• 801
    fark eden oldu mu bilmiyorum ama uzatmaların başında barış alper sol beke yakındı önünde ahmed vardı, arkalarında cuesta vardı. üst üste bindiler mertens-yusuf oyuna girince karıştı pozisyonlar. kaleci sakatlandığında oyun durunca barış alper sen burada, sen burada diye kenardan yerlerini teyit ettiler.
    teknik heyete dair umudumun bir parça daha azaldığı bir sekanstı. dikkat eden olmuştur umarım. oyuna giren nereye gideceğini ne yapacağını bilmez haldeyken biz şampiyon olacağız diye ahkam kesiyoruz.
  • 802
    ligin ilk devresi sami yen'de fırtına gibi başlayıp 2-0 öne geçilen maçtan 3-3 ile soyunma odasına gitmiş galatasaray ve ilk puan kaybını yaşamıştı...
    soğuk dış etkisiydi... nazar boncuğu demiştik...

    kaderin cilvesi mi desek, ikinci yarı da kasımpaşa'nın evinde maç 3-3 sona eriyor, bu defa galatasaray 2-1den geri gelip, bir puana razı oluyordu...

    yine soğuk duş etkisi... ama bu sefer moraller bozuluyor, sinirler geriliyordu...

    kasımpaşa'ya kaybedilen 4 puan...

    bakalım lig sonunda arayacak mı okan buruk'un takımı bu "çöpe atılan" puanları...

    fenerbahçe maçının kadrosunu sahaya yolladı okan hoca, kendisi tribüne çıkarken, irfan hocaya emanet etmişti takımı... daha önceki haftalardaki "git-gelli" maceracı oyunu bırakıp, "garanti"yi istemişti öğrencilerinden ama onlar ev sahibinin üzerine gidemeyince, kasımpaşa "akın akın" geldi de "şampiyonluk modunu" açmış bir muslera buldular karşılarında. sağdan, soldan vuruyorlar da uruguaylı file bekçisi gole izin vermiyordu.
    neydi lakabı? "haksız rekabet"

    oysa galatasaray maçı muslera ile birlikte en fazla isteyen osimhen'in "zeka ve çabukluğu" ile kazandığı penaltıyla öne geçmiş, son haftaların "en silik" oyuncusu sara ile farkı açmayı, belki de maçta "fişi çekmeyi" elinin tersiyle itmişti 28. dakikada...

    ilk devre maçı seyrettiğini zannedenler, bunun sadece fragman olduğunu kasımpaşa'nın kornerden kafalarla paslaşmalarla attığı golle anladılar. ev sahibi eşitliği yakaladı, ardından galatasaray osimhen'le iki dakika arayla iki net pozisyonunda skorbordu değiştirmezken, bir kontra atak (yenilerin geçiş hücümü) ve kasımpaşa öne geçiyordu...
    tüm memleketin beklediği puan kaybı gelecek mi derken, sara eski günlerini hatırlatıyor, adrese teslim ortasında sanchez eşitliği yakalayıp, bir dakika sonra da muslera'nın asistinde osimhen takımını tekrar öne geçiriyordu.

    geçen sene de "tansiyonun tavan yaptığı" maçı galatasaray son dakikalarda attığı golle kazanmış, şampiyonluk yolunda özgüvenini artırırken, rakibini demoralize etmişti...

    acaba aynı senaryo mu yaşanacak derken, lemina-kaan ve eren-cuesta değişiklikleri geliyor, geldiği günden beri sürekli eleştirilen cuesta'ya futbol tanrıları da sırt çeviriyor ve ilk pozisyonda zamanlama hatası ile rakibine penaltı kazandırıyordu kolombiyalı futbolcu... memleketinde olsa andres escobar'ın kaderini paylaşacaktı belki de, bizde de taraftarın gönlünde çoktan "ruhuna fatiha" okundu...

    "önce can keleş cuesta'yı çekti, sonra cuesta ona düşerken tutundu" filan demeyeceğim zira bu sene böyle kritik anlarda galatasaray lehine karar verilmeyeceğini artık öğrendik...

