• 954
    sürekli kazanmanın getirdiği aşırı özgüven beşiktaş maçı sonrası törpülenir diye düşünmüştüm ama bugün yine törpülenmediğini gördüm. elde atletizmi düşük oyuncularımız fazlaysa ona göre oyun kurgulamak bence çok kolay. bizim beklere uzun vuran her takım kolayca pozisyon bulma şansına sahip olabiliyor. bunu ben görebiliyorsam teknik ekibin de görebiliyor olması lazım. bu sıkıntıyı kalitesiz ligimizde bile çekiyorken, bu seviyede böyle yüksek fizikli ve koşucu takıma karşı da bu sıkıntıyı yaşayacağımız bariz. young boys'un herhangi bir kalitesi yok. tek bir silahı var. koşu alanlarını bulup şans yaratma. biz de gel yarat diyoruz resmen.

    stoperlerimizi kanatlara açan her rakip istediğini alıyor bizden. bozmak zorundayız şu zaafı. koyacaksın 3. stoperi kapatacaksın bek arkasındaki bu zaafı. belki savunma yükü hafifleyen bekler hücumda çoğalmamızı kolaylaştıracak. mertens ve kerem'in sırtı dönük top kontrol isabetine emanet bir hücum ile her kritik maçta dağılıyoruz işte.

    kritik maçları oynayamama kronikleşiyor artık. acilen bek de oynayabilen stoper lazım bu takıma.
  • 956
    muslera, jelert, köhn ve aponun korkunç performanslarına rağmen sadece 1 farkla istanbul'a döndüğümüz müsabaka. nelsson hariç herkesi saymışım zaten, ona rağmen 1 fark öper başıma koyarım.

    oyuncularımızı eleştirelim ama itin g.tüne sokmanın alemi yok. allah bize ağustos eylül aylarında mutluluğu yasaklamış, bizim patternimize aykırı bu aylarda hazır bir gs izlemek. bekleyeceğiz, sabredeceğiz.
  • 957
    ne olduğunu anlamadan beş yiyebileceğimiz ama aynı şekilde 2-2'den sonra 4-2'ye bile çevirebileceğimiz garip bir maçtı. en kritik yerlerde çok formsuzuz. abdülkerim mesela. hem savunmada hem de oyun kurulumunda takımın bel kemiğiydi. ne top çıkarabiliyor ne savunabiliyor. muslera bile saçma sapan hatalar yapıyor.

    ikincisi, öyle bir oyun oynuyoruz ki bu oyuna sağ beke cafu sol beke roberto carlos lazım. şampiyonlar ligi ön elemesinde deplasmandasın, sağ bekten topu çıkarmaya çalışırken sol bek çoktan ileri koşu yapmış. sağ bek pas hatası yaptığı anda savunma bomboş, ve yiyorsun.

    orta sahada tüm defansif yükü torreira'ya bırakmış durumdayız. bu oyun artık bırakın şampiyonlar ligi seviyesi deplasmanları, ligdeki deplasmanlarda bile zor. hiç beklemediğimiz maçlarda çok ters sonuçlar alabiliriz.

    mertens neredeyse kırk yaşında, zaten geçen sezon başında da formda değildi. o eğer sezonun ilerleyen aşamalarında forma girerse çok ekstra bir katkı olur, ama ana planımızda olacak durumda değil.

    icardi sakatlıktan çıkmış, diri, dinç, hazır da görünüyor. ama sanki bazı refleksleri, bazı anlık reaksiyonları yavaşlamış gibi.

    teker teker bakınca hemen hemen her yerde bir sorun var. aslına bakılırsa boey gittiğinden beri görülen sorunlar birikip büyümüş halde. boey'in gidişi önde baskımızı da bozdu, geriden çıkışımızı da bozdu, takımın genel anlamda savunma-hücum dengesini de bozdu, atletik kapasitemizi de bozdu. hiçbirinde de yeri dolmadı.

    güzel olan şeyler de var. kerem ofansta belki çok iyi değildi ama bugün belki de bize geldi geleli en görev adamı gibi oynadığı maçlardan birini oynadı. konsantreydi, hırslıydı, defansif açıdan hiç gevşemedi, aksamadı, önemli müdahaleler yaptı. barış alper daha dün zehirlenmiş birine hiç benzemiyordu, olağanüstü bir oyuncu. köhn kötü değildi. sara ise gelecek için çok umutlandıracak kadar iyiydi.

