• 1422
    20.dakikada 10 kişi kalan rakibe, şut çekmeden yenilmenin skandal olduğu maç. bir tane hücum organizasyonu göremedik. kopenhag, prag, kadıköy'de ilk yarıdaki maçlar takımın seviyesini gösterdi.

    dünkü maç bir kez daha göstedi ki takımın kanatları yok. bekler, sağ açık, sol açık bomboş. ribery, kewell, keita izledi bu taraftar. ziyech, kerem aktürkoğlu falan değil, bize onyekuru gibi atletik kanatlar şart kere şart.

    biraz iyi bir takıma karşı kerem demirbay, ziyech, kaan ile çıkmak 3 kişi eksik oynamak gibi. üstelik orta saha dediğin koşan, basan, sert olur. biz hiç öyle değiliz. toreira çok yalnız kalıyor.

    fenerbahçe, galatasaray'ı ezberlemiş. hücumda b planımız yok diyemeyiz. çünkü dün planlı bir hücum göremedik zaten. eksik çok. ali sami yen'de hücum edemeden, gol pozisyonuna giremeden, şut çekemeden fenerbahçe'ye yenilmek çok üzücü bir skandal! ne oluyoruz böyle iş mi olur arkadaş?
  • 1423
    topun yuvarlak olduğu ve futbolda yenmenin de yenilmenin de olduğunu bilen ve her türlü yenilgiyi olgunla karşılamak gerektiğini düşünenlerdenim. gönül ister ki aşık olduğumuz takım kıyamet kopana kadar oynadığı bütün maçları galip tamamlasın. bu mümkün değil fakat mümkün olan bir şey var ki o da oynadığı tüm maçlarda mücadele etsin. milyonlara ve armaya saygı duysun. beni incilten, bu maçta ne formaya ne taraftara saygı duymadı oyuncularımız. fenerbahçe'ye ilk defa yenilmiyoruz bu yenilgi de son olmayacak fakat daha ağır yenilgilerde bile ben bu ruhsuzluğu bu şımarıklığı bu yaşıma kadar(33) hiç görmedim. bakınız mücadele edersin, pozisyonlar kaçar, penaltı kaçar, şanssız günündür rakip bir atak yapar gol atar 1-0 biter. üzülür geçersin. ama bu maç... bu maç anlatılacak gibi değil. kabus.
  • 1425
    normal şartlarda 21nci dakikada bitmesi gerekirdi ve hiçbir şey yapmadan kalan 70 dakikada top çevirip oynasak bile şampiyonluğu ilan edecektik. fener’in zaten bal-göt gol bulması dışında bize gol atması imkansızdı. onun yerine galip gelip, show peşinde koştuk. oysaki asıl amacın ssmpiyonluğu garantilemek olması gerekirdi. fener’i yensen ne olur yenmesen ne olur? ciddi bir stratejik hata yapıp hem fenerlilerin, hem ismail’in, hem mert hakan denen çirkefin, hem de stad basıp, emektarımızı döven ali koç’un götünü kaldırdık. çıldırmamak elde değil.
  • 1426
    şampiyonluk kazanıldığı takdirde bir ay içinde unutulacak maçtır.

    meşhur denizli sezonunda kupayı kaldırmadan üç hafta önce dört yedik fenerden. herkes o maçı 6-0'dan bile beter diye hatırlar ama çoğu kişi bu maçın şampiyon olduğumuz sezon gerçekleştiğini hatırlamaz. tarih şampiyonları yazar, bir tane maçı değil. gidip konya'da kupayı kazanacağız, bu maçı da herkes unutacak bu kadar basit.
  • 1427
    bu maçı kaybedeceğimizi maçtan 2 gün önce rüyamda görmüştüm. maçı 2:1 kaybetmiştik ve ben o an uyandım.

    moralim bozuldu ama rüyamı kimseye anlatmadım (gerçekleşmesin diye). ama kaderden kaçış yok. olacakmış oldu.

    bazı maçlar insanın içine doğar. bu maç öncesi hiç rahat değildim. bazı arkadaşlar fark atarız filan yazarken ben şu şekilde yorumda bulundum.

