• takımımız ve ligin kalanı için fazlaca öneme sahip olan süper lig 2019-2020 sezonu 23. hafta maçı.

    aynı zamanda günlerden şubat 23.

    takımımızın bu sene deplasmanda attığı (14) ve yediği (9) gol sayısının toplamı 23.

    fenerbahçe'nin iç sahada topladığı puan 23.

    galatasarayımız bu sene şampiyon olursa lig, türkiye kupası ve türkiye süper kupa sayıları baz alındığında fenerbahçe ile kupa farkını 23e çıkaracak. (şu an 56-34)

    imparator fatih terim'in galatasaray başında çıktığı derbilerdeki galibiyet sayısı 22.
    hocamız 23. galibiyet için sahaya çıkacak.

    ersun yanal'ın fenerbahçe hocası olarak aldığı mağlubiyet sayısı 22.
    galatasarayımız kazanırsa 23 olacak.

    kadıköy'deki son maçtan bu yana oynadığımız resmi maçlarda aldığımız galibiyet sayısı 22.
    kazanırsak 23 olacak.

    kadıköy'deki son galibiyetimizden bu yana oynayacağımız 23. maç.

    eğer gol atarsak son 23 yılda 23. golümüz olacak kadıköy'de.

    ve son olarak her şeyden daha önemli olan:

    #hedef23
  • kulüp aracılığıyla 1 deplasman bileti bulduğumuz ve kardeşimin yoğun ısrarıyla kardeşimin gideceği maç. benim de kendisinin de kadıköy deplasmanı tecrübesi yok. bu kıyağımın değerini umarım bilir.

    işin ilginci bilet devri az önce oldu. koltuk sırası 23.

    tabi ki deplasmanlarda sıranın, koltuğun bir önemi yok ama bu sayıların bir anlamı olmalı.

    edit: inanmayan olur sinerji bozulur diye biletin görüntüsünü ekliyorum.

    https://gss.gs/wvC.jpeg
  • öncelikle hepinize selamlar, çok uzun olmasa da bir ara verdim. buradaki bir çok arkadaşla mesajlaştlık, bazılarıyla samimi olduk, zirvelerde görüştük ve görüşüyoruz:) tekrardan aranızda olmak çok güzel ve yeniden sözlüğe yazmak için en uygun başlığın bu olduğunu düşünüyorum:)
    geri dönüşüm için kellesini ortaya koyan pivot ve kaideye ayrıca teşekkür ederim:) he tabii bir de hagi'ye...
    bu maçta yaşadığım şeyleri bazı arkadaşlarım biliyor ama ben yine de yazmak istiyorum.
    bilen bilir takımımızın deplasman maçlarını izlemem. ayrıca bu maçtan önce fenerbahçe'nin oynadığı iki maç sırasında totem yapıp hanımla film izlemiştik ve 5 puan kaybetmişlerdi.
    maç başlar başlamaz hanımla john wick 3'ü açtık. tabii film akıyor izliyorum ama nasıl izlediğimi bir allah bir de ben biliyorum:)
    böyle bir ara gooool diye bağırtı duydum. evim müstakil olduğu ve 10-15 metre arayla ailem oturduğu için kesin bizdendir dedim ve yine hiç bir şeye bakmadan filmi izlemeye devam ettim.
    tabii devre arası olunca ister istemez skora baktım ve 1-1 olduğunu gördüm.
    tekrar filme döndüm ve izlemeye devam ettim.
    ve yine bir gol bağırtısı geldi ve bu sefer aktım 2-1 öne geçmişiz. en son 10 dk uzatma verildiğini gördüğümde ellerim tutmuyordu.
    baktım olmayacak bari banyoya gireyim de zaman geçsin dedim. benim banyonun camı ablamın evine bakıyor. suyu açtım biraz ıslanmışken yine bir gol bağırtısı geldi.
    bornozu giymemle telefona baktım 3-1 olmuş:) neyse kurulandım oturdum bein connect'i açtım ve maçın bitişini izledim.
    meğerse yiğenim ben duyayım diye bağırıyormuş. ordan bana geldi heyecandan titriyordu, sarıldık galibiyeti kutladık.
    bu yaşadığım mutluluğu sizinle paylaşmak istedim.
  • (bkz: bugün günlerden galatasaray)

    https://gss.gs/zsm.jpg

    (bkz: sezonun en önemli maçı)

    dünyanın en güzel derbisi.

    https://gss.gs/7KD.jpg

    bu maç için konuşulacak çok şey yok, gideceğiz, lazım olanı alıp geleceğiz, daha önce defalarca yaptığımız gibi...

    12 mayıs 2012 fenerbahçe galatasaray maçından önce ne demişti fatih terim, galatasaray gerektiği yerde istediğini alacak güce sahiptir...

    o zaman havaya girmeye ne dersiniz???

    sesinizi duyar gibiyim!!!

    yes!

    işte size galatasaray!

    https://streamable.com/kmgyd

    let the fight begin!

    (bkz: hedef 23)

    (bkz: konsantrasyon)

    sen şampiyon olacaksın!
  • kritik derbiyi çok sevdiğim iki insan murat ulusan ve chakiz ile beraber plase dergi podcast yayınında değerlendirdik. buna ek olarak maçın analizini yazma fırsatı buldum. dinlemek ve okumak isteyenler için linkleri aşağıya bırakıp analizime geçeceğim:
    https://open.spotify.com/...dcqD3Ng09VxpxVLpHueU
    http://plasedergi.com/...isi-mac-onu-analizi/

    fenerbahçe ile başlayacağım:

    1. ersun yanal sezon başındaki baskın takımı bozdu

    biraz geriye gidelim. ligin ilk haftaları, fenerbahçe'de bekler sakat, moses formsuz. belki mecburiyetten de olsa sağ bekte ozan, sol bekte dirar'ın oynadığı, kanatlardan birinde deniz türüç'ün yer aldığı bir kadro ile sahaya çıkıyordu fenerbahçe. esasında bu tercihler, ersun yanal'ın basın toplantılarında tarifini verdiği basan, hücum yapan ve baskın takımın anahtarıydı. takımın her iki beki de çizgiden bindiren, rakip oyuncular tarafından öngörmesi zor, en önemlisi de teknik kapasitesi yerlerini aldıkları isla ve hasan ali'den yüksek futbolculardı. oyunun sıkıştığı alanlarda topun fenerbahçe'de kalmasını sağlıyorlar, fenerbahçe'nin topla oynama yüzdesini yükseltiyorlar ve oyunun rakip sahaya yıkılmasını kolaylaştırıyorlardı. ozan-dirar bek ikilisine ön alanda deniz türüç de eklenince, rakipler için fenerbahçe'den topu kapmak gerçekten zordu. zira deniz da orta saha kökeni sayesinde, içe kate eden yapısıyla bir istasyon görevi görerek atak olgunlaşmasında rol oynuyordu. öte yandan deniz-ozan çizgi kombinasyonu oldukça uyumluydu. ligimizin koşu kapasitesi en yüksek oyuncularından olan ozan tufan, deniz'in içe kat edip rakip beki üzerine çekmesiyle açtığı boşluklara yorulmaksızın bindirip sağ kanadı müthiş kullandı bu süre zarfında.

