• 6
    tarih: 15 kasım 2004... yer: milli takım'ın kamp yaptığı polat renaissance oteli'nin lobisi... milli takım, 2 gün sonra servet'in shevchenko kabusu yaşadığı ukrayna maçına çıkacak.

    vatan spor servisi müdürü ibrahim seten kampı ziyaret ediyor. seten, ersun yanal, zaman zaman menajer can çobanoğlu ve mentör turgay biçer'in de katıldığı sohbet saat 22.00 sularında başlıyor, bittiğinde saatler 02.00'yi gösteriyor. o sıralarda beşiktaş-istanbulspor maçında teşvik primi gönderildiği söylentileri var. seten bu konudaki bilgileri yanal'a anlatıyor. yanal, "bak birader" deyip söze giriyor. "benim başımdan öyle bir şey geçti ki, senin anlattıkların solda sıfır. türkiye'de bu iş bitmiş. sana bunları anlatırım ama bana söz ver, eğer bir gün türkiye'de bu işlerin temizlenmesiyle ilgili bir kamuoyu oluşursa bunu kullan. yoksa bizi kimseye kurban etme."

    ve bizzat yaşadığı teşvik skandalını başlıyor anlatmaya:

    "2000-2001 sezonu... f.bahçe ile g.saray kıran kırana bir şampiyonluk yarışı içinde. g.saray, üst üste 5. şampiyonluğa koşuyor. f.bahçe ise mustafa denizli ile onlara yetişmeye çalışıyor... g.saray puan kaybetmezse de f.bahçe'nin şansı hiç yok... son haftalara girildikçe, bizim gibi (teknik direktörü olduğu agücü'nü kastediyor) takımlarla iki kulübün oynadığı maçlar önem kazandı...

    13 mayıs'ta, yani ligin bitmesine 3 maç kala g.saray ile ali sami yen'de karşılaşacağız. hafta boyunca bana f.bahçe kulübü'nden bizim futbolculara teşvik primi gönderileceği yolunda duyumlar ulaştı... takımı toplayıp sert bir konuşma yaptım:

    'teşvik primi alanı bu takımda yaşatmam. helal olmayan bir parayı almak, insanın ailesini satmasıyla eş anlam taşır. g.saray'ı yenmek için f.bahçeliler'in sizinle bağlantı kurmaya çalıştığı dedikodusu ayyuka çıktı. sakın bu yollara girmeyin, primi alanı affetmem. hepiniz ayağınızı denk alın.'

    johnson-kennedy bağlantısı

    tabii bu konuşma oldu ama ben hepsini sonradan öğreniyorum, 2 takım futbolcuları kendi aralarında işi pişirmişler. mesela o sırada f.bahçe'de oynayan johnson, a.gücü'nün yabancılarından kennedy ve augustine'le konuşmuş, onlar para konusunda anlaşmışlar. bu ikisi takımdaki diğer yabancılar kaleci da silva ve stoper rogerio'yu da ayarlamışlar. yani zaten 4 oyuncu teşvik primine kendiliğinden 'okey' vermiş. cafer'le ayrı bağlantı kurulmuş, hakan keleş'le ayrı... takım, kendi kendine f.bahçeliler'den teşvik alma konusunda uzlaşma sağlamış.

    ben maçtan önce soyunma odasında yaptığım konuşmada herkesi son defa uyardım. neyse sahaya çıktık, olağanüstü oynadık. hakem bülent uzun da bize yardımcı oldu, diyebilirim. (işte burası çok önemli) 10. dakikada faruk ilk golü attı, 1-0 öne geçtik. g.saray ilk yarıda okan buruk kırmızı kartla atılınca 10 kişi kaldı ve paniğe kapıldı. rogerio, 61. dakikada durumu 2-0 yaptı. hasan 63'te skoru 2-1'e getirdi ama yetmedi, biz maçı kazandık, f.bahçe erzurum'u 2-1 yenip büyük avantaj sağladı.

    ne güvenilir taksiymiş ama

    esas bomba maçtan sonra patladı. malzemecimiz 'hocam, bir taksi şoförü bunu size vermemi söyledi f.bahçeti yönetici.. (ismi bizde saklı) yollamış' diyerek soyunma odasına bir çanta getirdi. çantayı açınca beynimden vurulmuşa döndüm. f.bahçeli yöneticilerden birinin bize yolladığı çantanın içinden dolarlar fışkırıyordu. soyunma odasında birden hareketlenme oldu, nerdeyse bıraksam herkes çantanın üstüne atlayıp paraları orada paylaşacak. hepsine çok ağır hakaretler ederek çantayı kapattırdım.

