• 2
    ali sami yen'de izlediğim ilk ve tek derbi maçıydı.
    her şey ne de güzel başlamıştı halbuki. ultraslan'la birlikte gittiğim ilk deplasmanımdı. üstümde 100. yıl forması, boynumda kaşkol, sami yen'e gitmenin heyecanı... bütün yolculuk boyunca tezahüratlar, her mola yerinde yakılan meşaleler, başka şehirlerden maça giden gruplarla karşılaşıp hep birlikte üçlü çekmeler...
    sonrasında istanbul ve ali sami yen'in kokusu...
    maç başlamadan önce dağıtılan sheva maskeleriyle keyfimiz iyice yerine gelmişti. hatta ben 4 tane birden takmıştım. nedense artık.*
    ilk yarı tezahürat yapmaktan maçı izleyememiştim bile. "galatasaray maçını her zaman izliyorum, madem ki stattayım kıçımı yırtmalıyım." mantığıyla hareket ediyordum. ilk yarı 1-2 net pozisyonumuz vardı ama esas aklımda kalan appiah'ın uzaklaştırmak için rastgele şişirdiği topun nobre'ye asist olmasıydı. öne çıkan mondi'nin üzerinden aşırtma bir gol atmıştı nobre.
    2. yarı çok daha pasif bir oyun oynamıştık. eric gerets'in oyun sisteminin de etkisiyle o sezon hep gollü maçlar oynamıştık ama sanırım benim üzerimdeki şanssızlıktan olsa gerek gol atamamıştık.*
    neyse ki "her kasımın bir mayısı vardır." atasözü*, o sene de ne kadar mantıklı bir söz olduğunu göstermişti.
  • 6
    galatasaray tribününde 28 mart 2010 galatasaray fenerbahce macinda doruğa çıkan silik derbi performansının gözle görülür şekilde ilk ortaya çıkışları bu maça denk gelir. sokakta bayılana kadar içen, gün boyu bağırmaktan sesi kısılan, stada girip maçı izleyen, elindeki kombineyi/bileti fahiş fiyata okutup içeriye tribünün t'sinden anlamayan insanları sokanların çoğunlukta olduğu ilk derbi maçı. fenerbahçe tribünü özellikle golden sonra üstünlüğü ele geçirmiş, "darağacında olsak bile son sözümüz fenerbahçe" diye bilinen; net bir melodiye sahip olmayan ancak basitliğinden dolayı kolaylıkla yüksek katılım ve desibel sağlanabilen bestesini epey bir dinletmişti ekran başındakilere. "milyonlarca taraftarın yan yana" ise meydanın biraz da boş bulunmasıyla ortaya atılmış, zaman içinde fenerbahçe tribünlerinden seslendirilmez olmuştur. bu maçtan sonra mabeddeki ilk fenerbahçe maçı olan 22 mart 2006 galatasaray fenerbahce maci'nda bir önceki maçtan dolayı tribünde bazı "kararlar" alınmış, neticesinde sağlam bir tribün performansı gösterilmişti. kronolojik olarak devam edersek 19 mayıs 2007 galatasaray fenerbahçe maçı olaylar ve protestolarla tarihe kazınmış, 27 nisan 2008 galatasaray fenerbahçe maçı ise şampiyonluk maçı olması sebebiyle tribünce sıkı tutulan maçlardan olmuştur. son iki sezonda ise 28. haftaya denk düşen derbiler takımların da gidişatından mıdır bilimez galatasaray tribününce rezil ötesi performanslara ve tarihi karaborsa rantlarına sahne olmuştur.
  • 7
    maçtan 1 gün öncesinde mecidiyeköy'de ikamet eden biradere misafir olmuştum, akşam için organizasyon yapılmış 3-5 arkadaşla maçı seyredecektik. maç esnasında bari bizimkileri(infaz) göreyim mantığıyla stadın o tarafa çıktım, tam otoparkın o taraftan geçerken 2 kişinin kendi aralarında, "lan elimde kaldı bilet 20 milyon versinler satıcam anasını satayım" şeklinde konuşmasına şahit olup daldım muhabbete. malum belki hatırlarsınız , çadırdan -yanılmıyorsam forma alana- eski açık bileti veriyorlardı, ya da onun gibi bir şeydi. bu arkadaşın da elinde kalmış. maçtan 1 saat önce karaborsadan orjinal bilet fiyatının yarısından bile daha ucuza bilet bulduydum bu vesileyle. arkadaşlar ile buluştuktan sonra (fıçı'nın aradan girilen bir yerdi tam hatırlamıyorum şimdi) erdim abi (bkz: erdim coşkun) oltadan yapılmış bayrağı teslim ettiydi bana, malum sopayla almıyorlar içeri. az buçuk sakarda bir adamımdır, karşıdan karşıya geçerken kırmızı ışığa yakalandık 2-3 metrelik bayrak ile, koptuk ekipten kalakaldık yol ortasında :) tabi turnikeden geçene kadar inceden bir tırsmadım değil, lan ya sahte ise diye*. nkfvas pankartının da ilk açıldığı maçtır bu arada. *
  • 8
    galatasaray tribününün yaşadığı en büyük diplerden biri. golden sonra, maç sonuna kadar fenerlileri dinledi koskoca sami yen. dinlemekle de kalmadı izledi. koskoca kapalı sustu kaldı. ellerinde davul tokmakları, davulların başında, sete çıkmış adamlar, herkes sustu, sustuk! mağlubiyet o kadar koymadı bana. mağlubiyet neydi ki, zararı yoktu, asaletin bize yeter derdik de; o gün, o tribün asaletimize ihanet etti.