• 3
    (alinti: 1959 yılı profesyonel liglerin başladığı ilk sezondu. o güne değin amatörlükle profesyonelliğin içiçe yürüdüğü futbol artık tamamen profesyonel bir hale gelmişti. ve bu lig mücadelesinin ilk etabı iki gruba ayrılan takımların mücedelesiyle başlamıştı.
    galatasaray, kırmızı grupta birinci olurken fenerbahçe ise beyaz grupta birinci olmayı başaracaktı. o günkü statüye göre gruplarında birinci olan takımların iki maç üzerinden oynadıkları final sonrasında şampiyon belirlenecekti. iki takım 10 haziran 1959 günü dolmabahçe stadı’ında ilk maç için karşı karşıya geliyorlardı. tıklım tıklım tribünler önünde oynanan maçın 37. dakikasında metin oktay’ın çok sert bir şutu fenerbahçe kalecisi özcan arkoç’u geçtikten sonra ağlara gidiyordu. ancak bir müddet sonra topun kalenin arkasından dışarı çıktığı görülecekti. gol mü aut mu diye herkes birbirine bakarken topun ağları delerek dışarıya çıktığı anlaşılacaktı. ve bu golle galatasaray maçı 1-0 kazanacaktı. metin oktay ise spor yaşamı boyunca attığı pek çok golü aşan bir gole bu maçta imza atmış olacaktı. ) *
    http://www.galatasaray.org/...ihtebugun/10hazb.jpg

    ukteyi veren: marty (19/12/2008 21:23)
  • 4
    türkiye 1. ligi'nin ilk sezonunun finalindeyiz. ezeli rakipler ilk karşılaşmada rövanş için avantajlı bir skor almaya çalışacaklar. 37. dakikada metin oktay topla buluşuyor. kaleci özcan arkoç'a bakıyor ve şutluyor. ancak topu dışarıda görüyor seyirciler. topun içeri girdiğine yemin edebilirlerdi halbuki. yugoslav hakem markoviç'in bile kafası karışıyor ve sonra yapılan uyarılarla gerçeği fark ediyor. sahalarımızın taçsız kral'ı metin oktay'ın şutu ağları delmiştir. o sezon şampiyon fenerbahçe olur ama kimse bu golü unutamayacaktır.**
  • 8
    metin oktay'ın kendi kaleminden:

    "fenerbahçe'ye attığım ağları yırtan golüm çok konuşulmuştu. hikayesi ise şöyledir ; fenerbahçe ile oynayacağımız her maçın havası ayrı olurdu. 1959 yılının 10 haziran günü oynayacağımız milli lig'in ilk final maçının önemi çok büyüktü. futbol federasyonu bu kritik maça yugoslavya'dan hakem getirmişti. tansiyon yüksekti. maçtan bir gece önce çınar otel'de yugoslav hakemin üç fenerbahçeli yöneticiyle birlikte yemek yediği görülünce, istanbul'da kıyamet koptu. galatasaray kulübünün telefonları ihbarlarla inliyordu: ' maç çınar otel'de masa başında satıldı...yugoslav hakem fenerbahçe'yi galip getirmek için ne lazım gelirse yapacak!..'
    bunun üzerine galatasaray kulübü hakemin değiştirilmesi için federasyona başvurdu. hakem şaşırmıştı. ve ağlayıp sızlamaya başlamıştı. 'ne olur galatasaraylılar'a söyleyin böyle bir sebepten dolayı memleketime dönemem maçı namuslu bir şekilde yöneteceğim.'
    yöneticilerimiz bir toplantı yaptı, hakemi kabul etti ve o yugoslav hakemle iki takım maça çıktı. 10 haziran 1959... dolmabahçe stadı yükünü almış, ezeli mücadeleyi bekliyor. sıcağa rağmen tribünler herzamanki gibi rengarenk... oyun hızlı başlamıştı. maçı mutlaka kazanmak istiyorduk. çok hırslıydık... turgay uzun bir degaj yaptı. boş top, ceza sahasının üstüne süzülmüştü. topa kaleci özcan arkoç ile birlikte yükseldik.
    özcan topa uzanabilmek için adeta benim sırtıma tırmanmıştı.. çok yükselmiş, bu sebepten de dengesini kaybetmişti. ikimiz birden yere düştük. özcan anlayamadığım bir şekilde kıvranmaya başladı.
    o anda fenerbahçe tribünleri benim özcan'a vurduğumu zannederek küfretmeye başlamıştı. o çirkin tezahüratın ilk defa muhatabı oluyordum. şaşırmıştım ve utanmıştım. suçlu olmamama rağmen utanmıştım. o sırada yanıma fenerbahçeli nazi erdem ve basri dirimlili geldiler. ikisi de çok sevdiğim arkadaşlarımdı.
    benim kasıtlı bir hareket yapmayacağımı benden iyi bilirlerdi. ben onlarla konuşurken birden diz kapağıma bir tekme yedim. acıyla tekmeyi vurana baktım. bana vuran, kendine fenerbahçe'de yer edinmeye çalışan avni idi. o acıyla ben de avniye bir yumruk attım. yumruğu avni'nin suratına indirince saha karıştı. antrenörümüz george dick, eşfak aykaç, muzaffer bozok ve menajerimiz osman incili beni olaylardan sıyırıp saha dışına götürmeye çalışıyorlardı. o kargaşa arasında yöneticimiz muzaffer bozok ile osman incili yugoslav hakeme kızıyorlardı. aradan iki üç dakika geçmiş, saha boşaltılmıştı. yugoslav hakem hışımla yanıma yalaştı ve saha dışını gösterdi. o güne kadar hiçbir hakemden bu kararı duymadığım için neye uğradığımı şaşırmıştım. hırsımdan ağlıyordum. sahadan çıkmadan önce gidip ffenerbahçe tribünü önünde çakıldım. ben gidince onlar da şaşırdı. biraz önce o çirkin kelimeleri bana layık gören insanlardı onlar. durdum. bir baştan bir başa o tribünleri süzdüm. sonra eğildim ve bana küfedenleri selamladım.
    ortalık sakinleşmişti. ben soyunma odasına gitmeye kara verirken suat, turgay ve diğer arkadaşlarım kolumdantutup 'dur,hakem kararını değiştiridi galiba" dediler.
    oyun duralı 7 dakika olmuştu ve 7 dakikadan sonra yugoslav hakem beni sahadan atmaktan vazgeçmişti. karar değişince fenerbahçeli futbolcular kahroldular.
    bundan sonra yüzbinleri ağlatan tek golü ben atacaktım. 37.dakikada ağları parçalayan bazukayı fenerbahçe kalesine ben yolluyordum. allah'ım rüya gibiydi sanki o an...
    nuri bir pas atmıştı, sola doğru kaçtım. osman hızla üzerime geldi, onu atlatmak benim için zor olmadı. aut çizgisine kadar gittim sol ayağımı çizgiye dayayıp topu kepçeledim. en büyük korkum naci idi. naci erdem ekseri bu toplara çift dalardı. fakat ondan da sıyrıldım. evet, önümdeki topa çok dar açıdan vurmak zorundaydım. bu bir an meselesiydi. bu kısa zaman içinde başımı kaldırdım ve kale içinde bir noktaya tüm kuvvetimle vurdum. kaleci özcan, köşeyi kapatmıştı. buna rağmen top hızla kaleye girdi. inanın topun baktığım noktadan dışarı çıktığını ve ağları parçaladığını sonradan öğrendim. golden sonra arkadaşlarımın sırtındaydım. tribünlerden 'cim bom bom..." sesleri yükseliyordu. halbuki hakem de dahil, golü dolmabahçe satdındaki kimse farketmemişti. hakem önce aut vermiş, sonra parçalanmış ağları görünce gole hükmetmişti. maçtan sonra fenerbahçe'nin eski kaptanlarında fikret arıcan 'vallahi azizim bizim zamanımızda topa en iyi vuran adam bekir'di, ama itiraf edeyim ki metin daha iyi vuruyor...' diyordu . "

    not: mail yolu ile ulaştığımdan dolayı kaynak gösteremiyorum.