    aynı uyumlama sol kanatta da geçerliydi. bu kez açık oyuncusu yerine sağ ayaklı sol bek dirar hücum esnasında içe kat ediyor, topu sola yakın forvet arkasında konumlanan kruse'ye aktarıyor, kruse çizgideki rodrigues'i topla buluşturuyor ve atak yaratılıyordu. basit bir sirkülasyon gibi duran bu aksiyonlar sırasında rakip savunmalar ciddi düzeyde dağıldıklarından, oluşturulan atakların tehlike düzeyi de yüksekti. üstelik takımda birçok teknik kapasitesi yüksek oyuncu vardı o dönem. bir stopere göre tekniği yüksek jailson, önceki beklere göre tekniği yüksek dirar ve ozan, orta sahada yerine oynadığı ozan'a göre tekniği yüksek emre belözoğlu, yine aynı şekilde tolga'ya kıyasla daha yüksek teknikli deniz türüç ve ek olarak max kruse ile gustavo. hal böyleyken fenerbahçe'nin pas trafiği etkin ve uzun süreliydi. rakip ceza sahasında en çok topla oynayan takımlardan biriydi ersun yanal'ın takımı ama bazı maçlarda şanssızlıkların da payıyla puan kayıpları geldi. şampiyon havasının yavaş yavaş azalmaya başlayacağı an tam da burasıydı fenerbahçe için. ersun yanal sabredip doğru ve güçlü oyun kurgusunu devam ettirmek yerine, aceleyle hemen her puan kaybından sonra oyun kurgusunu değiştirdi ve ortaya bugünün baskınlık kuramayan, rakip savunmaları zorlayamayan, agresifliğini kaybetmiş fenerbahçe'si ortaya çıktı.

    derbide ozan-dirar bek ikilisinin sahaya çıkması özellikle yeni malatyaspor karşısında savunmada sıkıntı çeken ömer bayram ve savunma zafiyeti bilinen bir gerçek olan mariano'nun bölgelerine yapacakları koşularla fenerbahçe adına büyük bir silah yaratacaktır. ancak merkezde iki oyuncunun, emre belözoğlu ve luiz gustavo'nun yokluğu, bunlara ek olarak açıktaki rodrigues'in sakatlığı büyük bir mevki sirkülasyonunu mecburi kılmakta. merkezdeki bir oyuncunun jailson, rodirgues yerine geçecek oyuncun da tolga ciğerci olarak seçilmesi durumunda merkezde yine bir boşluk kalmakta. burayı da mecburen ozan tufan dolduracak gibi duruyor. dolayısıyla ozan-dirar bek ikilisini galatasaray karşısında sağlamak oldukça güç. bu şartlar altında da ersun yanal dirar ve isla ikilisini tercih edecektir.

    2. emre belözoğlu on birden çıkınca savunma önündeki boşluklar arttı

    emre belözoğlu'nun içinde olduğu orta saha ikililerinden, emre-ozan ikilisi sahaya çıktığında emre savunma önünde stoperlere yakın konumlanarak rakip kontratakların önlenmesine katkı sağlarken ozan ise daha önde, patlayıcı gücüyle rakip orta saha için bir tehlike unsuruydu. emre-gustavo ikilisinde ise savunma önüne gustavo geçiyor, pas dağıtımını kendisi yapıp emre'nin rakip yarı sahada savunma arkasına paslar atmasına olanak sağlıyordu. her iki versiyonda da savunma önünde bir oyuncu, etkin biçimde alan kapattılar. ancak iş ozan-gustavo ikilisine dönünce, ozan'ın merkezdeki pas kalitesi oyunu tutmada ve rakip saha yaratıcılığında etkisiz kaldı. bu etkisizliği kapamak amacıyla maç içinde sürekli öne çıkan gustavo ise bölgesini boşalttığından fenerbahçe stoper hattı ile orta saha hattının arasındaki mesafe açıldı ve rakipler daha fazla gol bulmaya başladılar.

    ersun yanal'ın derbide bu nedenlerle bir oyuncuyu savunma önünde konumlandırması gerekiyor. gustavo ve emre'nin sahada olmayacağını düşünürsek bu bölge için iki alternatif tolga ciğerci ve bu sezon neredeyse hiç orta saha başlamayan jailson. tolga'nın savunma önünde hantallığı nedeniyle başarılı olacağını sanmıyorum. bu bölgede oynayacak oyuncunun ya yüksek temaslı ya da iyi alan kapatan tarza sahip olması elzemdir. tolga hem temassız hem de iyi alan kapatamayan bir oyuncu olduğundan, görece daha dinamik, çok daha sert, pas kalitesi daha yüksek jailson'un oynaması en doğru tercih olur.

    3. zanka'nın yokluğu önde basan takım kurgusunu sekteye uğrattı

    her ne kadar pek beğendiğimi söyleyemesem de, zanka hamleli ve durdurucu kimliğe sahip bir savunmacı. merkezi aşan atakları öne çıkarak tek hamlede kesiyor, ikili mücadelelerde top kayıplarını asgari düzeye çekiyordu. bununla birlikte serdar aziz ve jailson'a kıyasla daha dikine düşünen bir oyuncu olduğundan savunmadan oyun kurulumunda ve kontrataklarda rol oynadı ligin ilk yarısında. üstelik mevcut stoper ikilisine nazaran hızlı yapısı sayesinde savunmanın önde kurulması mümkündü. fenerbahçe'nin ligin ilk yarısında rakibi dövercesine, deyim yerindeyse tek kale oynadığı maçların tümünde sahada zanka vardı. sonrasında ersun yanal'ın tercih etmeye başladığı jailson-serdar aziz ikilisi ise inanılmaz uyumsuz, savunmadan oyun kurulumunda tamamlayıcı değil ve yeterli mücadele gücünü sağlayamıyorlar. yanal'ın çoktan falette'i takıma ısındırması gerekiyordu. derbide sahada olsa dahi takım arkadaşlarıyla uyumu düşük. eh, yukarıdaki iki kısımda da bahsettiğim üzere jailson'un mecburiyetten orta sahaya çekilme ihtimali de söz konusu. son dönemde jailson'un stoper mevkinde yaptığı hatalar ve taraftarların eleştirilerini de göz önüne alırsak galatasaray karşısında fenerbahçe'nin stoper hattında değişime gidilecek ki bu da ya falette-serdar ya da rami-serdar olacak. rami ve serdar'ın yan yana oynadığı sadece bir iki maç var. falette-serdar ikilisi ise hiç beraber oynamadılar. yani vurgulamak gerekirse fenerbahçe derbiye korkunç bir kadro sirkülasyonu ile giriyor. adeta bir rulet olacak fenerbahçe adına. bu arada sarı lacivertlilerin stoper rotasyonunda sadık çiftpınar sakatlığı nedeniyle maçta forma giyemeyecek. zanka ise devre arasında gönderildi. rami en son türkiye kupası'nda kayserispor karşısında forma giyerken falette ise hiç şans bulamadı.