    bizim yerli sol ayaklı bir stoper almamız lazım. ikincisi de ya ortasahada ya savunmada üçlü oynamak zorundayız. hatta gerektiğinde biri bazen öteki yapabilecek taktik esnekliğe kavuşsak ideal olur.

    muslera-abdülkerim-nelsson-torreira-kerem-mertens-barış-icardi beraber belki 100den fazla maç oynadılar. hiç öyle birlikte üçüncü sezonuna çıkan takım gibi görünmüyoruz. bu beni çok düşündürüyor. bu sezon belki de çok uzun yıllardır ilk kez oturmuş bir kadronun üçüncü sezonunu yaşıyorduk ve o yüzden büyük ümitlerim vardı. takım pek de büyük umutlar beslenesi bir görüntüde değil.
  • 959
    baştan sona adının ilki, avrupa fatihi kadronun demirbaşı, son iki yılın şampiyonu, büyük maçların taktik dehası okan hocamıza yazacak olan maç.

    biz hazırlık kampından beri ne izliyoruz kimsenin bir fikri yok. takım içinde kaos, gidecekler gelecekler belli değil, suç sadece yönetimde mi? kimse kusura bakmasın okan hocamız takkesini önüne koyacak ve hatasını bulacak. yok öyle bedavadan maçı alman hakemin üstüne yıkmak.

    kadrom korunsun dedin, korundu. 3 transfer istiyorum dedin, yapıldı. istediğin oyuncular mı diye soruldu, evet dedin. sorun ne peki? listenin ilk sırasında olan oyuncular transfer edilmemesi mi?

    ağustos'un 22'si olmuş hala zaha gidecek mi kalacak mı? ziyech'den faydalansak mı faydalanmasak mı? kerem'in gönlü hoş mu değil mi? apo'yu yedeklesek mi yedeklemesek mi? derdimiz bunlar. allah'tan bats alınmış.

    yaşım 40, galatasaray'da bu kadar plansızlık ve varlık içinde yokluk çekildiği dönem pek azdır. hadi diyelim plansızlıkta okan hocanın suçu kabahati yok, oyuncular sözünden caydı, yönetim istediklerini alamadı, bunları koyduk cebe. hocam elindeki kadro değersiz bir kadro değil, yeteneksiz değil, tüm takım neredeyse kamp gördü. fiziksel eksikliğe lafım yok, ligin boyu uzun geç form tutulabilir ama bunların hiçbirinin dün geceki maçın ilk yarısının izahı değil. günay parmaklarının ucuyla o topa müdahale etmese skor 3-0! hadi gene 2 tane attık maç 4-2 bitecek.

    meseleyi neden şu oynamadı konusuna çok rahat indirgeyebilirim özellikle ziyech üzerinden ama oraya da girmeyeceğim. maç önü şöyle hazırlandık, böyle analiz ettik dediğin rakibe karşı ilk yarıda yaptığın tek varyasyon defans arkasına uzun top, barış koşsun, kerem kaçsın. şunun için takımı 1 hafta antrene etmene gerek yok ki. zaten düz mantıkta oyuncular bunu yapar, sonuçta 2 tane hızlı kanat oyuncun var.

    okan hocanın bende bıraktığı izlenim net olarak aklı takımda değil, kafasını ne kurcalıyor, onu ne rahatsız ediyor bilmiyorum. bildiğim tek şey şu an galatasaray'ın bireysel performans ile ayakta durmaya çalıştığı. zira okan buruk bize geldiği ilk yıl aldığı pragmatist kararlar ile, özellikle büyük maçlar ortaya koyduğu taktiksel planlar ile başka bir şey vaad etmişti.

    galatasaray taraftarı, bjk maçı gibi ikinci bir hezimeti kaldıramaz. dün gece de direkten döndük, umarım okan hocada ilk geldiği sezona yani fabrika ayarlarına döner.

    zira bu kadroyu bu kadar verimsiz kullanmak, kadro mühendisliğini yapamamak, çözüm bulamamak kendi sonunu hazırlayacak.
  • 960
    maçın özeti: young boys 3-2 old boys.

