• 5 gün kalan maç.

    https://gss.gs/xPh.jpg

    (bkz: sezonun en önemli maçı)

    5 mayıs 2019 galatasaray beşiktaş maçının coşkusunun geceden bitmesi ve hemen bu maçın konuşulmaya başlanması bizim bu şampiyonluğa inancımızın göstergesidir.

    gevşemek yok. hala hiçbir şey kazanmadik.

    kazandığımız tek şey liderlik ve avantaj.

    bir maçla ki o maç bu maç oluyor, şampiyonluğu kaybedebileceğimiz gibi, bu maçla 19.05'te şampiyonluk maçına çıkıyor olabiliriz.

    yeter ki bu maçı kazanalım.

    (bkz: hedef 22)

    (bkz: kon2antra2yon)

    sen şampiyon olacaksın!
  • 4 gün kalan maç.

    https://gss.gs/rdG.jpg

    (bkz: sezonun en önemli maçı)

    bir kere yine aynı şey yapılıyor bu tuzağa kimse düşmesin.

    5 mayıs 2019 galatasaray beşiktaş maçından sonra bir rehavet durumu oluşmasın.

    herkes bizi şampiyon ilan etti bile. yok öyle bir şey. sadece lider olduk ve avantaj yakaladık.

    aynı ciddiyetle rize'ye gidip kazanmamız lazım. kazanacağız kazanmak için her şeyi yapacağız!

    -----

    kazandığımız anda 19 mayıs 2019 günü atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramında, kurtuluş savaşının 100. yıl dönümünde şampiyonluk maçına çıkıyoruz.

    bundan büyük motivasyon olur mu?

    -----

    hiç son maç stresi yaşamadan kimseyi umitlendirmeden çıkıp 50 bin aslan taraftarımız önünde şampiyonluk kupası kaldırmak muhteşem olmaz mı?

    son şampiyonluklarimiza bir bakin;

    2018- 19 mayıs 2018 göztepe galatasaray maçı, izmir deplasmanında şampiyonluk turu.

    2015- 24 mayıs 2015 galatasaray beşiktaş maçında evimizde besiktas'i yendik ama fener bizden sonra oynadığı için 1 gun sonra evde tv basinda şampiyonluk kutladık.

    2013- 5 mayıs 2013 galatasaray sivasspor maçı, evimizde şampiyonluk turu attık.

    2012- 12 mayıs 2012 fenerbahçe galatasaray maçı, kadıköy şampiyonluğu.

    son yıllarda doya doya iç sahada şampiyonluk turu atamadi şu takım ve fatih terim.

    rize'yi yenelim ve bu şansı yakalayalım.

    19 mayıs 2019 galatasaray başakşehir maçında da emre'sini ayrı, avcı'sını ayrı gömelim sahaya!

    yargımızı kendimiz dağıtalım!

    (bkz: hedef 22)

    (bkz: kon2antra2yon)

    sen şampiyon olacaksın!
  • 3 gün kalan maç.

    https://gss.gs/UUA.jpg

    (bkz: sezonun en önemli maçı)

    kazandığımız anda 33. haftada şampiyonluk maçına çıkıyoruz. (bkz: 19 mayıs 2019 galatasaray istanbul başakşehir maçı)

    34. haftayı hiç düşünmeden kendi evimizde şampiyonluk turu atma şansı yakalayacağız.

    younes belhanda sarı kart cezalısı olduğu için bu maçta olmayacak. inşallah başka da eksiğimiz yok. mitroğlu'nun son durumu nedir bilmiyorum ama yüksek ihtimalle kadroya alınmayacaktır.

    rize'de ise aatıf sakatlığı sebebiyle olmayacak gibi. cezalıları yok. vedat muriqi grip olmuş ama maça daha çok var, iyileşir.