    4. max kruse'nin sahadaki konumu belirleyici olacak

    geçtiğimiz haftalarda yazdığım fenerbahçe analizinde ersun yanal'ın ligin ikinci yarısıyla birlikte kruse'yi uçta serbest oyuncu rolünde kullanmaya başladığını söylemiş, bu değişikliğin takımın hücum kalitesini arttırdığı belirtmiştim. hatırlarsak ligin başlarında kruse sol kanatta görevlendiriliyordu ve bu da oyuncunun hareket alanını daraltıp ceza sahası etkinliğini düşürüyordu. ikinci yarıyla birlikte ikinci bir forvet gibi ceza sahasında yer aldı ve goller buldu. tabi şunu da söylemek gerek, iyi bir uyumlama ve rol dağılımı ile kruse forvet arkasındayken de takımın iyilerinden biri oldu sezon boyunca. ama ve lakin galatasaray karşısında maça ikinci forvet çıkması fenerbahçe için daha doğru olacak. neden?

    birincisi, fatih terim'in lemina'nın sakatlığı sonrası orta sahaya donk'u kaydırıp, sağ stoperde ahmet çalık'ı oynatma ihtimali var. ahmet çalık ve marcao beraber çok az maça çıktılar ve her iki oyuncu da ceza sahası içinde anlık hataya meyilliler. bu hatalardan seken veya kaptırılan toplar kruse için fırsatlara dönüşebilir. ikincisi, galatasaray tandemi bu sezon çift forvetli rakiplere karşı az sayıda maça çıktı. burada donk-marcao oynasa dahi iki oyuncu da birebir eşleşmede, adam markajında zayıflar. bu nedenle ceza sahasındaki hücumcu sayısını bir arttırmak bölgedeki dengeyi bozup fenerbahçe'ye avantaj sağlar.

    gelelim galatasaray'a...

    1. seri'nin savunma önünde konumlanması gerek

    seri fiziki durumu temaslı oyuna elverişsiz bir oyuncu. en büyük artısı ise pas kalitesi. oyuncu, rakip yarı sahada temaslı oyunun en yüksek seviyede olduğu bölgede konumlandırıldığında ikili mücadelelerde kayıplarla takıma kontratak tehlikesi yaşatabiliyor. sıkışık alanda pas kalitesi de düşüyor. dikkat edersek galatasaray'ın son maçı yeni malatyaspor karşılaşmasında oyunun belirli dönemlerinde lemina savunma önüne geçerken seri daha önde görevlendirildi. seri'nin, öne kaydığı bölümlerde birçok pas hatası yaptığını ve rakibe kontratak imkanı verdiğini gördük. halbuki fatih terim 17. haftadaki antalyaspor maçı itibariyle seri'yi 8 numara değil, savunma önündeki oyun kurucu olarak görevlendir ve büyük bir katkı almıştı. çünkü bilhassa hücum esnasında oyunun en temassız alanlarından biri savunma önü ve seri burada ligin ilk yarısındaki gibi yalnız kalmıyor, etrafında daha fazla oyuncu bulunuyor. rakip yarı sahada oynatıldığında etrafında en az 3-4 rakip oyuncu tarafından hapsedilen ve destek için takım arkadaşı bulamayan oyuncu, savunma önündeyken ise donk, marcao, mariano, linnes, lemina ve emre akbaba'nın (oyun kurulumunda merkeze desteğe geliyor) ortasında konumlanıyor ve çevresinde altı pas opsiyonu bulunuyor. bununla birlikte doğal olarak daha az rakip oyuncu ile karşılanıyor.

    seri'nin savunma önünde konumlandırılmasının artıları bunlarla sınırlı değil. seri gibi pas kalitesi ve oyun zekası yüksek bir oyuncu varlığında mariano-donk-marcao-linnes-lemina-seri arasında müthiş bir pas bağlantısı oluşuyor. bu, linnes hariç kalan oyuncuların yüksek teknik kapasitesinden kaynaklanıyor. rakiplerin baskı ile galatasaray savunmasından topu kazanması zorlaşıyor ve bir yerden sonra baskı hattını ikinci bölgeye çekiyor. baskı yapmaya çalıştıkları bölümlerde de seri'nin organizatörlüğündeki altılı oyuncu grubu pas trafiği ile baskıyı kolayca kırıp kontratağa çıkıyor. seri, direkt rakip savunma arkasına attığı toplarla da büyük avantaj sağlıyor burada.

    2. serbest hücumcu emre akbaba'nın oyuna etkileri

    fatih terim'in antalyaspor karşısında ilk kez serbest hücumcu rolünü denediğini ve fark yarattığını söylemiştim. peki bu serbestliğin artıları neler? birincisi, serbestlik rakip ceza sahasına daha fazla koşu demek çünkü bu rolde kullanılan oyuncunun önceliği atak gelişimine katkı sağlamak. böylelikle en uçtaki forvetin markajı bozuluyor ve daha fazla boşta kalıyor. keza ceza sahasında kruse bölümünde değindiğim üzere artı bir olunuyor. ikincisi, serbest oyuncu bir sekiz numaraya kıyasla daha önde konumlandığından (belirli bir konumdan söz edemeyiz ancak ağırlıklı olarak bu şekilde) rakibin savunmadan çıkışlarında bir değil iki oyuncu ile baskı yapılıyor ve ön alan baskısının şiddet ve etkinliği artıyor. üçüncüsü, oyunun sıkıştığı ve ikinci bölgeye geçişte zorlanıldığı bölümlerde serbest oyuncu santraya kadar gelip oyun kurulumuna yardım edebiliyor.

    burada önce taylan’a yer verildi. iyileşmesiyle beraber de yerini emre akbaba aldı. emre, top takımdayken bir forvet edasıyla ceza sahasında rakip savunmayı bozmakta ve top rakibe geçtiğinde de orta sahayı desteklemekte. (hatta son maçlarda top galatasaray'dayken klasik 4-4-2 izledik birçok periyotta.) half space koridoru üzerindeki koşuları rakip bekleri üzerine çekiyor ve mariano ile linnes'i çizgide boşa çıkartıyor. sıkışan bölümlerde de seri-lemina ikilisine destek için santraya kadar geri geliyor. ayrıca adem büyük'ün son dönemde bu denli skor üretmesinde de emre akbaba'nın rakip savunma üzerine yaptığı dağıtıcı koşuların etkisi büyük. kadıköy'de de emre akbaba serbest hücumcu olacak biçimde emre-adem ileri ikilisinin değişmemesi gerektiğini düşünüyorum. ki, özellikle başta ele aldığım fenerbahçe'nin kadro sirkülasyonu ve stoper tandeminde değişime gitme mecburiyeti, olası bir uyumsuzluk halinde emre-adem uyumunun ceza sahasında gol veya gollere dönüşmesini sağlayabilir. galatasaray'ın derbide en büyük kozu, serbest hücumcu emre akbaba ve forvet adem büyük ikilisi olacak.

