burada değil de daha sonra konuşulsaydı.

    edit: daha söyleyeceğim çok şey var geç oldu, floryada bunlar için ayrıca bir antrenman açar orada söyleriz dedi hoca. keşke en baştan böyle deseydi.
  • 4
    açıklamaları gerçekten taraftarın içini soğutuyor mu ya?

    haksız kere haksız hoca. 2 kasım 2018 galatasaray fenerbahçe maçında hakemin galatasaray aleyhine olan etkisi yüzde 15 aq.

    ilk yarı, galatasaray ne oynadı? hangi hücum şablonu? kim tehlike yarattı? duran toptan 2 pozisyon, biri gol oldu ikincisi de direkten döndü.

    ikinci yarı, galatasaray ne oynadı? bir duran toptan gelen gol, o da yanlış karar. ozan kabak'tan dışarı çıktığı açık ve net ortada olan pozisyon. ozan bile defansa dönüyor pozisyonda. 2-0 oldu değil mi? ne yaptı fatih terim? 2-1'e kadar bu takım ne yaptı? hah işte tam şunu oynadı diyebildiğiniz bir şey yapabildi mi? hayır. herhangi bir hücum varyasyonu? hayır.

    2-0 geride olan fenerbahçe atak yapmaya çalışıyor, ömer bayram ve muslera golü hediye ediyor. pozisyon net kere net penaltı. bu pozisyona penaltı değil diyen futbol konuşmasın, kalbi kırılır. penaltı 2-1.

    eee 2-1 ne yaptı takım? ne yaptı hoca? sıfır sıfır sıfır. linnes'in ayağını biçen alper potuk'a herhangi bir kart yok. yanlış hatırlamıyorsam durum 2-1 iken oldu bu olay, hatam varsa yazın, düzeltme yaparım.

    fenerbahçe atakta, valbuena'dan çıktı top. hakem yine hata yapıyor. taç atışını fenerbahçe'ye veriyor. belhanda benim bu takımda şu an en sevdiğim oyuncu. takımda hücuma yönelik bir şey yapmaya çalışan tek oyuncu bence. benim için affedilemez bir hata yapıp yerde yatıyor. maçın ağır bir biçimde en kötü oyuncusu olan jailson gol atıyor. 2-2.

    2-2'den sonra ne oldu peki? valla fenerbahçe tek kale top oynadı. hatta ceza sahamızda linnes'in eline gelen top penaltıydı. var'a gidilmemesine aşırı derecede şaşırdım. fenerbahçe 1-2 gol daha kaçırdı.

    2-2 bitti maç. tabi maçın son dakikalarında ortam gerildi. belhanda soldado'ya yumruk falan attı. sonrasında olaylar olaylar.

    fatih hocam, maçı başından sonuna kadar aklı selim bir şekilde izle. yarattığın kaosta şu an açık bir şekilde batıyorsun. hatanı kabul etmeyip kulübe daha çok zarar veriyorsun. çık kamuoyuna özür dile. de ki oyun 2-0 iken oyunu tutabilecek hamleleri yapmadım, rakip de cezalandırdı de. bir şey dersem şerefsizim. ama şu an boş konuşuyorsun. bu açık bir şekilde 6-0 kompleksidir.

    tarihini unutamadığım 22 nisan 2012 galatasaray fenerbahçe maçı, şuursuzluğun kitabını yazdığın maç, 6-0 kompleksidir.

    boşa çırpınma, artık karşılaşacağın taraftar kesimi tüketim toplumundan geliyor. bu sözleri 1 ay bilemedin 2 ay dinlerler. sonra onlar da desteğini keserler.

    hatanı kabullen, elinle verdin maçı. zira aykut kocaman'ın taç zırlamasından bir farkın kalmadı şu an.

    ayrıca her ne kadar galatasaray taraftarı seni bu sefer olgunlaşmış olarak görse de ben senin hala olgunlaşmış olduğunu görmüyorum.

    seni sevmiyor olmama rağmen desteklemek zorundayım galatasaray için ama ucuz şovlarla taraftarı nereye kadar tutabilirsin iyi düşün. diyecek başka bir şeyim de kalmadı bu saatten sonra.
  • 5
    teknik direktörlüğünden önce bizler gibi bu camiaya gönül vermiş, gerçek bir taraftar olan fatih terim'in galatasaray haklarını gözettiği basın toplantısıdır.

    fatih terim düşmanlığı gözünü kör eden bir takım galatasaraylı taraftarlar tarafından dahi ağlamak, saçmalamak, kompleks, gibi bilimum saçmalıklarla eleştirilmesi çok mantıksızdır. şayet bugün fatih terim'in yapmaya çalıştığı şeyin onda birini yönetim kanalı yapmış/yapabiliyor olsa, elbette ki fatih hoca da bir şampiyonlar ligi maçının ardından, türkiye ligi'nde yaşanan bir olayı açıklıyor olmazdı.