    5 mayıs 2019 galatasaray beşiktaş maçını kazanarak bu maç öncesi ciddi bir avantajı ve liderliği kaptık. allah korusun rize'de kaybetsek bile evimizde ibfk'yı yendiğimizde tekrar lider olup, son maçı da kazanınca şampiyon olabiliyoruz. onun rahatlığının maça da yansıyacağını düşünüyorum. iyi anlamda tabii.

    sezonun en önemli maçı falan dedim de aslında tam olarak öyle de değil, bizi 33. haftada şampiyonluk maçına çıkarma şansı ve sivas'ta son maç stresi yaşamamıza mani olması tabii ki çok önemli ama biz bu maçı kazansak da kaybetsek de zaten 19 mayıs 2019'da ibfk'yı arena'da yenmeliyiz. rize'yi yenersek, ibfk'ye karşı beraberlik de işi son haftaya bırakma şansı elde etmiş oluyoruz ama sivas deplasmanına kazanmak zorunda gitmek istemiyorum, o stresi yaşamayalım, evimizde bu işi bitirelim istiyorum.

    bu maç şimdi değil de daha önce olsaydı, rize'deki meşhur kamera açısı, saha ve tribün yapısı direkt puan kaybı demekti zaten. hiç sevmiyorum bu stadı ama konya stadını seviyoruz da ne oldu, gittik en kolay deplasman dedik, berabere kaldık geldik.

    konya'daki pozitif durum bu sezon bittiyse, rize'deki negatif durum da bu sene bitmeli, kazanmalıyız, kazanacağız, kazanmak için her şeyi yapacağız ama netice ne olursa olsun... tamam sakinim :(

    rize orta sahada kaptığı toplarla kontra ataktan gol atmaya yatkın bir oyun oynuyor. konya takımı gibi kapanan değil, oynamayı seven bir takım, kendi evinde de kazanmak isteyecektir. 4 puan geride olsalar da lig 5. liği iddiaları devam ediyor.

    bunun motivasyonu olacaktır elbette. gitti-geldili ve gol pozisyonuna girdiğimiz, gol pozisyonu verdiğimiz bir maç olma ihtimali yüksek. rize'de yetenekli oyuncular var, kanatları da etkili.

    gündüz maçı olması konsantrasyonumuzu bozmazsa daha yetenekli ve kaliteli takımımızla inşallah diagne ve diğer oyuncularımız da gününde olursa kayıpsız döneriz. bu maçtan 4 gün sonra türkiye kupası finali ve ondan 4 gün sonra da şampiyonluk maçına çıkacağız.

    enerjimizi de doğru kullanmalıyız.

    nedense içimde bir ferahlık var. inşallah doğru oyunla kazasız belasız, cezasız bu maçı atlatırız ve haftaya şampiyonluk maçına, hesap kesme maçına çıkarız.

    (bkz: hedef 22)

    (bkz: kon2antra2yon)

    sen şampiyon olacaksın!
  • 2 gün kalan maç.

    https://gss.gs/Rae.jpg , https://gss.gs/b7s.jpg

    (bkz: sezonun en önemli maçı)

    öyle bir maç ki bu maçı kazandığımız takdirde hiçbir başka şeye bakmadan önümüzdeki 2 resmi maçı da kazandığımızda sezonu çifte kupayla kapatmış olacağız.

    koskoca bir sezonun emeğinin, çilesinin karşılığını alma vakti, ödülleri toplama vakti geldi!

    (bkz: hedef 22)

    (bkz: kon2antra2yon)

    sen şampiyon olacaksın!
  • 1 gün kalan maç.

    https://gss.gs/EtE.jpg

    (bkz: sezonun en önemli maçı)

    eveeeet... yine karabüklü iş adamları muhabbeti gibi bir yere geldik...

    rize başkanı "avrupa'ya gidemesek bile galatasaray'ı yenmek istiyoruz, onları yenmek avrupa'ya gitmek gibi" açıklaması yaptı. okan buruk "galatasaray'ı yenip, 5. olacağız" dedi. (3 hafta kala, 5. ile 4 puan fark ve arada 3 takım var)

    tabii ki kendilerince haklılar ama bu maçı nedense bir ölüm kalım maçı haline getirip, tüm şehri konsolide etmeye çalışmak falan, bunları görünce daha bir ay önce beşiktaş'tan 7 yerken* neredeydiniz diyesi geliyor insanın? o zaman yok muydu 5.lik iddianız?!