    --- alıntı ---

    ben bunlara kendi sahamda yenilip son maça stres altında çıkmak istemiyorum.
    şampiyonluk için beraberlik yetiyor. hiç riske girmeye gerek yok.
    --- alıntı ---

    edit: fb 10 kişi kalınca fb galibiyetine bastım. ilk defa kazandığım için bu kadar üzüldüm.
  • 1428
    böyle bir rezilliği çok az gördüm. 10 kişi rakibe karşı pozisyona girememek falan olacak şey değil. 10 kişi kalınca beraberlik bile fenerlilere teselli ikramiyesiyken şu rezil durum bizleri kahretti. taraftarı falan suçluyorlar, ne oynamış takım da taraftar maça girememiş. takım oynasaydı taraftar maça girerdi. gerçekten çok yıkıcı oldu. şampiyonluk önemli ama şu durum çok can sıkıcı, hala içimiz soğumadı.
  • 1431
    herşeyini kaybetmiş bir takımın heyecanlı rakibine karşı kafası rahat çıkıp kazandığı maç oldu.

    galatasaray o kadar heyecan yaptı ki futbolcular asla kendisi gibi oynamadı. bölüm bölüm analiz edelim.

    1)fenerbahçe maça önde pres ile başladı ve 20 dakika boyunca djiku atılana kadar buna devam etti. aslında bu durum devam etseydi bizim işimize gelirdi. çünkü geriden uzun paslar attığımızda açık veriyorlardı ama ciddi bir kontraatak yakalayamadık.

    2)djiku atıldıktan sonra 10 kişi kalan fenerbahçe oyun planını değiştidi ve geriye yaslandı. okan hoca'nın galatasaray'ında iki senedir geriye yaslanmaya karşı bir zaaf var. hatta aynı sorun fatih terim'de daha feci vardı. yani 5 yıldır galatasaray'da böyle kronik bir sorun var.

    10 kişi kalan fenerbahçe takımı ikiye ayırarak önde presi akıllıca devam ettirdi. fred ve batshuayi'nin olumlu presleri geriden oyun kurmamızı engelledi ve topu olumlu kullanamadık.

    topu geriden çıkarırken torreira çok yalnız kaldı. baskıyı kırması gereken kerem demirbay ve mertens ortada yoktu.

    mertens, icardi, ziyech gibi tecrübeli futbolcular bu durumu değiştiremedi. bence çok heyecan yaptılar.
  • 1432
    tamam, sinirlendik, kudurduk ama geçti gitti. çemkirmelerin, sövgülerin dozu epeyce kaçtı. artık sakin olup bu maçta ne yaşandığıyla ilgili sağlıklı tespitler yapmak lazım.

    maçın kırmızı karta kadar olan, yani 21 dakikalık ilk bölümünü sakin kafayla tekrar izledim. geçtim şovmen futbolcu eskilerini, teknik-taktik yorumcularının analizlerinin bile ne kadar abuk subuk, ne kadar skor odaklı olduğunu fark ettim. güya en saha içini konuşan adamlar bile hocanın, futbolcuların, camianın fb'yi küçümsediğini, hazırlık yapmadığını söyleyecek kadar olaydan kopuklar. - kırmızı karta kadar olan bölümden bahsediyorum -

    neymiş, fb/iso kartal öyle dahiyane plan yapmış ki gs kitlenmiş falan filan. yaptıkları tek şey tam saha 1'e 1 baskı. yani taktik deha denilen şey herkesi biriyle eşleştirip onun başından ayrılma, demek. peki işe yaradı mı, birkaç kez. dünyada bunu hangi takıma yapsan 20 dakikada birkaç kez top kaparsın zaten. en tehlikeli olanları da kerem demirbay lakaytlığından kaynaklanan iki top kaybımız. karşılaştığımız şey birkaç cılız şut oldu. sadece 1 tane şimanski'nin az farkla giden şutu var. bu süreçte fb'lilerin vücut dili ve aksiyonları aşırı motive oldukları, bu nedenle telaşlı, ve harcadıkları pres eforundan dolayı bitiricilik yapabilecek enerjilerinin tükendiğiydi. ve bu presleri delindiğinde faullerle, ortamı gererek ataklarımızı savuşturma gibi niyetleri vardı, aldıkları talimat bu yöndeydi ve çok belliydi.

