• 2
    ercan taner'in ses telleri parcalarcasina costugu ve gollerden sonra yayinci kurulusta calisan reji'nin, cem uzan'in gol sevinclerini ekrana yansittigi mactir. skor 4-0 olduktan sonra, hakan sukur'un topukla gol atma sevdasi yuzunden mac 7'ye 8'e gidememistir.

    galatasaray, bu mac sonrasi deplasmanda bir ispanyol takimini yenen ve aynı zamanda 4 gol atan ilk türk takimi olarak tarihe gecmistir.

    dipnot:
    simdi bu takima bakildiginda basit bir takimmis gibi gelebilir. 1998-1999 sezonunda kupa galipleri kupası'nda finalde ss lazio'ya 2-1 yenilerek kupaya veda ettiklerini ve aynı sezon ispanya ligini 3.bitirdiklerini unutmamak lazim.

    (bkz: real mallorca)
  • 5
    buz gibi bir istanbul gecesi içimizi ısıtan mükemmel bir maçtı. istanbul ne kadar soğuk olsa da ispanya gayet sıcak bir gün geçiriyordu. yıllardır çok nadir yağmurun yağdığı mallorca adası o gün biraz serinlemişti. nede olsa galatasarayımız gol sağanağı altında ispanyayı terk etmişti.
  • 7
    bu maçtan sonra atina'da büyük bir coşku olmuştu. kurban bayramı dolayısıyla rekor sayıda türk tatil amaçlı yunanistan'daydı ve sokaklarda zaferi kutladık, bu coşkuya yunan kardeşlerimiz de ortak olmuştu. tavernada maçı beraber izlediğimiz yunan abiler goller geldikçe bizden daha çok sevinmişti.
  • 10
    kurban bayramı tatilini antalya simena tatil köyünde geçirmemle beraber, maçı da 600-700 kadar kişiyle beraber konferans salonunun en ön sırasında dev ekranda seyrettiğim galatasaray'ın tarih yazmaya başladığı tarihi maçlarından birisiydi. ilk kez bir türk takımı, bir ispanyol takımını ispanya'da yeniyordu. bu maç bir erken uyarı sistemiydi aslında. birşeyleri önceden haberdar ediyor, gösteriyordu adeta.
  • 15
    maçın spikeri ercan tanerdir.
    arif erdem'in ilk golünden sonra mallorca takımı santra yapana kadar "goolll.. golgolgol.." diye çığlık atmıştır. bu gol ilk yarının sonları tam olarak ise 43.45 de gelmiştir.. arif erdem'in aşırtmasıyla 1-0 öne geçmiştik..
    2.golümüz okan buruk un ceza sahası dısından ayağının dısıyla emre belezogluna verdigi pasla emre nin kontrolü ve ercan taner'in sözleri herşeyi özetliyordu.
    3.golümüz ise bülent korkmaz ın ünlü uzun paslarından biriyle geldi.mallorca savunması bir an dengesiz yakalanıyor ve hatasıyla hakan sükür ün önünde kalıyor,hakan sükür leo franco nun üstünden 3.golü ağlara gönderiyordu.
    4.golümüz ise arif rüzgar gibi eserken araya kaçan okan buruk u görür ve okan kaleciyi geçip golü atıyordur..
    ercan taner'in golden sonraki sözleri "1 yetmedi 2 oldu 2 yetmedi 3 oldu 3 yetmedi 4 oldu dört seklindeydi.."
    real mallorca'nın tek golü ise laurent den gelmişti. üst üste gelen ataklara karsın çıkmayan topu tamamlamıstı..

    aslında ercan taner'in 3.golden sonraki sözleri herşeyi özetliyordu :
    "galatasaray ispanya da futbol dersi veriyor bu dersin adı futbol yer ispanya oynayan takım galatasaray ! "

    "harikasınız cocuklar ! "
    "11 altın adam "
    "mallorca'yı feth ediyoruz.."
    sözlerini ise maçtan sonra duyabiliyorduk ercan tanerden.
  • 19
    okmeydanın da "albayın yeri" denen mekanda ikizim ve amcam ile izlediğim maçtır. eee yaşın 18 i geçmiş olması ve amcamın da bizim kafadan olması vesilesi ile karşılıklı bira tokuşturarak izlediğim maçtır. maçtan önce "yok mallorca şöyle, yok böyle" sözleri mevcuttu. ama maç sonunda 3 ü aşırtma olmak üzere toplam 4 golle ve kısaca amcamın tabiriyle "osurtmuştuk" mallorca yı.