    3. mario lemina'nın sakatlığı ve maçta oynamama durumuna göre ihtimaller

    lemina ikinci bölgeye geçişte rakip orta sahayı delen profiliyle önemli bir isim galatasaray adına. artıları saymakla bitmeyeceği gibi en önemli artılarından biri seri'ye tabiri caizse bodyguard'lık yapmasıydı. fizik gücü ve çevikliğiyle seri'nin üzerine basan rakiplere siper olup top kayıplarını önlüyordu. ancak fenerbahçe karşısında lemina'nın oynaması zor gözüküyor. bu durumda da seri bodyguard'sız kalıyor. galatasaray cephesinde çözüme muhtaç en baş sorunlardan biri bu konu olacak derbide. zira takımda donk dışında lemina yerine merkezde seri'ye siper olacak, rakibi durduracak yahut takımın top kayıplarını önleyecek fizikli bir başka orta saha bulunmuyor. donk da uzun süredir stoperde marcao'yu tamamlıyor ve iyi bir uyumları var. yani lemina'nın yerine donk kaydırılırsa bu kez stopere ahmet çalık geçiyor. ahmet çalık ise bazı artı eksilere sahip.

    ahmet çalık'ın eksileri: düşük teknik kapasitesi, pas trafiğini sekteye uğratacak olması, maç temposunun düşüklüğü, tecrübesizliği. buna karşın stoperde ahmet çalık'ın tercih edilmesi demek büyük bir avantaj yaratabilir galatasaray tarafında. donk ve marcao birebir markaj eşlemesine müsait stoperler değiller. her an marke ettikleri oyuncuyu kaçırma potansiyeline sahipler ve birebir markaj için gerekli temaslı oyun ile sertlikleri yeterli değil. ahmet çalık ise birebir markajı konstrasyonunu yakaladığında etkin gerçekleştiren bir savunmacı. fenerbahçe'nin kruse'yi sık sık ceza sahasına sokmayı planlayacağı, hatta kruse'yi ikinci forvet oynatabileceği düşünülürse vedat'a kıyasla daha hareketli ve koşuları tehlikeli olan kruse'ye birebir markaj uygulamak galatasaray'a ciddi bir avantaj sağlayabilir. hem birebir marke edildiğini gören kruse stoperler bölgesinden kendini uzaklaştıracak, dolayısıyla galatasaray kalesinden de uzaklaşacak ve etkinliğini yitirecektir. böylece bir üst paragrafta sorunlardan biri şeklinde nitelediğim seri'nin ve tüm merkezin bodyguard'lığını üstlenecek oyuncu açığı donk ile kapatılabilir. (ahmet sadece ceza sahasında birebir eşlenebilir kruse ile. ceza sahası dışında da bir eşleme şart ancak takımda lemina'nın yokluğunda buna uygun bir oyuncu yok, en yakını donk.)

    kruse'yi neden seri marke etmeyecek sorusu sorulabilir. evet, sahadaki konumlar itibariyle kruse'nin bir savunma önü oyuncusuyla marke edilmesi daha doğru olacaktır ancak galatasaray'da savunma önünde seri oynuyor ve oyuncu birebir markaja uygun bir oyuncu değil. sadece alan savunmasında katkı sağlayabiliyor. bu nedenle asla kruse'yi birebir marke edemez ve etmeyecektir de. tabi lemina eğer oynarsa, işte o zaman markaj için ahmet çalık'a ihtiyaç olmaz ve bu görevi lemina üstlenebilir. oynarsa, üstlenecektir.

    özel notlar:

    1. kruse'nin sol açık ve forvet arkası/serbest hücumcu performanslarının karşılaştırması

    max kruse'nin merkez hücumcu-sol açık pozisyonlarındaki performansları değerlendirildiğinde oyuncunun solda görev aldığı maçlarda fenerbahçe'nin rakip ceza sahasında etkinlik kuramadığı net şekilde gözlenebilirken, forvet arkası yahut ikinci forvet olarak görev aldığındaysa tam tersine takımın bu alandaki etkinliğini yüksek seviyeye çıkarttığını görüyoruz.

    https://resmim.net/f/YEotsw.jpeg
    https://resmim.net/f/pFf28B.jpeg

    kruse'nin sol açık pozisyonunda oynadığı gaziantep fk maçının ısı haritasını incelediğimizde merkez yerine çizgide oynayan bir kruse varlığında fenerbahçe'nin rakip ceza sahası, ceza sahası önü bölgelerini ne denli az kullanabildiği anlaşılıyor. öte yandan kruse'nin forvet arkası veya ikinci forvet oynadığı maçlardaysa bahsettiğim bölgelerin etkin kullanılmaması gibi bir durum söz konusu değil. burada şuna geleceğim, galatasaray karşısında rodrigues sakatlığı nedeniyle oynayamayacak ve orta sahadaki emre-gustavo ikilisinin de yokluğunda son haftalarda rodrigues yerine oynayan tolga ciğerci'nin merkeze kaydırılma ihtimali var. böyle bir seçenekte de sol çizginin en büyük adaylarından biri en azından ersun yanal için, kruse olacaktır ancak yukarıda belirttiğim üzere kruse'nin sol açıkta görevlendirilmesi fenerbahçe'nin tüm hücum etkinliğini öldüreceğinden asla ama asla tercih edilmemeli.

    https://resmim.net/f/QEn978.jpeg :kruse'nin merkezde görev aldığı maçlardan bir tanesi. ceza sahası ve ceza sahası önü sıkça kullanılmış.

    2. ozan tufan'ın sağ açık ve sağ bek performanslarının karşılaştırması

    derbide fenerbahçe tarafında pozisyonu şüpheli oyunculardan bir tanesi de ozan tufan. mevcut durumdaki kanat oyuncusu eksikliğinde sıkça dillendirilen senaryolardan birinde ozan tufan'ın daha önce sezon boyunca çok kez olduğu gibi sağ açıkta değerlendirilebileceği söyleniyor. ancak bir gerçek var ki ozan tufan'ın sağda görev aldığı hiçbir maçta fenerbahçe tatminkar bir performans sergileyemedi, hücumda ise kısırlık çekti. bunun nedeni ise ozan tufan'ın her ne kadar bindirme özelliği olsa da, birebirde adam geçebilen profilde bir futbolcu olmaması. çizgiyi etkin kullanabilmesi için önden değil geriden bindirmesi ve boş bir alan bulması gerekiyor ki bu da bek oynaması şartıyla gerçekleşebilir zira sağ açık oyuncusu içe kat ettiğinde, bek arkadan bindirdiğinde önünde boş bir alan bulur. yani ozan tufan sağ açıkta kullanılmamalı galatasaray karşısında.

    https://resmim.net/f/g46OeN.jpeg :ozan tufan'ın sağ açık oynadığı sivasspor-fenerbahçe karşılaşmasının ısı haritası.

    yukarıda görülebileceği üzere sağ açık ozan'ın bölgesi çok az kullanılabilmiş. ancak oyuncunun sağ bek performansı ise etkileyici. bakalım...

    https://resmim.net/f/KtKRUy.jpeg

    3. derbide feghouli-dirar eşleşmesi

    feghouli içe kat etmeyi seven, yani sola çeken bir sağ kanat oyuncusu. dirar ise mecburiyetten sol bek oynayan sağ ayaklı bir futbolcu. dolayısıyla sağ ayaklı dirar, feghouli'nin çalım hamlelerini çok kolay biçimde savuşturabilir ki ligin ilk yarısındaki derbide de tam anlamıyla böyle oldu. ilk maçta feghouli kanadından neredeyse hiç ilerleyemeyen galatasaray, kısır bir hücum performansı göstermişti. 23 şubattaki maçta fatih terim'in feghouli yerine onyekuru ile başlamasının daha doğru olacağına inanıyorum.