    gençler baskılı oyunları ile dedeleri sahada sürklase ettiler. dedeler tecrübeleri ile bir yere kadar oyuna tutunmayı başardılar ancak bireysel hatalar ve bilhassa defansta göze çarpan uyumsuzluklardan ötürü isviçre deplasmanından puansız döndüler.

    sınıfta kalanlar:
    muslera, dubois, abdülkerim, jelert, nelson, ziyech

    idare edenler:
    köhn, mertens, g.sara, barış (hastalığına bağlıyorum)

    aferin:
    kerem, icardi, batshuayi, güven

    maçın kader ani: bana göre verilen ve verilmeyen penatılar maçın kader anlarıdır. apo'nun eli doğal pozisyonunda olmadığı için, top vücuttan sekse de penaltı. evet, parmak uçları ile dokunuyor. çok pis bir pozisyon ama penaltı. ilk sarıyı haybeye aldığını düşünürsek, çok kolay atıldı maalesef. ayriyeten pozisyondan 10 dk. sonra sara'nın ceza sahası içerisinde arkadan yaptığı müdaheleyi de es geçtiğini söylemeden geçmeyelim.

    geçen sene sidik zoru ile elediğimiz molde'den daha kötü bir takım young boys. yine başarabilir miyiz? sanırım evet. ancak ilerisi için çok büyük soru işaretleri var. orta sahamiz un helvası gibi. defans navigasyonu bozulmuş gemi gibi. kalecimiz sezona kötü başladı. hocamız formsuz. yönetim basiretsiz.

    işin ucunda para olmasa şampiyonlar ligine gitmeyelim derim ancak fener elenmişken, ayak bastı parasını kaçırmamalıyız. fakat bu oyunla maçlarımız kırmızı noktalı geçebilir.
  • 961
    michy batshuayi girene kadar kafası kesik tavuk gibi dolandığımız, michy girdikten sonra büyük bir rezaletten kurtulduğumuz maçtır.

    -abdulkerim alıştığımız ritmini tamamen kaybetmiş.
    -jelert kesinlikle aradığımız oyuncu değil.

    herşeyden önemlisi bu takımın bir oyun planı yok. defanstan pasla çıkamıyoruz daha doğrusu çıkartmıyorlar. sıkışınca topu ileri şişiriyoruz ve orta sahayı dolduracak bir adamımız olmadığı içinde top otomatik olarak rakibe geçiyor. bu takım böyle giderse büyük maç kazanamaz.
  • 962
    muslera: gerçekten kötü bir maç çıkardı. iki gol de çıkarabileceği vuruşlardan geldi. aynı maçta üst üste kötü gol yediğine uzun zamandır şahit olmamıştık. sakatlığı ne durumda bilmiyorum ama acilen toparlanması gerekiyor. pas tercihleri de kimi zaman yanlıştı ama bunda kurgusal hataların da payı var.

    jelert: alınmasını doğru bulmadığım oyuncuydu çünkü jelert yapışkan tipte bir bek olsa da özellikle havadan ikili mücadele kazanma yüzdesi düşük bir oyuncu. ebatlı kanat oyuncuları ve santrforlar için biçilmiş bir kaftan. sezon boyu bunu avantaja çevirmeye çalışacaklardır. bunun dışında istekliliği ve enerjisi iyiydi ama takımla uyumu yeteri kadar iyi değil. zamanla daha iyi olabilir ama ben yanlış oyuncuya büyük bir yatırım yaptığımızı düşünüyorum.

    nelsson: topu geriden oyuna sokarken başımıza bela olmaya devam ediyor ve edecek. bu eksikliği bizim oyunumuz için maalesef zayıf karın oluşturuyor. aldığı topu en garanti yere oynayan stoper ile çok fazla pas yaparsınız ama elinizde hiçbir şey olmaz. işin savunmacılık tarafında da uzaklaştırmaları iyi yapıyor ama çabukluk ve zeka gerektiren taraflarda yine sorun yaratıyor. ligde oynaması büyük problem yaratmayacaktır ama avrupa için soru işareti.

