• 5
    rijkaard ve galatasaray için herhalde en unutulmaz tarihtir. biri 2000 senesinde kopenhag'da zafere ulaşırken diğeri 2006 senesinde şampiyonlar ligi şampiyonu olmanın apoletini alıyordu... ister tesadüf deyin ister kaderin örülen ağları ama her ikisininin de karşısındaki rakip bile aynıydı...ben tesadüf olduğunu düşünüyorum ne de olsa biz tesadüfleri severiz .. belki başka bir 17 mayıs'da bir kupa * kazanılacak bu sefer beraber olacaklar ve o iki ismi yine tarih yazacak... rijkaard ve galatasaray

    (bkz: 17 mayıs 2000 galatasaray arsenal maçı)
    (bkz: 17 mayıs 2006 barcelona arsenal maçı)
  • 23
    bu günü en iyi özetleyen yazılardan biri budur sanırım...noktasına virgülüne dokunmadan;

    tarih ekim 1905;

    "maksadımız ingilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve isme sahip olmak ve türk olmayan takımları yenmektir." ali sami yen

    tarih 17 mayıs 2000;

    06:30 her sabah olduğu gibi okula gitmek için uyanma saati. yok yok, uyanma değil sadece yataktan kalkma saati. o gece doğru düzgün uyunabilinmiş mi ki zaten...

    07:30 okul. gerçi okul da kalmış sayılmaz pek. öss' ye 1 aydan az kalmış, okul sadece formalite artık. arkadaşlarla zaman geçirmece, stres atmaca...

    10:00 tenefüs. ders var mıydı ki zaten... akıl derste değil ki...

    10:45 okuldan firar. geçmiyor ki saatler kapalı mekanda. play stationcuya gidip akşamın provasını yapmaca...

    12:00 dönercide öğle yemeği. 7-8 tane farklı gazete alınmış, hatim edilmekte...

    12:45 etüd saati için dersaneye gidiş. sırada otururken gazetenin birinde kupanın ve arkasında şükür' ün gol sevinçlerinin göze ilişen resmi. derin düşünceler. yoksa... olur mu acaba... yaaa ne dersanesi ne etütü çık git işte dışarı... dersaneden de firar...

    13:30 av bayisine giriş. cepteki itinayla biriktirilmiş harçlıkların meşalelere, torpillere, envai çeşit havai fişeklere yatırılışı... elde kalır mı acaba...

    14:30 ev. ve yoğun düşünceler zinciri. deplasmanda 4-1 kazanılan herta berlin maçında tesadüfen keşfedilmiş bir uğur. o maçtan itibaren finale kadarki maçların hepsi, asy' de ise 37 ekrandan, deplasmanda ise salondaki 55 ekrandan izlenmiş. acaba bu akşam hangisi olmalı? fikstüre göre ev sahibi galatasaray gözüktüğü için 37 ekran mı, maç parken stadında olduğu için büyük ekran mı? offfffff.....

    15:00 tv açık. her kanalda aynı heyecan, aynı görüntüler. tivoli meydanında kavga çıkmış. üç haneli promillere kavuşmuş ingilizlerle bizimkiler. bayağı karışık ortalık. yine ölüm olayı yaşanmasa bari. bu sefer derdimizi kimseye anlatamayız. meydandan canlı yayın var. sandalyeler havada uçuşuyor. bizimkilerden biri bisiklet fırlattı ingilizin üzerine. ingilizler akıllı. sağlam duruyorlar. kopma yok hiç aralarında. o da ne, ara sokağın birinden plevneler' den kopup gelmişcesine akın akın meydana dalan türk grubu. püskürttük ingilizleri. ilk raund bizim...

    15:30 reha muhtar goygoyculuk yapmaya devam ediyor. meydandakilere gaz verme mi ararsın, dramatize mi ararsın hespi var. aykut ışıklar' ı gösterdi şimdi, yaşanan arbedede çok feci yaralanmış. yüzü kanlar içinde...

    16:30 ufak bir kestirme girişimi. gece uyuyamamanın acısı çıkıyor. aman çıkacaksa şimdi çıksın, akşama sakata gelmeyelim...