    karşılık olarak sakin kalmaya ve ısrarla gerek uzun gerek kısa kendi oyunumuzu oynamaya çalıştık. arda kardeşler'in kötü hakemliği buralarda devreye girdi. barış'ın osayi tarafından saniyelerce kündeye getirilmesine kart çıkarmazken gidip alakasız ve sonu kendiliğinden tatlıya bağlanmış ufak atışmaya kart çıkartıp berbat bir hakem olduğunu bir kez daha ispatladı. mesajı şuydu: oyun içinde bol bol birbirinize faul yapıp maçı durdurabilirsiniz ama kavga edip benim otoriteme tehdit oluşturursanız affetmem. fb'nin bire bir baskı için enerjisinin azaldığı, geçişler bulmaya başladığımız ve oyunun lehimize dönmeye başladığı dakikalara gelmiştik. tekrar söylüyorum, yorumcuların dahiyane bulduğu bire bir baskı aslında bizim işimize gelecekti artık. ve djiku oyunda o kadar atıl durumdaydı ki kart gördüğü sert hareketi ve ikinci sarısına neden olan pozisyon iso'nun hurra planının ne kadar zayıf ve sürdürülemez olduğunu gösteriyordu. djiku atıl durumdaydı çünkü 1'e 1 baskıda kontrol etmesi gereken alan epey fazlaydı ve torreira'yı takip etmekte çok zorlanıyordu. ayağına top değmedi neredeyse.

    işte o pozisyon ve djiku'nun atılması görünenin aksine bize zarar, fb'ye yarar sağladı. oyunu ele almaya başladığımız ve fb'yi geri koşturmaya başladığımız sekanslar başlamıştı. zayıf karnı bulmuştuk aslında. ama 10 kişi kalınca planı arkaya yaslanma olarak güncelledi dahi iso. kimin aklına gelirdi ki? üstelik düşmeye başlayan dirençlerini ve enerjilerini daha ekonomik kullanacaklardı artık. atıl durumda bulunan ve tek faydası bir şekilde saha dışına alınmak olacak djiku da çıkmıştı. kötü hakemliğin dengeyi 10 kişi kalan takım lehine yeniden düzenleyeceğini, artı olarak mağduriyet psikolojisinin ekstra direnç katacağını hepimiz biliyoruz. bjk geçen sene 10 kişiyle kadıköy'de 4 atmıştı fb'ye.

    kırmızı kart pozisyonuna da parantezi açayım. o anda da kararı ağır buldum. faulse de değilse de içime hiç sinmedi ikinci sarı. faul değilse de torreira'ya kızmam, yapması gerekeni yaptı der geçerim. umut vadeden net atakta barış'ı yere yatıran osayi'ye kart çıkarmayan arda, bu pozisyonda tereddütsüz çıkararak maçın içine etti ama. yukarıda dediğim gibi sarılı ve kötü önlibero djiku, bizim için olmayan djiku'dan daha değerliydi oyunun dengesi açısından. maçın kalanında galip geleceğimize 1 saniye bile inanmadım kırmızıdan sonra.

    maçın geri kalanındaki oyunu okuma, değişiklikler şu bu filan eleştirilebilir, orası ayrı konu ama maçın bitişinden beri yok "gs hazırlık yapmadı, yok çalışmadı, kibir, laubalilik (kdb hariç), küçümsedik" gibi yorumlar saçma sapan şeyler. baş altı ya da orta seviye anadolu takımlarına bile maçın ilk 20'sinde daha fazla pozisyon verdiğimiz en az 5 maç sayarım size. fb o kadar efora, prese, dahi (!) planına rağmen birkaç uzaktan şut dışında hiçbir şey üretemedi. sonunda da iyice olayı gurur meselesine çevirip maçı tuttu. yoksa maç başı planımızdaki sakin kalma, uzun-kısa-geçiş çeşitli varyantlarımızın hepsini usul usul deneyip maçı 2-3 farklı kazanacak bir noktaya doğru götürüyorduk. maçın içine etti hakem. hem de fb'yi 10 kişi bırakarak aslında onların ekmeğine yağ sürerek.

    inanmayan açsın ilk 20 dakikayı tekrar izlesin.
  • 1433
    6 yıldır teneke dışında tek bir kupası dahi olmayan, her kulvarda ve finalde kafasına küsküyü yiyen, galatasarayımız tarafından bu süreçte defalarca şamarlanan küçük fenerbahçe için gayet sevinilesi bir sonuçla bitmiştir. bu kadar abartmaları, kenetlenmeleri ve bu kadar konuşmaları tutunacak tek dal olarak uzattığımız bu maçın sonucudur. elbette şişirecekler, büyütecekler, kabaracaklar. çünkü ellerinde başka hiçbir şey yok. tek başarısı galatasarayı yenmek olan takım ve tek başarısı rahmi koçun yediği patateste bir vitamin olmak olan mevcut başkanlarının, herkesin duyunca titrediği o soyadının gücünü bile elinden aldık. hayattaki tek başarısının dahi tadını çıkaramayacak kıvama getirdik.