    malzemeciye emanet ettim ve 'hayatımda böyle işlerin içinde olmadım. sizin sayenizde geldiğimiz noktaya bakın. bizim şerefimizin satılık olmaması gerekirdi. ama madem bu para geldi, en azından bunun dağıtımının nasıl olacağını ben belirleyeceğim. herkes duşunu alsın ve benden haber beklesin' deyip kapıyı vurup çıktım.

    neyse, ankara'ya döndük. çantadaki para sayıldı, içinde 300 bin amerikan doları vardı. 3 gün sabahlara kadar uyumadan ne yapacağımı düşündüm. aklımdan parayı alıp federasyona gitmek ve herşeyi anlatmak da geçti. ama cesaret edemedim.

    al parayı, at imzayı!

    sonra 300 bin doları nasıl dağıtacağımın yöntemini buldum. beyaz bir dosya kağıdı aldım. madem böyle bir şerefsizliğin içindeydik, gelen paradan gariban çaycının bile faydalanmasını sağlayacak bir metot geliştirdim. sayfanın başına 'teşvik primi alanlar' diye yazdım ve her futbolcunun adını alt alta sıraladım. ben ve antrenörlerim bu paraya hiç dokunmadık ama malzemeciye, masöre, çaycıya, tesislerdeki bekçiye varıncaya kadar herkesi bu işten nasiplendirmeliydim. futbolcuları teker teker evime çağırdım ve paylarını dağıttım. adam başı 15 bin dolar civarında bir para düşüyordu. parasını her alan, kendi adının yanındaki boşluğa imzasını attı. mesela cafer 'ben o şerejsizin evine gidip para almam. hakkımı yollasın' demiş, onunkini de takım arkadaşlarından biri götürdü. ama yine ona da imzayı attırdım. bu parayı son dolarına kadar dağıttım, sonra da beyaz dosya kağıdını evimde sakladım.

    bu 'beyaz dosya kağıdına imza attırma işi'ni niye yaptım biliyor musun? teşvik primine madem benim dahlim olmadan karıştılar, ben de onları yakacak bir belgeyi elimde sigorta olarak tuttum."

    işte telegol'ün geçen yıl cafer aydın'ı konuşturarak başlattığı teşvik primi skandalının gerçek perde arkası bu...

    300 bin dolarlık teşvik primini yollayan f.bahçeli bir yönetici...

    alan ve aldıkları paranın karşılığında boş bir kağıda imza atan a.güçlü futbolcular...

    ve bu belgeyi o günden beri saklayan teknik direktör ersun yanal...
  • 3
    fenerbahçe ile puan puana götürdüğümüz lig mücadelesinde ali sami yen de yenilerek şampiyonluğu kaybettiğimiz maç.

    yıllar sonra bu maçta ankaragücünde oynayan (bkz: cafer aydın) medyaya 500.000 usd teşvik primi aldıklarını, teknik direktörleri ersun yanal'ın adil biçimde bu primi dağıttığını açıklamıştır.

    faruk süren'in ayağını kaydırmak için bir takım "galatasaraylı" abilerinden akıl almış emre ve okan'ın galatasarayın mağlup olması için ellerinden geleni ardlarına koymadıkları gerçeği de gözden kaçırılmamalıdır. kısacası alçaklık ve ihanet dolu maçtır.

    tarihsel önemi ise ertesi gün oğlumun doğumuna (14 mayıs 2001) sevinmemi engelleyen maç olmasıdır.
  • 46
    okan buruk'un maçın henüz 33. dakikasında takımımızı 10 kişi bırakmasıyla zihinlerde yer eden maç. bazı şeyler vardır ne kadar zaman geçerse geçsin unutamazsın. sen de çoğu galatasaray taraftarının aklında bu şekilde kaldın okan. önceki yıllarda yaptıkları felan hiç umrumda değil. zaten babasının hayrına da yapmamıştı onları, bedavaya oynamadı. ayağı kırılınca kaybolup gidebilirdi ama sahip çıkıldı. şu maç varya okan buruk şu maç... sen ve ekürin emre'nin başını çektiğiniz yeniçerilik ocağınızın tüm sezon boyunca yaptıklarının son damlasıydı bu lanet maç. her şey normal seyretseydi belki de bu maça şampiyon bile çıkabilirdik. o derece iyi bir takımdık o sezon. galatasaray tarihinde 1 adet şampiyonluktan çok daha anlamı vardı kaçan bu şampiyonluğun. tam 5 defa üst üste şampiyon olacaktık.