    4. savunmadan topla çıkış bölgeleri ve oyuna etkisi

    bir diğer önemli nokta da takımların savunmadan çıkarken tercih ettikleri bölgeler. galatasaray'da savunmadan çıkışlar, seri ve lemina önderliğinde bek bölgesi civarından gerçekleşti bu maça kadar. fenerbahçe ise merkezden oyun kurulumunu tercih etti. kenardan oyun kurmak bir noktada merkeze nazaran avantajlıdır. kenardan oyun kurulumunda yapılacak top kayıplarının kalede gol pozisyonuna dönüşme ihtimali, merkezdekine göre daha azdır. bu doğrultuda derbide fenerbahçe'nin merkezdeki top kayıpları, maçın sonucu için büyük bir etken olacaktır. aynı şekilde galatasaray'ın ön alan baskısı da burada bir etken olacak.

    takımlar hangi kadrolarla maça çıkabilir?
    *fenerbahçe'nin her şeyden önce iç sahada seyirci desteğini arkasına alacağı bir maçta baskın ve ofansif beklerle sahaya çıkması gerektiğine inanıyorum. bunun yolunun da her ne kadar biraz fantastik dursa da ozan-dirar bek ikilisi olacağı aşikar. jailson ise artık artan tepkiler nedeniyle stoperde oynatılmamalı. yani dezavantajlı dursa da, taktiksel bakımdan mantıklı durmasa dahi stoperde falette'in yer alması daha doğru olur ki, böylelikle emre akbaba jailson ile birebir marke edilebilir. orta sahada ise pek seçenek bulunmuyor. sağ bekte ozan'ın düşünülme durumuna göre jailson-tolga yahut jailson-ozan ikilileri merkezde kullanılacaktır. fenerbahçe'de en büyük sorulardan bir tanesi de kanatlarda kimlerin oynayacağı. evet belki tecrübe hele ki derbide önemli bir faktör ancak tolga ve deniz gibi iki orta saha orjinli statik oyuncu, hücumda büyük bir kısırlığa neden olacaktır. dolayısıyla sol kanatta ferdi kadıoğlu, sağ kanatta deniz türüç tercihleri en doğru seçenek olacak fenerbahçe adına. hücumun ileri ucunda da tabi ki kruse ve vedat yer almalı.

    *galatasaray'da ise gerek seri'nin bodyguardlığını yapabilecek gerek kruse'yi nispeten marke edebilecek bir oyuncu olmasından donk'un lemina'nın yerine oynaması en uygun seçenek. keza yukarıda feghouli-dirar eşleşmesinin feghouli'yi kilitleyeceğine değinmiştim, burada da daha öngörülemez çizgiden hücum edebilen bir profile sahip olduğu için şahsen onyekuru'yu tercih ederim. ileri uçta ise emre akbaba ve adem büyük ikilisi mutlaka bozulmamalı. yani mariano-ahmet-marcao-saracchi geri dörtlüsünün önünde seri-donk ikilisi, sağ açıkta onyekuru ve sol açıkta ömer bayram, ileride de emre-adem ikilisi oynamalı.

    maçin en'leri

    fenerbahçe;

    *en çok şut çeken oyuncular sırasıyla vedat ve kruse. (ortalama 4,0 ve 3,1)

    *en çok top çalan oyuncular isla ve gustavo. (2,7 ve 2,5)

    *en çok top kaybeden oyuncu vedat muriqi. (1,8)

    *en çok kilit pas atan oyuncular kruse ve deniz türüç. (2,3 ve 1,8)

    *en çok asist yapan oyuncu kruse. (6)

    *en çok gol atan oyuncu vedat. (12)

    *en yüksek pas yüzdeli oyuncular gustavo, alper potuk ve jailson. (90,8-90,6-89,7)

    *en fazla sayıda pas yapan oyuncu gustavo. (62,6)

    *iç sahada en efektif oyuncu kruse. (2,9 kilit pas)

    *iç sahada en çok top çalan oyuncu isla. (3,1)

    *iç sahada ikinci yarılarda en çok top kaybeden oyuncular vedat ve gustavo. (1,1 ve 0,8)

    galatasaray;

    *en çok şut çeken oyuncular sırasıyla falcao ve feghouli. (2,7 ve 2,4 maç başı şut ortalaması)

    *en çok top çalan oyuncu mario lemina.

    *en çok top kaybeden oyuncu ömer bayram. (2,0)

    *en çok kilit pas atan oyuncular onyekuru ve ömer bayram. (2,7 ve 2,2)

    *en çok asist yapan oyuncu ömer bayram. (8)

    *en çok gol atan oyuncu adem büyük. (6)

    *en yüksek pas yüzdeli oyuncular taylan antalyalı, lemina, marcao ve seri. (92,2-92,0-89,8-89,4)

    *en fazla sayıda pas yapan oyuncu mariano. (ortalama 63,9)

    *dış sahada en efektif oyuncu onyekuru. (4 kilit pas)

    *dış sahada çok top kapan oyuncu mariano. (1,8)

    *dış sahada ikinci yarılarda en çok top kaybeden oyuncular adem ve belhanda. (0,8 ve 0,7)

    maça dair bazi istatistikler?

    *galatasaray'ın bu sezon ligde en etkili olduğu dakikalar 16-30. dakikalar arası. galatasaray bu süre diliminde rakip kaleye 11 gol gönderdi.

    *fenerbahçe'nin ise ligde en çok gol yediği dilim ilk 15 dakikalık bölüm. bu periyotlarda fenerbahçe kalesinde 5 gol gördü.

    *galatasaray kadıköy'de fenerbahçe'ye karşı son 20 yılda sadece 18 dakikayı önde götürebildi. sadece 3 maçta öne geçebilen galatasaray sırasıyla 5, 8 ve 5 dakika üstün oynayabildi.

    *her iki takımın gol tipleri, atak yönleri ve hareket bölgeleri:
    https://resmim.net/f/IEkMc7.png
    https://resmim.net/f/6QhIL6.png

    buraya kadar dayanıp okuyan herkese çok teşekkür ederim. *
    bu haftanın, beşiktaş trabzonspor maçı da dahil olmak üzere en hayırlı şekilde bitmesini umuyorum. maç çok zorlu geçecek...
  • 20 gün kalan maç.

    https://gss.gs/xID.jpg

    (bkz: sezonun en önemli maçı)

    bu maça kadar önümüzde 2 tane lig 2 tane de kupa maçı olacak. ligdeki 2 maçımızı da kazanıp kadıköy'e gelebilirsek, bu maça fener'in önünde çıkabiliriz.