    biri çıkar der ki; "hoca bizim lehimize yapılan hatalara konuşmuyor, bize yapılınca susmuyor." varsa öyle bir şey amenna kimseye ses etmeyiz. ama ortada bir hak yenmişken, fatih hoca futbol dışı unsurlar tarafından hakkı yenmiş olan takımımızın hakkını ararken, biz kendi futbolumuz tatmin etmiyor diye hala daha adama "haksız kere haksız, maçı elinde tutamamış..." minvalinde eleştiriler getirebiliyorsak vay halimize.
  • 6
    verilen sevklerin haksizligi
    fb derbisindeki pozisyonlar
    küfür etme muhabbetinin olmadigi
    tükürme muhabbetinin olmadigi
    firat aydinus melo olayi
    sikecilerin kayrilmasi
    play off sistemi
    play off sistemi yüzünden vefat eden taraftarlarimiz
    evet videosu cekmemesi
    tff'dekilerin ic yüzü
    fatih terim taraftar yakinlasmasindan sonra olusturulan baskan-fatih terim'in arasini acma muhabbeti

    gibi konulara aciklik getirilen toplantidir.
  • 8
    galatasaraylı basın mensublarının galatasaray haklarını savunacak şekilde yayın yapmada beceriksizliklerinin yanında soru sorma konusunda da beceriksiz olduğunu kanıtlayana toplantıdır.

    hocanın ağzına sağlık. sağlı sollu çok güzel konuştu. söylediği her bir kelimeye katılıyor ve destekliyorum. bu basın toplantısı için de 2-3 maç ceza daha eklerler sanırım.

    ancak benim duymak istediğim neden şampiyonlar liginin en az koşan takımıyız, muslera'ya ne oldu da amatör küme kalecisi gibi hata yapıyor, selçuk neden garry yerine gol atmamız gereken dönemde oyuna giriyor, garry'nin performansı neden böyle, sinan forvet pozisyonunda isteneni veriyor mu, onyekuru sakatlıktan sonra neden etkisiz döndü gibi saha içi çok önemli konulardı. hoca florya'da bir idmanı açarız basına orada da konuşuruz dedi. inşallah orada bu sorular sorulur da biz de fatih hocanın bu konulardaki fikirlerini öğrenebiliriz.
  • 10
    ne söylemişti diye bakacak olursak;

    "ilk yarı şampiyonlar ligi'ne uygun oynadık. şu 3-4 maça baktığımda herhalde bu kadar enteresan golleri kaçıran da biziz, acayip golleri yiyen de biziz. sonra oyunu dengeledik. zaman zaman iyi pas oyunu da ortaya koyduk. ilk yarıda fırsatları değerlendiremedik.

    2-0'dan sonra kırıldık, oyunu da bıraktık. schalke'yi tebrik ediyorum. şampiyonlar ligi'nde bu kadroları kurabilmek için ekonomisiyle, idaresiyle, tekniğiyle, ciddi plan yapmak lazım. buralar artık işin en son noktaları. tabii bunu daha detaylı konuşacağız.

    bize burada ali sami yen'de oynar gibi destekleyen gurbetçiler... onlar adına üzüldüm. ilk yarı belki ama 2. yarı kazanacak, skoru değiştirecek bir oyun oynamadık.

    futbolda her şey var tabii ama uefa avrupa ligi'ni garantilemek için lokomotiv'e yenilmememiz yeterli. bu atmosfer içinde, bu düşünceyle oynayacağız. hayallerimiz, düşüncelerimiz her zaman devam edecek. daha organize olacağız.

    oyuna böyle bir golle başlamak büyük talihsizlik. maça 1-0 mağlup başladık. birkaç dakika onun şokundan sonra dengeyi sağladık. ilk yarıda 5-6 tane gol girişimimiz var ama beraberliği yakalayamadık. topun bizde kalması, pas yüzdesi, istek, arzu, baskı hepsini yaptık.

    basit golleri yiyoruz, basit golleri atamıyoruz. porto'da 10-12 tane pozisyonumuz vardı herhalde, onları da atamadık. maalesef böyle bir problemimiz var.

    derbi sonrası olayı değerlendirdiğimizde, belki sportif nedenlerle birçok şeyle boğuşuyoruz ama derbiden sonra iğneyi kendimize batırırken çuvaldızı hak eden de dış meseleler var.

    derbide tek bir pozisyon ya da kişi üzerinden sonuç çıkarmaya çalışmak son derece yanlış. 2. yarı 2-0 önde giderken bir takımın temposunu düşüren, aldığı veya almadığı kararlarla önce oyunu sabote edip, sonra tribünleri ve bizi çileden çıkaran bir saha yönetimi vardı.

    yetmedi, maçın başından beri susmayan rakip takım kulübesi de var. tribünden seyretmekle televizyon başından izlemek arasında büyük fark olur.

    o akşam maç bitiminde yaşanan olayların hiçbirini tasvip etmiyorum ama olayların o boyuta gelmesine sebep olanların da değerlendirme sürecine alınması gerektiğini düşünüyorum. lütfen elinizi vicdanınıza koyun. bu olaylar kimin işine yaradı bir bakın isterseniz.