    kaybedilen puanlardan sonra elbette çok yazılır da, hepsi suya yazı yazmak gibidir, giden geri gelmez... takım geriden gelip oyunun iplerini almış, ev sahibi gol için saldıracağı bu anlarda okan hoca-kenarda irfan hoca- ayağı çeken lemina yerine kaan'ı alsa, eren'i hiç kıpırdatmasa yerinden belki cuesta'nın penaltısı olmazdı da, kim bilir belki de kaan bir hata yapar, o gol yine gelirdi...
    skor yazarlığı yaparsak, cuesta'ya ihaleyi keser, frankowski-barış uyumsuzluğunu, sara'nın bir türlü yükselmeyen formunu, lemina'nın kötü gününü, salai'den bir yunus olmayacağını ve mertens'in sara yerine ilk onbir başlaması gerektiğini görmezden geliriz ama bunlar acı da olsa gerçekler... bir de yusuf kardeşim sana bir söz: bu topraklarda futbol kuvvetle oynanıyor ne kadar teknik olursan ol, bir "kazma" gelir bir omuzla seni yere yığar ve hakem de oyna der... o yüzden güçlen biraz kardeşim...

    var'dan iki penaltının çıktığı maçta, hakem yazmak artık komik geliyor zira onların bu baskıyı kaldıramadığı o kadar net ki? galatasaraylı diye yaygara koparılan cihan aydın, önce hatay'da penaltıyı vermemiş, iki puan gitmişti, dün de daha 10 dakikada ikinci sarı karttan atılması gereken yasin'i oyunda tutmuştu... "bu hakem galatasaraylı, galatasaray'ı tutacak" algısı işe yaramıştı...

    ilk yarı topladığı puanlarla galatasaray kendisine avantaj yaratmış, derbiyi de kaybetmeyerek puan farkını koruyup, ikili averajı da almıştı... bu uzun maratonda illaki kaybedeceği puanlar olacaktı ama bunlar kasımpaşa'ya mı olmalıydı, orası tartışılır...

    üç gün önce konya karşısında kupa maçında aldığı beraberlik ile ikinci olup, tek maçlı elemeli karşılaşmada şansını zora sokarken, şimdi de önündeki zorlu deplasmanlardan galibiyet çıkarma gibi bir zorunluluğun altına giriyordu...

    olur mu?

    zor olacak ama o-l-a-c-a-k...

    kaynak ve maçtan fotoğraflar: https://ultrasmovement.blogspot.com/...a3-3galatasaray.html
  • 803
    ansızın aklıma osimhen'in ofsayt diye sayılmayan golünü getiren maç. osimhen biraz dikkatli olup bir adım falan geride dursa bu maç sonrası hepimiz sanchez'i övüyorduk şimdi. son zamanlarda hiçbir hücumcumuzun yapamadığını yapıp tek başına çizgiye inip nokta atışı pas atmıştı osimhen'e. ama gol ofsayt olunca sanchez'in o çabasını da herkes unuttu.

    sanchez çok gol yiyoruz diye şikayet ettiğimiz dönemde hücuma daha çok destek veriyordu. ne zaman daha az gol yiyelim diye stoperleri daha sabit tutmayı tercih ettik hücumda etkileri azaldı. sadece duran toplarda kullanıyoruz kendisini. stoperleri, özellikle sanchez'i sabit tutunca daha az gol yemediğimiz gibi bu sefer hücumda zayıfladık. sanchez'in sürprizlerine muhtacız bunu da anlamalıyız. bu maçtaki o bahsettiğim pozisyon da bunun delili gibi oldu. sürekli yapsın demiyorum ama her maç 3-4 kez bunu yapmalı kendisi.
  • 804
    osimhen'in sayılmayan golü kötü oyunumuz yüzünden umurumuzda olmadı ama hâlâ golü kimin attığını çözemediğim maç.

    yıl 2025, oturduğumuz yerden ay'ı görebileceğimiz teleskop tarzı kameralar var ama kıytırık lig maçının yayıncısı pozisyonda kimin golü attığını dahi net vermedi. kendi kalesine atılmış gol gibi duruyordu ama emin olamıyorum. gerçi oyuncular da itiraz etmedi. kendi kalesine atılmış olsaydı herhalde itiraz olurdu değil mi çok istekli futbolcular ve teknik ekip?
  • 805
    futbolcu hata yapar maç kaybedersin. futbol neticede hatalar oyunu. lemina cuesta değişikliği tam tersi de olabilirdi cuesta yerine lemina oyuna girip benzer bir hatayla gol yedirebilirdi ama kimse hocayı eleştirmezdi sonuçta giren adam lemina, şanssızlık hata yapar. ama saatli bomba olduğu 3-5 dakika izleyince anlaşılabilecek cuesta gibi bir adamı oyuna sokarsan hata yapmaması şans olur. hâlâ olayın şokunu atlatamadım. bu kadar mı kolay o kadar haftanın emeklerini hiç etmek. anlamıyorum, gerçekten anlamıyorum.
App Store'dan indirin Google Play'den alın