    abdülkerim: felaket bir ilk yarı oynadıktan sonra ikinci yarı toparlar gibi oldu. sonlarda talihsiz bir penaltı ve kırmızı kart. zihni karmaşık, fizik olarak iyi değil. tam hazır olmadığı bariz ama hazır olduğunda da biz abdülkerim'in hatalar yaptığını göreceğiz sanırım. sol ayaklı ikinci bir stoperimiz yok. çok yönlü bir oyuncu ile kendisine alternatif oluşturmak şart. bu oyuncu mutlaka savunma yönü güçlü olan biri olmalı (berkan, demirbay gibi çözümler olmaz)

    köhn: bence ne çok iyiydi ne çok kötüydü. fazlaca gömenler oldu ama takımın ortalama performanslarından birini gösterdi. çevresi ne oynadı ki köhn'ü eleştirelim. hata yaptığı birkaç pozisyon var ama genel olarak çok destek göremediğini de düşünüyorum. daha iyi olacaktır.

    torreira: bence çok kötü bir maç çıkardı. ilk golde asist yaptı ama yine de asli görevlerinde kötüydü. havadan zaten zaaf yaratıyor, üstüne yerdeki ikili mücadelelerde de rakibe çok fazla top verdi. sara ile tam olarak uyumlu değil ve takımın defansif gücünü verme konusunda yetersiz kalıyor. kurgusal olarak da desteklenmesi gereken bir oyuncu haline geldi.

    sara: top ayağındayken çok iyi işler yaptı. harika servisler, doğru tercihler. daha fazla topla buluşması ve takımla birbirlerini tanımaya ihtiyacı var. ben ilk günden beri gerçekten çok iyi olacağını düşünüyorum. fakat zorlu maçlarda orta sahaya gerekli sertliği katacak ve defansif olarak topsuz oyunda büyük katkı verecek bir oyuncu değil. kendisinden bu beklenmemeli.

    barış: hastalığı atlatıp fedakarlık yaparak geldi ve 11'de başladı. bu maç özelinde kendisine eleştiri yapmak ağır olur. mücadele etti, son kararlarında hatalar yaptığı oldu ama çok kötü oynadı da diyemeyiz. topa biraz daha değer vermesi gerektiğini düşünüyorum.

    mertens: etkisiz bir 45 dakika oynadı. fizik olarak hiç iyi görünmedi. tüm duran topları onun kullanmasına da itirazım var. gabriel sara kesinlikle daha iyi servisler yapıyorken bazı vuruşları ona bırakmasında fayda var. sonraki maçlarda batshuayi'nin yerine girmesi daha iyi olabilir.

    kerem: ilk yarıda iki tane kritik savunma hamlesi oldu ama hücumda hiç yok gibiydi. ikinci yarıda hücumda etkili 1-2 iş yaptı ama çok basit top kayıpları da oldu. bu kadar çok top kaybı yapınca takımın ritmi de bozuluyor, yorgunluğu da artıyor. herkesi 45-50 metre geri koşmak zorunda bırakan hatalarını mutlaka azaltması lazım.

    icardi: istekliydi ama istediği topları tam olarak alamadı. bu tip maçlarda kendisinin bitiricilik noktasındaki keskinliğine ihtiyacımız var. 2 top alıyorsa mutlaka birini gol yapması gerekiyor. sara ile uyumlu gözüktüler. ondan daha fazla top alabilirse iş yapacak.

    günay: oyuna girmeyi beklemiyordu, bu sebeple çok özgüvenli gözükmedi ama görevini yaptı. hatası olmadı.

    ziyech: oyuna sonradan girmesi bence doğruydu. zaman zaman etkili oldu ama şutları çoğu zaman bloklandı. yeterince güçlü vuramadığını düşünüyorum, bu da hazır olmamasından kaynaklı. fitness hiç sevmediği her halinden belli ama yaş ilerledikçe güçten düşüyor. bunun üstüne eğilmezse profesyonel futbolcu gibi bile gözükmeyecek.

    batshuayi: müthiş etki. sonradan oyuna aldığınız bir oyuncudan beklenen her şeyi fazlasıyla yaptı ve bence artık mertens'in yerini devralması gerektiğini gösterdi. orta saha karakteri olan bir oyuncu değil ama mertens de bunu artık pek gösteremiyor. batshuayi en azından fizik gücüyle katkı sağlayabilir.

    dubois: bir an önce takımdan ayrılmasını bekliyor ve istiyorum. çok kısa süre buldu ve bir hatası olmadı ama sezon içinde güvenilecek bir oyuncu değil.

    berkan: stoperde veya sol bekte rahat etmiyor. orta sahaya direnç katması için çok daha erken bir dakikada girmeliydi. belki orta sahayı toparlardık ve bu sayede daha ofansif bir oyun oynardık.
  • 963
    takımın performansı kötü, oyuna adaptasyon daha kötü, bazı oyuncuların bireysel performansları çok daha kötüydü.