    20 güne kadar takımdaki sakat oyuncuların iyileşmesi, henry onyekuru'nun form tutması falan derken taşlar yerine oturursa ve tam kadro kadıköy'e gidebilirsek oradan da üzülmeden ayrılacağımıza inanıyorum.

    ilk 20 dakikada kuracakları baskıyı atlatabilirsek gerisi daha kolay.

    henry'nin defans arkası koşuları ve saracchi'nin bindirmeleri ile fener'in sağ kanadını felç edebiliriz.

    mariano'nun artan formu da sevindirici. kadıköy'de yüksek baskı yerken pas kalitesi bizim için önemli. defans ve orta sahada yapılan presi pasla aşabilirsek 4-5 pasla rakip kaleye gidebiliriz.

    bu maça daha çok var ama ben umutluyum yeter ki başta lemina olmak üzere takım sağlıklı olsun.

    (bkz: hedef 23)

    sen şampiyon olacaksın!
  • 1987 eskisehir
    1989 monaco
    1993 manchester
    1999 milan
    2012 beşiktaş

    burada galatasaray'ın alacağı galibiyet bu maçlar gibi birçok şeyin dönüm noktası olacaktır. inşallah yeni bir dönemin şafağındayızdır. hayırlı olsun, hayırlısı olsun. bugünü sükunetle yüreğimizi karartmadan geçirelim, sadece galibiyete odaklanalım.
    "galatasaray bir his takımıdır." maç boyunca tek hissimiz kazanmaya dair olsun. hakem, geriye düşmek hiçbir şey gönlümüzü karartmasın.
  • sanırım hiç kimse yazmamış, okudum göremedim. maçın kırılma noktası bence 74. dakikada mariano'nun kruse'ye yaptığı faul ve aldığı sarı kart. pozisyon gelişirken muriqi ve kruse mariano'yu 2'ye 1 yakaladı. muriqi araya kaçarken kruse'nin düşüncesi tek top oynamaktı. (topun gelişine ayak içiyle pas yapmak isterken mariano'nun faulune maruz kaldı) o tek topu yapabilseydi yüzde yüzlük bir gol pozisyonuna girecekti muriqi. o dakika maç 2-1 olsa çevirmemiz mümkün olmayacaktı. 2 dakika sonra penaltı pozisyonu oldu zaten ve öne geçen taraf biz olduk.

    öte yandan, muslera başlığına bir arkadaş daha yazmış: bu maçtan benim de aklımda kalacak olan pozisyonlardan biri ekici'nin şutundan ziyade ceza sahası içinde son dakikalarda yaşanan bir pozisyonda muslera'nın sert bir şekilde gelen şutu soğukkanlı bir şekilde tutması. ayrıca bu pozisyon bana 2006'daki denizlispor fenerbahçe maçındaki son dakikalarda appiah'ın kaçırdığı pozisyonu hatırlattı.

    düzenleme: muzeci kullanıcı isimli arkadaşım uyardı, bahsettiğim şutu atan da ekici'ymiş.
  • ömer-lemina göbeğiyle, özellikle maçın başında kısa pas yerine solda isla-jailson veya hazır olmayan stoperlerden* birine onyekuru'yla uzun çıkarak baskıyı kırmak..

    soldaki aksaklık ve eksiklerine karşı mariano-feghouli hattıyla üstünlük kurmak..

    hava toplarında donk muriqi'yle eşleşirken marcao'nun da yerden dikkatli olması..

    geçişlerde akbaba'nın ceza sahası koşuları..

    neyse gece gece bu kadar hayal yeter..
  • 1999’daki son kadıköy galibiyetimize canlı şahit olmuş biri olarak sonrasında oynadığımız tüm kadıköy deplasman maçlarını izleyip her seferinde boynu bükük ayrıldım.
    bu sene bir totem yaptım. telefonu uçak moduna alıp yatsı namazına gittim camiye allah kabul etsin.
    allah kabul etsin diyorum çünkü camide bile aklım hep maçtaydı :))
    acaba ne alemdeydik? yine çok iyi oynayıp, bir dünya gol kaçırıp aptal bir gol yiyerek yenilmiş miydik?
    ya da oyunu beraberliğe kilitleyip “burası kadıköy 1 puan da iyidir” mi demiştik?
    imam da uzattıkça uzatıyordu. dua, arkasında amerrasülü onun arkasında tövbe duası vs.
    gözüm hep saatte. bakıyorum 20:50.
    bitmiştir artık diyorum.
    neyse fatiha dendi; yıldırım hızıyla camiden çıktım.
    hemen uçak modundan telefonu çıkarıp sözlüğe girdim ki aman allah’ım!!
    1-2 mi yazıyor yoksa ben mi yanlış görüyorum?
    hem de dakika 90!
    caminin yanındaki kahveye girdim girer girmez trtspor’daki maç anlatımından onyekuru’nun golünü duydum.
    uzun süre inanamadım.
    totemim tutmuş; canım, ciğerim 20 sene sonra şeytanın bacağını kırmıştı da içimde “keşke izleseydim ulan” pişmanlığı hasıl olmuştu.

    neyse sonuçta laneti kırdık ya!
    o uğursuz stadda galibiyet görebildik ya!
    varsın böyle olsundu.

    velhasıl 23 şubat 2020 gecesi böyle bir hatıra kaldı bana.

