• 1
    inönü stadı'nda bardaktan boşanırcasına yağan bir yağmur altında bir cumartesi akşamı oynanan turkiye birinci ligi 2000 2001 sezonu 9. hafta karşılaşması. maçın cumartesi oynanmasının sebebi ertesi gün nüfus sayımı nedeniyle sokağa çıkma yasağı uygulanacak olması idi. 17 ekim 2000 glasgow rangers galatasaray maçı ve 18 ekim 2000 beşiktaş leeds united maçlarına rağmen temposu yüksek ve heycanlı bir maç oynanmıştı ki bunda sakatlanan taffarel'in yerine geçen kerem'in de beşiktaşı bir nebze cesaretlendirmesi ve havanın yağışlı olmasının da payı büyüktür heralde. 14. dakikada şifo mehmet'in sol kanattan* yeni açık tribün tarafındaki kaleye yaptığı orta penaltı noktasına doğru indi. bülent akın'ın unuttuğu nouma aradan sıyrılıp hem topa vurmayı hem de taffarel'in omzunu çıkarmayı başararak takımını 1-0 öne geçirdi. golden sonra galatasaray yüklenmeye başlamış, 34. dakikada ümit davala'nın kornerden gelen topa vurduğu kafayla eşitliği yakalamış ise de beşiktaş etkili oyununa devam etmişti. tarihinin muhtemelen en güçlü kadrosuna rağmen galatasaray oyuna ortak olamıyor, hatta 70. dakikada ahmet dursun'u yakalayamayan popescu kırmızı kartla oyun dışı kalıyordu. yine de maç berabere bitecek derken 84. ve 86. dakikalarda o gün bir hayli gol kaçıran ahmet dursun'un golleriyle maç 3-1 sonuçlanıyor; beşiktaş 29 ay sonra galatasaray'ı mağlup etmeyi başarıyordu.
  • 5
    ciddi ciddi farklı bir galibiyet beklemiştim bizim takımdan bu maçta.
    gerek bizim kadromuzun onların kadrosundan çok çok üstün olması, gerek beşiktaşın bu maçtan kısa bir süre evvel leeds united dan 6 gol yiyerek eline verilmesi bizimde bu kargaları farklı yeneceğimiz izlenimini bırakmıştı bende.

    maçtan pek fazla birşeyler hatırlmayıyorum maalesef.
    tek hatırladıklarım taffarelin noumanın golünden sonra sakatlanıp çıkması, hagi ve nouma denilen terbiyesizin küfürleşmesi, ümit davalanın kornerden gelen topu kafa ile gol yapması.
  • 6
    şimdi birden bu maç aklıma geldi de ;
    hiç unutamıyorum o deniz tarafında ki kale arkasında numaralı tribüne yakın taraftaydık, tabiri caizse donumuza kadar ıslanmıştık ve üstüne 3 gollü mağlubiyetin sırılsıklamlığı vardı üzerimizde...
    yine de canın sağolsun be galatasarayım...
    ''yenilsende yensende taraftarın senle, üzüntünle sevincinle seninle birlikte'' tezahüratları yapıyorduk,
    üzerinden 21 sene geçmiş !
    alsan da ömrümün yarısını, senden vazgeçenin anasını avradını...
    yaşlanmışız be kamil.
  • 7
    o sene henüz yeni açılmış olan biletixin suadiye gişesinden biletleri alıp( eski açık tarafından almıştık, deplasman bileti uygulaması yoktu henüz sisteme tanımlanmamıştı) gittiğimiz, beşiktaş taraftarının arasından tedbili kıyafet geçip rahatça girdiğimiz, içeride kordondan yine kolaylıkla bizim tarafa sıyrıldığımız maçtır. maçın başlamasına 10-15 dk kala başlayan aşırı sağanak yağmur bırakın bizi sırılsıklam etmeyi, cüzdandaki paraların bile renginin akmasına sebep olmuştur.

    beşiktaş'ın şarlatan topçusunun kalecimiz taffareli sakatlayıp attığı gol ile mağlup duruma düşmüştük. ardından ümt davala tam önümüzdeki kaleye kornerden gelen topu kafa ile atmış bu bizim beraberlik sayımız olmuştu( evet inanması güç ama o yıllarda kornerden veya duran toptan çokça gol buluyorduk because we have hagi)

    yağmurun şiddetinden olsa gerek çok iyi bir performans sergileyememiştik tribünde , her zamanki inönü performaslarımızın aksine. son 5 dakika da arka arkaya 2 gol yemiş maçı 3-1 kaybetmiş, maçın bitiş düdüğü ile birlikte yağmurda kesilmişti.

    ayrıca ertesi gün nüfus sayımı yapılacağından ötürü sokağa çıkma yasağı vardı.

    yağmur yağar ıslanırız seninle...
  • 8
    2000-01 sezonunda oynanan maç. ben bu maçı 2008 yılında bjk tv'de izlemiştim. henüz iki ay önce avrupa'da 2 kupa kazanmış ve birkaç ay sonra devler ligi'nde çeyrek final görecek takımıma bjk tv'de görmek şaşırtmıştı. meğer skor bizim aleyhimize bitecekmiş de ondanmış. pazartesi sabah mı neydi, okula gitmemiştim o gün. dur bari gözlerim hagi, popescu, taffarel, jardel, lucescu görsün diye izlemiştim biraz. sürekli yağmur yağıyordu. onu hatırlıyorum. bir de kalede taffarel yoktu. ve izlerken acaba taffarel niye yoktu bu maç kalede diye düşünüp durmuştum. beşiktaş'ta hatırladığım tek şey teknik direktörlerinin nevio scala olduğuydu.