    keza konyaspor da aynı şeyi yaptı. kimsenin maç satmasını beklediğimiz yok, çıkıp herkesi her yerde yenecek gücümüz var zaten yoksa şampiyon olmayalım ama bizim maçlara özgü primler, hırs yapmalar falan etik olmuyor.

    zaten rize'nin çoğu fenerlidir biliyoruz da, devran döner nasıl olsa, onu da bilin. bu gereksiz hırslar bir gün ters teper.

    bu şehir bunu unutmaz :p

    neyse efendim, inşallah hocamızın ve takımın hırslanması ve daha da konsantre olmasına yardımcı olur.

    artık gündüz maçıymış, kamera açısıymış, küçük statmış, bahane yok.

    lider geldik, lider döneceğiz.

    bu maçtan 4 gün sonra kupada, 8 gün sonra da ligde şampiyonluk maçına çıkacağız. şu saatten sonra ekstra ne motivasyon olabilir ki?

    başkalarının layık görmediği ödülleri değil, gerçek ödülleri kazanma zamanı geldi!

    (bkz: hedef 22)

    (bkz: kon2antra2yon)

    sen şampiyon olacaksın!
  • ortaokula gittiğim senelerdi, sabahçıydık ve öğleden sonralar akşama karanlığına kadar top oynadığımız özlenesi müthiş zamanlardı. galatasaray için de güzel günlerdi, show tv reklamlı, umbro markalı parçalı formalarla kalli'nin okan, mustafa, tugay, suat, hakan, hamza gibi genç oyuncularla yusuf, falko, stumpf gibi tecrübelileri bir arada buluştuğu kadrosu o sene yüzümüzü güldürüyordu. yine bir gün okuldan çıkmıştık da, çarşambaları yaptığımız mahalle maçını ertelemiştik, galatasaray'ın trabzon'la kupa maçı vardı, şifre filan yoktu o zaman televizyonda, canlı yayın vardı, doyasıya izlerdik maçları. her zamanki gibi galatasaray yine iyi başlamıştı, "papen" mustafa ile de golü bulmuştu bordo-mavili rakibi karşısında ve rövanş maçında rahatlamak için daha fazlasını ararken o zamanlar "cim bom bomun öz evladı" dediğimiz "bücür" okan'ın acı feryadı spikerin sözcüklerini boğarak evlerimize kadar yankılandı. ayağı kırılmıştı okan'ın, göz bebeğimizin, genç yıldızımızın... top oynarken, komşunun bahçesinden ayva aşırırken bizim de oramız buramız çizilirdi de "kırık" nedir bilmezdik, o gün ekran başında yaşadık okan'la birlikteo berbat duyguyu, onun acısı bizim acımız oldu, bugün bile o pozisyon dün gibi gözümün önündedir...

    cumartesi günü rize'de maçın 67. dakikası oynanırken emre akbaba ile samudio'nun yerde kaldığı pozisyonda hakem oyunu durdurduktan sonra muslera'nın çırpınışlarını görünce, tugay ve yusuf'un okan'ın ayağını tutup can havli ile doktorları çağırmasını anımsadım. kaderin cilvesi ya, emre akbaba'nın ayağının kırıldığı maçta rakip takımın hocası da "bücür" okan buruk'tu, maçı televizyondan yorumlayan da tugay kerimoğlu. pek fazla söze karışmayı sevmeyen tugay zaten o pozisyondan sonra iyice sustu, onun için maç o dakikada bitti, bu sakatlığın ne anlama geldiğini çok iyi biliyordu. okan buruk da saha kenarında pek tabii ki üzülmüştür, kendi yaşadıkları gözlerinin önüne gelmiştir... yayıncı kuruluşa neler söyledi bilmem de basın toplantısında emre'ye geçmiş olsun dileyerek başladı ve sonrasında hakem konuştu durdu. oysa, "ayağı kırılmış ve belki de futbol hayatı tehlikeye girmiş bir oyuncunun yaşadığı acılar sıcakken, konuşulacak başka bir şey yoktur" deyip o masadan kalksaydı, insani tarafı ile takdir toplayacak, inter'e transferi öncesi yaşanılanlar ve ankaragücü maçında galatasaray formasına yaptığı vefasızlığı bir nebze bağışlayabilirdik...
    bizim düşündüğümüzü yapmadı, belki kendince başka şeyler konuşması gerekliydi, konuştu... onun düşüncesi, onun kişiliği...

