• 2
    denizlispor adına bülent ertuğrul, tomas abraham, yusuf şimşek, fatih egedik, ömer rıza ve mikka multaharju' nun güzel bir oyun sergiledikleri maç. bu maçı yöneylem araştırması sınavı nedeniyle seyredememiştim. bu sezonda izleyemediğim tek maçtı. ayrıca serdal poyraz da bu maçtaki agresifliğiyle dikkat çekmişti. 89 ncu dakikada oyuna girip 90 ncı dakikada sarı kart görmüştü. maç biraz daha uzasaydı kırmızıyı da görürdü. :)
  • 3
    o hafta lig sonuncusu olan denizlispor'u sahamızda yenemediğimiz için oldukça moralim bozulmuştu ki eski açıkta koltuklar yakılmaya başlandı. "ne oluyor" diye düşünemeden biber gazı çirkin yüzünü gösterdi ve polisin saldırısıyla beraber tüm eski açık olarak sami yen'in dışına itildik.

    sakince eve dönmeye çalışırken polisten birkaç cop yedim ve yaşadığım son 15 dakikanın ne kadar anlamsız olduğunu düşündüm.

    ancak kim bilebilirdi; denizlispor'un 1-1 biten başka bir maçından sonra bambaşka duygulara bürüneceğimizi.
  • 6
    niye bilmiyorum bu maçtan sonra o kadar çok üzülmüştüm ki; neredeyse sinirden ağlayacaktım.

    bunda önceki hafta 15 ekim 2005 kayseri erciyesspor galatasaray maçı'nda son dakikada hakan şükür'ün golüyle kazandığımız maçın da etkisi vardı. zira içerde denizli'ye kaybedilen 2 puan o maçta son dakikada atılan golü bir nevi anlamsızlaştırmıştı.

    maç 1-0'iken verilmeyen penaltımız yanlış hatırlamıyorsam sasa iliç'e yapılmıştı.
  • 7
    süper lig 2005-2006 sezonu 10. hafta maçı.
    1-0 önde götürdüğümüz maçta, ilic düşürülmüş ama penaltı kararı çıkmamıştı.
    sonra da golü kalemizde görmüş ve sahadan 1-1'lik beraberlikle ayrılmıştık.
    maç bittikten sonra 3-4 gün kadar sinirim geçmemiş ve bu maça üzülmeye devam etmiştim; çünkü çok rahat şekilde kazanacağımız bir maçtı normalde.
    çok gol kaçırmıştık. denizli'nin de 2 topu direkten dönmüştü.
    maçtan sonra futbolcularımız ve bülent tulun, karşılaşmanın hakemine bayağı bir yüklenmişti.
    maçın hakemi de selçuk dereli'ydi.
  • 8
    yusuf deniz şaş'ın doğumundan yaklaşık 1 ay sonrasına denk gelen maç. bu sebepten golü atan hasan şaş kapalının önüne gidip birkaç takım arkadaşıyla birlikte kucağında çocuk var da sallıyormuş gibi bir hareketle kutlamıştı golü. o sezonun kırmızı-siyahımsı çubuklu şeklinde tasarlanmış olan kırmızı formasını giymiştik. bir önceki hafta erciyes deplasmanında kral hakan şükür'ün son dakikada attığı golle gelen galibiyet galatasaray tarihinin en iyi lig başlangıcı ünvanının kazanılmasına sebep olmuştu(8 galibiyet 1 beraberlik). işte bu maçta verilmeyen penaltıyla berabere kalıp sonraki hafta da ismail güldüren'in kendine has futbolu(!) eşliğinde namağlup ünvanını ankara deplasmanında bırakınca bir anda 5 puan kaybedip bu maç öncesi 2 puan gerideki fenerbahçe'nin 3 puan gerisine düşmüştük. cinsel tercihini hatalı yapmış basınımız bu durumu "zaten erik gerets'in takımları 10. haftadan sonra düşüşe geçiyor" gibi über söylem ve götten uydurma istatistiklerle kutlamış, ancak galatasaray yoluna devam etmeyi bilmişti.

    o sezon gerçekten enteresan bir sezondu. aziz yıldırım'ın süper güç haline getirdiği fenerbahçe ile özhan canaydın'ın skib bıraktığı galatasaray arasında tarihin en kıran kırana geçen sezonlarından biri oynandı. ellerin kolların hatta başka şeylerin devreye girdiği, passat medyası olayının zirveye çıktığı bu sezon neredeyse bir şeref mücadelesi haline gelmişti.

    o sezonu ekran başında izleyenler hatırlar. artık muhteşem bir öngörü mü diyeyim, talihin tatlı bir cilvesi mi diyeyim; lig tv'de her gol sonrası oyak'ın "sonunda iyiler mutlaka kazanır" temalı reklam sloganı ve cingle'ı dönüyordu. o unutulmaz mayıs akşamında 20 milyon taraftarı hıçkıra hıçkıra ağlatan şekilde iyiler kazanmıştı...

    işte bu maçta gol kutlamasına konu olan yusuf deniz ise 7 ay sonra babasının kucağında adeta o unutulmaz akşamın simgelerinden biri olarak tarihteki ve görsel hafızalardaki yerini almıştı...

    http://gss.gs/yFO.jpg