    (bkz: tarihte birgün)
  • 21
    annemle babam yeni ayrılmışlar. ben daha durumu kavrayamamışım; en eğlendiğim yerde, ananemlerin evinde kalıyoruz annemle. her istediğim yapılıyo, şımartılıyorum baya. o gün bi gazete sarı-kırmızı yüz boyası dağıtmış, büyükbabam da almış getirmiş eve. ananem o zamanlarki yılbaşı, doğum günü kutlarken yaptığı menüden yapmış. koyu galatasaraylı dayım, suratı sarı-kırmızı ben, ananem, annem, büyükbabam, yemekler zart zurt her şey hazır maçı bekliyoruz. zaman geçmez maça kadar diye geç kalkılmış zaten heyecandan kola içemiyorum, inmiyo boğazımdan. neyse maç başladı, bütün gün geçmeyen zaman su gibi aktı, aşırta aşırta yendik mallorca'yı. maç bitti kornalar, kutlamalar başladı dışarda tabi, silah sesleri falan geliyo. dayım dedi "ben çıkıyorum tura, gelceksen gel." ananem, annem falan izin vermediler bana, dayım da aceleyle çıktı hemen evden. dışarda kıyamet koparken biz kanalı değiştirmişiz yılan hikayesi açmışız onu izliyoruz, ben nasıl uyuz olmuşum ama annemlere. ben diyorum tura çıkıcam annem diyo çıkmıcaksın. o anki sinirle çıktım odadan, ağlaya ağlaya arka odaya doğru gidiyorum. daha önce hızlı kapattım diye iki kere kırılan arka odanın kapısının buzlu camına, artık nasıl bi sinirse çift yumruğu koydum. hemen geldiler sesi duyunca, ben yatıyorum yerde, ağzım burnum kan içinde. büyükbabam diyo "dağıldı çocuğun suratı ya ağzı burnu yer değiştirdi yaa.", ananem ağlıyo bi tarafta, annem de hastanede çalışmanın verdiği tecrübeyle herkesi sakinleştirmeye çalışırken burnuma giren camları çıkarıyo bi yandan kanı durdurmaya çalışıyo. ben de hiç bi şey hissetmiyorum bunlar olurken; ne acı var, ne naptığımı anlamışım, elim ayağım titriyo sadece duruyorum öyle duygularım alınmış gibi. neyse babam geldi hemen aldı bizi hastaneye doğru gidiyoruz. arka koltukta ananemin dizine uzanmışım, burnuma havlu bastırıyo bi yandan. trafik sıkışık, tezahüratlar, arabayı sallayanlar... bayrakların altından geçe geçe hastaneye yetiştik. suratımın yarısı sarı yarısı kırmızı, doktor diyo ne sürdünüz bunun suratına, herkes birbirine bakıyo falan. neyse yıkadılar benim suratı, boyalar akınca, kan da temizlenince gördük ki benim burun kesilmiş sadece başka bi şey yok. neyse dikişler atıldı, şakalar, espriler güle oynaya eve dönüyoruz. anneme döndüm dedim "nasıl çıktık ama tura.".
    bu da burnumda taşıdığım izi soranlara keyifle anlattığım bi anı olarak kaldı.
  • 23
    kurban bayramının 2. gününe denk gelen maç. o zamanlar ufaktık babamlar kahvede maçı izlerken içerdeki sigaralı ortamdan etkilenmeyelim diye maç sırasında kahveye sokmadıklarında biz de cam kapıdan izlerdik. ilk yarı arif'in aşırtma golü sayaseinde olacak ki babam beni içeri aldırdı* okan buruk leo franco'yu geçip 4. golümüzü attığında kahveci kadir abi'nin de çay tepsisini keyiften ayaklarımın dibine fırlatmasını hala unutmam. eve geldiğimizde sigara dumanından gözlerim kıpkırmızıydı.

    ayrıca cine 5'te yayınlanan maçın özetini telegol arka arkaya defalarca yayınlayınca star tv'nin 15 gün kapatılmasına sebep olmuştur bu maç.

    cem uzan da keyiften "eeee skerler amk bunu yayınlamıcaz da neyi yayınlıcaz" dedi heralde. *
  • 25
    galatasaray'ın 11'i; 1 taffarel, 22 ümit davala, 3 bülent korkmaz * 35 capone, 67 ergün penbe, 7 okan buruk, 8 suat kaya, 5 emre belözoğlu, 10 hagi, 9 hakan şükür, 6 arif erdem 11 ile başlamış. 82. dakikada hagi yerine 23 hasan şaş, 86. dakikada hakan şükür yerine 36 marcio ve 89. dakikada okan yerine 16 ahmet yıldırım oyuna girmiştir. son idmanda sakatlanan popescu riske edilmemiştir.

    real mallorca 11 ise; leo franco, olaziola, nadal *, silviero, m. soler, lauren, f. soler, engonga, stankovic tristan ve carlos 11 ile başlamış. olaziola yerine 62 dakikada armando, f.soler yerine ibagaza ve carlos yerine novo girmiştir.