    önce kötünün iyilerini konuşalım. skor ilki. 58. dakikada üçü yeseydik şu an rövanşı konuşuyor olmazdık. o dakika tur için bence kırılma noktası. bir diğeri rövanşta zeminin bu kadar oyuna etki edemeyecek olması. ne olursa olsun suni çim pas trafiğini çok ciddi etkiledi ilk yarı. ve tabi rövanştaki atmosfer rakip için çok zorlayıcı olacak.

    bireysel performansta apo öylesine göze batıyor ki buna müdahale edilmesi lazım. bir süre yedeğe çekilmeli. metehan'ı yavaştan 11'e ısındırmak zorundayız çünkü alternatif yok. kaan'la falan olmaz o iş. emin bayram giderken arkasından teneke sallayanlara da burdan selamlarımı gönderiyorum.

    muslera can ciğer ancak avrupa maçları için saatli bomba. aşamadı bu olayı. winner karakterinden böyle maçlarda eser yok. onun da acil toparlanması lazım. sakatlığı ne kadar ciddi bilmiyorum ama önümüzdeki maç günay'ın kalede olması daha iyi olabilir.

    iki bek oyuncumuz da iyi niyetli ancak kapasiteleri çok sınırlı. ligde iş görecekler ama avrupada imkansız. işin kötüsü alternatifleri hiç yok. koskoca galatasaray futbol takımının beklerinde alternatif yok. hastalıktan yeni çıkmış barış açıktan beke gelip jelert'ten daha iyi performans gösteriyorsa sıkıntı var demektir. dubois'i saymıyorum bile, adam topa değememiş. çok düşünmeye gerek yok kendisi bu takımda yer bulamaz.

    saysak bireysel performanslarda başka kötüler de var ama dikkatimi çeken en kötüleri bunlardı. bunlara ek ilk yarıda topa hakim olduğumuz 5 dk yok sanırım. ne pas oyunu var ne set hücumu ne başka bir şey. koskoca ilk yarı ne yaptığımızı bilmeden geçti. dünyada böyle bir lüksü olan takım yok. bizim de olamaz. okan hoca çare bulamıyor buna. aklım almıyor gerçekten.

    neyse yazıyı çok uzatmak istemiyorum. turdan umudum çok fazla. bilet bulabilirsem maça da gideceğim. lig maçımızın da ertelendiği göz önüne alınırsa vurup kırıp parçalayıp şampiyonlar ligine kalacağız.
  • 965
    yüksek ihtimalle bize turu geçirten maç.
    (bkz: #4003731) sürpriz penaltı haricinde beklentim bu yöndeydi. suni çim + fizikli ve bizden daha çok koşacak bir deplasman... kimse kusura bakmasın ama bu deplasmandan 3-5 gollü galibiyet almamızı bekleyenler ki sezonun bu döneminde, bence hayal dünyasından bir an önce çıkmalılar. üzülürler.

    ben genel kanının aksine daha umut veren bir galatasaray gördüm. beşiktaş maçında olmadığı gibi takımın geriye düşünce hala tepki vermesi ve ayakta kalması önemliydi. bireysel olarak vasatın altında kalan gerideki oyuncularımız biraz vasata çıkabilseydi muhtemelen en kötü beraberliği alacaktık zaten.

    bu arada sara gerçekten ekrana ekmek bandırttı. batsmanin patlayıcı şovlarını saymazsak eğer dün akşama dair en olumlu şey kendisiydi.
  • 966
    canımı öyle böyle sıkmayan maç. turu geçeceğimizi düşünmeme rağmen hem de. galatasaray adını duyduğu zaman saygı duruşuna geçecek, 2-3 tane futbolcu barındıran berbat bir takıma bir şampiyonlar ligine katılım maçında şöyle oynuyoruz... inanamıyorum dünden beri. rakip sahada zaten 3-4 pas yaptığımızda adamlar kendi kendine saçmalıyordu. biz bu takımdan 3 gol yedik.
  • 969
    kerem mi, zaha mı, barış mı, ziyech mi, 8 mi, kanat mı derken galatasaray’ın tertemiz bir defans hattına ihtiyacı olduğunu gösteren maç. hoş geçen sene hatta geçen seneye gitme beşiktaşla oynanan süper kupa finalinde de kendini göstermişti ama gel gör ki bir üst seviye futbola geçince bağıra bağıra bana net iki tane adam gibi stoper lazım dedirtmiştir.