    son olarak artık mayıslar da bizim kadıköy de...
  • fenerbahçe stadının yaninda lise var ya ; ben o lisede 3 sene okudum. saraçoğlu ile o dönem az bakışmadık. bu maç oynandığı zaman saracoglu'na gidip orada radyodan maçı dinleyeceğim , bedenende orada bulunarak destekleyeceğim demiştim.hem de geçmişi bir anarım bu bahane ile. neyse maç saati yaklaşıyor, bindim minibüse. ziverbeyde indim. liseyi bitirdiğimden beri bu yolu kullanmamıştım. eskinin ziverbey köşkü günümüzün müjdat gezen'in okulunun bulunduğu sokaktan girdim. zaman buralara da dokunmadan geçmemiş. kendi kendime acaba burada alt geçit duruyor mu diyorum. neyse ki hala yerinde.yürüdükçe stattan yükselen sesleri duyuyorum. taktım kulakligimi açtım radyoyu. istiklâl marşı okunuyor. hem dışardan, hem kulaklıktan dinliyorum. stadın arkasına geldim. karşıya geçtim. inanılmaz bir alkol kokusu. yürümeye devam ediyorum. stadın gürültüsünden radyodaki anlatımı duyamıyorum. iyi başlamışız maça. stadın önüne geliyorum devam edebilmek için aramadan geçiyoruz. stadın önünde fenerbahceliler bekliyor. bir mekana oturmak için etrafa bakıyorum cafe tarzı .kafama uygun bir yer yok. zaten gürültüde maçı da dinleyemiyorum. mekanlarda, dışarıda oturan fenerbahceliler ya tabletten, ya da cep telefonundan maçı izliyorlar. dedim burada olmayacak. en iyisi sen devam et. alexi de geri bıraktım. kuşdili caddesine geldim. orada ki merdivenlerden nazım hikmet kültür merkezinin olduğu sokağa giderken bizim marcao penaltı yaptırdı. içimden acaba stadın orda mi kalsaydım diyorum. sanki penaltı benim yüzünden olmuş gibi.. krause penaltıyı gole çeviriyor. orada bir cafeye oturuyorum , çay içiyorum. maç 1-0 aleyhimize devam ediyor. ilk yarının sonlarına geliyoruz. kendi kendime acaba maçın devamını dinlemek için eve mi gitsem, yoksa burada mi kalsam diye düşünüyorum. cafeden kalkıyorum. geldiğim yoldan geri dönmeye karar veriyorum. eğer galatasaray ilkyarı bitmeden gol atarsa kadiköyde kalmaya, atmasa eve gitmeye karar veriyorum. ne ilginçtir ki merdivenleri çıkarken gol yediğimiz yerde, indiğim zaman gol attıyoruz. tesadüf mü bilmiyorum.:)) mecbur gol atınca kadiköyde kalıyorum. istikamet bahariye caddesi. devre arası penguen'e gidip orada oturmaya karar veriyorum. maç başlıyor. bir türlü gol gelmiyor. geldiğim yoldan eve gitmeye karar veriyorum. maçın bitimine yakın stadın orada olacağım. yolda durup maç başlığına "hadi artık" yazıyorum eş zamanlı olarak lehimize penaltı kararı veriliyor. içimde acaba penaltı gol olacak mı? o mahsus kader değişecek mi? alpay bunu kurtarır mı ? düşünceleri dönüyor. neyse ki falcao penaltıyı gole çeviriyor. 21 yıldır sadece kadıköyde sadece 18 dakika önde olmuşuz. acaba bu önde olma durumu devam eder mi diyorum. alex'in heykelini geçiyorum. yerde kaldırımdaki bir yazı gözüme ilişiyor. beton üzerinde galatasarayı simgeleyen gs ve altında 4 yıldız. gülümsüyorum ve bu sefer olacak diyorum ve fotoğrafını çekiyorum. stadın önüne geliyorum. kaldırımda oturan fenerbahçeli taraftarları görüyorum, bir şekilde maçı izliyorlar. üzgün ve endişelilerdi. gerçekten ama gerçekten onlara üzüldüm çünkü çocuklarda vardı. içimden bir ara acaba maç berabere bitse mi diye geçirdim. neyse stadın arkasına geldim. maça uzatma dakikaları verildi. tam 10 dakika, of ki of. benim hesap şaştı tabi. neyse yavaş yavaş yürümeye devam ettim. bir duvarın üstüne oturdum ve maçın bitmesini beklemeye başladım. mehmet ekicinin firikik vuruşu derken bizim henry fişi çekti ve ben de derin bir oh çekip yola devam ettim. sağımda, solumda fenerbahçeliler. durağa geldim, otobüse bindim. fenerbahçeliler ersun yanal'a sallıyorlar. biri dedi ki " bunlar 24 puandan gelip, şampiyon olursa en çok bu koyar". neyse bu da böyle sıradan bir gündü.önemli olan şampiyon bitirmek. acaba bunları yapmasaydım sonuç yine aynı olur muydu? bugün 25 şubat, sabahattin ali 113 yaşında. iyi ki de doğdun.
  • şampiyonluk yolunda gayet önemli olmasının yanı sıra kaybı halinde dahi çok büyük yara alacağımızı düşünmediğim maçtır efendim.

    bu maçımız vesilesiyle de galatasarayımın fenerbahçe ile deplasmanda oynadığı, salt "türkiye ligi şampiyonluğu" müsabakaları ve bir takım istatistiki bilgiler için buyrunuz;

    (bkz: 14 haziran 1959 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 2-0 / maç sonucu: 4-0
    (bkz: 17 aralık 1959 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-0 / maç sonucu: 1-0
    (bkz: 18 aralık 1960 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-3 / maç sonucu: 0-5
    (bkz: 24 mayıs 1962 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-0 / maç sonucu: 1-0
    (bkz: 19 haziran 1963 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-0 / maç sonucu: 1-1
    (bkz: 24 mayıs 1964 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-0 / maç sonucu: 0-0
    (bkz: 21 mart 1965 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-1 / maç sonucu: 1-1
    (bkz: 27 şubat 1966 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-0 / maç sonucu: 0-0
    (bkz: 13 kasım 1966 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-2 / maç sonucu: 0-2
    (bkz: 3 mart 1968 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 2-0 / maç sonucu: 3-0
    (bkz: 6 nisan 1969 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 1-0 / maç sonucu: 1-0
    (bkz: 26 nisan 1970 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-0 / maç sonucu: 1-0
    (bkz: 2 mayıs 1971 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-0 / maç sonucu: 2-1
    (bkz: 12 mart 1972 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 1-1 / maç sonucu: 2-1
    (bkz: 3 aralık 1972 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-1 / maç sonucu: 1-1
    (bkz: 3 mart 1974 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 2-0 / maç sonucu: 2-1
    (bkz: 27 ekim 1974 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-0 / maç sonucu: 0-0
    (bkz: 14 aralık 1975 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 1-1 / maç sonucu: 1-3
    (bkz: 9 ocak 1977 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-0 / maç sonucu: 1-0
    (bkz: 19 mart 1978 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 1-1 / maç sonucu: 2-2
    (bkz: 15 nisan 1979 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-0 / maç sonucu: 2-0
    (bkz: 25 kasım 1979 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 1-0 / maç sonucu: 1-1
    (bkz: 28 aralık 1980 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-1 / maç sonucu: 0-1
    (bkz: 18 ekim 1981 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-0 / maç sonucu: 1-0
    (bkz: 26 aralık 1982 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 1-0 / maç sonucu: 1-0
    (bkz: 2 kasım 1983 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-1 / maç sonucu: 1-2
    (bkz: 3 mart 1985 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 1-2 / maç sonucu: 2-2
    (bkz: 6 ekim 1985 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 1-1 / maç sonucu: 1-1
    (bkz: 21 eylül 1986 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 1-0 / maç sonucu: 1-2
    (bkz: 19 mart 1988 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 1-0 / maç sonucu: 1-2
    (bkz: 24 eylül 1988 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 1-0 / maç sonucu: 1-0
    (bkz: 15 nisan 1990 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 3-1 / maç sonucu: 5-1
    (bkz: 1 aralık 1990 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-1 / maç sonucu: 1-2
    (bkz: 22 nisan 1992 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 2-0 / maç sonucu: 5-2
    (bkz: 11 nisan 1993 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-1 / maç sonucu: 1-4
    (bkz: 2 ekim 1993 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 1-0 / maç sonucu: 2-0
    (bkz: 19 mart 1995 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 2-0 / maç sonucu: 3-0
    (bkz: 22 ekim 1995 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 3-0 / maç sonucu: 3-1
    (bkz: 9 şubat 1997 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 1-1 / maç sonucu: 3-2
    (bkz: 5 eylül 1997 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 1-0 / maç sonucu: 3-1
    (bkz: 20 eylül 1998 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 2-1 / maç sonucu: 2-2
    (bkz: 22 aralık 1999 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-2 / maç sonucu: 1-2
    (bkz: 6 mayıs 2001 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 1-0 / maç sonucu: 2-1
    (bkz: 16 şubat 2002 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 1-0 / maç sonucu: 1-0
    (bkz: 6 kasım 2002 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 2-0 / maç sonucu: 6-0
    (bkz: 29 şubat 2004 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 1-1 / maç sonucu: 2-1
    (bkz: 22 mayıs 2005 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-0 / maç sonucu: 1-0
    (bkz: 22 nisan 2006 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 2-0 / maç sonucu: 4-0
    (bkz: 3 aralık 2006 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 2-0 / maç sonucu: 2-1
    (bkz: 8 aralık 2007 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 1-0 / maç sonucu: 2-0
    (bkz: 9 kasım 2008 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 2-1 / maç sonucu: 4-1
    (bkz: 25 ekim 2009 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 1-0 / maç sonucu: 3-1
    (bkz: 24 ekim 2010 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-0 / maç sonucu: 0-0
    (bkz: 17 mart 2012 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 2-1 / maç sonucu: 2-2
    (bkz: 12 mayıs 2012 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-0 / maç sonucu: 0-0
    (bkz: 12 mayıs 2013 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 2-1 / maç sonucu: 2-1
    (bkz: 10 kasım 2013 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 1-0 / maç sonucu: 2-0
    (bkz: 8 mart 2015 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-0 / maç sonucu: 1-0
    (bkz: 25 ekim 2015 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 1-0 / maç sonucu: 1-1
    (bkz: 20 kasım 2016 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 1-0 / maç sonucu: 2-0
    (bkz: 17 mart 2018 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-0 / maç sonucu: 0-0
    (bkz: 14 nisan 2019 fenerbahçe galatasaray maçı) / ilk yarı sonucu: 0-0 / maç sonucu: 1-1