    maç boyu ve sonu yaşanan tüm ahlaksızlıklar galatasaray’dan hiçbir şey götürmeyeceği ve zarar veremeyeceği gibi; mayası nefret ve kavgayla, zifte dönmüş fenerbahçeyi asla ve asla başarıya taşıyamayacaktır.

    galatasaray, kişilerin elinde oyuncak olmadığı gibi camianın kültür ve hedeflerini taşıyamayan kim varsa üstünü çizmeyi her zaman bilmiştir. bu camia’da böyle seviyesizlikler göremezsiniz.

    yalan yok, bu maçın sonucuna çok kızdık, üzüldük. şimdi artık tarihimizin mayası olan “ortada bir kupa varsa galatasaray onun talibi değil, sahibidir” sözünü tekrar tekrar hatırlayıp, ayağa kalkıp yaşanan bunca seviyesizliğe verilecek en iyi cevap olan şampiyonluk ipini göğüslemektir.
  • 1434
    maç öncesi genellikte herkes sanchez - nelsson tandemi görmek istiyordu hoca istenileni verdi. hatta çoğu kişi sanchez - demirbaylı sol taraf kuruyordu.

    tüm hafta boyunca `sosyal medyası, maç önü analizcisi el ele vererek sanchez - demirbaylı kadro kurdu`. nedeni ne?

    abdülkerim son haftalarda kötü oynuyormuş. rakibini döndürüyormuş… sanchez, `fred’in plaseyle kaçırdığı topta batshuayi’yi döndürmedi mi?`

    bu şu demek oluyor ben oyunu tek fazlı düşünüyorum kafamda. kimse pres yendiğinde sol stoperden topu kim çıkaracak diye düşünmüyor mesela. sol bek’in oyun kuramıyorken, sağ stoperin kuramıyorken sen gidiyorsun birde en iyi oyun kuran sol stoperini keserken, diğer en iyi oyun kuran stoperin sanchez’i ters ayaklı yerde oynatıyorsun.

    çoğu kişi hep tek taraflı düşündü. sanchez topu karşılar adamı döndürmez… bakın hepsi defans odaklı. bu yüzden oyunu tek fazlı düşünmüş oluyorsunuz. galatasaray pres yediğinde sol stoperde davinson `nasıl oyun kuracak?oyun sıkıştığındabarış alper’e kim uzun top atacak?hat kıran pasları kim atıp` fener’in ön alan presini kıracak diye düşünen var mıydı?

    geçen hafta içi maç önü analizimde kurduğum galatasaray kadrosunu şöyle iliştireyim de daha rahat konuşayım. beni skor yorumcularından sanmayın: https://gss.gs/Aiy.png

    çünkü şimdi bakıyorum herkes apo-berkan oynamalıydıya dönmüş. yahu kardeşim 1 hafta boyuncu sanchez - demirbay diye bağırmadınız mı?

    bakın her zaman oyuncular tutmaz. apo-berkanda rezil oynayabilirdi. fakat sorunun başı popülizm ve oyunu tek taraflı mantığa sığdırma.

    gelelim demirbay konusuna. maç öncesi lospolloshermanos ile konuşurken ısrarla apo-berkan en mantıklı seçenek demiştim. o da bana sanchez - berkan bekliyorum çünkü daha dirençli oluruz demişti. ben ise oyunun `sol tarafında kalan oyunculardan en az 1 tanesinin oyun kurucu olması gerektiğini` eğer sanchez oynarsa bu yüzden demirbay’ın oynaması gerektiğini söylemiştim. fakat bunu dedikten sonra benim en son tercih edeceğim şeylerden biri bu demiştim çünkü `ben orta sahada berkanla karşılama yapıp ön alan presine karşı geriden oyun kurabilen sol ayaklı abdülkerim’i `defalarca tercih ederim.

    yahu maçın tek pozisyonu sanchez’in top sürerek aldığı frikikte geldi. hani abdülkerim’in her 5 dakikada bir zevkine yaptığı top sürerek defanstan çıkma işi. ki karagümrük maçında bu şekilde icardiye asist yapıyordu.

    ayrıca berkan hat kırıcı dripling yapabilecek bir oyuncuydu ve oyun sıkıştığında bunlardan faydalanabilirdik. aynı zamanda berkan ön alan presinide driplingleriyle kırabilirdi.