    nelson için söylenen her sezon başına 2.viteste girer klasik nelson lafınada illet oluyorum. öyle bir anlatılıyor ki millet “napalım ya biliyoruz işte bizim nelson” der gibi durumu yumuşatıp normalleştirmiş ama nelson özelinde herkes için sesleniyorum, kardeşim villarada, lüks arabalarda, en iyi tatil yerlerinde takılıp, yediğin yemekten dışkıladığın atığa kadar her şeyin kontrol altında olacak tek işin 7 gün 24 saat topa vurmak olmasına rağmen bana bu rezil oyunu izletemezsin.

    galatasaray ne yapıp edip davinsonu rövanş maçına yetiştirsin, gitsin boştaki hummelside yanına koysun. (tabi hala boştaysa)
  • 971
    şimdi soğuduğum için biraz daha aklı selim düşünebiliyorum. futbolda şans yanında olmalı. bu maçla alakalı bariz şanssızdık. yediğimiz gol tamamen şans eseri seken bir top üstüne de yine kötü bir vuruşun şans eseri gol olması. hemen arkasından torreira şutu, icardi pozisyonu, barış alper'in iki kere taşıdığı topu... şans yanımızda olsa 3-4 golle reaksiyon vermiştik. ikinci gölü biz de başka takımlar da yer. uzun asirt, hızlı adamı bul. bu şekilde belki 10 gölü zihinden sayarsiniz.zaten ilk yarı sonunda istatistiki olarak bir ezilme durumu yoktu. ikinci yarı da özellikle ziyech etkisiyle gayet pozisyon bulduk. o kafalar hep dışarı çıkmaz. yani uzun lafın kısası o kadar enseyi karartacak bir hissiyatta değilim. rams park da arıza yapmayan gerçek taraftarla olur bu iş.
  • 972
    cok moral bozan, heves ve guven kiran bir mac oldu. rovans icin performansimiza gore fena bir skor degildi kesinlikle, ama takim zaten son donemdeki bu tarz maclar icin buyuk soru isaretleri barindiriyorken, buna bir reaksiyon vermek yerine icerde disarda saldirmayi bekleyenlere malzeme cikaran bir performans gosterdik. skordan cok ortaya konan goruntu can sikiyor, formsuzluk, lakayitlik, plansizlik. yani liginde kotu durumda olan boyle bir rakibe karsi nasil ustunluk kuramiyoruz, futbol yorumcularinin bile uyardigi seylere basitce dusuyoruz anlasilir degil. buyuk takimsan, iyi takimsan, boyle oldugunu iddia ediyorsan bunu sahada gostermelisin, hissettirmelisin. dilimizde olan "onlardan daha kaliteli takimiz, dengimiz degiller" algisini oynayarak gostermen gerekiyor. bu maci izleyen herhangi bir tarafsiz futbolsever asla boyle bir sey dusunmemistir, young boys taraftari "bu muymus ya bilmem kac milyon euroluk galatasaray" demistir.

    adamlar sahada ne yapmayi planladirsa yaptilar. kurduklari hucum aksiyonlarini biz kuramiyoruz, tek paslarla, topuk paslariyla, kafa toplariyla savunma arkasina sarkamiyoruz, calimla gectiler, presle bozdular. 3 gollerinde de organizasyon var, kacirdiklari da 3-4 pozisyon daha sayilabilir. guya mac sonu xg'de biz onde cikmisiz bir de, gercekten balon bir istatistik. konsantre, hatayi minimumda tutan, ikili mucadelelerde bile rakibe denk derecede cevap veren bir galatasaray izlemeyeli cok oldu malesef. bu goruntuyu ben sindiremiyorum, bizim kendimizden yukarida gordugumuz rakiplerin hicbirini boyle bir goruntuye sokamiyoruz biz. gecen sene gurur duydugumuz bayern ve united maclarinda bile yine de rakipler kalitesiz oynamadi kendi oyunlarini. bozduk ettik hatalara zorladik ve aldik da, ama misal united'in da iki macta kaliteli ataklari, pozisyonlari oldu, bize "adamlarin seviyesi yuksek" dedirten isler yaptilar. dun herhangi bir young boyslunun bu hislere girdigini sanmiyorum, isvicre ligindeki rakiplerine ne oynuyorlarsa oynayabildiler malesef.