    fatih terim'e ya da kişilere değil, galatasaray'a sahip çıkma olarak bakılmalı. görüş ayrılıklarını bırakmalı galatasaray ve birlikte hareket etmeli. galatasaray markasıyla fatih terim'in bir araya gelmesinden rahatsız olanlar var. bu çok net.

    büyük resme şöyle bir baktığımızda bize şunu anlatıyor: kenetlendikçe, emeğini, hakkını aramaktan çekinmeyen bir kitle ortaya çıkıyor ve ortak sevdaları da galatasaray. dünya üzerinde çok az böyle bir oluşum vardır.

    bugün zamanlaması manidar olan sevk. sevk etme mi desem, zevk etme mi desem, kararsız kaldım.

    biz galiba kendi kendimize olay çıkarmışız maç sonu, sevklerden anladığım bu. bir kayrılma meselesi var. ben hayatım boyunca kimse tarafından kayrılmadım. daha doğrusu, ben hiç kayrılan o tabakadan olmadım. hayatım boyunca çalıştım, didindim.

    hata yaptım mı? yaptım. gerektiğinde özür diledim ama hiç kayrılan tabakadan olmadım. baktığımızda da kimin kayrılıp kayrılmadığını görürüz. bu arada futbol tarihinin en ağır cezasını almış biri olarak konuşuyorum.

    ben tff'yi, başkanı ve yönetim kurulundakileri, mhk'yi, organizasyon içindeki aktörleri pek çok kişiden daha iyi tanırım. skor istediği gibi olmadığında ya da işler iyi gitmediğinde hedef göstererek işin içinden sıyrılacak biri olmadığımı da herkes bilir.

    aralık ayında geldiğim günden itibaren, derbi sonrasına kadar herkes hakemlere ateş püskürürken ben hakemlere tek kelime etmedim. sivas'ta yine fırat aydınus topu dışarıdan alıp penaltı noktasına koyduğunda "hakemle işimiz yok, iyi oynamadık" dedim.

    işlere de bir bakalım, iyi gidiyor mu gitmiyor mu. rakiplerimizin birinden 2, birinden 10 puan öndeyiz. şu an önde olan takım da bizden 4 puan önde. 8 eksiğe, 9 sakata, birçok şeye rağmen.

    iyi gitmeyen şeye de böyle bakalım. şampiyonlar ligi'ndeyiz, olmazsa uefa'dayız. melo'ya küfreden hakem bu değil mi?bu maçın bu hale gelmesine sen sebepsin. "hoca gibi birine yakışmadı, bir taç, bir faul" diyorlar. vah vah vah, onu mu işaret ettim?

    o kadar fırat aydınus kendinde değil ki, dakika 94-95, iki oyuncu didişiyor. eğer verdiği kararlara güvense hakem o iki oyuncuyu çağırır, sarı kartı gösterir, onlar ayrılır ve ondan sonra bitirir. ben kimseyi ayrıca tehdit etmedim, "bütün provokeyi sen yaptın" dedim.

    hasan şaş'ın davranışını onaylamıyorum kesinlikle ama hasan kimsenin kendisine ceza vermesini beklemeden öz eleştirisini yapan bir adam. yaptığıyla zarar verdiğini biliyor, ancak galatasaray'a verdiği yarar, zarardan daha fazladır.

    ayrıca kimseye tükürmedim. insan beddua ederken ne yaptıysa onu yaptım.

    vefat eden taraftar. olanlar bana maç sonunda aktarıldı. flaşta haberim yoktu, basın toplantısından önce söylediler.

    ben de ilk olarak ona rahmet dileyerek başladım ancak bu konudan malzeme çıkarıp kin ve nefretle, bana veya taraftarlarımıza kelam edilmesini, bu vefatı ahlaksızca, gündem değiştirmek için kullananları kınıyorum.

    her şeyi çabuk unutuyoruz. bir gecede playoff çıkardılar, son maçta 2 galatasaraylı öldü. playoff olmasa ölmeyeceklerdi. biz kimseyi suçladık mı? hiçbir canın yerini hiçbir zafer tutamaz diye ilk söyleyenlerden biri benim.

    sokak kabadayısı lafı var bir de. hani "yeniden centilmenlikten" bahsediyordu suyun öte yanı? üste çıkmak için had aşmak ve sokak kabadayısı gibi ifadeler kullanmak bizim sandığımız ali koç vizyonuna yakışmıyor. umarım yanılmıyorumdur.

    galatasaray taraftarına şunu söyleyeyim: bu sonuçlar alınacak, kazanılacak, kaybedilecek ama hiç kimsenin bizden ümidini kesmemeleri lazım.

    muhakkak taraftar başarı istiyor ama sistem kurup yapıyı organize ederken bir yandan yarışıyoruz. biraz zamana ihtiyacımız var. bu zaman içerisinde görecekler ki galatasaray futbol takımı değişime uğrayacak.

    daha söyleyeceğim çok şey var, onu da inşallah florya'da bir antrenmanı açıp orada söyleriz."