    17:00 uyku haram. tv' de olayların görüntüleri gösterilmeye devam ediyor... olaylar taraftarı etkilemese bari, çok ihtiyacımız var onlara...

    18:00 hala kararsızım. 37 mi, 55 mi???

    19:00 yemek. erken yemek lazım.

    19:30 tercih 55. ali sami yen olmayan her yer deplasmandır bize...

    20:00 stat içi görüntüleri. ekrana göre sol kale arkası bizim taraftarlara ait. sağ ingilizlerin. ama danimarkalılar' a satılması gereken biletlere de biz sahip çıkmışız. çıkacağız tabi, bir ömür beklemiş bu geceyi görmek için benim halkım, benim gurbetçim...

    20:15 türkiye' den getirilen halk oyunları ekibi. saha içinde anadolu' dan çeşitlemeler sunuyor.

    20:30 kale arkası tribünümüzde dev galatasaray forması açılmış. üst katta bir sami yen kapalısı klasiği; kırmızı davullar yan yana dizilmiş. yine üst tribünün önünde asılı dev pankart; finale kadar elediğimiz bütün takımların adı yazılı ve üstünde çizik var. son sırada arsenal yazılı, çizgi hazır bekliyor. güzel pankart. "karşı" ya psikolojik üstünlük...

    20:45 danimarkalı ponpon kızlar sahada. bir ellerinde sarı-kırmızı bir ellerinde kırmızı-beyaz ponponlar... maşallah...

    20:55 offff... heyecan büyük...

    21:00 aslanlarımız ısınmak için sahada... atmosfer müthiş. keşke orada olabilsem....

    21:30 15 dakika var. galatasaray' ın finaline 15 dakika var...

    21:35 fatih' in aslanları sahada. ve üstlerinde beyaz forma var. yoksa... kasım 1988... neuchatel...

    21:40 seramoni. kamera tek tek futbolcuları gösteriyor. seaman, dixon, keown, adams, parlour, silvinho, vieira, petit, overmars, bergkamp, henry... taffarel, capone, büyük kaptan, popescu, okan, ümit, suat, ergün, arif, "10" ve "9"...
    inanç var yüzlerde, özgüven var, buraya kadar hakkıyla gelmiş olmanın bilinci var...

    21:45 lopez nieto' nun düdüğü "do minör" den girdi, taraftar üçlüden...

    21:55 sağ tarafki kaleye hücum ediyoruz. topa sağlam basıyoruz, konsantrasyon yerinde gözüküyor.. okan sarı gördü. yapma oğlum yaa, sen hırçın adamsın dayanamazsın şimdi 80 dakika daha... offf...

    22:02 kaptan da sarı gördü. allah' ım ne olur, allah' ım sen koru....

    22:12 arif ortaya çevirdi, akıllara gelen, arif ortalarında "9" un dortmund ve leeds' e attığı kafa golleri var. hayır hayır, bu top havadan değil, "9" ayağının üzerinden sektirdi, top havalandı, "9" dengesini kaybetti , evvvet rövaşataaaa... topun üst direği sıyırmasıyla, kumandanın tv' nin ekranını sıyırması eş zamanlı oluyor...

    22:20 overmarsss, ohhhhhh... taffarel iyi yerde...

    22:27 işte işte işte, savunmalarında hata var, ofsayt yok. arif hafif sol çaprazdan seaman' la münasebette, sağında "9" bomboş, o da ofsaytta değil, ver ona dokunsun gol olsun, hayır arif, vurma arif, pas ver arif, yapma arif... ******** arif, ******** arif.... top direğin yanından autta... *******arif...

    22:30 devre bitti. her maçtaki mücadelemizi yapıyoruz. oyun dengeli. ama daha çok koşan bizdik. acaba yorgunluk sorun olur mu? oofffffff.....

    22:32 ayağını ******* arif, ******* arif, ******* arif.....

    22:39 55 seçimi doğru galiba. ama dur bakalım bi devre daha var...

    22:44 takım sahada. değişiklik yok.

    22:45 ikinci 45... haydi aslanlar, buradan dönmek olmaz.