    cozmemiz gereken tonla mevzu var, saha ici, saha disi, bu ise bakis olarak bile. rovans maci oldugu icin, henuz bir sey bitmedigi icin siddeti artirmamak gerek elestiride, ama malesef isin sinir noktasina gelindi bana gore. elenmenin hic bir izahi ve affi olmaz kimse icin.
  • 974
    sakinleştiğimize göre birkaç kelam edelim.

    şu anki fizik durumu 4-2-3-1'i kaldırmıyor. ileride pres yapan takım kimliğini şu ana kadar yansıtamadık. asıl kimliğimizi düzgün yansıtamayınca da problem yaşıyoruz.

    mauro icardi geçen yıla nazaran daha diri. ancak pas gelmiyor adama. dries mertens'ten tehlikeli bir atak başlangıcı göremedik ki defaatle söyledim; bu yaşta sürekli ilk 11 oynayamaz! artık yedek düşünülmeli. kerem aktürkoğlu da formda değil, eskiden asisti de boldu ama geçen yılın belli bir bölümünden sonra koptu adam kafa olarak; yapacak bir şey yok. barış alper yılmaz zaten besleyen tipte bir kanat değil pek. hakim ziyech gibi birine muhtacız, zaten girdikten sonra biraz daha kıpırdandı hücum. ancak ona da güvenip yola çıkılır mı soru işareti, ahım şahım da oynamıyor. açıkçası hep diyorum, mertens'in artık kesik yemesi lazım. çok severim; çoğu zaman iyi de oynuyor ama avrupa için yeterli değil bu.

    ikinci konu; orta alan kurgusu. lucas torreira oyun yapısı gereği ileride pres yapmayı seven bir isim, peki o pres kırıldığında geride bekleyen biri oluyor mu; olmuyor tabii ki. 4-2-3-1'deki zaafımız işte bu; asıl sıkıntımız da bu. oyun karakterinde defansı önceliklendiren oyuncu sayısı çok çok az. bekler de o tip bekler değil; önde pres yapmayı, hücuma çıkmayı seven ve defansif özellikleri hücum özelliklerine göre zayıf bekler. stoperler de eskisi gibi önde basmayınca (davinson sanchez yok, abdülkerim bardakcı eski fizik kalitesinde değil, victor nelsson o tipte bir stoper değil) defansla orta alan arasında da inanılmaz bir boşluk oluyor.

    sorun nasıl çözülür; eskilerin deyimiyle hatlar arasındaki mesafeyi kısaltmak lazım bir kere. ya 4-2-3-1'den vazgeçip 4-3-3'e döneceksin ya da defansla orta alan arasındaki koca boşluğu dolduracak defansif koordinasyonun olacak. takımı 2 (stoper) - 4 (bekler ve orta alan) - 4 (hücum) gibi düşünüp oynayacaksın gerekirse. bek ve orta ikili birbirinden bihaber olmayacak, 4'ü birden ileride ön alan presine katılmayacak; en az 1 tercihen 2 kişi diğerleri önde pres yaparken geride ayık olacak.

    yetmedi, çünkü yetmez; orta alanın ikiside önde kalırken beklerin 6 numarada kademeye girmesi çok zor. stoperler de öne çıkacak ve gerekirse biri 6 numara gibi rakibi karşılayacak.

    kişilerden ziyade oyun yapımız değişmeli, bu ağır oyunu kaldıracak kaç oyuncu bulabilirsiniz zaten dünyada? onların da kaçı türkiye'ye gelir? takım form tuttuğunda yine iyi oynarız da asıl hedefimiz avrupa için konuşuyorum yoksa ligi gene götürürsün.