    gencecik yaşta 1 sene kadar yeşil sahalardan uzak kalacak kadar kötü sakatlanıp, futbol hayatı bitme riski yaşanılan bir sakatlığın olduğu maçtan sonra sahada yaşanılanlar ikinci planda kalıyor, hatta insanın yazı yazası dahi gelmiyor. ki biz uzaktan bu kadar etkilenmişken, birlikte yemek yediği, aynı odayı paylaştığı, idmanlarda şakalaştığı, boş vakitlerde beraber zaman geçirdiği arkadaşlarının ruh halini hayal bile edemeyiz. rizespor'un attığı ikinci golde pırpır gibi her tarafa yetişen mariano'nun fil gibi ağır hareket etmesini, iki adım yanındaki arkadaşına pas atamayacak hale gelmesini başka nasıl açıklayabiliriz ki?

    en nihayetinde profesyoneldiler, oynanması gereken bir oyun vardı ve emre için kazanılmalıydı, hatta sadece rize'deki maç değil, son iki haftada da galip gelinip, aynı sezon ikinci defa ayağı kırılan emre akbaba'ya armağan edilmeliydi şampiyonluk... çok rahat kazanılacak maçı zora sokup, uzatmalarda da olsa kazandı galatasaray ve hastanedeki arkadaşının da acısını bir nebze hafiflettiler.

    peki maç sonunda rizespor-galatasaray maçıyla alakası olan olmayan yönetici, teknik direktör, gazeteci, televizyoncunun kopardığı fırtınaya ne demeli? "türk futbolunun kara gecesiymiş", rizespor'u doğramışmış hakem, lig şaibeliymiş, miş ve miş... ağzı olan konuşuyordu, akıllı telefonu olan sosyal medyaya veriyordu zehri...

    kötü bir maç yönetmişti serkan çınar çünkü koca sezon boyunca bir çok hakemin galatasaray aleyhine kolayca düdük çalıp, lehine olan anlarda ise üç maymunu oynadığı pozisyonlarda meslektaşları gibi pısırık davranmamış ve cesurca karar vermişti.

    kötü karar da vermişti serkan çınar... diagne'nin penaltı atışı esnasında senegalli oyuncunun yanına kadar rizeli bir futbolcu ceza sahasına erken girmişken atışı tekrarlattırmayıp maçın erken kopmasını önlemişti.

    kötü bir karar vermişti serkan çınar, onyekuru'nun ayağını vuran rakibinin hareketine penaltı verirken çünkü galatasaray-trabzonspor maçında marcao aynı şekilde rakibine vurduğunda penaltı çalmadı diye ümit öztürk'e düdük astıracak şekilde isyan edenlere şimdi "penaltı değil" diye naralar attırıp, niyetlerini meydana çıkardığı için...