    o haftanın puan durumunu ve sezon için uygulanan averaj sistemini de yazarsam şu maçın ne kadar pis bir kayıp olduğunu daha iyi anlayacağız: ligin 32. hafta mücadelesi ve haftaya fenerbahçe ile aynı puanla giriyoruz, puanlar her iki takımda 67, averajlarda ise 1 gol gerideyiz, bitime 3 hafta var ve atılan yenilen gol averajına bakılan bir sistem var o sezon... görüntü çok net kısaca. bazı nedenlerden dolayı resmen şampiyonluğu ellerimizle vermişiz.

    parken'de yarım giydiğin kramponunla koşarken değil de 2000-2001 sezonunda yaptıkların ve şu maç ile hatırlayacağım okan buruk seni. inşallah bir adnan polat daha çıkmaz bu kulüpten de bir daha adım atamazsın içeri.
  • 1
    ankaragücü'nün 2-1 kazandığı turkiye birinci ligi 2000 2001 sezonu 32. hafta maçı. ankaragücü 10. dakikada faruk namdar, 61. dakikada da rogerio ile 2-0 öne geçmiş; 63. dakika'da hasan şaş'ın golü skoru değiştirmekten öteye gidememiştir. nazarımda okan buruk ve emre belezoğlu isimlerini silmiş olan maçtır. her ne kadar daha sonraları o maçla ilgili teşvik primi iddia ve itirafları ortaya çıktıysa da kaybedilmesinin tek sebebi galatasaray takımının sahadaki haliydi. kariyerlerinin son demlerini yaşayan gheorghe hagi, gheorghe popescu ve ikinci yarının ortalarında sahaya girip golünü atan hasan şaş dışında maçı kazanmaya niyetli kimse yoktu. o günlerde kapağı italya'ya attıkları sağır sultan tarafından bile işitilmiş olan emre ve okan maça ilk 11'de çıkmış; kendini attırmak için çırpınana okan 33. dakika'da kırmızı kart görmüş, emre ise 90 dakikada sahada kalırken rahat tavırlarıyla dikkat çekmişti.
  • 58
    çarşaf çarşaf itirafları olmasına rağmen yok sayılan maçlardan biri. fenerbahçe'nin 5 yıl sonra kazandığı ilk, tarih itibarı ile son 12 yıldaki ikinci şampiyonluğu olduğu için olsa gerek o sezon hep güzellemelerle anılır. ersun yanal'ın ve cafer aydın'ın farklı tarihlerde anlattığı bir bond çanta dolusu şike parası sayesinde köpek gibi oynayan ankaragücü'ne ek olarak okansız da yarım saatte gördüğü iki sikindirik sarı kart ile kendi kendini arttırarak bunların ekmeğine bal sürmüştür. emre ise hem okanla arasındaki ilişki hem de ikisinin birden inter'e gitmesi sebebiyle gümbürtüye gitmiştir.

    şimdi imkan olup sorsan hem bizimle görüşmediler hem de taraftarın önüne attılar derler...
  • 55
    işin teşvik primi kısmına ve okan buruk'un yaptığına hiç değinmeden şunları söyleyeyim. galatasaray'ın hiç tarzı olmayan bir şekilde şampiyonluk verdiğimiz senedir. 31. haftaya 3 puan önde giriyoruz. önce fenerbahçe'ye deplasmanda yeniliyoruz, puanlar eşitleniyor. ikili averaj sistemine henüz geçilmemiş, yani hala genel averajla fenerbahçe'yi geçme şansımız varken bu maçı da trajik bir şekilde kaybediyoruz. son hafta ise fenerbahçe'nin samsun'da yenik duruma düşmesiyle ümitlensek de fenerbahçe 3-1 yapıp şampiyonluğa yürüyor. o günle ilgili üzüntüm ise hagi'yi efsane bir gol attığı o son trabzonspor maçında şampiyonlukla uğurlayamamaktı.
  • 34
    tarihin en kirli maçlarından biri. galatasaray'ın 5.sene üst üste şampiyonluğu bu maçla çalınmıştır.