    mauro icardi daha diri dediğim gibi, bu sevindirici. kerem aktürkoğlu da bana göre kötü bir sezon başlangıcı yapmadı, oynaya oynaya eski performansına gelmesini umalım. barış alper yılmaz gibi yükselen bir değer var. mertens'in kesik yiyip gabriel sara veya ziyech ilk 11'e monte edilmesi lazım. maçta en çok tehlikeli pas atan bu ikiliydi diye hatırlıyorum. mertens'in ve michy batshuayi'nin de kaliteli yedekler olduğunu düşünürsek aslında kolay maçlarda 4-2-3-1, zor maçlarda 4-3-3'ü kaldıracak çok iyi bir hücum setimiz var, sadece biraz daha doğru tercihler lazım.

    ancak defans için aynı şeyi diyemeyeceğim. derrick köhn sezona çok kötü başladı, geçen sene de vasattı açıkçası. 3 tane iyi stoperimiz var diyorduk, biri sakat ikisi tanınmaz halde. yeni sağ beke yükleniliyor ama o kadar kötü değildi bence; sadece uçup kaçacak bir tip değil gibi. yine de belli olmaz, kendini bulabilir; ben o kadar kötü bulmadım. takıma en azından gerektiğinde oynayabilecek bir 6 numara şart hakikaten, kaliteli bir adam alınmıyorsa bile direkt o bölgenin oyuncusu alınmalı; elde dursun. bir de alabiliyorsak sol bek, köhn ile olmayacak gibi cidden.
  • 975
    bu maçtaki hatalarımızı doğru analiz etmek zorundayız.

    herkesin ağzında bir suni çim var. kafayı buna takarsanız gerçek çimde de vurur geçerler. kerem'in pasında ziyech'in yerden zayıf şutu ve mertens'in ayak dışıyla denemesinde falan suni çimin sebep olduğu bir şey yok! ikisi de kötü vuruş. bu işleri bir bırakalım.

    yediğimiz ilk golde köhn'ün adama yetişememesi konuşuldu bazı yerlerde. pozisyonun başlangıcını bir daha seyredin. torreira abdülkerim'e pas verdiğinde abdülkerim soldaki köhn'e ileri oynamak yerine geri nelsson'a dönüyor. neden? nelsson jelert'e veriyor, jelert'in vurduğu top rakibe çarptığında köhn sol tarafta çok ileride. oradan geri koşup yetişmek olası değil. sorun, abdülkerim'in ileri değil geri oynaması. muslera da çok çok kötü bir gol yedi, bunu kabul edelim.

    yediğimiz ikinci gol ayrı bir rezalet. kaleciden gelen degaja adamların uzunu yükseliyor. nelsson'la birlikte çıkıyorlar adam indiriyor. bu tamam her hava topunu kazanamazsin fakat maalesef abdülkerim mevzuyu geç uyanıyor ve kaçan adama yetişemiyor. muslera da bence yine yememesi gereken bir gol yiyor.

    ben ilk golü öncelikle abdülkerim'in müsait kohn'e oynamak yerine geri dönüp oyunu sıkıştırmasina ve ardından da muslera'nın fahiş hatasına; ikinci golü ise öncelikle abdulkerim'in geç reaksiyon vermesine ve ardından yine muslera'nın çıkarması gereken pozisyonu çıkaramamasına bağlıyorum.

    günay'ın kırılma anında yaptığı kurtarışta ise jelert net bir hata yapıyor ve topa vuramayınca adamlar pozisyon buluyor.

    maç genelinde en çok acı çektiğim anların özeti ise penaltının oluşumunda görülüyor. adamlar tek pas, topuk pasıyla bizim stoper bek arasına tertemiz paslar attı. cehenneme çevirdiler bizim için maçı o anlarda. tek pası atana topu almadan hamle yapamadık peki kabul ettim de stoper bek arası neden hangar gibi açık? rövanşta hoca yapar mı bilmiyorum ama o koca boşlukları üçlü savunma yoluyla doldurabiliriz. takım savunmasını da bu şekilde toparlayabiliriz diye düşünüyorum. nelsson- metehan(oynayabilirse sanchez)'in arasına kaan ayhan koymak bu anlamda iyi olabilir ki bu aynı zamanda hücum anında kaan'ın orta sahaya (ön libero mevkine) +1 katılımı anlamına gelir. hem rakibin cepheden gelen hava toplarını da savuşturabiliriz. ayrıca ortayı düzgün kapatıp rakibi yan topa zorlarsak ve rakip, kanat ortası yapmaya kalkarsa üçlü ciddi bir panzehir olacaktır.
App Store'dan indirin Google Play'den alın