    milli lig, türkiye ligi, türkiye birinci ligi ve türkiye süper ligi olarak isimlendirilmiş türkiye lig şampiyonlarında kadıköy karnemiz nasılmış, hep birlikte görelim.

    - deplasmanda fenerbahçe ile 62 kere karşılaşmış, bu maçlarda 56 gol atıp, 103 gol yemişiz.
    - 62 müsabakanın 10'unu kazanmış, 35'inden mağlup ayrılmış, 17 maçı beraberlikle tamamlamışız.
    - kazanmış olduğumuz 10 maçın 7'sinde ilk yarıyı önde kapamış, 2'sinde geride kalmışız. deplasmanda kazandığımız 1 maçın ilk yarısı berabere neticelenmiş.
    ***************************************************************************************************
    - deplasmanda kaybedilen 35 maçın ilginçtir ki hiçbirinde ilk yarıyı önde kapatamamışız. 23 kaybın ilk yarısında fenerbahçe üstün gelirken, 12 tanesi berabere tamamlanmış.
    ***************************************************************************************************
    - deplasmanda beraberlikle neticelenen 17 maçın ilk yarılarının 3'ünü önde kapatmış, 4'ünde geride kalmışız. 10 müsabakada ilk yarı da beraberlikle sonuçlanmış.
    - kadıköyde aldığımız en farklı galibiyet 0-5 skora sahip *
    - en büyük mağlubiyetimiz ise 6-0 *
    - en fazla gol olan maç ise 5-2 mağlubiyetimizle sonuçlanmış. *
    - beraberlikle biten 17 maçta 6 kere 0-0, 7 kere 1-1, 4 kere 2-2 lik skorla karşılaşılmış.
    - kazandığımız 10 maçın 5'i 1-2 bitmiş, 0-1, 0-2, 1-3, 1-4 ve 0-5 şeklinde de kalan galibiyetlerimiz neticelenmiş.
    - kaybettiğimiz 35 maçın 11 tanesi 1-0, 7 tanesi 2-1, 5 tanesi 2-0, 3 tanesi 3-1, 2 şer tane 3-0 ve 4-0, 1 er tane de 4-1, 5-1, 3-2, 5-2 ve 6-0 şeklinde neticelenmiş.
    - kazandığımız 10 maçın 5 tanesini aralık ayında 2 tanesini kasım ayında oynamışız. diğer galibiyetlerimiz 1 er kere nisan mart ve eylül aylarında gelmiş. içinde bulunduğumuz şubat ayında kadıköyde 3 mağlubiyet 1 galibiyetimiz var.
    - kadıköyde oynanan son 10 maçta 6 beraberlik, 4 mağlubiyetimiz var.
    - son kadıköy galibiyetimizin üzerinden 20 seneden fazla zaman geçmiş. *

    sözün özü kadıköy karnemiz herkesin malumu kötü. bunu buraya iz düşmekten imtina etmedim. biz galatasarayız, bizi biz yapan gerçeklerimiz. uydurulmuşluklar değil.

    istatistiklere sırtımı dayayıp söylüyorum ilk yarıyı önde kapatırsak ve geçmiş yıllarda bizim için süreklilik arzeden bahtsızlıktan ve var'a rağmen gösterilen efsanevi (!) hakem performansından kurtulursak bu seri sona erer. boğazın karşısının 23 şubat 2020 gecesi yanmaya başlayacağını, elindeki tek avuntu alınmış olacağından dolayı tahmin etmek çok zor olmasa gerek.

    allah utandırmasın.
  • vedat muriqi' in ozan tufan ve luiz gustavo ile birlikte yaptıkları pres maç ile ilgili en büyük çekincem. oynadığı dönem de tolga ciğerci' de destek veriyor. böyle olunca fizik kondisyon olarak çoğu takımın önüne geçiyorlar.
    bu duruma nasıl cevap vereceğiz ya da verebilecek miyiz? bence maçın kilit noktası bu.

    biz ise neredeyse altı pastan pas yaparak çıkmaya çalışıyoruz. eğer dengeli çıkarsak rakibi cezalandırmayı becerebiliyoruz. aksi takdirde yaptığımız ilk hata da fenerbahçe net pozisyon yakalayabilir ve hatta öne geçebilir. muhtemel yaşayacağımız bu problemi rakip kaleyi tehdit ederek ve her an kontratağa çıkabilecekmiş gibi oynamalıyız. bu nedenle maçın kilit futbolcuları henry onyekuru ve jean michael seri işbirliği olabilir. o döneme fiziksel gücü ne duruma gelir bilmiyorum ama kendisi ile ilk on bir başlamamız gerek diye düşünüyorum.

    özellikle serdar aziz maçı saha dışına taşımaya uğraşacak ve kartlık fauller yapacaktır. bu nedenle radamel falcao ile başlamak hem forma adaleti hem de oyun dengesi açısından kötü olacaktır. adem büyük' ten sonraki tercihim güçlenmiş ise florin andone olur. bize ayağı yere sert basan adamlar lazım. hatta emre akbaba yedek dahi kalıp andone ve adem birlikte de başlayabiliriz. hem kanatlara deplase olan hem de güçlü, mücadeleden kaçmayan futbolcular.

    olmazsa olmaz olan ise mario lemina' nın sahada olması ve fernando muslera' dan başlayarak tüm takımın şampiyonluk modunu açmasını dilemek. marcao-donk ikilisinin savunmadan çıkarken çok dikkatli olması ve pas tercihlerini yüksek oranda isabetli ve savunma konsantrasyonunu üst seviyede tutarak oynamaları.

    edit: ekleme