    şuan herkes neden bu kadar kötü oynadık? galatasaray şampiyonluk maçında atak bile yapamaz mı yahu? diye kendine soruyor ya…

    ilk önce kendinize şunu sorun. ben neden önce fenerbahçe’yi karşılamayı düşündüm? ben neden sadece savunma odaklı tercih yaptım? neden sırf savunma önceliğini düşünüp sanchez’i kadroya koydum diye düşünün…

    galatasaray’ın şampiyonluk maçında düşünmesi gereken ve her zaman düşündüğü ilk şey ben nasıl karşı kaleye gidebilirim olmalıdır. bu yarın pazarspor ile oynasakta aynı fenerbahçe ile oynasakta aynı.

    ama bu demek değil ki defansif önlem almayacağız. defansif önlemi berkan’ı orta sahaya koyarak aldık zaten…

    sözün özü, koskoca 1 hafta taraftarından yorumcusuna herkesin beklediği sanchez’in stoper başladığı ve kaleye isabetli şut dahi çekemediğimiz maç olmuştur.

    umuyorum ki özellikle irfan hocam sosyal medyadaki , youtubedaki taraftar yorumlarına kulağını kapatıyordur.
  • 1436
    yazmak için iyice sakinleşmeyi bekledim. yoksa o sinirle neler yazabileceğimi ben de bilmiyorum.

    mağlubiyetin ilk sorumlusu dursun özbek yönetimidir. arda kardeşlerin atanmasından tut sahada olan her türlü rezaletin hesabı kendilerine yazılır.

    ikinci sorumlu erden timurdur. şampiyonluk gündeminden alıp tamamen erden timur kalacak mı gidecek mi sorusuna döndü bütün camia. konsantrasyon kaybının en büyük sorumlusu yaptığı basın toplantısı ve verdiği cevaplarla kendisidir.

    üçüncü sorumlu okan buruktur. geçen sene fener maçına tüm takım sarhoş çıkabilirdi. çünkü şampiyonduk. ama daha bitmemiş bir mücadele için 2 gün izin vermeler, takımı iyi hazırlayamamalar, oyuna çok geç ve hatalı müdahaleleri. hiç yakışmadı okan hocaya ki maçtan önce en büyük güvencem oydu.

    dördüncü sorumlu taraftardır. mert hakana gereğinden fazla önem verip boşu boşuna gerildiler. zaten şampiyon olduk havasındaydı çoğu taraftar. hatta büyük kısmı 7-0 olur diyordu. sonuçta rakibi boğamadığımız tam tersine boğulduğumuz bir maç oldu.

    beşinci sorumlu oyuncular. icardi ve demirbay başta olmak üzere ciddiyet yoktu maçta. o hırs, o adanmışlık olmayınca basan koşan fener 10 kişi yendi bizi. icardi çok büyük hayal kırıklığı oldu maçta. adam terlemedi bile. kimse kusura bakmasın icardiyi sevmek başka, icardinin oynadığı o futbola benzemeyen şeyi savunmak başka. adam bütün maç 10 kişi oynattı bizi.

    altıncı sorumlu hakem. yine aleyhimize olabilecek herşeyi yaptı. son dakikada keremin pozisyonunda var çağırabilir diye maçı hemen bitirdi. suç onda değil ama, suç bu şey maça atanırken florya arazisinin kavgasına düşen yönetimde.

    hayırlı mağlubiyet falan denmiş. böyle hayırlı mağlubiyet olmaz. 1 senenin emeğinin verildiği mağlubiyete hayırlı denmez. olsa olsa rezillik denir.

    teknik ekip, oyuncular 1 sene boyunca çok ciddi emek verdiler. gerçekten bu şampiyonluğu çok hak ettik. umarım 26.5.2024 konya galatasaray maçında bir hata yapmayız ve şampiyon oluruz da bu maç sadece anılarımızda tatsız bir olay olarak kalır.
App Store'dan indirin Google Play'den alın