    rizespor başkanı, yöneticisi, topçusu ve taraftarına da soralım, "nedir bu hırs, bu kin, bu nefret?" avrupa kupalarına gitme hedefinizi anlıyorum, maçı kaybedin de demiyoruz, federasyonun vereceği galibiyet primini de biliyoruz da maç öncesi rizespor başkanının soyunma odasına kadar inip, futbolculara galibiyet primi vaat etmesini, yeşil-mavili taraftarların sokaklarda "suriyedir galatasaray" diye tezahüratlarda bulunmasını, futbolcuların sahada ayak kıracak kadar sertleşmesini, bazı galatasaraylı yöneticilerin tribünde darp edilmesini, kulüp başkanının maçtan sonra "silahım olsa hakemi vururdum" diyecek kadar kontrolden çıkmasını inanın anlayamıyorum... geçen sene trabzon iç sahada bursaspor'a yenilerek rize'nin düşmesini sağladı da bu kadar "tehditvari" sözler duymadık televizyon ekranlarında. nedir bu galatasaray düşmanlığının sebebi?
    "kendi düşen ağlamaz" derler, galatasaray'ın şampiyonluk yolunda bir tekme atıp belki de başakşehir'e "kıyak" yapma amacınız var ama unutmayın seneye de bu ligdesiniz ve trabzon'un yaptığını pek ala galatasaray da yapabilir. o vakit hatırlarsınız bu günleri...

    gelelim diagne'ye... galatasaray'a transfer olacağı gün gomis'le akmerkez'de çekilmiş oldukları fotoğrafı anımsayanlar olacaktır. bir tarafta şık bir takım elbise içinde filinta gibi giyinmiş gomis, yanında bel çantalı, "çakma" benzeri nike eşofmanlar içinde diagne. birbirleriyle kıyafet konusunda tamamen zıt olan bu ikilinin, karakter yapılarının da zıt olduğunu fark ediyoruz seyrettiğimiz her geçen maç. balotteli'ye mi özeniyor, başka bir idolü mü var bilmiyorum ama senegalli golcünün karakter analizini yapmak oldukça zor. iyi niyetle sahada mücadele ediyor, arkadaşlarına alanlar açıyor, gol için çaba sarf ediyor da kimseyi takmayan ruh haline bürününce hiç de sempatik durmuyor. rizespor maçında ekranlara yansıyan sinan'la olan tartışmaydı ama esasen fatih terim'e de karşı gelmişti, hoca diagne'nin kaçırdığı ilk penaltıdan sonra penaltı atmasını istememişti.
    "eğer kendi varlığımı sevmezsem, yaşamaya nasıl devam ederim ki?" diyordu nikolay vasilyeviç gogol, bir delinin hatıra defteri'nde. "o penaltıyı atmazsam gomis'in rekorunu nasıl kırabilirim ki" demiş olmalı diagne ve topu kimseye bırakmamıştı. kazanmak için cesur olmalısın ve kazanan haklıdır derler, golü atıp, arkasından da galibiyet golünü rizespor filelerine yollayınca herkesi susturdu. tam tersi olsaydı, bugün maçın hakemi değil, diagne konuşur olurdu.
    konya ve rize deplasmanlarında gördük ki diagne, mariao jardel gibi tek vuruşluk santrafor. iyi orta gelirse vuruşu yapar, rizespor'a attığı üçüncü gol gibi tabelayı değiştirir ama top sürüp, kaleciyi geçmesini beklemek "polyannacılık" olur. o konuda eksiklikleri maalesef ki var.

    rize'de "kazanmak ya da kaybetmek" başakşehir maçı açısından çok bir şey değiştirmeyecekti, zira şampiyon olmak için her şartta başakşehir'i yenmek gerekiyordu, bu galibiyet sadece galatasaray için sivas deplasmanına gitmeden şampiyonluk kutlama şansı sağlamış oldu. lakin pazar gecesi yapılacak olan "lig finalinden" önce galatasaray'ın akhisar ile oynayacağı bir kupa finali var ve futbolcular önce türkiye kupasını, sonra da lig şampiyonluğunu bir hafta içinde kutlayabilirler. ama cumartesi günü maçtan sonra yaşanılanları görünce bu haftanın kolay geçmeyeceği ve başakşehir maçının hakemini etkilemek için rakiplerin dört kolla çabalayacağı açık bir gerçek...

    maçtan fotoğraflar ve kaynak için link:
    https://ultrasmovement.blogspot.com/...r2-3galatasaray.html