    edit: istiyorsa tarihin en iyi galatasaray'ı olsun ben primi yediği için sahada kendini yırtan adamlara karşı niye kazanmak zorunda olayım? maçın normal şartlarda oynanmamasını sağlayan kim varsa, şampiyonluğumuzu çalmıştır. içerden maçı satanlara girmiyorum bile.
  • 61
    koca sezona çakılan çivi olmuştur. benim yaşım bu maçı da o sezonu da tamamen hatırlamaya yeter vaziyettedir.

    emin olun biz taraftar kadar kimsenin umrunda olmuyor galatasaray... dönemin başkanı faruk süren ile başlayıp okan buruk'a kadar uzanan bir boş vermişlik zincirinin son halkasıdır bu maç. kin tuttuğumuz vs. yok; çok ama çok büyük bir hayal kırıklığımız var. bir önceki sezon avrupa'nın devi olan ekip kıytırık ligi sallamamış ve belki de en az 10 senelik bir dominasyonu kaçırmıştır.

    ne oldum değil, ne olacağım diyeceksin... o efsane başkan fatih terim ile sözleşme uzatma konusunda istekli davranmamış, o fatih terim kalmak için isteksiz olmuş ve hatta sezonun ortalarında italyanca öğrenmiş ve daha haziran başında fiorentina'ya gitmiş, emre belözoğlu'su, okan buruk'u, hakan ünsal'ı vs. kendi hesaplarına göre galatasaray'ı küçümsemiş ve gitmişlerdi.

    2000- 2001 sezonu bu maç ile satılmadı yanlış anlaşılmasın. sezon boyunca zaten jardel'i bahane ettiler, para alamıyoruz dediler vs. güzelce yeniçerilik yaptılar. güzelim seri bitti...

    kabahatli biz olduk şimdi; hatırlayanlar. benim içime hiçbiri sinmiyor. ne faruk süren ne fatih terim ne de oyuncular. ama galatasaraylıyız sonuçta... okan buruk tek başına bu maçın da sezonun da katili değil elbet. bizimki belki de patlamadır. okan'a ya da emre'ye patlıyoruz. kim bilir belki de kolayımıza geliyor...

    bir ara dönmüş galatasaray'a okan deniyor. dönsün abi ne değişir, onun 2 sene daha oynaması bizi avutur mu? ha bugün gelsin okan buruk hocalık yapsın vallaha sonuna kadar desteklerim. hiç sorun değil, yeter ki galatasaray başarılı olsun. ama bu demek değil ki okan bizim için saftır, temizdir; tıpkı yukarıda saydığım kişiler gibi...

    sadece unutmuyoruz, zorumuza gitmiş yav ne var bunda. düşman bellediniz bizi. zorumuza gitme sebebi de galatasaray... sonuçta bu adam benim adıma oynanan bir maçta kırmızı görmedi ya!
  • 53
    ilahi adalet, bu maçın sorumlusundan asıl hesabı tam 5 yıl sonra sormuş ve tarihinde ilk kez üst üste beşinci kez şampiyon olması bir 13 mayıs günü engellenen galatasaray bu maçın rövanşını talihin yardımıyla 14 mayıs 2006 denizlispor fenerbahçe maçıyla almıştır. hemde cümle aleme ibret olacak bir sonla. ve tarih o gün inadına 14 mayıs'tır.
  • 32
    sizin hatirlatacaginiz maca...

    okan ve emre'nin takimi, hakemlerin maci satmasindan dolayi kaybettigimiz mactir.

    buyuk galatasarayli hagi mactan haftalar once okan ve emre'nin kadro disi birakilmasi gerektigini soyluyormus, takimi sabote edecekleri icin. adam her zamanki gibi hakli cikmisti. maci stadda izliyorduk, yanimizda besiktasli bir arkadasimiz da vardi. adam bile maci nasil kaybettik anlamadi, macin saibeli oldugu ayan beyan ortadaydi.

    hic o zamanki durumla simdikini kiyaslamayin. ayni anda hem bizim takimda iki oyuncuyu hem de hakemi satin almadiklari muddetce oylesine berbat bir mac tekrar yasanmaz. ha kaybederiz kazaniriz o baska bir sey. ama kendi icinde bulundugu takimi satacak kadar oyanin cocugu bir futbolcunun icimizde olduguna inanmiyorum.
App Store'dan indirin Google Play'den alın