    22:49 taraftarımızın olduğu kaleye hücum ediyoruz. okan' dan yerden isabetli bir pas. top "9" da. haydiiii şutttt , olmazzzzz bu maçta olmazzzz, bu gece olmamalı... direkten oyun alanına geri döndü top... yerdeyim..

    22:55 top "10" da. çok sıkı baskı var üzerinde arsenallilerce uygulanan. sağ çaprazdan şutttt, kornere...

    23:00 "10" gol pozisyonuna girmedi, kaleyi de pek yoklamadı ama gününde. pas dağılımı yine çok iyi. varlığı yeter, umudumuzsun...

    23:08 oyundan düştük mü ne... tehlike varrr, gelişine vurdu yandan aut.. ya sen savunmacı değil misin ne işin var orada, başımıza iş açma *****...

    23:15 işte o ses. maçın başından veri susmayan taraftarımızın sesi. bu sefer stattaki bütün türkçe bilenler hep bir ağızdan katılmış tezahürata. müthiş efor harcayan aslanlarımıza yasal doping bu; "dağ başını duman almış gümüş dere durmaz akar, güneş ufuktan şimdi doğar yürüyelim arkadaşlar..." şafak vakti yakın, yürüyoruz...

    23:17 orada değilim ama aldım o elektriği. bu tezahürat inancımı katmerledi. kilometrelerce uzaktan beni etkilediyse, aslanlarımız haydi haydi etkilenmiştir. dinleyin ve ezberleyin ingilizler, "bu gök deniz nerede var..."

    23:28 son dakikalar... iki takım da yoruldu ama bizim yılmaz presçilerimiz daha bir yorgun. arsenal tehlikesiii, savunamız başarılı ve kontraatak. top "9" da, bir çalım, seaman karşısında ama ahhhhhhh, yorgunluk işte... dengeyi kaybetti kral, zayıf vuruş.

    23:32 artık dakika 90. serbest vuruş. topun başında "10" ve "9". o da ne "9" vuruyor, top havalandı, akıllarda "9" un 3 sene önce asy' de g.antep' e attığı frikik golü var... direğin üstünden az farkla aut. canın sağolsun "9"...

    23:33 bitti. yedik koca 90 dakikayı. sevinsek mi üzülsek mi... altın gol olayı da var..

    23:35 dualar dualar dualar....

    23:40 başladık. sağ kaleye hücum ediyoruz..

    23:41 tribünler muhteşemsiniz. muh-te-şem.. "sesimizi yer gök su dinlesin sert adımlarla her yer inlesin in-le-sin!!!"

    23:44 ****adams rahat bıraksana "10" umuzu. laannnn!! "10" neden "10" ? kırmızı çıktı... eee hani adams' a, olamaz! ona sarı! ***** hakemi, ***** hakem, *****adams, *****adams....

    23:45 arif çıktı, şaş girdi. teşekkürler arif. buraya kadar bizi taşıyanlardansın...

    23:50 offf, kart dengemizi bozdu, yükleniyor arsenal. allah' tan net pozisyon vermedik. dualar dualar...

    23:54 eyvah! kaptan sedyeyle dışarda. oyuncu değişikliği hakkımız doldu.. 9 kişiyiz...

    23:55 nieto risk almıyor, 105. dakika kronometrede göründüğü anda bitiriyor.

    23:56 saha içinden bir kare... galatasaray' ın neden burada olduğunun cevaplarından sadece biri... kaptan ve yanında doktorlarımız var... omzu sarılıyor... çıkan omzu... mavi bir bandajla...

    00:00 golsüz maçtaki 4. santra yapılıyor. hücum yönümüz taraftarlarımızın da olduğu sol kale... kaptan sahada... gözümde akmasına ramak kalmış bir damla yaş....

    00:04 orta sağ kanattan geldi, ön direği aştı; top arka direğe süzülüyor, gözlerim beyaz formalı birilerini arıyor ama yok. sadece havada asılı duran bir sarı formalı ve kalede de bir mavi formalı... bir kaç saniyeliğine duran bir kan dolaşımı, durup durmamakta tereddüt eden bir kalp, kesik kesik alınan nefesler... ve tanrının eli...

