• 4
    akıllara 22 ocak 2006 konyaspor galatasaray maçında aydın yılmaz'ın konyaspor'a attığı golü getirmektedir. aydın yılmaz da gençti, genç yetenekti! o da böyle uzaktan vurup galip gelmemizi sağlamıştı. ama aydın yılmaz için değişen hiç bir şey olmadı. hala kadromuzda ve hala genç yetenek.

    serkan çalık ise gerçekten aydın için ne düşündüysek bu adam içinde aynısını düşündük. geleceğin yeteneği diyorduk. hele de böyle son dakikalarda bir gol atıp, hanemize 3 puan yazdırınca tamam demiştik. ama kaderi aydın gibi olmadı en azından başlangıç aynıydı ama gidişat aynı olmadı. zaman içerisinde sakatlandı yataklarda yattı, salonlarda çalıştı, düz koşular yaptı, mr lar çekildi. ama hiç bir şey eskisi gibi olmadı. en sonunda yollarımızı ayırmak zorunda kaldık da o da rahatladı bizde rahatladık.

    (bkz: tarihte bugün)
  • 5
    almanya'da doğup büyüyen fakat aslen trabzonlu olan ve galatasaray'da 61 numaralı formayı giyen gurbetçi futbolcu serkan çalık'ın trabzonspor'a gol atması ironik olmuştu. tıpkı 9 mayıs 2004 trabzonspor galatasaray maçında hollanda'da doğup büyüyen fakat aslen trabzonlu olan gurbetçi futbolcu suat usta'nın trabzonspor'u uzaktan avlaması gibi... o sezon son dakika gollerine bir yenisi daha eklenmişti. bu maç, ayrıca hüseyin avni aker stadyumu'nun eski halinde oynadığımız son maçtır.
  • 7
    hakan şükür, ümit karan, shabani nonda ve serkan çalık'tan oluşan bir forvet kadrosuna sahiptik. teknik direktörümüz karl heinz feldkamp, bu maça tek forvet serkan'la başlamıştı.

    sakatlığı geçmeyen nonda'nın oynayamayacağı kesindi ama hakan şükür iyileşmiş, hatta son idmanlara da katılmıştı. herkes trabzon karşısında hakan'ın forma bulacağını düşünürken, trabzon kafilesinde hakan yoktu. asıl şoku maçtan önce ilk on birleri görünce yaşadık, nonda ve hakan yokken takımın en büyük gol ümidi konumunda olan ümit karan da yedekler arasındaydı. o an anladık ki, sakatlık vs hikaye. feldkamp maça kalabalık orta sahayla çıkmak istiyor. (zaten bu maçtan bir hafta sonra oynanan, başakşehir ya da o zamanki adıyla büyükşehir maçında oyun içerisinde hakan, nonda ve ümit üçlüsüne forma şansı vermişti.)

    neyse efendim, feldkamp'ın savunma ağırlıklı kadrosunu gören ersun yanal da maç öncesi klasik boş muhabbetlerinden birini çevirdi ve "herkesin korktuğu ve sahaya beraberlik için çıktığı bir trabzonspor yarattık." dedi. :) dakikalar 89'u gösterirken serkan çalık'ın golü geldi ve her zamanki gibi ersun yanal'ın söylemleri boş slogan olarak havada kaldı.
  • 8
    maça istanbul'dan sabah saatlerinde uçakla gittiğimiz, trabzon da diğer istanbul dan gidenler ile buluştuğumuz, sümela manastırından itibaren başlayan satasmalarin ve karsiliklarin stada vardigimizda iyice tavan yaptığı deplasedir.
    maçı 35.dk da başlayan taş yağmuru ve koridor kapışmalarınin
    neticesinde polisin,tüm gs tribununu 65.dk da staddan çıkartıp havalaanina veya araçlari neredeyse oraya yönlendirmesi sebebi ile maçın geri kalanı havaalanına tam vardigimizda (yaklaşık 150-200kisi) radyo dan gelen gol haberi sonucu duyup kendimizden gecmemiz anlatılmaz yaşanır cinsinde olaydir. bir anda havaalanı girişinde pınarbaşı omuz omuzalar arka arkaya girildi tabi.

    amaa asıl eğlence bu andan sonra başladı. zira maçtan çıkıp istanbul ve izmir'e uçakla dönecek olan trabzon taraftarları da gelmeye başlayınca ortalık iyice senlendi. her adımda bir mevzu patlayınca havaalanında polis bizi o zaman henüz yenilenmemis olan trabzon havalimanınin iç hatlarından sadece bir cam bölme ile ayrılan dış hatlar kısmına aldı. camın öteki tarafından hareket çekip küfür eden ama aynı uçağa binip bizim şehrimize gideceklerini unutan ahali ise gerçekten çok komikti. tabi bu esnada o camlar indi , olaya artık özel harekat müdahil oldu. tam olaylar duruldu derken bu sefer takım havalaanina gelince nerden ve nasıl olduğunu, o kadar aramaya rağmen emniyet dahil kimsenin anlamadığı şekilde ardı ardına yanan iki meşale ( giden yolcu tarafı burası dikkatinizi çekerim takım gelmese o mesalaeler uçağa giriyordu mazallah nasıl girdi peki derseniz çünkü gs tribununun zombisi veya orc savaşçısı coktur:) sonucu sportif direktör adnan sezgin in "durun çocuklar yapmayın söndürün" diyip aynı zaman da emniyet güçlerini de olası bir müdahaleye karşı engelleme çalışması akıllarda yer edinmiştir. o esnada tabi sonra dan satışlara getireceğini öngöremedigimiz "türkücü baba" lakaplı topcumuza sanki tribundeymis gibi takımı buraya getir dedik(bizim takım el ele) ve takım havalaaninda sanki staddaymis gibi el ele camlar arkasından bizi selamladı.

    uçağa binis ve uçuş esnasi ise ayrı ayrı olaylara gebedir. şu kadarını söyleyeyim uçağın arka kısmı yaklaşık 10 sıra tamamen bizim için oradaki yolcular, uçuş ekibi tarafından ikna edilerek başka yerlere alınarak bize tahsis edildi ki sorun büyümesin diye.ama bu seferde karşılıklı kufurlesmeler, pilotun yanımıza gelip babacan şekilde ortalığı sakinlestirmesi ve eğer olaylar büyürse ankara veya samsun'a inip herkes hakkında işlem yapilacagini belirtmesi en azından uçuşun istanbul a kadar sakin gitmesine vesile oldu.

    istanbul a inişte ise uçakta bol bol pis kesiştiğimiz karşı takım taraftarları ile artık kendi sahamizda rahat rahat penaltı atabilecektik. ve unuttukları birşey daha vardı. bu kadar olay çıktığını duyan o maça gelememiş bazi gs tribunculeri de havalanina gelmiş ama elleri boş gelmemisti. sabiha gökçen eski terminal çıkışı bu sefer başkaları için ızdırap olacaktı.

    yazar notu: maçla ilgili pek birşey yazamadım kusura bakılmasın zira maça toplasan 40_45 bile bakamadik malum sebeplerden , golü bile radyodan dinledigimiz bir deplaseydi.