    00:07 yapmayın, daha az önceki tarif edilmez kurtarışın etkisinden çıkmamışız, vurdurmayın. vurduuu; taffrarel, dönen topu bari vurdurmayın, vurdu; yine tafi... offffffffff offffffff... bitsin artık...

    00:10 tribünler el koydu maça yine... hiç bırakmamışlardıki zaten. hala 11 kişiyiz işte...

    00:11 sinir testi bu yaa, sinir testi...

    00:15 bitti... 120. dakika da devrildi... penaltılar... gerilmekten helak olmuş bir vucüt ve seri penaltı atışları. bu kadarına dayandıysak daha nelere dayanır bu vücut...

    00:17 herkes çimlerde. masajlar yapılıyor, atıcılar belirleniyor. arif iyi ki çıkmış oyundan diyoruz. akıllara 94 ve 98 de taffarel' in brezilya formasıyla kurtadıkları geliyor, şimdi niye olmasın.

    00:23 atış yapılacak kale belirlendi, taraftarlarımızın olduğu kale!! arsenalliler çok sinirli, itirazlar var...

    00:24 varımız yoğumuz sahada. her şeyimizi tükettik; sahada emeğimizi, tribünde sesimizi, ekran başında dualarımızı... beyaz nokta tarihin seyrini belirleyecek...

    00:25 ilk atış bizim. top "kemik" te. haydi ergün, sen soğukkanlısındır. haydiii haydiii ve golllll.. 21:45' ten beri çizgiyi geçen ilk top... iyi başladık...

    00:26 suker' in elinde top. dikti topu noktaya. gerildi, durdu, geliyor vurduu direkkk! allah' ım direk!! ilk atışlar 1-0 !!

    00:27 ikinci atış için "9" geliyor. bugün kaçırma sırası değil kral. aman kral. hayatının geri kalan kısmındaki bütün penaltıları kaçır ama bunu değil... "9" ,"9", "9" vee attııı! atttııı!!.. 2-0!!

    00:28 parlour geliyor onlardan.. bu da soğukkanlıdır.. haydi taffarel haydi.. parlourrr... 2-1...

    00:29 üçüncü penaltıcımız ümit! gecenin en rahat, en güvenli anı! haydii ümitt "ümit ve ters köşe, biri sağa biri sola.." 3-1.. oluyor mu ne sanki...

    00:30 vieira... sert vurur... tribünler yine çalışıyor. atkı, bayrak, forma ne varsa sallıyoruz dikkat dağıtmak için. haydi taffarel, ne olur taffarel... geldi, vurdu ve direekkkk!! "tanrı bizim almamızı istiyor..."

    00:31 popescu... atarsak alıyoruz. bu nasıl bir şey? nasıl tarif edilir, nedir... daha önce yaşanmamış bir bilinmez... türkiye için yeni bir duygu tanımlaması... ya da artık her neyse... işte gelinebilecek son nokta. ötesi yok... bir ilk... bitiş... mayıs ayında, alakasız bir avrupa şehrinde bir modern zaman destanı... popescu topu dikiyor... seaman' la bakışmıyor bile... atarsa neler olur bilmiyoruz... hiç yaşanmamış ki, hep beraber göreceğiz... popescu gerildi... aklından neler geçiyor bilinmez... yüzünün dönük olduğu kalenin arkasındaki 15 bin kişinin kendisinden tek istediği o topu çizgiden geçirmesi. "haydi popescu, haydi oğlum, haydi oğlum..." saha kenarında imparator ve aslanları, tribünde onbinler, dünya üzerinde milyonlar; popescu' nun adımlarıyla tuttu nefesini, popescu' nun kollarını açıp tribünlere koşmasıyla bıraktı nefesini: "gooooooooooooooooooooooooooooooolllll gooll leventciğim gooolll, kupa bizim, kupa bizim... korkunç birşey!... allah' ım sana şükürler olsun, allah' ım sana şükürler olsun. uefa kupası 1999/2000 sezonunda bizim sevgili seyirciler..."

    kaynak: tanıdığım en sağlam galatasaraylılardan olan kadim yoldaşım sen sabittin ben geldim...